Casiye Sûresi32. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (22 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1وإذاve iƶāve zamanAnd when
2قيلق و لGVLḳīledendiğiit was said,
3إنinneşüphesiz"""Indeed"
4وعدو ع دVAD̃veǎ'deva'di(the) Promise
5اللهllahiAllah'ın(of) Allah
6حقح ق قḪGGHaḳḳungerçektir(is) true
7والساعةس و عSVAve ssāǎtuve sa'atteand the Hour -
8لاyoktur(there is) no
9ريبر ي بRYBraybeşüphedoubt
10فيهاfīhāondaabout it,
11قلتمق و لGVLḳultumdemiştinizyou said,
12ما"""Not"
13ندريد ر يD̃RYnedrībilmiyoruzwe know
14ماnedirwhat
15الساعةس و عSVAs-sāǎtuSa'atthe Hour (is).
16إنin(hayır)Not
17نظنظ ن نƵNNneZunnusanıyoruz kiwe think
18إلاillāsadeceexcept
19ظناظ ن نƵNNZennenbir kuruntuduran assumption,
20وماve māve değilizand not
21نحنneHnubizwe
22بمستيقنيني ق نYGNbimusteyḳinīneinananlardan"(are) convinced."""

Mealler

Arapça (Harekesiz)

واذا قيل ان وعد الله حق والساعة لا ريب فيها قلتم ما ندرى ما الساعة ان نظن الا ظنا وما نحن بمستيقنين

Arapça (Harekeli)

وَإِذَا قِيلَ إِنَّ وَعْدَ اللَّهِ حَقٌّ وَالسَّاعَةُ لَا رَيْبَ فِيهَا قُلْتُم مَّا نَدْرِي مَا السَّاعَةُ إِن نَّظُنُّ إِلَّا ظَنًّا وَمَا نَحْنُ بِمُسْتَيْقِنِينَ

Transliterasyon

Ve izâ kîle inne va’dallâhi hakkun ves sâatu lâ reybe fîhâ kultum mâ nedrî mes sâatu in nezunnu illâ zannen ve mâ nahnu bi musteykınîn|e|.

Transliteration (Eng.)

Wa-i<span class="u">tha</span> qeela inna waAAda All<span class="u">a</span>hi<span class="u">h</span>aqqun wa<span class="b">al</span>ss<span class="u">a</span>AAatu l<span class="u">a</span> rayba feeh<span class="u">a</span>qultum m<span class="u">a</span> nadree m<span class="u">a</span> a<span class="b">l</span>ss<span class="u">a</span>AAatu in na<span class="i"><span class="u">th</span></span>unnuill<span class="u">a</span> <span class="i"><span class="u">th</span></span>annan wam<span class="u">a</span> na<span class="u">h</span>nubimustayqineen<span class="b">a</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve size, şüphe yok ki Allah'ın vaadi gerçektir ve kıyâmette şüphe yoktur dendi mi, kıyâmet nedir derdiniz, bilmiyoruz ki, ancak bir zanda bulunmadayız ve biz, iyiden iyiye bilmedik, anlamadık ki.

Ali Bulaç

"Gerçekten Allah'ın va'di haktır, kıyamet-saatinde hiçbir kuşku yoktur" denildiği zaman, siz: "Kıyamet-saati de neymiş, biz bilmiyoruz; biz yalnızca bir zan (ve tahmin)da bulunup zannediyoruz; biz, kesin bir bilgiyle inanmakta olanlar değiliz" demiştiniz.

Bayraktar Bayraklı

“Allah'ın vaadi gerçektir, kıyametin kopacağından hiç şüphe yoktur” dendiğinde, şöyle derdiniz: “Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz. Sadece öyle bir şey sanıyoruz, ama biz onun gerçekleşeceğine de inanmıyoruz.”

Diyanet İşleri

"Allah'ın vadi gerçektir, kıyamet gününde şüphe yoktur" dendiği zaman: Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz onun bir tahminden ibaret olduğunu sanıyoruz, (onun hakkında) kesin bir bilgi elde etmiş değiliz, demiştiniz.*

Edip Yüksel

Kendilerine ALLAH'ın sözünün bir gerçek ve o anın kesinleşmesi kaçınılmaz bir olay olduğu söylendiğinde siz, "O anın ne olduğunu bilmeyiz! Biz sadece çeşitli sanılara sahibiz ve bu konuda kesin bir bilgi elde etmiş değiliz" derdiniz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Allah'ın vaadi gerçektir. "O kıyâmetin geleceğinde şüphe yoktur." denildiğinde "Kıyamet nedir bilmiyoruz." Yalnız bir zandan ibârettir sanıyoruz. Fakat bu hususta kesin bir bilgimiz yok." derdiniz.

