Zuhruf Sûresi23. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (21 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وكذلك | — | ve keƶālike | ve işte böyle | And thus |
| 2 | ما | — | mā | not | |
| 3 | أرسلنا | ر س لRSL | erselnā | göndermedik | We sent |
| 4 | من | — | min | before you | |
| 5 | قبلك | ق ب لGBL | ḳablike | senden önce | before you |
| 6 | في | — | fī | herhangi | in |
| 7 | قرية | ق ر يGRY | ḳaryetin | bir kente | a town |
| 8 | من | — | min | hiçbir | any |
| 9 | نذير | ن ذ رNZ̃R | neƶīrin | uyarıcı | warner |
| 10 | إلا | — | illā | dışında | except |
| 11 | قال | ق و لGVL | ḳāle | diyenlerden | said |
| 12 | مترفوها | ت ر فTRF | mutrafūhā | oranın zenginleri | (the) wealthy ones of it, |
| 13 | إنا | — | innā | elbette biz | """Indeed, we" |
| 14 | وجدنا | و ج دVCD̃ | vecednā | bulduk | [we] found |
| 15 | آباءنا | ا ب وEBV | ābā'enā | babalarımızı | our forefathers |
| 16 | على | — | ǎlā | üzerinde | on |
| 17 | أمة | ا م مEMM | ummetin | bir din | a religion, |
| 18 | وإنا | — | ve innā | ve biz de | and indeed, we |
| 19 | على | — | ǎlā | [on] | |
| 20 | آثارهم | ا ث رES̃R | āṧārihim | onların izlerine | their footsteps |
| 21 | مقتدون | ق د وGD̃V | muḳtedūne | uyarız | "(are) following.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وكذلك ما ارسلنا من قبلك فى قرية من نذير الا قال مترفوها انا وجدنا ءاباءنا على امة وانا على ءاثرهم مقتدون
Arapça (Harekeli)
وَكَذَلِكَ مَا أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ فِي قَرْيَةٍ مِّن نَّذِيرٍ إِلَّا قَالَ مُتْرَفُوهَا إِنَّا وَجَدْنَا آبَاءَنَا عَلَى أُمَّةٍ وَإِنَّا عَلَى آثَارِهِم مُّقْتَدُونَ
Transliterasyon
Ve kezâlike mâ erselnâ min kablike fî karyetin min nezîrin illâ kâle mutrefûhâ innâ vecednâ âbâenâ alâ ummetin ve innâ alâ âsârihim muktedûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Waka<span class="u">tha</span>lika m<span class="u">a</span> arsaln<span class="u">a</span>min qablika fee qaryatin min na<span class="u">th</span>eerin ill<span class="u">a</span> q<span class="u">a</span>lamutrafooh<span class="u">a</span> inn<span class="u">a</span> wajadn<span class="u">a</span> <span class="u">a</span>b<span class="u">a</span>an<span class="u">a</span>AAal<span class="u">a</span> ommatin wa-inn<span class="u">a</span> AAal<span class="u">a</span> <span class="u">a</span>th<span class="u">a</span>rihimmuqtadoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve böylece senden önce de hiçbir şehre bir korkutucu göndermedik ki o şehrin, hâli vakti yerinde olanları, şüphe yok ki biz, atalarımızı bir dîne, bir inanca sâhip bulduk ve şüphe yok ki biz de onların izine uyduk demesinler.
Ali Bulaç
İşte böyle, senden önce de (herhangi) bir memlekete bir elçi göndermiş olmayalım, mutlaka onun 'refah içinde şımarıp azan önde gelenleri' (şöyle) demişlerdir: "Gerçekten biz, atalarımızı bir ümmet (din) üzerinde bulduk ve doğrusu biz, onların izlerine (eserlerine) uymuş kimseleriz."
Bayraktar Bayraklı
Senden önce, peygamber gönderdiğimiz bütün beldelerin şımarıkları da aynı şekilde, “Şüphesiz biz babalarımızı bir yol üzerinde bulduk, biz de onların izlerini takip ediyoruz” demişlerdi.
Diyanet İşleri
Senden önce de hangi memlekete uyarıcı göndermişsek mutlaka oranın varlıklıları: Babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız, derlerdi.
Edip Yüksel
Tıpkı bunun gibi, senden önce, bir kente her ne zaman bir uyarıcı gönderdiysek elit tabaka, "Biz, atalarımızı bir yol üzerinde bulduk ve biz onların öğretilerini izliyoruz" derlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey Muhammed! Yine böyle biz senden önce de hangi memlekete bir uyarıcı göndermişsek, mutlaka oranın şımarık varlıklı kimseleri: "Biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız." dediler.
Erhan Aktaş
Tıpkı bunun gibi, senden önce de ne zaman bir beldeye uyarıcı gönderdiysek, oranın refah içinde olanları: “Biz, atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk. Biz de kesinlikle onların izinden gidiyoruz.” demişlerdi.
Hakkı Yılmaz
Ve işte böyle Biz, senden önce de hangi kente bir uyarıcı göndermişsek, kesinlikle oranın şımarık varlıklı kimseleri: “Şüphesiz biz, atalarımızı bir önderli toplum üzerinde bulduk. Biz de kesinlikle onların izlerine uyanlarız” demişlerdi.
Muhammed Esed
İşte böyle: Biz, ne zaman, senden önce herhangi bir topluluğa bir uyarıcı gönderdiysek, halkın keyif ve haz peşinde koşan kesimi daima şöyle dediler: "Biz atalarımızı bir inanç üzerinde bulduk, biz ancak onların izinden gideriz!"
Mustafa İslamoğlu
İşte böyle: Biz senden önce hangi beldeye bir uyarıcı göndermişsek, oranın refah içinde şımarmış seçkinleri hep şunu söylediler: "Biz atalarımızı geleneksel bir inanç üzerinde bulduk; şu halde bize düşen onların izini takip etmektir."
Suat Yıldırım
İşte böylece senden önce, uyarıcı bir resul gönderdiğimiz hiçbir şehir yoktur ki oraların varlıklı kişileri: “Biz babalarımızı bir dine bağlanmış gördük. Biz de onların izlerine uyduk! ” demiş olmasınlar. [11, 38; 17, 16]*
Süleyman Ateş
İşte böyle, senden önce de hangi kente uyarıcı gönderdiysek mutlaka oranın varlıklıları: "Biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız." dediler.
Şaban Piriş
Senden önce de bir beldeye uyarıcı gönderdiğimizde hemen oranın ileri refahtan şımarmış gelenleri:-Biz atalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izinden gidiyoruz, demişlerdi.
Yaşar Nuri Öztürk
İşte böyle! Senden önce de hangi kente bir uyarıcı göndermişsek, oranın servetle şımarmış kodamanları mutlaka şöyle demişlerdir: "Biz atalarımızı bir ümmet / bir din üzerinde bulduk; onların eserlerine uyarak yol alacağız."
Edip-Layth-Martha
Similarly, We did not send a warner to a town, except its privileged hedonists said, "We found our fathers following a certain way, and we are being guided in their footsteps."
Muhammad Asad
And thus it is: whenever We sent, before thy time, a warner to any community, those of its people who had lost themselves entirely in the pursuit of pleasures* would always say, Behold, we found our forefathers agreed on what to believe - and, verily, it is but in their footsteps that we follow!"*
Rashad Khalifa
Invariably, when we sent a warner to any community, the leaders of that community would say, "We found our parents following certain practices, and we will continue in their footsteps.",
The Monotheist Group
And similarly, We did not send a warner to a town, except its carefree ones said: "We found our fathers following a certain way, and we are being guided in their footsteps."