Muhammed Sûresi4. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (38 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1فإذاfeiƶāzamanSo when
2لقيتمل ق يLGYleḳītumukarşılaştığınızyou meet
3الذينelleƶīnekimselerlethose who
4كفرواك ف رKFRkeferūinkar eden(lerle)disbelieve,
5فضربض ر بŽRBfeDerbevurunthen strike
6الرقابر ق بRGBr-riḳābiboyunlarınıthe necks
7حتىHattānihayetuntil
8إذاiƶāzamanwhen
9أثخنتموهمث خ نS̃ḢNeṧḣantumūhumonları iyice vurup sindirdiğinizyou have subdued them,
10فشدواش د دŞD̃D̃feşuddūsıkıca bağlayınthen bind firmly
11الوثاقو ث قVS̃Gl-veṧāḳabağıthe bond,
12فإماfeimmāisterthen either
13منام ن نMNNmenneniyilikle (bırakırsınız)a favor
14بعدب ع دBAD̃beǎ'duondan sonraafterwards
15وإماveimmāveyaor
16فداءف د يFD̃Yfidā'enfidye alırsınızransom
17حتىHattākadaruntil
18تضعو ض عVŽAteDeǎbırakıncayalays down
19الحربح ر بḪRBl-Harbuharbthe war
20أوزارهاو ز رVZRevzārahāağırlıklarınıits burdens.
21ذلكƶālikeişteThat.
22ولوvelevşayetAnd if
23يشاءش ي اŞYEyeşā'udileseydiAllah had willed
24اللهllahuAllahAllah had willed
25لانتصرن ص رNṦRlānteSaraöc alırdısurely, He could have taken retribution
26منهمminhumonlardanfrom them,
27ولكنvelākinfakatbut
28ليبلوب ل وBLVliyebluvedenemek içinto test
29بعضكمب ع ضBAŽbeǎ'Dekumbir kısmınızısome of you
30ببعضب ع ضBAŽbibeǎ'Dindiğeriylewith others.
31والذينvelleƶīnekimselerinAnd those who
32قتلواق ت لGTLḳutilūöldürülen(lerin)are killed
33فيin
34سبيلس ب لSBLsebīli(Allah) yolunda(the) way of Allah,
35اللهllahiAllah(the) way of Allah,
36فلنfelenaslathen never
37يضلض ل لŽLLyuDillezayi etmeyecektirHe will cause to be lost
38أعمالهمع م لAMLeǎ'mālehumyaptıkları işleritheir deeds.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

فاذا لقيتم الذين كفروا فضرب الرقاب حتى اذا اثخنتموهم فشدوا الوثاق فاما منا بعد واما فداء حتى تضع الحرب اوزارها ذلك ولو يشاء الله لانتصر منهم ولكن ليبلوا بعضكم ببعض والذين قتلوا فى سبيل الله فلن يضل اعملهم

Arapça (Harekeli)

فَإِذَا لَقِيتُمُ الَّذِينَ كَفَرُوا فَضَرْبَ الرِّقَابِ حَتَّى إِذَا أَثْخَنتُمُوهُمْ فَشُدُّوا الْوَثَاقَ فَإِمَّا مَنًّا بَعْدُ وَإِمَّا فِدَاءً حَتَّى تَضَعَ الْحَرْبُ أَوْزَارَهَا ذَلِكَ وَلَوْ يَشَاءُ اللَّهُ لَانتَصَرَ مِنْهُمْ وَلَكِن لِّيَبْلُوَ بَعْضَكُم بِبَعْضٍ وَالَّذِينَ قُتِلُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَلَن يُضِلَّ أَعْمَالَهُمْ

Transliterasyon

Fe izâ lekîtumullezîne keferû fe darber rikâb|i|, hattâ izâ eshantumûhum fe şuddûl vesâk|a|, fe immâ mennen ba’du ve immâ fidâen hattâ tedaal harbu evzârehâ, zalik|e|, ve lev yeşâullâhu lentasara minhum ve lâkin li yebluve ba’dakum bi ba’d(ba’din), vellezîne kutilû fî sebîlillâhi fe len yudille a’mâlehum.

