Şura Sûresi48. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (27 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فإن | — | fein | eğer | Then if |
| 2 | أعرضوا | ع ر ضARŽ | eǎ'raDū | yüz çevirirlerse | they turn away, |
| 3 | فما | — | femā | then not | |
| 4 | أرسلناك | ر س لRSL | erselnāke | biz seni göndermedik | We have sent you |
| 5 | عليهم | — | ǎleyhim | onların üzerine | over them |
| 6 | حفيظا | ح ف ظḪFƵ | HafīZen | bekçi | (as) a guardian. |
| 7 | إن | — | in | değildir | Not |
| 8 | عليك | — | ǎleyke | sana düşen | (is) on you |
| 9 | إلا | — | illā | başkası | except |
| 10 | البلاغ | ب ل غBLĞ | l-belāğu | duyurmaktan | the conveyance. |
| 11 | وإنا | — | ve innā | elbette biz | And indeed, |
| 12 | إذا | — | iƶā | zaman | when |
| 13 | أذقنا | ذ و قZ̃VG | eƶeḳnā | taddırdığımız | We cause to taste |
| 14 | الإنسان | ا ن سENS | l-insāne | insana | [the] man |
| 15 | منا | — | minnā | bizden | from Us |
| 16 | رحمة | ر ح مRḪM | raHmeten | bir rahmet | Mercy, |
| 17 | فرح | ف ر حFRḪ | feriHa | sevinir | he rejoices |
| 18 | بها | — | bihā | ona | in it. |
| 19 | وإن | — | vein | ama eğer | But if |
| 20 | تصبهم | ص و بṦVB | tuSibhum | başlarına gelirse | befalls them |
| 21 | سيئة | س و اSVE | seyyietun | bir kötülük | evil, |
| 22 | بما | — | bimā | dolayı | for what |
| 23 | قدمت | ق د مGD̃M | ḳaddemet | öne sürdüğü işlerden | have sent forth |
| 24 | أيديهم | ي د يYD̃Y | eydīhim | ellerinin | their hands |
| 25 | فإن | — | feinne | şüphesiz hemen | then indeed, |
| 26 | الإنسان | ا ن سENS | l-insāne | insan | [the] man |
| 27 | كفور | ك ف رKFR | kefūrun | nankör olur | (is) ungrateful. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
فان اعرضوا فما ارسلنك عليهم حفيظا ان عليك الا البلغ وانا اذا اذقنا الانسن منا رحمة فرح بها وان تصبهم سيئة بما قدمت ايديهم فان الانسن كفور
Arapça (Harekeli)
فَإِنْ أَعْرَضُوا فَمَا أَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَفِيظًا إِنْ عَلَيْكَ إِلَّا الْبَلَاغُ وَإِنَّا إِذَا أَذَقْنَا الْإِنسَانَ مِنَّا رَحْمَةً فَرِحَ بِهَا وَإِن تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيهِمْ فَإِنَّ الْإِنسَانَ كَفُورٌ
Transliterasyon
Fe in a’redû fe mâ erselnâke aleyhim hafîzâ(hafîzan), in aleyke illel belâgu, ve innâ izâ ezaknal insâne minnâ rahmeten feriha bihâ, ve in tusibhum seyyietun bi mâ kaddemet eydîhim fe innel insâne kefûr(kefûrun).
Transliteration (Eng.)
Fa-in aAAra<span class="u">d</span>oo fam<span class="u">a</span> arsaln<span class="u">a</span>kaAAalayhim <span class="u">h</span>afee<span class="i"><span class="u">th</span></span>an in AAalayka ill<span class="u">a</span>albal<span class="u">a</span>ghu wa-inn<span class="u">a</span> i<span class="u">tha</span> a<span class="u">th</span>aqn<span class="u">a</span>al-ins<span class="u">a</span>na minn<span class="u">a</span> ra<span class="u">h</span>matan fari<span class="u">h</span>a bih<span class="u">a</span>wa-in tu<span class="u">s</span>ibhum sayyi-atun bim<span class="u">a</span> qaddamat aydeehimfa-inna al-ins<span class="u">a</span>na kafoor<span class="b">un</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Yüz çevirirlerse artık biz, seni onları korumaya göndermedik ki; sana ancak tebliğ etmek düşer ve şüphe yok ki biz, insana, katımızdan bir rahmet tattırdık mı sevinir, övünür onunla, fakat elleriyle hazırlayıp kazandıkları bir kötülüğe uğrarlarsa da gerçekten insan, pek nankördür.
Ali Bulaç
Şayet onlar, sırt çevirecek olurlarsa, artık Biz seni onların üzerine bir gözetleyici olarak göndermiş değiliz. Sana düşen, yalnızca tebliğdir. Gerçek şu ki, Biz insana tarafımızdan bir rahmet taddırdığımız zaman, ona sevinir. Eğer onlara kendi ellerinin takdim ettikleri dolayısıyla bir kötülük isabet ederse, bu durumda insan bir nankör kesiliverir.
Bayraktar Bayraklı
Eğer yüz çevirirlerse, bilesin ki biz seni onların üzerine bekçi göndermedik. Sana düşen sadece tebliğ etmektir. Biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir kötülük gelirse, işte o zaman insan pek nankördür.
