Fetih Sûresi25. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (40 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1همhumuonlarThey
2الذينelleƶīnekimselerdir(are) those who
3كفرواك ف رKFRkeferūinkar eden(lerdir)disbelieved
4وصدوكمص د دṦD̃D̃ve Saddūkumve size engel olanlardırand hindered you
5عنǎni-danfrom
6المسجدس ج دSCD̃l-mescidiMescid-iAl-Masjid Al-Haraam
7الحرامح ر مḪRMl-HarāmiHaram-Al-Masjid Al-Haraam
8والهديه د يHD̃Yvelhedyeve kurbanlardanwhile the offering
9معكوفاع ك فAKFmeǎ'kūfenbekletilen(was) prevented
10أنenfrom
11يبلغب ل غBLĞyebluğavarmasınareaching
12محلهح ل لḪLLmeHillehuyerlerineits place (of sacrifice).
13ولولاvelevlāeğer olmasaydıAnd if not
14رجالر ج لRCLricālunerkekler(for) men
15مؤمنونا م نEMNmu'minūneinanmışbelieving
16ونساءن س وNSVve nisā'unve kadınlarand women
17مؤمناتا م نEMNmu'minātuninanmışbelieving
18لمlemnot
19تعلموهمع ل مALMteǎ'lemūhumbilmeyerekyou knew them
20أنenthat
21تطئوهمو ط اVŦEteTaūhumtepelediğinizyou may trample them
22فتصيبكمص و بṦVBfe tuSībekumisabet edecek (olmasaydı)and would befall you
23منهمminhumonlardanfrom them
24معرةع ر رARRmeǎrratunbir eziyetany harm
25بغيرغ ي رĞYRbiğayriolmadanwithout
26علمع ل مALMǐlminbilginizknowledge.
27ليدخلد خ لD̃ḢLliyudḣileki soksunThat Allah may admit
28اللهllahuAllahThat Allah may admit
29فيto
30رحمتهر ح مRḪMraHmetihirahmetineHis Mercy
31منmenkimseyiwhom
32يشاءش ي اŞYEyeşā'udilediğiHe wills.
33لوlevşayetIf
34تزيلواز ي لZYLtezeyyelūayrılmış olsalardıthey had been apart
35لعذبناع ذ بAZ̃Bleǎƶƶebnāelbette azab ederdiksurely, We would have punished
36الذينelleƶīnekimselerithose who
37كفرواك ف رKFRkeferūinkar eden(leri)disbelieved
38منهمminhumonlardanamong them
39عذاباع ذ بAZ̃Bǎƶābenbir azabla(with) a punishment
40أليماا ل مELMelīmenacıklıpainful.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

هم الذين كفروا وصدوكم عن المسجد الحرام والهدى معكوفا ان يبلغ محله ولولا رجال مومنون ونساء مومنت لم تعلموهم ان تطوهم فتصيبكم منهم معرة بغير علم ليدخل الله فى رحمته من يشاء لو تزيلوا لعذبنا الذين كفروا منهم عذابا اليما

Arapça (Harekeli)

هُمُ الَّذِينَ كَفَرُوا وَصَدُّوكُمْ عَنِ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَالْهَدْيَ مَعْكُوفًا أَن يَبْلُغَ مَحِلَّهُ وَلَوْلَا رِجَالٌ مُّؤْمِنُونَ وَنِسَاءٌ مُّؤْمِنَاتٌ لَّمْ تَعْلَمُوهُمْ أَن تَطَئُوهُمْ فَتُصِيبَكُم مِّنْهُم مَّعَرَّةٌ بِغَيْرِ عِلْمٍ لِّيُدْخِلَ اللَّهُ فِي رَحْمَتِهِ مَن يَشَاءُ لَوْ تَزَيَّلُوا لَعَذَّبْنَا الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا

Transliterasyon

Humullezîne keferû ve saddûkum anil mescidil harâmi vel hedye ma’kûfen en yebluga mahıllehu, ve lev lâ ricâlun mu’minûne ve nisâun mû’minâtun lem ta’lemûhum en tetaûhum fe tusîbekum minhum maarratun bi gayri ilm(ilmin), li yudhılallâhu fî rahmetihî men yeşâu, lev tezeyyelû le azzebnellezîne keferû minhum azâben elîmâ(elîmen).