Transliteration (Eng.)

Fa-i<span class="u">tha</span> laqeetumu alla<span class="u">th</span>eenakafaroo fa<span class="u">d</span>arba a<span class="b">l</span>rriq<span class="u">a</span>bi <span class="u">h</span>att<span class="u">a</span>i<span class="u">tha</span> athkhantumoohum fashuddoo alwath<span class="u">a</span>qa fa-imm<span class="u">a</span>mannan baAAdu wa-imm<span class="u">a</span> fid<span class="u">a</span>an <span class="u">h</span>att<span class="u">a</span> ta<span class="u">d</span>aAAaal<span class="u">h</span>arbu awz<span class="u">a</span>rah<span class="u">a</span> <span class="u">tha</span>lika walaw yash<span class="u">a</span>oAll<span class="u">a</span>hu la<span class="b">i</span>nta<span class="u">s</span>ara minhum wal<span class="u">a</span>kinliyabluwa baAA<span class="u">d</span>akum bibaAA<span class="u">d</span>in wa<span class="b">a</span>lla<span class="u">th</span>eenaqutiloo fee sabeeli All<span class="u">a</span>hi falan yu<span class="u">d</span>illa aAAm<span class="u">a</span>lahumsayahdeehim wayu<span class="u">s</span>li<span class="u">h</span>u b<span class="u">a</span>lahum

Abdulbaki Gölpınarlı

Kâfir olanlarla savaşa giriştiniz mi vurun boyunlarını, onları iyice yaralayıp kırdınız, bozguna uğratıp da onlara üst geldiniz mi işe sağlam yapışın, bağlayın sımsıkı tutsakları, ondan sonra da isterseniz öylece salıverirsiniz onları, isterseniz para alır da bırakırsınız savaş ağırlığını atıncaya dek, bu, böyle; ve Allah dileseydi savaşsız da helâk ederdi onları ve fakat bir kısmınızı, bir kısmınızla sınamak ister ve Allah yolunda öldürülenlerin yaptıklarını asla boşa çıkarmamaktadır.

Ali Bulaç

Öyleyse, inkar edenlerle (savaş sırasında) karşı karşıya geldiğiniz zaman, hemen boyunlarını vurun; sonunda onları 'iyice bozguna uğratıp zafer kazanınca da' artık (esirler için) bağı sımsıkı tutun. Bundan sonra ya bir lütuf olarak (onları bırakın) veya bir fidye (karşılığı salıverin). Öyle ki savaş ağırlıklarını bıraksın (sona ersin). İşte böyle; eğer Allah dilemiş olsaydı, elbette onlardan intikam alırdı. Ancak (savaş,) sizleri birbirinizle denemesi içindir. Allah yolunda öldürülenlerin ise; kesin olarak (Allah,) amellerini giderip-boşa çıkarmaz.

Bayraktar Bayraklı

İnkâr edenlerle savaşta karşılaştığınızda, hemen boyunlarını vurunuz. Onları yendiğinizde de sıkıca bağlayınız. Savaş sona erdiğinde ya bir lütuf olarak karşılıksız ya da fidye alarak salıveriniz. Allah dileseydi onlara galip gelirdi. Fakat kiminizi kiminizle denemek için böyle yaptı. Allah yolunda öldürülenlerin yaptıkları hiçbir ameli Allah asla boşa çıkarmayacaktır.

