Zuhruf Sûresi86. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (13 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1ولاve lāve değillerdirAnd not
2يملكم ل كMLKyemlikusahiphave power
3الذينelleƶīneşeylerthose whom
4يدعوند ع وD̃AVyed'ǔneyalvardıklarıthey invoke
5منminbesides Him
6دونهد و نD̃VNdūnihiO'ndan başkabesides Him
7الشفاعةش ف عŞFAş-şefāǎteşefa'at (yetkisin)e"(for) the intercession;"
8إلاillāancak bunun dışındadırexcept
9منmenkimselerwho
10شهدش ه دŞHD̃şehideşahidlik edentestifies
11بالحقح ق قḪGGbil-Haḳḳihakkato the truth,
12وهمve humve onlarand they
13يعلمونع ل مALMyeǎ'lemūnebilerekknow.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

ولا يملك الذين يدعون من دونه الشفعة الا من شهد بالحق وهم يعلمون

Arapça (Harekeli)

وَلَا يَمْلِكُ الَّذِينَ يَدْعُونَ مِن دُونِهِ الشَّفَاعَةَ إِلَّا مَن شَهِدَ بِالْحَقِّ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

Transliterasyon

Ve lâ yemlikullezîne yed’ûne min dûnihiş şefâte illâ men şehide bil hakkı ve hum ya’lemûn|e|.

Transliteration (Eng.)

Wal<span class="u">a</span> yamliku alla<span class="u">th</span>eenayadAAoona min doonihi a<span class="b">l</span>shshaf<span class="u">a</span>AAata ill<span class="u">a</span>man shahida bi<span class="b">a</span>l<span class="u">h</span>aqqi wahum yaAAlamoon<span class="b">a</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve ondan başkalarına tapanlar, şefâate nâil olmazlar, ancak gerçeğe tanık olanlar müstesnâ ve onlar, gerçeği bilirler de.

Ali Bulaç

O'nun dışında taptıkları şefaatte bulunmaya malik değildirler; ancak kendileri bilerek hakka şahidlik edenler başka.

Bayraktar Bayraklı

Allah'tan başka yalvardıklarının, şefaat etmeye güçleri yoktur. Ancak bilerek gerçeğe tanıklık edenler hariç.

Diyanet İşleri

Allah'ı bırakıp da taptıkları putlar, şefaat edemezler. Ancak bilerek hakka şahitlik edenler bunun dışındadır.*

Edip Yüksel

Onların O'nun dışında çağırdıkları şefaat edemezler. Ancak bilerek gerçeğe tanıklık edenler hariç.*

Elmalılı Hamdi Yazır

Onların Allah'ı bırakıp da tapdıkları putlar şefaat hakkına sahip değillerdir. Ancak bilerek hakka şahitlik edenler şefâat edebilir.

Erhan Aktaş

Onların, O’ndan başka dua ettikleri kimseler şefaate güç yetiremezler. Bunu ancak gerçeğe tanıklık edenler kavrar.*

Hakkı Yılmaz

Ve onların, O'nun astlarından yalvarıp durdukları kimseler yardıma, desteğe, iltimasa mâlik olamazlar. Ancak hakka şâhit olan Zat bunun dışındadır. Onlar da biliyorlar.

Muhammed Esed

Bazılarının Allah'tan başka sığınıp yalvardıkları bu (varlık)lar, (hayatlarında) hakikate şahitlik yapmış ve (Allah'ın tek ve benzersiz olduğunun) farkına varmış olanlar dışında (Hesap Günü) hiç kimseye şefaat etme gücüne sahip değiller.

Mustafa İslamoğlu

O'ndan başka, yalvarıp yakardıkları varlıklar (yaşarken) hakikate şahitlik yapmış ve (Allah'ın eşsiz ve benzersiz) olduğunu bilenler dışında (Hesap Günü) hiç kimseye şefaat edecek güce sahip değiller.

Suat Yıldırım

Müşriklerin O'ndan başka yalvardıkları sahte tanrıların şefaat yetkileri yoktur. Ancak bilerek hak ve gerçeğe şahitlik edenler bunu yapabileceklerdir.

Süleyman Ateş

O'ndan başka (tanrı diye) yalvardıkları şeyler şefa'at (yetkisin)e sahip değillerdir. Ancak bilerek hakka şahidlik edenler (bildiklerini doğru anlatanlar) bunun dışındadır.

Şaban Piriş

Bilerek hakka şahitlik edenler dışında, Allahtan başka dua ettiklerinin, şefaat güçleri yoktur.

Yaşar Nuri Öztürk

O'nu bırakıp da yakardıkları, şefaat edemezler. Bilerek hakka tanıklık eden kimseler başka...

Edip-Layth-Martha

Those whom they call on beside Him do not possess any intercession; except those who bear witness to the truth, and they fully know.*

Muhammad Asad

And those [beings] whom some invoke beside God* have it not in their power to intercede [on Judgment Day] for any but such as have [in their lifetime] borne witness to the truth, and have been aware [that God is one and unique].*

Rashad Khalifa

None of those whom they idolize beside Him possess any power to intercede, unless their intercession coincides with the truth, and they fully know.,

The Monotheist Group

And those whom they call on besides Him do not possess any intercession; except those who bear witness to the truth, and they fully know.