Transliteration (Eng.)

Humu alla<span class="u">th</span>eena kafaroo wa<span class="u">s</span>addookumAAani almasjidi al<span class="u">h</span>ar<span class="u">a</span>mi wa<span class="b">a</span>lhadyamaAAkoofan an yablugha ma<span class="u">h</span>illahu walawl<span class="u">a</span> rij<span class="u">a</span>lunmu/minoona wanis<span class="u">a</span>on mu/min<span class="u">a</span>tun lam taAAlamoohum anta<span class="u">t</span>aoohum fatu<span class="u">s</span>eebakum minhum maAAarratun bighayriAAilmin liyudkhila All<span class="u">a</span>hu fee ra<span class="u">h</span>matihi man yash<span class="u">a</span>olaw tazayyaloo laAAa<span class="u">thth</span>abn<span class="u">a</span> alla<span class="u">th</span>eenakafaroo minhum AAa<span class="u">tha</span>ban aleem<span class="u">a</span><span class="b">n</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlar, kâfir olan ve sizi Mescid-i Harâm'dan meneden ve kurbanlarınızı, yerlerine ulaştırmayan kişilerdi ve Mekke'de, sizin bilmediğiniz ve bilgisizlik yüzünden çiğneyip geçeceğiniz ve bu yüzden de günaha gireceğiniz inanmış erkekler ve inanmış kadınlar olmasaydı sizi Mekke'ye sokardı, fakat Allah, dilediğini rahmetine ithâl etsin diye, onlardan ellerinizi çekti sizin; birbirlerinden seçilip ayrılmış olsalardı, onlardan kâfir olanları elbette elemli bir azapla azaplandırırdık.

Ali Bulaç

Ki onlar, inkar ettiler, sizi Mescid-i Haram'dan ve durdurulmakta (bekletilmekte) olan hediyeleri (kurbanları), yerlerine varmaktan alıkoydular. Eğer kendilerini bilmediğiniz mü'min erkekler ve mü'min kadınları, bilgisizlik dolayısıyla darmadağın edip de bu yüzden size 'dayanılmaz bir sıkıntı' dokunmayacak olsaydı (o zaman durum farklı olurdu. Durumunun böyle olması,) Allah'ın dilediğini rahmetine sokması içindir. Eğer (karışık yaşayan mü'minler), seçilip ayrılmış olsalardı, muhakkak içlerinden inkar edenleri acı bir azap ile azaplandırırdık.

Bayraktar Bayraklı

İnkâr edenler, sizi Mescid-i Harâm'dan alıkoyanlar, kurbanların yerlerine ulaşmasına engel olanlardır. Eğer Mekke'de bulunan inanmış erkekler ve kadınlardan tanımadıklarınızı öldürüp bu yüzden bilmeden günaha girmeniz söz konusu olmasaydı, Allah savaşı önlemeyecekti. Dilediklerine rahmet etmek için Allah böyle yapmıştır. Eğer inananlarla kâfirler iç içe olmasalardı, inkâr edenleri acıklı bir azap ile cezalandırırdık.

Diyanet İşleri

Onlar, inkâr eden ve sizin Mescid-i Haram'ı ziyaretinizi ve bekletilen kurbanların yerlerine ulaşmasını menedenlerdir. Eğer (Mekke'de) kendilerini henüz tanımadığınız mümin erkeklerle mümin kadınları bilmeyerek çiğnemeniz sebebiyle üzüntüye kapılmanız ihtimali olmasaydı (Allah savaşı önlemezdi). Dilediklerine rahmet etmek için Allah böyle yapmıştır. Eğer onlar birbirinden ayrılmış olsalardı elbette onlardan inkâr edenleri elemli bir azaba çarptırırdık.*

Edip Yüksel

Onlar inkâr edenlerdir, sizi Sınırlanmış Mescitten ve kurbanları yerine ulaşmaktan alıkoyanlardır. Kendilerini tanımadığınız için inciteceğiniz gerçeği onaylayan erkekler ve gerçeği onaylayan kadınlar bulunmasaydı ve böylece onlardan dolayı bilmeden kendinizi üzmeniz ihtimali olmasaydı… Böylece ALLAH dileyeni rahmetine sokar. Birbirleriyle karışmış halde olmasalardı onlardan inkâr edenleri acı bir azapla cezalandırırdık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar inkâr eden ve sizin Mescidi Haram'ı ziyaretinizi ve bekletilen kurbanların yerlerine ulaşmasını men edenlerdir. Eğer kendilerini henüz tanımadığınız mümin erkeklerle, mümin kadınları bilmeyerek ezmek suretiyle bir vebalin altında kalmanız ihtimali olmasaydı, Allah savaşı önlemezdi. Dilediklerine rahmet etmek için Allah böyle yapmıştır. Eğer onlar birbirinden ayrılmış olsalardı elbette onlardan inkâr edenleri elemli bir azaba çarptırırdık.