Diyanet İşleri

(Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onlara iyice vurup sindirince bağı sıkıca bağlayın (esir alın). Savaş sona erince de artık ya karşılıksız veya fidye karşılığı salıverin. Durum şu ki, Allah dileseydi, onlardan intikam alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek ister. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmaz.*

Edip Yüksel

Savaşta inkâr edenlerle karşılaştığınızda kontrol merkezlerini vurun. Sonunda üstün geldiğinizde onları esir alın; onları ya karşılıksız veya fidye karşılığında salın. Savaş durumu kalkıncaya kadar bunu uygulayın. ALLAH dileseydi sizi savaş derdinden kurtarırdı; ancak O sizi böylece birbirinizle sınamaktadır. ALLAH yolunda öldürenlere gelince, onların yaptıklarını boşa çıkarmayacaktır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Savaşta inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman hemen boyunlarını vurun. Nihayet onlara üstün geldiğiniz zaman bağı sıkı bağlayıp esir alın. Sonra harp ağırlıklarını atıp, savaş bitince de onları ya karşılıksız olarak, ya da fidye ile salıverin. Allah'ın emri budur. Eğer Allah dileseydi onlardan başka türlü de intikam alırdı. Fakat böyle olması sizi birbirinizle denemek içindir. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların amellerini asla boşa çıkarmaz.

Erhan Aktaş

Gerçeği yalanlayan nankörlerle savaşa giriştiğiniz zaman, güçlerini yok edinceye kadar boyunlarını vurmaya* devam edin. Onlara üstünlük sağladığınız zaman, geride kalanları esir alın. Nihayet savaş sona erince de ister bir bağışlama olarak, ister fidye karşılığında onları serbest bırakın.* Eğer Allah isteseydi onları, savaşsız da cezalandırıp adaleti sağlardı. Fakat böyle olması, sizi birbirinizle denemek içindir. Allah yolunda öldürülenlere ve savaşan kimselere gelince, Allah, onların yaptıklarını asla karşılıksız bırakmaz.

Hakkı Yılmaz

(4-6)Artık Allah'ın ilâhlığına ve rabliğine inanmayan kimselerle karşılaştığınız/ savaştığınız zaman, hemen boyunları vuruş …/ölümüne savaşın. Sonra onlara üstün geldiğiniz zaman, hemen bağı sıkı bağlayın/sağlam kararlar alın. Sonra harp; bozum yapma işi ağırlıklarını atıp savaş bitince de onları ya karşılıksız olarak, ya da kurtulmalık karşılığı salıverin. İşte! Eğer Allah dileseydi elbette onları cezalandırıp adaleti sağlardı. Fakat böyle olması, sizi birbirinizle denemek içindir. Allah yolunda öldürülen/öldüren/savaşan kimselere gelince; artık Allah, onların amellerini asla boşa çıkarmaz. Allah onları kılavuzlayacak, durumlarını düzeltecek ve onları, kendilerine tanıttığı cennete girdirecektir.

Muhammed Esed

İMDİ, (savaşta) hakikati inkara şartlanmış olanlar ile karşılaştığınız zaman onları alt edinceye kadar boyunlarını vurun ve sonra iplerini sıklaştırın; ama sonra ya bir lütuf olarak yahut fidye karşılığı (onları serbest bırakın) ki savaşın izleri tamamiyle silinebilsin: (yapmanız gereken) budur. Ve (bilin ki) Allah dilemiş olsaydı onları (bizzat kendisi) cezalandırabilirdi; ama (O, mücadele etmenizi istiyor ki) sizi birbiriniz aracılığıyla sınasın. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların yaptıklarını zayi etmeyecektir:

Mustafa İslamoğlu

Artık inkarda direnip (onu dayatanlarla) savaşta karşılaştığınızda, hemen boyunlarına vurun! Nihayet kızışmış bir savaşın sonuna dayandığınızda durmayın, (kalanların) ipini sıkı bağlayın. Fakat daha sonra ya bir lütuf olarak karşılıksız, ya da bir fidye karşılığı serbest bırakın ki, savaş tüm ağır sonuçlarıyla ortadan kalksın: böyle yapın! Ve eğer Allah dileseydi, onların hakkından bizzat gelirdi; fakat bunu (yapmadı) ki, sizi birbirinizle sınayabilsin. Allah yolunda öldürülenlere gelince: Evet (Allah) onların yaptıklarını asla zayi etmeyecektir:

