Muhammed Sûresi15. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (44 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1مثلم ث لMS̃Lmeṧeludurumu (şudur)A parable
2الجنةج ن نCNNl-cenneticennetin(of) Paradise
3التيlletīwhich
4وعدو ع دVAD̃vuǐdesöz verilenis promised
5المتقونو ق يVGYl-mutteḳūnemuttakilere(to) the righteous.
6فيهاfīhāiçinde vardırTherein
7أنهارن ه رNHRenhārunırmakları(are) rivers
8منmin-danof
9ماءم و هMVHmāinsu-water
10غيرغ ي رĞYRğayriolmayannot
11آسنا س نESNāsininbozulmapolluted,
12وأنهارن ه رNHRve enhārunve ırmaklarıand rivers
13منmin-tenof
14لبنل ب نLBNlebeninsüt-milk
15لمlemnot
16يتغيرغ ي رĞYRyeteğayyerdeğişmeyenchanges
17طعمهط ع مŦAMTaǎ'muhutadıits taste,
18وأنهارن ه رNHRve enhārunve ırmaklarıand rivers
19منmin-tanof
20خمرخ م رḢMRḣamrinşarap-wine
21لذةل ذ ذ LZ̃Z̃leƶƶetinlezzet verendelicious
22للشاربينش ر بŞRBlişşāribīneiçenlerefor (the) drinkers,
23وأنهارن ه رNHRve enhārunve ırmaklarıand rivers
24منmin-danof
25عسلع س لASLǎselinbal-honey
26مصفىص ف وṦFVmuSaffensüzmepurified,
27ولهمل ه مLHMve lehumve Onlarınand for them
28فيهاfīhāoradatherein
29منmin-tenof
30كلك ل لKLLkulliher çeşit-all
31الثمراتث م رS̃MRṧ-ṧemerātimeyvalarfruits
32ومغفرةغ ف رĞFRve meğfiratunve bağışlama (vardır)and forgiveness
33منmin-ndenfrom
34ربهمر ب بRBBrabbihimRableri-their Lord
35كمنkemenkimseler gibi olur mu?like he who
36هوhuveolike he who
37خالدخ ل دḢLD̃ḣālidunebedi kalan(will) abide forever
38فيin
39النارن و رNVRn-nāriateştethe Fire
40وسقواس ق يSGYve suḳūve içirildiğiand they will be given to drink
41ماءم و هMVHmāensuyunwater
42حميماح م مḪMMHamīmensıcakboiling
43فقطعق ط عGŦAfeḳaTTaǎparça parça kesenso it cuts into pieces
44أمعاءهمم ع يMAYem'ǎā'ehumbarsaklarınıtheir intestines.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

مثل الجنة التى وعد المتقون فيها انهر من ماء غير ءاسن وانهر من لبن لم يتغير طعمه وانهر من خمر لذة للشربين وانهر من عسل مصفى ولهم فيها من كل الثمرت ومغفرة من ربهم كمن هو خلد فى النار وسقوا ماء حميما فقطع امعاءهم

Arapça (Harekeli)

مَّثَلُ الْجَنَّةِ الَّتِي وُعِدَ الْمُتَّقُونَ فِيهَا أَنْهَارٌ مِّن مَّاءٍ غَيْرِ آسِنٍ وَأَنْهَارٌ مِّن لَّبَنٍ لَّمْ يَتَغَيَّرْ طَعْمُهُ وَأَنْهَارٌ مِّنْ خَمْرٍ لَّذَّةٍ لِّلشَّارِبِينَ وَأَنْهَارٌ مِّنْ عَسَلٍ مُّصَفًّى وَلَهُمْ فِيهَا مِن كُلِّ الثَّمَرَاتِ وَمَغْفِرَةٌ مِّن رَّبِّهِمْ كَمَنْ هُوَ خَالِدٌ فِي النَّارِ وَسُقُوا مَاءً حَمِيمًا فَقَطَّعَ أَمْعَاءَهُمْ

Transliterasyon

Meselul cennetilletî vuidel muttekûn|e|, fîhâ enhârun min mâin gayri âsin(âsinin), ve enhârun min lebenin lem yetegayyer ta’muh|u|, ve enhârun min hamrin lezzetin liş şâribîn|e|, ve enhârun min aselin musaffâ(musaffen), ve lehum fîhâ min kullis semerâti ve magfiretun min rabbihim, ke men huve hâlidun fîn nâri ve sukû mâen hamîmen fe kattaa em’âehum.

Transliteration (Eng.)