Erhan Aktaş

Onlar, gerçeği yalanlayan nankörlerdir. Sizi Mescid-i Haram’dan alıkoyan, ayrılmış kurbanların yerine ulaşmasını engelleyen kimselerdir. Eğer inanan erkeklerden ve kadınlardan olup da kendilerini henüz tanımadığınız için bilmeden onlara zarar vermeniz ve böylece vebale girmeniz söz konusu olmasaydı, onlarla savaşmanıza izin verilirdi. Allah, dilediğini rahmetine alır. Eğer birbirlerinden ayrılmış olsalardı elbette onlardan gerçeği yalanlayan nankörleri acı veren bir azapla cezalandırırdık.

Hakkı Yılmaz

(24,25)Ve Allah, sizi onlara karşı muzaffer kıldıktan sonra Mekke'nin vadisinde; Hudeybiye'de, Allah'ın dilediği kimseyi rahmetine girdirmesi için, onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çekendir. Ve Allah, yaptıklarınızı en iyi görendir. Onlar, Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini kabul etmeyen ve sizi Mescid-i Haram'dan ve ayarlanmış hedylerin/ hac yapanlara gönderilen yiyeceklerin yerlerine ulaşmasını engelleyen kimselerdir. Eğer kendilerini henüz tanımadığınız, bilmeyerek ezmek sûretiyle kendilerinden sorumluluğunuz olacak mü’min erkekler, mü’min kadınlar olmasaydı, eğer onlar, birbirinden ayrılmış olsalardı kesinlikle onlardan Allah'ın ilâhlığına ve rabliğine inanmayan kimseleri acıklı bir azapla azaplandırırdık.

Muhammed Esed

(Düşmanlarınızı sizin elinizden almam, onların hatırı için değildir: çünkü) onlar, hakikati inkara şartlanmış olan, sizi Mescid-i Harâm'dan alıkoyan ve kurbanlarınızın yerine ulaşmasına engel olanlardır. İstemeden çiğneyip geçebileceğiniz ve bilmeden, kendileri yüzünden büyük bir hata işleyebileceğiniz (Mekke'deki) mümin erkekler ve kadınlar olmasaydı (evet, eğer bunlar olmasaydı şehre savaşarak girmenize izin verilirdi: ama savaşmanız yasaklandı) ki Allah (zamanı geldiğinde) dilediğine rahmetini ihsan edebilsin. Eğer onlar, (Bizim rahmetimizi hak edenler ile gazabımıza uğrayanlar, sizin tarafınızdan) ayırd edilebilselerdi içlerinden hakikati inkar edenleri (sizin elinizle) acıklı bir azaba çarptırırdık.

Mustafa İslamoğlu

(Doğrudur), inkarda direnenler, sizi Mescid-i Haram'a girmekten alıkoyanlar ve kurbanlarınızın yerine ulaşmasını engelleyenler hep onlardır; ama keşke şu istemeden (haklarını) çiğneme ve bilmeden kendileri yüzünden büyük bir yanlışa düşme ihtimaliniz bulunan, üstelik henüz tanımadığınız mü'min erkekler ve kadınlar (Mekke'de) olmasalardı; Allah dilediğini rahmetiyle kuşatmak için böyle yaptı; eğer onlar seçilip ayrılsalardı, elbet onlar içerisinden küfürde direnenleri (sizin elinizle) şiddetli bir cezaya çarptırırdık.