Erhan Aktaş

“Allah’ın verdiği söz gerçektir ve Sa’at’in* geleceğinden kuşku yoktur.” dendiği zaman, siz: “Biz, o Sa’at nedir bilmeyiz? Yalnızca bir varsayım olduğunu sanıyoruz, kesin bilgi sahibi değiliz.” dediniz.

Hakkı Yılmaz

(31,32)Şu kâfirler; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddetmiş olan şu kimselere gelince de, “Peki size âyetlerim okunmadı mı da siz büyüklük tasladınız ve günah işleyen bir toplum oldunuz? Ve ‘Allah'ın sözü kesinlikle gerçektir; ve kıyâmet anına gelince, onda kuşku yoktur’ denildiğinde, ‘Kıyâmet anının ne olduğunu bilmiyoruz, yalnızca biz, sadece zannediyoruz, kesin bir bilgi edinmiş değiliz’ dediniz.

Muhammed Esed

Çünkü 'Bakın, Allah'ın vaadi her zaman gerçekleşir ve Son Saat(in gelişi) hakkında hiçbir şüphe olamaz' denildiğinde siz şu cevabı verirdiniz: 'Son Saat'in ne olduğunu bilmiyoruz: onun boş bir zandan başka bir şey olmadığını düşünüyoruz, ve (sonuçta) ona kani olmuş değiliz!'"

Mustafa İslamoğlu

Size ne zaman, "Bakın, Allah'ın vaadi gerçekleşecektir ve Son Saat asla kuşku kaldırmaz!" denilmişse, siz şu cevabı vermiştiniz: "Bilmiyoruz, 'Son Saat' nedir? Ne ki biz onun bir zandan ibaret olduğunu sanıyoruz ve biz (bu konuda) ikna olmuş değiliz."

Suat Yıldırım

Size: “Allah'ın vâdi gerçektir, kıyamet (dirilme) saati mutlaka gelecektir” denildiğinde siz: “Kıyamet neymiş bilmeyiz, biz olsa olsa bir zan ve tahminde bulunabiliriz, ama biz kesin bir tarzda ona inanmayız. ” demiştiniz.

Süleyman Ateş

Allah'ın va'di gerçektir, (Duruşma) sa'at(inin geleceğin)de şüphe yoktur dendiği zaman: "Sa'at nedir, bilmiyoruz, (onu) sadece (bir kuruntu) sanıyoruz biz ona inanmıyoruz" demiştiniz ha?!"

Şaban Piriş

Allahın verdiği söz haktır ve kıyametin kopacağında şüphe yoktur, denildiği zaman:-Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz. Yalnız olmadığını sanıyoruz. Bu konuda kesin bir bilgi sahibi değiliz.

Yaşar Nuri Öztürk

Hani size, "hiç kuşkusuz, Allah'ın vaadi haktır, kıyamet saatinde de şüphe yoktur" dendiğinde, siz şöyle demiştiniz: "Saat nedir, bilmiyoruz. Sadece birşeyler var sanıyoruz; kesin bir bilgimiz olmadığı için inanmıyoruz."

Edip-Layth-Martha

When it was said, "Surely God's promise is the truth, and there is no doubt about the coming of the moment," you said, "We do not know what the moment is! We are full of conjecture about it; we are not certain."

Muhammad Asad

for when it was said, 'Behold, God's promise always comes true, and there can be no doubt about [the coming of] the Last Hour' - you would answer, 'We do not know what that Last Hour may be: we think it is no more than an empty guess, and [so] we are by no means convinced!'"

Rashad Khalifa

When it is proclaimed that GOD's promise is the truth and that the Hour (of Judgment) is inevitable, you said, "We do not know what the Hour is! We are full of conjecture about it; we are not certain.",

The Monotheist Group

And when it was said: "Surely the promise of God is the truth, and there is no doubt about the coming of the Hour," you said: "We do not know what the Hour is! We are full of conjecture about it; we are not certain."