Mathalu aljannati allatee wuAAidaalmuttaqoona feeh<span class="u">a</span> anh<span class="u">a</span>run min m<span class="u">a</span>-in ghayri <span class="u">a</span>sininwaanh<span class="u">a</span>run min labanin lam yataghayyar <span class="u">t</span>aAAmuhuwaanh<span class="u">a</span>run min khamrin la<span class="u">thth</span>atin li<span class="b">l</span>shsh<span class="u">a</span>ribeenawaanh<span class="u">a</span>run min AAasalin mu<span class="u">s</span>affan walahum feeh<span class="u">a</span>min kulli a<span class="b">l</span>ththamar<span class="u">a</span>ti wamaghfiratun min rabbihimkaman huwa kh<span class="u">a</span>lidun fee a<span class="b">l</span>nn<span class="u">a</span>ri wasuqoo m<span class="u">a</span>an<span class="u">h</span>ameeman faqa<span class="u">tt</span>aAAa amAA<span class="u">a</span>ahum

Abdulbaki Gölpınarlı

Çekinenlere vaadedilen cennet, şöyledir âdeta: Orada su ırmakları var, bozulup kokmaz ve süt ırmakları var, lezzetleri bozulmaz ve şarap ırmakları var, içenlere sâfi lezzet ve bal ırmakları var, süzme ve onlara, orada bütün meyvelerden sunulur ve Rablerinden yarlıganma var; buna nâil olan, o kişiye benzer mi ki ateşte ebedîdir ve kaynar sularla sulanır da onların bağırsakları parçalanmaktadır.

Ali Bulaç

Takva sahiplerine va'dedilen cennetin misali (şudur): İçinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenler için lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır ve orda onlar için meyvelerin her türlüsünden ve Rablerinden bir mağfiret vardır. Hiç (böyle mükafaatlanan bir kişi), ateşin içinde ebedi olarak kalan ve bağırsaklarını 'parça parça koparan' kaynar sudan içirilen kimseler gibi olur mu?

Bayraktar Bayraklı

Takvâ sahiplerine vaad edilen cennetin özelikleri şöyledir: Orada bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren şerbetten ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır. Onlara orada her çeşit meyvelerden de vardır. Rableri tarafından bağışlanacaklardır. Bu durumda olanlar, süreli olarak ateşte kalıp, bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilenlerle bir midir?

Diyanet İşleri

Müttakilere vadolunan cennetin durumu şöyledir: İçinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır. Orada meyvelerin her çeşidi onlarındır. Rablerinden de bağışlama vardır. Hiç bu, ateşte ebedi kalan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu?

Edip Yüksel

Erdemlilere söz verilen bahçenin örneği şudur: İçinde arı sudan ırmaklar, tadı bozulmayan sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren sarhoş edici maddelerden oluşan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır. Onlar için orada her türlü ürün ve Rab'lerinden bir bağışlanma vardır. Bunların durumu, ateşte sürekli kalan ve bağırsaklarını yırtan kaynar bir sudan içirilen kimselerin durumu gibi olur mu?*

Elmalılı Hamdi Yazır

Kötülükten sakınanlara vaad edilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan temiz sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır. Onlar için cennette her çeşit meyve ve Rablerinden bir bağışlanma vardır. Bunların durumu, ateşte ebedî olarak kalacak olan ve bağırsaklarını parçalayacak kaynar su içirilen kimsenin durumu gibi olur mu?

Erhan Aktaş

Takva* sahiplerine söz verilen Cennet, şöyledir: İçinde; kokusu ve tadı değişmeyen sudan nehirler, tadı bozulmayan sütten nehirler, içenlere zevk veren hamrdan* nehirler ve saf baldan nehirler bulunur. Orada, onlar için her türlü meyve bulunur. Onlara, Rabb’lerinden bağışlanma vardır. Bu kimseler, ateşte devamlı kalacak olan ve sıcak kaynar su içirilen, bundan dolayı da bağırsakları parça parça olan kimselerle bir olur mu hiç?

Hakkı Yılmaz

(14,15)Peki, Rabbi tarafından apaçık bir delil üzerinde bulunan kimse, işinin kötülüğü kendisine süslü gösterilen ve boş-iğreti arzularına uyan kimseler gibi; Ateş'te sonsuz olarak kalacak olan ve kaynar su içirilip de bağırsakları paramparça olan kimseler gibi midir? Allah'ın koruması altına girmiş kişilere vaat edilen cennetin örneği: “Orada bozulmayan temiz sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır. Onlar için cennette her çeşit meyve ve Rablerinden bir bağışlanma vardır.

Muhammed Esed

Allah'a karşı sorumluluk bilinci duyanlara vaad edilmiş olan cennet örneği -(bir cennet ki) içinde zamanın bozamadığı sudan ırmaklar, tadı hiç değişmeyen sütten ırmaklar, içene lezzet veren şaraptan ırmaklar ve saf süzme baldan ırmaklar var ve içinde (yaptıkları güzel işlerin) bütün meyvelerini ve Rablerinin mağfiretini tadabilme (imkanı) var: işte bu (cennet), ateşi mesken edinenlerin ve bağırsaklarını parçalaması için yakıcı ümitsizlik sularını içmeye mahkum edilenlerin (hak ettikleri karşılık) ile bir olur mu?