Suat Yıldırım

İnkârda ısrar edip sizi Mescid-i Haram'ı ziyaret etmekten ve bekletilmekte olan hediye kurbanlıkları yerine ulaştırmaktan geri çevirenler onlardır. Eğer orada kendilerini tanımadığınız için tepeleyeceğiniz ve bilmeyerek tepelemenizden ötürü zor durumda kalacağınız mümin erkekler ve mümin kadınlar olmasaydı, Allah ellerinizi birbirinizden çekmez, savaşmanıza engel olmazdı. Dilediği kimseleri rahmetine nail etmek için Allah böyle takdir buyurdu. Şayet onlar birbirlerinden seçilip ayrılmış olsalardı, elbette kâfirleri gayet acı bir cezaya çarptırırdık.*

Süleyman Ateş

Onlar öyle kimselerdir ki inkar ettiler, sizin Mescid-i Haram'ı ziyaret etmenize ve bekletilen kurbanların yerlerine varmasına engel oldular. Eğer orada, kendilerini bilmediğiniz için tepeleyeceğiniz ve bilmeyerek tepelemenizden ötürü, kınanacağınızinanmış erkekler ve inanmış kadınlar olmasaydı (Allah sizin savaşmanıza engel olmazdı. Böyle yaptı) ki Allah, dilediğini rahmetine soksun. Şayet (inananlar ve inanmayanlar) birbirinden ayrılmış olsalardı elbette onlardan inkar edenleri, acı bir azaba çarptırırdık.

Şaban Piriş

Küfreden /kafir olan, sizi Mescid-i Haramdan alıkoyanlar ve kurbanlıkları tutarak yerine ulaşmasına imkan vermeyenler onlardır. Eğer bilmeden kendilerini öldüreceğiniz ve bu sebeple de bir takım güçlüklere uğrayacağınız, tanımadığınız mümin erkekler ve mümin kadınlar olmasaydı... (Allah savaşa engel olmazdı.) Bu, Allah dilediğini rahmetine girdirsin diyedir. Eğer (birbirlerinden) ayrılmış olsalardı, onlardan inkarcı olanları acı bir azapla cezalandırırdık.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlar o kişilerdir ki, küfre sapıp sizi Mescid-i Haram'dan geri çevirdiler, bekletilen kurbanların, yerlerine ulaşmasına engel oldular. Eğer kendilerini tanımadığınız için çiğneyeceğiniz ve bu bilgisizlik yüzünden üzüntü ve kınayışla karşılaşacağınız inanmış erkeklerle inanmış kadınlar olmasaydı, iş başka türlü olurdu. Böyle olması, Allah'ın, dilediğini rahmetine sokması içindir. Onlar birbirlerinden ayrılmış olsalardı, inkara sapanlarını elbette acıklı bir azapla cezalandırırdık.

Edip-Layth-Martha

They are the ones who rejected and barred you from the Restricted Temple, and barred your donations from reaching their destination. There had been acknowledging men and women whom you did not know, and you may have hurt them, and on whose account you would have committed a sin unknowingly. God will admit into His mercy whomever He wills. Had they become separated, We would then have punished those of them who rejected with a painful retribution.

Muhammad Asad

[It was not for your enemies sake that He stayed your hands from them: for]* it was they who were bent on denying the truth, and who debarred you from the Inviolable House of Worship* and prevented your offering from reaching its destina&shy;tion.* And had it not been for the believing men and believing women [in Mecca ], whom you might have unwittingly trampled underfoot,* and on whose account you might have become guilty, without knowing it, of a grievous wrong-: [had it not been for this, you would have been allowed to fight your way into the city: but you were forbidden to fight]* so that [in time] God might admit to His grace whomever He wills.* Had they [who deserve Our mercy and they whom We have condemned] been clearly discernible [to you],* We would indeed have imposed grievous suffering [at your hands] on such of them as were bent on denying the truth.

Rashad Khalifa

It is they who disbelieved and barred you from the Sacred Masjid, and even prevented your offerings from reaching their destination. There were believing men and women (within the enemy camp) whom you did not know, and you were about to hurt them, unknowingly. GOD thus admits into His mercy whomever He wills. If they persist, He will requite those among them who disbelieve with a painful retribution.,

The Monotheist Group

They are the ones who rejected and barred you from the Restricted Temple, and barred your donations from reaching their destination. And there had been believing men and believing women whom you did not know, and you may have hurt them, and on whose account you would have incurred a sin unknowingly. God will admit into His mercy whoever He wills. Had they become separated, We would then have punished those from them who rejected with a painful retribution.