Suat Yıldırım

İmdi kâfirlerle savaşta karşılaştığınız zaman hemen boyunlarını vurun. Nihayet onları iyice mağlub edince, işi sağlama bağlayın, onları esir alın. Savaş bitince onları ister lütuf olarak karşılıksız salıverir, ister fidye alarak bırakırsınız. Durum şu ki: Allah dileseydi, onlardan intikamınızı alır, onları cezalandırırdı. Fakat O, sizi birbirinizle denemek için savaşı emrediyor. Allah yolunda öldürülenler var ya, Allah onların yaptıklarını asla zayi etmeyecek, boşa çıkarmayacaktır. [8, 67-68; 3, 142; 9, 14-15]

Süleyman Ateş

(Savaşta) İnkar edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onları iyice vurup sindirince bağı sıkıca bağlayın (onları esir alın). Ondan sonra artık ya lutfen bırakır veya karşılığında fidye alırsınız. Harb, ağırlıklarını bırakıncaya (savaş sona erinceye) kadar (böyle yaparsınız). Allah dileseydi (kendisi) onlardan öc alırdı, fakat sizi birbirinizle denemek için (size savaşı emrediyor). Allah, kendi yolunda öldürülenlerin yaptıkları işleri zayi etmeyecektir.

Şaban Piriş

İnkar edenlerle, (savaşta) karşılaştığınız zaman boyunlarına vurun! Onları iyice bozguna uğratınca, sımsıkı bağlayın. Sonra da ya karşılıksız bağışlayın; ya da savaş ağırlıklarını bırakıncaya kadar fidye alın. İşte böyle, eğer Allah dileseydi, onlardan kendisi intikam alırdı. Fakat, savaş sizi birbirinizle denemek içindir. Allah, yolunda öldürülenlerin çalışmalarını asla boşa çıkarmayacaktır.

Yaşar Nuri Öztürk

Küfre batmışlarla burun buruna geldiğinizde, boyunlar vurulur. Nihayet onları bastırıp sindirdiğinizde, antlaşma bağını sıkı bağlayın. Artık bundan sonrası ya bir bağışlama ya bir fidyedir. Nihayet harp, ağırlıklarını yere bırakır. İşte böyle! Eğer Allah dileseydi, onlardan öc alırdı. Ama kiminizi kiminizle denemek için böyledir. Allah yolunda öldürülenlerin amelleri asla gözardı edilmeyecektir.

Edip-Layth-Martha

So, if you encounter those who have rejected, then strike the control center until you overcome them. Then bind them securely. You may either set them free or ransom them, until the war ends. That, and had God willed, He alone could have beaten them, but He thus tests you by one another. As for those who get killed in the cause of God, He will never let their deeds be put to waste.*

Muhammad Asad

NOW WHEN you meet [in war] those who are bent on denying the truth,* smite their necks until you overcome them fully, and then tighten their bonds;* but thereafter [set them free,] either by an act of grace or against ransom, so that the burden of war may be lifted:* thus [shall it be]. And [know that] had God so willed, He could indeed punish them [Himself]; but [He wills you to struggle] so as to test you [all] by means of one another.* And as for those who are slain in God's cause, never will He let their deeds go to waste:

Rashad Khalifa

If you encounter (in war) those who disbelieve, you may strike the necks. If you take them as captives you may set them free or ransom them, until the war ends. Had GOD willed, He could have granted you victory, without war. But He thus tests you by one another. As for those who get killed in the cause of GOD, He will never put their sacrifice to waste.,

The Monotheist Group

Therefore, if you encounter those who have rejected, then strike the necks; until you bind them, then secure the cords. You may then either set them free or ransom them, until the war ends. That, and if God had willed, He alone could have beaten them, but He thus tests you by one another. As for those who get killed in the cause of God, He will never let their deeds be put to waste.