Mustafa İslamoğlu

Sorumluluk bilinciyle davrananlara vaad edilen, içerisinde zamanla bozulmayan sudan ırmaklar, tadı hiç değişmeyen sütten ırmaklar, içene doyumsuz bir lezzet veren tarifsiz bir meşrubatın çağladığı ırmaklar, saf süzme baldan ırmaklar akan, yine içerisinde tadacakları güzel (davranışlarının) tüm meyveleri ve Rablerinden sınırsız bir bağış bulunan cennetin örneği gibi (bir has bahçeye kavuşan kimse), ateşi mesken tutan ve yakıcı bir (umutsuzluk) içirilip de bağırsakları paramparça olan kimse gibi olur mu?

Suat Yıldırım

Allah'a karşı gelmekten sakınanlara vâd edilen cennetin durumu ise şudur: Orada bozulmayan su ırmakları, tadı değişmeyen süt ırmakları, içerken lezzet veren şarap ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır. Onlara orada her türlü meyve ile bir de Rableri tarafından mağfiret vardır. Bu nimetlere erişenler hiç, ateşte devamlı kalıp, kaynar sulardan içirilip bununla bağırsakları lime lime olan kimseler gibi olur mu? [55, 52; 2, 25; 56, 20] {KM, Tekvin 2, 11-14; Tesniye 8, 7-10}

Süleyman Ateş

(Şirkten, günahlardan) korunanlara söz verilen cennetin durumu şudur: İçinde bozulmayan su ırmakları, tadı değişmeyen süt ırmakları, içenlere lezzet veren şarap ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır ve onlar için orada her çeşit meyva, Rablerinden de bağışlama vardır. (Şimdi bu ni'metler içinde yaşayanlar) ateşte ebedi kalan ve barsaklarını parça parça kesen sıcak suyun içirildiği kimseler gibi olur mu?

Şaban Piriş

Muttakilere vaat edilen cennetin niteliği (şudur): İçinde tadı ve kokusu bozulmayan su ırmakları, tadı bozulmayan süt ırmakları ve içenlere lezzet veren şarap ırmakları, süzme bal ırmakları... Onlara, orada her türlü meyve ve Rablerinden bağışlanma vardır. O, ebedi ateşte kalacak, kaynar su içirilip, bağırsakları parça parça olacak kimseler gibi olur mu?

Yaşar Nuri Öztürk

Sakınanlara vaat olunan cennetin durumu şöyledir: Orada, bozulmayan sudan ırmaklar, tadı bozulmayan sütten nehirler, içenlere lezzet sunan bir şaraptan nehirler, süzme bir baldan oluşan nehirler var. Ve orada kendileri için her türlü meyvanın yanında, Rablerinden bir de bağışlanma var. Bu nimetler içindekiyle, sürekli ateşte olup da içirildiği sıcak su tarafından bağırsakları parçalanan kimse aynı olur mu?

Edip-Layth-Martha

The example of Paradise; that the righteous have been promised with rivers of pure water, rivers of milk whose taste does not change, rivers of intoxicants that are delicious for the drinkers, and rivers of strained honey. For them in it are all kinds of fruits, and forgiveness from their Lord. Compare it to that of those who abide in the fire, and are given to drink boiling water that cuts up their intestines.*

Muhammad Asad

[And can] the parable of the paradise which the God-conscious are promised* [a paradise] wherein there are rivers of water which time does not corrupt, and rivers of milk the taste whereof never alters, and rivers of wine delightful to those who drink it,* and rivers of honey of all impurity cleansed, and the enjoyment* of all the fruits [of their good deeds] and of forgiveness from their Sustainer -: can this [parable of paradise] be likened unto [the parable of the recompense of]* such as are to abide in the fire and be given waters of burning despair* to drink, so that it will tear their bowels asunder?

Rashad Khalifa

The allegory of Paradise that is promised for the righteous is this: it has rivers of unpolluted water, and rivers of fresh milk, and rivers of wine - delicious for the drinkers - and rivers of strained honey. They have all kinds of fruits therein, and forgiveness from their Lord. (Are they better) or those who abide forever in the hellfire, and drink hellish water that tears up their intestines?,

The Monotheist Group

Is the example of the Paradise; that the righteous have been promised with rivers of pure water, and rivers of milk whose taste does not change, and rivers of alcohol that are delicious for the drinkers, and rivers of strained honey, and for them in it are all kinds of fruits, and a forgiveness from their Lord; like that of those who abide in the Fire, and are given to drink boiling water that cuts-up their intestines?