Fussilet Sûresi25. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (25 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وقيضنا | ق ي ضGYŽ | ve ḳayyeDnā | ve biz musallat ettik | And We have destined |
| 2 | لهم | — | lehum | onlara | for them |
| 3 | قرناء | ق ر نGRN | ḳuranā'e | birtakım arkadaşlar | companions |
| 4 | فزينوا | ز ي نZYN | fezeyyenū | süslü gösterdiler | (who) made fair-seeming |
| 5 | لهم | — | lehum | onlara | to them, |
| 6 | ما | — | mā | bulunanı | what |
| 7 | بين | ب ي نBYN | beyne | onların önlerinde | (was) before them |
| 8 | أيديهم | ي د يYD̃Y | eydīhim | onların önlerinde | (was) before them |
| 9 | وما | — | ve mā | ve bulunanı | and what |
| 10 | خلفهم | خ ل فḢLF | ḣalfehum | arkalarında | (was) behind them, |
| 11 | وحق | ح ق قḪGG | ve Haḳḳa | ve gerekli oldu | and (is) justified |
| 12 | عليهم | — | ǎleyhimu | kendilerine | against them |
| 13 | القول | ق و لGVL | l-ḳavlu | söz | the Word |
| 14 | في | — | fī | among | |
| 15 | أمم | ا م مEMM | umemin | topluluklarına | nations |
| 16 | قد | — | ḳad | (that have) passed away | |
| 17 | خلت | خ ل وḢLV | ḣalet | gelip geçmiş olan | (that have) passed away |
| 18 | من | — | min | before them | |
| 19 | قبلهم | ق ب لGBL | ḳablihim | kendilerinden önce | before them |
| 20 | من | — | mine | -den | of |
| 21 | الجن | ج ن نCNN | l-cinni | cin(ler)- | the jinn |
| 22 | والإنس | ا ن سENS | vel'insi | ve insan(lardan) | and the men. |
| 23 | إنهم | — | innehum | çünkü onlar | Indeed, they |
| 24 | كانوا | ك و نKVN | kānū | idiler | were |
| 25 | خاسرين | خ س رḢSR | ḣāsirīne | ziyanda | losers. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وقيضنا لهم قرناء فزينوا لهم ما بين ايديهم وما خلفهم وحق عليهم القول فى امم قد خلت من قبلهم من الجن والانس انهم كانوا خسرين
Arapça (Harekeli)
وَقَيَّضْنَا لَهُمْ قُرَنَاءَ فَزَيَّنُوا لَهُم مَّا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَحَقَّ عَلَيْهِمُ الْقَوْلُ فِي أُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِم مِّنَ الْجِنِّ وَالْإِنسِ إِنَّهُمْ كَانُوا خَاسِرِينَ
Transliterasyon
Ve kayyadnâ lehum kurenâe fe zeyyenû lehum mâ beyne eydîhim ve mâ halfehum ve hakka aleyhimul kavlu fî umemin kad halet min kablihim minel cinni vel ins|i|, innehum kânû hâsirîn|e|.
Transliteration (Eng.)
Waqayya<span class="u">d</span>n<span class="u">a</span> lahum quran<span class="u">a</span>afazayyanoo lahum m<span class="u">a</span> bayna aydeehim wam<span class="u">a</span> khalfahumwa<span class="u">h</span>aqqa AAalayhimu alqawlu fee omamin qad khalat minqablihim mina aljinni wa<span class="b">a</span>l-insi innahum k<span class="u">a</span>noo kh<span class="u">a</span>sireen<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve onlara öyle arkadaşlar hazırladık ve verdik ki önlerindeki dünyâ işlerini ve artlarındaki âhireti inkâr etmeyi bezediler onlara ve onlardan önce, cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş ümmetler arasında azap hükmünü hakettiler, şüphe yok ki onlar, ziyana uğrayanlardandı.
Ali Bulaç
Biz onlara birtakım yakın-kimseleri 'kabuk gibi üzerlerine kaplattık,' onlar da, önlerinde ve arkalarında olanları kendilerine süslü gösterdiler. Cinlerden ve insanlardan kendilerinden önce gelip-geçmiş ümmetlerde (yürürlükte tutulan azap) sözü onların üzerine hak oldu. Çünkü onlar, hüsrana uğrayan kimselerdi.
Bayraktar Bayraklı
Onlara birtakım arkadaşlar hazırlarız da onlar, bunların yaptıkları ve yapacakları bütün işleri kendilerine güzel gösterirler. Kendilerinden önce gelip geçmiş olan cinler ve insanlar için uygulanan ceza, onlara da gerekli olmuştur. Şüphesiz bunlar tamamen kaybeden bir topluluktur.