Diyanet İşleri
Eğer yüz çevirirlerse, bilesin ki biz seni onların üzerine bekçi göndermedik. Sana düşen sadece duyurmaktır. Biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinir. Ama elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir kötülük gelirse, işte o zaman insan pek nankördür!*
Edip Yüksel
Yüz çevririrlerse, biz seni onlara bir bekçi olarak göndermedik. Sana düşen sadece bildirmektir. Biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman onunla sevinir; ama kendi yaptıklarının bir sonucu olarak başlarına bir kötülük gelse, o zaman insan nankörleşir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey Muhammed! Eğer onlar yüz çevirirlerse bilsinler ki, biz seni onların üzerine bir bekçi olarak göndermedik. Sana düşen sadece tebliğdir. Gerçekten biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırırsak ona sevinir, ama elleriyle yaptıkları yüzünden kendilerine bir kötülük isabet ederse, o zaman görürsün ki insan çok nankördür.
Erhan Aktaş
Buna rağmen eğer yüz çevirirlerse, Biz, seni onların üzerine bekçi olarak göndermedik. Senin üzerine düşen yalnızca çağrıda bulunmaktır. Biz, insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman, insan ona sevinir. Kendi yaptıklarından dolayı başına bir kötülük gelse, işte o zaman insan kâfir* kesilir.
Hakkı Yılmaz
Buna rağmen eğer onlar yüz çevirirlerse bilsinler ki, Biz, seni onların üzerine bir bekçi olarak göndermedik. Sana düşen sadece tebliğdir. Ve Biz, şüphesiz insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevindi; eğer elleriyle yaptıkları yüzünden kendilerine bir kötülük isabet ederse de, o zaman görürsün ki şüphesiz o insan çok nankördür.
Muhammed Esed
AMA onlar, (ey Peygamber, senden) yüz çevirip uzaklaşırlarsa (bil ki) Biz seni onların bekçisi olarak göndermedik: sana düşen, yalnız (emanet edilen) mesajı iletmektir. Ve bakın, (Bizim mesajlarımıza yüz çevirmek, insan tabiatının zayıflığı ve kaypaklığından kaynaklanır; böylece,) Biz insana rahmetimizi tattırdığımız zaman onunla övünç duyar, ama kendi eliyle yaptıklarının sonucu olarak başına bir bela gelirse, o zaman, şükürden ne kadar uzak olduğunu gösterir.
Mustafa İslamoğlu
Ne ki eğer onlar yüz çevirirlerse, unutma ki seni onların muhafızı olarak göndermedik: sana düşen sadece mesajı ulaştırmaktır. Ve Biz ne zaman insana katımızdan ikramda bulursak onunla gurur duyar, ne zaman da yaptıkları yüzünden başına bir musibet gelse, bu kez de insan kıymet bilmez bir nankör olup çıkar.
Suat Yıldırım
Eğer bu çağrıya sırtlarını dönerlerse, hoş biz de seni üzerlerine bekçi göndermedik ya! Senin görevin sadece tebliğdir. Biz insana tarafımızdan bir nimet tattırırsak o ferahlar, şımarır. Ama başlarına, yine kendi işledikleri hatalar sebebiyle bir sıkıntı gelirse insan hemen nankörleşir. [2, 272; 13, 40]
Süleyman Ateş
Eğer yüz çevirirlerse (üzülme); biz seni onların üzerine bekçi göndermedik. Sana düşen, yalnız duyurmaktır. Biz insana, bizden bir rahmet taddırdığımız zaman ona sevinir. Ama ellerinin (yapıp) öne sürdüğü işlerden dolayı başlarına bir kötülük gelirse, insan hemen nankör olur.
Şaban Piriş
Eğer sırt çevirirlerse, seni onlara bekçi olarak göndermedik. Sana düşen ancak tebliğ etmektir. Biz insana kendimizden bir rahmet tattırdığımız zaman, ona sevinir. Eğer, kendi eliyle işledikleri sebebiyle bir kötülük dokunursa, insan hemen nankör kesilir.
Yaşar Nuri Öztürk
Yüz çevirirlerse, biz seni onlar üzerine bekçi göndermemişiz. Sana düşen, tebliğden başkası değildir. Biz insana, bizden bir rahmet tattırdığımızda, onunla sevinip şımarır. Kendi ellerinin hazırladığından bir kötülük başlarına sarılınca, bakarsın insan, alabildiğine nankörleşmiştir.
Edip-Layth-Martha
But if they turn away, then We did not send you as their guardian. You are only required to deliver. When We let the human being taste compassion from Us, he becomes happy with it, and when adversity afflicts them because of what their hands have done, the human being becomes rejecting.
Muhammad Asad
BUT IF they turn away [from thee, O Prophet, know that] We have not sent thee to be their keeper: thou art not bound to do more than deliver the message [entrusted to thee]. And, behold, [such as turn away from Our mes­sages are but impelled by the weakness and incon­stancy of human nature: thus,]* when We give man a taste of Our grace, he is prone to exult in it;* but if misfortune befalls [any of] them in result of what their own hands have sent forth, then, behold, man shows how bereft he is of all gratitude!*
Rashad Khalifa
If they turn away, we did not send you as their guardian. Your sole mission is delivering the message. When we shower the human beings with mercy, they become proud, and when adversity afflicts them, as a consequence of their own deeds, the human beings turn into disbelievers.,
The Monotheist Group
But if they turn away, then We did not send you as their guardian. You are only required to deliver. And when We let man taste a mercy from Us, he becomes happy with it; and when adversity afflicts them for what their hands have delivered, then man becomes rejecting!