Muhammed Sûresi25. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (16 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | إن | — | inne | şüphesiz | Indeed, |
| 2 | الذين | — | elleƶīne | kimselere | those who |
| 3 | ارتدوا | ر د دRD̃D̃ | rteddū | dönen(lere) | return |
| 4 | على | — | ǎlā | üzerine | on |
| 5 | أدبارهم | د ب رD̃BR | edbārihim | arkaları | their backs |
| 6 | من | — | min | after | |
| 7 | بعد | ب ع دBAD̃ | beǎ'di | sonra | after |
| 8 | ما | — | mā | what | |
| 9 | تبين | ب ي نBYN | tebeyyene | belli olduktan | (has) become clear |
| 10 | لهم | — | lehumu | kendilerine | to them |
| 11 | الهدى | ه د يHD̃Y | l-hudā | doğru yol | (of) the guidance, |
| 12 | الشيطان | ش ط نŞŦN | ş-şeyTānu | şeytan | Shaitaan |
| 13 | سول | س و لSVL | sevvele | sürüklemiştir | enticed |
| 14 | لهم | — | lehum | onları | [for] them |
| 15 | وأملى | م ل وMLV | ve emlā | ve uzun emellere düşürmüştür | and prolonged hope |
| 16 | لهم | — | lehum | onları | for them. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ان الذين ارتدوا على ادبرهم من بعد ما تبين لهم الهدى الشيطن سول لهم واملى لهم
Arapça (Harekeli)
إِنَّ الَّذِينَ ارْتَدُّوا عَلَى أَدْبَارِهِم مِّن بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ الْهُدَى الشَّيْطَانُ سَوَّلَ لَهُمْ وَأَمْلَى لَهُمْ
Transliterasyon
İnnellezînerteddû alâ edbârihim min ba’di mâ tebeyyene lehumul hudeş şeytânu sevvele lehum ve emlâ lehum.
Transliteration (Eng.)
Inna alla<span class="u">th</span>eena irtaddoo AAal<span class="u">a</span>adb<span class="u">a</span>rihim min baAAdi m<span class="u">a</span> tabayyana lahumu alhud<span class="u">a</span>a<span class="b">l</span>shshay<span class="u">ta</span>nu sawwala lahum waaml<span class="u">a</span> lahum
Abdulbaki Gölpınarlı
Gerisin geriye, hem de doğru yol, kendilerince apaçık anlaşıldıktan sonra, eski dinlerine dönenlere gelince: Şeytan, yanlış hareketlerini, kendilerine bezemektedir ve onları, uzun uzun dileklere düşürmektedir.
Ali Bulaç
Şüphesiz, kendilerine hidayet açıkça belli olduktan sonra, gerisin geri (küfre) dönenleri, şeytan kışkırtmış ve uzun emellere kaptırmıştır.
Bayraktar Bayraklı
Kendilerine doğru yol apaçık belli olduktan sonra eski hallerine dönenleri, şeytan sürüklemiş ve kendilerine ümit vermiştir.
Diyanet İşleri
Şüphesiz ki, kendilerine doğru yol belli olduktan sonra, arkalarına dönenleri, şeytan sürüklemiş ve kendilerine ümit vermiştir.*
Edip Yüksel
Kendilerine doğru yol belli olduktan sonra geriye dönenleri sapkın ayartmıştır ve onlara ümit vermiştir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Gerçekten doğru yol kendilerine açıkça belli olduktan sonra gerisin geri küfre dönenlere şeytan, kötülüklerini güzel göstermiş ve onları uzun emellere düşürmüştür.
Erhan Aktaş
Kendilerine doğru yol açıkça belli olduktan sonra, ona sırt dönenleri, şeytan* aldattı ve onları boş ümitlere yöneltti.
Hakkı Yılmaz
Şüphesiz doğru yol kendilerine açıkça belli olduktan sonra gerisin geri küfre; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddetmeye dönen kimseler, şeytan onlara hoş bir şey olarak göstermiş ve onları uzun emellere düşürmüştür.
Muhammed Esed
GERÇEK ŞU Kİ, kendilerine doğru yol apaçık gösterildikten sonra sırtlarını (bu mesaja) dönenler (böyle yaparlar, çünkü) Şeytan onların hayallerini süsleyip bezemiş ve onları sahte ve düzmece ümitlerle doldurmuştur:
Mustafa İslamoğlu
Elbet doğru yol kendilerine açıklandıktan sonra ona sırtlarını dönenler olur: Şeytan onların tasavvurlarını yamultmuş ve onlara boş umutlar vaad etmiştir.
Suat Yıldırım
Kendilerine doğru yol iyice belli olduktan sonra, gerisin geri dinden çıkanlara muhakkak ki şeytan önce fit vermiş; onları uzun emellere, düşürmüştür.
Süleyman Ateş
Kendilerine doğru yol belli olduktan sonra arkalarına (yine eski küfürlerine) dönenlere, şeytan hatalarını süslemiş ve (günah işlemelerini) kolaylaştırmış ve onları uzun emellere, umutlara düşürmüştür.
Şaban Piriş
Kendilerine doğru yol açıkça belli olduktan sonra, arkalarına dönenlere, şeytan işlerini kolaylaştırmış, onlara ümit vermiştir.
Yaşar Nuri Öztürk
Hidayet kendilerine açıkça belli olduktan sonra arkalarına dönenlere şeytan fit vermiş, sonu gelmez arzuların / ümitlerin ardına takmıştır onları.
Edip-Layth-Martha
Surely, those who reverted back, after the guidance has been made clear to them, the devil has enticed them and led them on.
Muhammad Asad
VERILY, those who turn their backs [on this mes­sage] after guidance has been vouchsafed to them, [do it because] Satan has embellished their fancies and filled them with false hopes:
Rashad Khalifa
Surely, those who slide back, after the guidance has been manifested to them, the devil has enticed them and led them on.,
The Monotheist Group
Surely, those who returned back, after the guidance has been made clear to them, the devil has enticed them and has led them on.