Şura Sûresi52. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (27 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وكذلك | — | ve keƶālike | işte böyle | And thus |
| 2 | أوحينا | و ح يVḪY | evHaynā | vahyettik | We have revealed |
| 3 | إليك | — | ileyke | sana | to you |
| 4 | روحا | ر و حRVḪ | rūHen | bir ruh | an inspiration |
| 5 | من | — | min | -den | by |
| 6 | أمرنا | ا م رEMR | emrinā | emrimiz- | Our Command. |
| 7 | ما | — | mā | Not | |
| 8 | كنت | ك و نKVN | kunte | sen değildin | (did) you |
| 9 | تدري | د ر يD̃RY | tedrī | biliyor | know |
| 10 | ما | — | mā | nedir | what |
| 11 | الكتاب | ك ت بKTB | l-kitābu | Kitap | the Book (is) |
| 12 | ولا | — | ve lā | ve nedir | and not |
| 13 | الإيمان | ا م نEMN | l-īmānu | iman | the faith. |
| 14 | ولكن | — | velākin | fakat | But |
| 15 | جعلناه | ج ع لCAL | ceǎlnāhu | biz onu yaptık | We have made it |
| 16 | نورا | ن و رNVR | nūran | bir nur | a light, |
| 17 | نهدي | ه د يHD̃Y | nehdī | doğru yola ilettiğimiz | We guide |
| 18 | به | — | bihi | onunla | with it |
| 19 | من | — | men | kimseyi | whom |
| 20 | نشاء | ش ي اŞYE | neşā'u | dilediğimiz | We will |
| 21 | من | — | min | -dan | of |
| 22 | عبادنا | ع ب دABD̃ | ǐbādinā | kullarımız- | Our slaves. |
| 23 | وإنك | — | ve inneke | şüphesiz sen | And indeed, you |
| 24 | لتهدي | ه د يHD̃Y | letehdī | götürüyorsun | surely guide |
| 25 | إلى | — | ilā | to | |
| 26 | صراط | ص ر طṦRŦ | SirāTin | yola | (the) Path |
| 27 | مستقيم | ق و مGVM | musteḳīmin | doğru | Straight, |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وكذلك اوحينا اليك روحا من امرنا ما كنت تدرى ما الكتب ولا الايمن ولكن جعلنه نورا نهدى به من نشاء من عبادنا وانك لتهدى الى صرط مستقيم
Arapça (Harekeli)
وَكَذَلِكَ أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ رُوحًا مِّنْ أَمْرِنَا مَا كُنتَ تَدْرِي مَا الْكِتَابُ وَلَا الْإِيمَانُ وَلَكِن جَعَلْنَاهُ نُورًا نَّهْدِي بِهِ مَن نَّشَاءُ مِنْ عِبَادِنَا وَإِنَّكَ لَتَهْدِي إِلَى صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ
Transliterasyon
Ve kezâlike evhaynâ ileyke rûhan min emrinâ, mâ kunte tedrî mel kitâbu ve lel îmânu ve lâkin cealnâhu nûren nehdî bihî men neşâu min ibâdinâ, ve inneke le tehdî ilâ sırâtın mustekîm(mustekîmin).
Transliteration (Eng.)
Waka<span class="u">tha</span>lika aw<span class="u">h</span>ayn<span class="u">a</span>ilayka roo<span class="u">h</span>an min amrin<span class="u">a</span> m<span class="u">a</span> kunta tadree m<span class="u">a</span>alkit<span class="u">a</span>bu wal<span class="u">a</span> al-eem<span class="u">a</span>nu wal<span class="u">a</span>kinjaAAaln<span class="u">a</span>hu nooran nahdee bihi man nash<span class="u">a</span>o min AAib<span class="u">a</span>din<span class="u">a</span>wa-innaka latahdee il<span class="u">a</span> <span class="u">s</span>ir<span class="u">at</span>in mustaqeem<span class="b">in</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve işte biz, emrimizle sana böylece Rûh'u gönderdik de vahyettik; ne kitap nedir, bilirdin, ne de iman ve fakat onu, kullarımızdan dilediğimizi doğru yola sevk eden bir nûr olarak yarattık ve şüphe yok ki sen de elbette doğru yola sevk edersin.
Ali Bulaç
Böylece sana emrimizden bir ruh vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmiyordun. Ancak Biz onu bir nur kıldık; onunla kullarımızdan dilediklerimizi hidayete erdiririz. Şüphesiz sen, dosdoğru olan bir yola yöneltip-iletiyorsun.
Bayraktar Bayraklı
İşte sana da böyle, emrimizden bir ruh/can vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz Kur'ân'ı, kullarımızdan dilediğimizi doğru yola ilettiğimiz bir nur yaptık. Şüphesiz sen doğru yola götürüyorsun.
