Muhammed Sûresi21. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (12 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | طاعة | ط و عŦVA | Tāǎtun | ita'at etmektir | (Is) obedience |
| 2 | وقول | ق و لGVL | ve ḳavlun | ve söylemektir | and a word |
| 3 | معروف | ع ر فARF | meǎ'rūfun | güzel | kind. |
| 4 | فإذا | — | fe iƶā | zaman | And when |
| 5 | عزم | ع ز مAZM | ǎzeme | azmedildiği | (is) determined |
| 6 | الأمر | ا م رEMR | l-emru | işe | the matter, |
| 7 | فلو | — | felev | şayet | then if |
| 8 | صدقوا | ص د قṦD̃G | Sadeḳū | sadık kalsalardı | they had been true |
| 9 | الله | — | llahe | Allah'a | (to) Allah, |
| 10 | لكان | ك و نKVN | lekāne | elbette olurdu | surely, it would have been |
| 11 | خيرا | خ ي رḢYR | ḣayran | daha iyi | better |
| 12 | لهم | — | lehum | kendileri için | for them. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
طاعة وقول معروف فاذا عزم الامر فلو صدقوا الله لكان خيرا لهم
Arapça (Harekeli)
طَاعَةٌ وَقَوْلٌ مَّعْرُوفٌ فَإِذَا عَزَمَ الْأَمْرُ فَلَوْ صَدَقُوا اللَّهَ لَكَانَ خَيْرًا لَّهُمْ
Transliterasyon
Tâatun ve kavlun ma’rûf(ma’rûfun), fe izâ azemel emr|u|, fe lev sadekûllâhe le kâne hayran lehum.
Transliteration (Eng.)
<span class="u">Ta</span>AAatun waqawlun maAAroofun fa-i<span class="u">tha</span>AAazama al-amru falaw <span class="u">s</span>adaqoo All<span class="u">a</span>ha lak<span class="u">a</span>nakhayran lahum
Abdulbaki Gölpınarlı
İtâat etmek ve güzel söz söylemek gerekti, derken işe iyice sarılınca da Allah'ın gerçek söylediğini kabûl etselerdi görürlerdi ki bu, kendilerine daha da hayırlı olmaktadır.
Ali Bulaç
İtaat ve maruf (güzel) sözdü. Fakat iş, kesinlik ve kararlılık gerektirdiği zaman, şayet Allah'a sadakat gösterselerdi, şüphesiz onlar için daha hayırlı olurdu.
Bayraktar Bayraklı
Onların görevi, itaat etmek ve güzel söz söylemektir. Savaşa karar verildiğinde, Allah'a verdikleri sözde dursalardı kendileri için daha iyi olurdu.
Diyanet İşleri
(Onların vazifesi) itaat ve güzel sözdür. İş ciddiye bindiği zaman Allah'a sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.*
Edip Yüksel
İtaat etmek ve güzel konuşmaktır. İş kararlaştırılınca ALLAH'a karşı dürüst olsalar kendileri için iyi olurdu.
Elmalılı Hamdi Yazır
Onların vazifesi itaat ve güzel söz söylemekti. Sonra iş kesinleşince Allah'ın emrine sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.
Erhan Aktaş
İtaat etmek ve maruf* söz söylemektir. Fakat iş kesinleşince* Allah’a verdikleri sözde dursalardı elbette bu onlar için daha hayırlı olurdu.
Hakkı Yılmaz
(20,21)İman eden kimseler: “Keşke bir sûre indirilse” derler. Ama yasalarla donatılmış bir sûre indirildiği ve içerisinde savaş anıldığı zaman, kalplerinde hastalık olanların; zihniyeti, inancı bozuk olanların, ölüm korkusuyla baygınlık geçiren bir kimsenin bakışı gibi sana baktığını görürsün. Artık itaat ve örfe uygun/herkesçe iyi olduğu kabul edilen söz onlara daha yakındır. Sonra iş kesinleşince artık Allah'a sadakat gösterselerdi, kesinlikle kendileri için daha hayırlı olurdu.
Muhammed Esed
(Allah'ın çağrısına) uymak ve (O'nun) rızasını kazanabilecek bir söz (söylemek)tir: konu (O'nun indirdiği vahiy tarafından) çözümlendiği için Allah'a karşı sadık olmak onların kendi iyiliği içindir.
Mustafa İslamoğlu
(vahyi) izlemek ve (emir verilince) de olumlu bir söz söylemektir; ve iş ciddiye bindiği zaman da Allah'a verdikleri söze sadık kalırlarsa, kendileri için elbet çok iyi olur.
Suat Yıldırım
Onlara düşen: İtaat etmek ve tatlı söz söylemektir. İş ciddiye bindiğinde, Allah'a verdikleri sözde dursalardı, kendileri için elbette daha hayırlı olurdu.
Süleyman Ateş
Onlara düşen, ita'at etmek ve güzel söz söylemektir. İş ciddiye bindiği zaman Allah'a verdikleri söze sadık kalsalardı, elbette kendileri için daha iyi olurdu.
Şaban Piriş
Bir işe azmedince itaat etmek ve güzel söz söylemektir. Eğer Allaha bağlı kalsalardı, kendileri için daha iyi olurdu.
Yaşar Nuri Öztürk
İtaat ve güzel bir söz! İş budur. İş ciddileşince, Allah'a verdikleri söze sadık olsalardı kendileri için daha iyi olurdu.
Edip-Layth-Martha
Obedience and to speak righteousness until the matter is decided, then if they trust God it would be better for them.
Muhammad Asad
obedience [to God's call] and a word that could win [His] approval:* for, since the matter has been resolved [by His revelation], it would be but for their own good to remain true to God.
Rashad Khalifa
Obedience and righteous utterances are expected of them. If only they showed confidence in GOD, when mobilization was called for, it would have been better for them.,
The Monotheist Group
Obedience and to speak righteousness until the matter is decided, then if they trust God it would be better for them.