Diyanet İşleri
Biz onlara birtakım arkadaşlar musallat ettik de onlar önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bunlara süslü gösterdiler. Kendilerinden önce gelip geçmiş olan cinler ve insanlar için (uygulanan) azap onlara da gerekli olmuştur. Kuşkusuz onlar hüsrana düşenlerdi.*
Edip Yüksel
Geçmişlerini ve geleceklerini onlara güzel gösteren birtakım arkadaşları onlara atadık. Kendilerinden önce gelip geçmiş cin ve insan toplumları için gerçekleşen o söz kendileri için de geçerli oldu. Onlar kaybetmişlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Biz onlara birtakım arkadaşlar musallat ettik de onlar kendilerine önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini güzel gösterdiler. Böylece kendilerinden önce gelip, geçmiş olan cin ve insan toplulukları hakkındaki, azab sözü onlar için de hak oldu. Doğrusu onların hepsi de kendilerine yazık etmişlerdir.
Erhan Aktaş
Biz, onlara b ir takım yandaşlar musallat ettik. Yaptıklarını ve yapacaklarını onlara süslü gösterdiler. Cinn ve insten*, kendilerinden önce gelip geçmiş topluluklarda yürürlükte olan “söz”* üzerlerine gerçekleşti. Onlar hüsrana uğrayan kimselerdir.
Hakkı Yılmaz
Ve Biz onlara birtakım yaşdaşlarını/İblislerini kabuk gibi üzerlerine kaplattık, onlar da, önlerinde ve arkalarında [tüm çevrelerinde] olanları kendilerine süslü gösterdiler. Gelmiş geçmiş herkesten, kendilerinden önce gelip-geçmiş ümmetlerde yürürlükte olan “Söz”* onların üzerine hak oldu. Şüphesiz onlar, zarara/kayba uğrayıp acı çeken kimseler idiler.
Muhammed Esed
ve (Bize karşı isyankar olduklarından,) onlara (şeytanî dürtülerini) öteki kişilikleri (olarak) musallat ettik; ve bunlar, önlerine serilmiş olan ile, bilgi alanlarının dışında kalanı kendilerine güzel gösterdi. Ve böylece, kendilerinden önce gelip geçmiş olan diğer (günahkar) insan ve görünmeyen varlık toplulukları için geçerli olan (ceza) vaadi onlar için de geçerli olacak: kuşkusuz onlar(ın hepsi) hüsrana uğrayacaktır!
Mustafa İslamoğlu
Zira onların başına güdümüne girecekleri yoldaşlar musallat ettik; bunlar, önlerinde olanı da arkalarında kalanı da kendilerine süslü gösterdiler; işte böylece, kendilerinden önce gelip geçmiş olan görünür görünmez varlıklardan nice topluluklar hakkındaki vaad onlar için de gerçekleşmiş oldu: şüphe yok ki onlar, daima kaybeden taraf oldular.
Suat Yıldırım
Biz onların yanına birtakım arkadaşlar katarız. Bunlar, onların önlerinde ve arkalarında ne varsa yaptıkları her türlü işi süsler, cazip gösterirler. Böylece cinlerden ve insanlardan gelmiş geçmiş toplumlar hakkında yürürlükte olan cezalandırma hükmü, onlar hakkında da gerekli olur. Çünkü onların hepsi kendilerini hüsrana atmışlardı. [43, 36-37]
Süleyman Ateş
Biz onlara birtakım (kötü) arkadaşlar sardırdık. Onların önlerinde ve arkalarında bulunan herşeyi onlara süslü gösterdiler (yaptıkları işlerin güzel olduğunu söylediler). Kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin ve insan topluluklarına (uygulanan) söz, kendilerine de gerekli oldu (bunlar da azabı hak ettiler), çünkü hep ziyanda idiler.*
Şaban Piriş
Onlara yakın arkadaşlar musallat etmiştik de onlara önlerindekini ve arkalarındakini süslü göstermişlerdi. Kendilerinden önce geçmiş cin ve insan toplumlarına gerçekleşen azap sözü, bunlar üzerine de gerçekleşmişti de, onlar, hüsrana uğrayanlar olmuşlardı.
Yaşar Nuri Öztürk
Biz onları birtakım yakınlarla / dostlarla çevreleyip sardık da onlar, önlerinde ve arkalarında ne varsa bunlara süslü gösterdiler. Kendilerinden önceki cin ve insan ümmetleri için hak olan söz, bunlar aleyhine de hak oldu. Çünkü bunlar, hüsrana uğrayanlardı.
Edip-Layth-Martha
We assigned to them companions who adorned their present and past actions. Thus, the retribution has been deserved by them the same as previous nations of Jinn and humans; all of them were losers.
Muhammad Asad
for [when they became obli­vious of Us,] We assigned to them [their own evil impulses as their] other selves,* and these made appear goodly to them whatever lay open before them and whatever was beyond their ken.* And so, the sentence [of doom] will have fallen due upon them together with the [other sinful] com­munities of invisible beings* and humans that passed away before their time: verily, they [all] will indeed be lost!
Rashad Khalifa
We assign to them companions who adorn everything they do in their eyes. Thus, they end up incurring the same fate as the previous communities of jinns and humans, who were also losers.,
The Monotheist Group
And We assigned to them associates who adorned their present and past actions. Thus, the retribution has been deserved by them the same as previous nations of Jinn and mankind; all of them were losers.