Diyanet İşleri
İşte böylece sana da emrimizle Kur'an'ı vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz ki sen doğru bir yolu göstermektesin.*
Edip Yüksel
Biz böylece sana katımızdan bir ruh vahyettik. Sen kitap nedir gerçeği onaylama nedir bilmezdin. Ancak onu, dilediğimiz kulları doğruya ulaştıran bir ışık kıldık. Sen elbette doğru yola kılavuzluk ediyorsun.*
Elmalılı Hamdi Yazır
İşte biz böylece sana da emrimizden Kur'ân'ı vahyettik. Yoksa sen kitap nedir? İman nedir? bilmiyordun. Fakat biz onu bir nur kıldık. Onunla kullarımızdan dilediğimizi doğru yola iletiyoruz. Şüphesiz ki sen de insanları doğru bir yola götürüyorsun.
Erhan Aktaş
İşte böylece sana buyruğumuzdan bir ruh* vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat onu, kullarımızdan dilediğimiz kimseyi* doğru yola ileteceğimiz bir ışık yaptık. Kuşkusuz sen, dosdoğru bir yola kılavuzluk etmektesin.
Hakkı Yılmaz
(52,53)İşte böylece Biz, sana da Kendi emrimizden/Kendi işimizden olan ruhu/ Kur’ân'ı vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat Biz onu, kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle kılavuzladığımız bir nûr/ışık yaptık. Hiç kuşkusuz sen de dosdoğru bir yola; göklerde ve yerde bulunanlar Kendisi için olan Allah'ın yoluna kılavuzluk etmektesin. Gözünüzü açın, bütün işler yalnız Allah'a döner.
Muhammed Esed
İşte sana da (ey Muhammed,) kendi buyruğumuz altında hayat veren bir mesaj vahyettik. Bu mesaj sana gelmeden önce,) sen vahiy nedir, iman (nedir) bilmezdin: ama (şimdi) bu (mesajı) bir ışık yaptık ki onunla kullarımızdan dilediğimizi doğru yola ulaştıralım: şüphesiz sen de (insanları onunla) doğru yola ulaştıracaksın,
Mustafa İslamoğlu
Ve (ey Nebi,) işte sana da kendi emrimizden hayat bahşeden bir mesaj vahyettik; sen daha önce kitap nedir iman nedir bilmezdin: Fakat şimdi onu bir nur kıldık ki, kullarımızdan dilediklerimizi onunla doğru yola yöneltelim. Ve şüphe yok ki sen de insanları dosdoğru bir yola yöneltmektesin;
Suat Yıldırım
İşte böylece sana da emrimizden bir rûh vahyettik. Halbuki sen daha önce kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Lâkin Biz onu, kullarımızdan dilediklerimize doğru yolu gösteren bir nûr kıldık. Sen gerçekten insanlara doğru yolu gösterirsin. [41, 44; 4, 174]
Süleyman Ateş
İşte sana da böyle emrimizden bir ruh (gönüllere can veren bir söz) vahyettik. Sen Kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi, doğru yola ilettiğimiz bir nur yaptık. Şüphesiz sen, doğru yola götürüyorsun:
Şaban Piriş
İşte bu şekilde sana da emrimizden bir ruhu/özü vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat, onu kullarımızdan dilediğimize onunla yol gösterelim diye bir nur/aydınlatıcı kıldık. Şüphesiz sen, dosdoğru bir yola yöneliyorsun
Yaşar Nuri Öztürk
İşte böylece, sana da emrimizden bir ruh vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle kılavuzladığımız bir nur yaptık. Hiç kuşkusuz sen, dosdoğru bir yola kılavuzluk etmektesin.
Edip-Layth-Martha
Thus, We inspired to you a revelation of Our command. You did not know what the book was, nor the acknowledgement. Yet, We made this a light to guide whomever We wish from among Our servants. Surely, you guide to a straight path.*
Muhammad Asad
And thus, too,* [O Muhammad,] have We revealed unto thee a life-giving message,* [coming] at Our behest. [Ere this message came unto thee,] thou didst not know what revelation is, nor what faith [implies]:* but [now] We have caused this [message] to be a light, whereby We guide whom We will of Our ser­vants: and, verily, [on the strength thereof] thou, too, shalt guide [men] onto the straight way -
Rashad Khalifa
Thus, we inspired to you a revelation proclaiming our commandments. You had no idea about the scripture, or faith. Yet, we made this a beacon to guide whomever we choose from among our servants. Surely, you guide in a straight path.,
The Monotheist Group
And thus, We inspired to you a revelation of Our command. You did not know what was the Book, nor what was faith. Yet, We made this a light to guide whoever We wish from among Our servants. Surely, you guide to a straight path.