Maide Sûresi118. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (11 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | إن | — | in | eğer | If |
| 2 | تعذبهم | ع ذ بAZ̃B | tuǎƶƶibhum | onlara azabedersen | You punish them, |
| 3 | فإنهم | — | feinnehum | şüphesiz onlar | then indeed they |
| 4 | عبادك | ع ب دABD̃ | ǐbāduke | senin kullarındır | (are) Your slaves, |
| 5 | وإن | — | ve in | ve eğer | and if |
| 6 | تغفر | غ ف رĞFR | teğfir | bağışlarsan | You forgive |
| 7 | لهم | — | lehum | onları | [for] them |
| 8 | فإنك | — | feinneke | şüphesiz sen | then indeed You, |
| 9 | أنت | — | ente | yalnız sen | You |
| 10 | العزيز | ع ز زAZZ | l-ǎzīzu | daima üstünsün | (are) the All-Mighty, |
| 11 | الحكيم | ح ك مḪKM | l-Hakīmu | hüküm ve hikmet sahibisin | "the All-Wise.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ان تعذبهم فانهم عبادك وان تغفر لهم فانك انت العزيز الحكيم
Arapça (Harekeli)
إِن تُعَذِّبْهُمْ فَإِنَّهُمْ عِبَادُكَ وَإِن تَغْفِرْ لَهُمْ فَإِنَّكَ أَنتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
Transliterasyon
İn tuazzibhum fe innehum ibâduk|e|, ve in tagfir lehum fe inneke entel azîzul hakîm|u|.
Transliteration (Eng.)
In tuAAa<span class="u">thth</span>ibhum fa-innahum AAib<span class="u">a</span>dukawa-in taghfir lahum fa-innaka anta alAAazeezu al<span class="u">h</span>akeem<span class="b">u</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Onlara azâp edersen şüphe yok ki onlar, senin kullarındır ve eğer yarlıgarsan şüphe yok ki sensin üstün olan, hüküm ve hikmet sahibi bulunan.
Ali Bulaç
Eğer onları azaplandırırsan, şüphesiz onlar Senin kullarındır, eğer onları bağışlarsan, şüphesiz Aziz olan, hakim olan Sensin Sen."
Bayraktar Bayraklı
“Eğer kendilerine azap edersen, şüphesiz onlar senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan, şüphesiz sen izzet ve hikmet sahibisin.”
Diyanet İşleri
Eğer kendilerine azap edersen şüphesiz onlar senin kullarındır (dilediğini yaparsın). Eğer onları bağışlarsan şüphesiz sen izzet ve hikmet sahibisin" dedi.
Edip Yüksel
"Onları cezalandırırsan, onlar senin kullarındır. Onları bağışlarsan, kuşkusuz sen Üstünsün, Bilgesin."
Elmalılı Hamdi Yazır
"Eğer onlara azab edersen, onlar senin kullarındır, eğer onları bağışlarsan, şüphesiz sen daima üstünsün, hikmet sahibisin".
Erhan Aktaş
Eğer onlara azap edersen onlar Sen’in kullarındır. Ve eğer onları bağışlarsan, Mutlak Üstün Olan ve En İyi Hüküm Veren Sen’sin.”
Hakkı Yılmaz
(116-118)Ve hani Allah demişti ki: “Ey Meryem oğlu Îsâ! Sen mi insanlara: ‘Beni ve annemi, Allah'ın astlarından iki tanrı edinin’ dedin?” Îsâ: “Sen arınıksın, benim için gerçek olmayan bir şeyi söylemem bana yakışmaz. Eğer ben onu demiş olsam, Sen, bunu kesinlikle bilmiştin. Sen, benim içimde/özümde olanı bilirsin, ben ise Senin zatında olanı bilmem. Şüphesiz Sen; görülmeyeni, duyulmayanı, sezilmeyeni, geçmişi, geleceği en iyi bilenin ta kendisisin! Ben, onlara sadece, Senin bana emrettiklerini; ‘Benim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin’ dedim. Ve ben, içlerinde olduğum müddetçe onlar üzerine tanıktım. Ne zaman ki Sen, beni vefat ettirdin; geçmişte yaptıklarımı ve yapmam gerekirken yapmadıklarımı bir bir hatırlattırdın/ beni öldürdün, Sen, onları gözetleyenin ta kendisi oldun. Ve şüphesiz Sen, her şeye en iyi tanık olansın. Eğer onlara azap edersen, şüphesiz onlar, senin kullarındır ve eğer onları bağışlarsan, şüphesiz Sen, en üstün, en güçlü, en şerefli, mağlûp edilmesi mümkün olmayan/ mutlak galip olanın, en iyi yasa koyan, bozulmayı iyi engelleyen/sağlam yapanın ta kendisisin” dedi.
Muhammed Esed
Şayet onları azaba çarptırırsan -şüphesiz onlar Senin kullarındır; ve eğer onları bağışlarsan- şüphesiz yalnız Sensin kudret sahibi, hikmet sahibi!"
Mustafa İslamoğlu
Eğer onlara azab edersen, şüphe yok ki onlar Senin kullarındır; yok eğer onları bağışlarsan, hiç şüphesiz her işinde mükemmel olan tek Sensin, her hükmünde tam isabet eden de yalnız Sen!"
Suat Yıldırım
116, 117, 118. Hem Allah Teâlâ: “Ey Meryem oğlu İsa! ” Sen mi insanlara “Beni ve annemi Allah'tan başka iki tanrı edinin” dedin? sorguladığı vakit o şöyle diyecek: “Hâşa! Sen şerikden ve her noksandan münezzehsin Ya Rabbî! Hakkım olmayan bir şeyi söylemem doğru olmaz, bana yakışmaz. ” “Hem söylediysem malûmundur elbet. Benim varlığımda olan her şeyi Sen bilirsin, ama ben Sen'in Zatında olanı bilemem. Bütün gaybleri hakkıyla bilen ancak Sen'sin. ”“Sen ne emrettinse ben onlara, bundan başka bir şey söylemedim. Dediğim hep şu idi: “Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin. ”“Ya Rabbî! Ben aralarında olduğum müddetçe onları kolladım. Fakat vakta ki Sen beni aralarından tutup aldın, onları görüp denetleyen yalnız Sen kaldın. Sen gerçekten her zaman, her şeye hakkıyla şahitsin. Eğer onları cezalandırırsan, şüphe yok ki onlar Sen'in kullarındır. Onları affedersen, aziz-u hakîm (üstün kudret, tam hüküm ve hikmet sahibi) ancak Sen'sin. ” [4, 172]*
Süleyman Ateş
Eğer onlara azabedersen, onlar senin kullarındır (dilediğini yaparsın); eğer onları bağışlarsan, şüphesiz sen daima üstünsün, hüküm ve hikmet sahibisin!
Şaban Piriş
Eğer onlara azap edersen, onlar, şüphesiz senin kullarındır. Şayet onları bağışlarsan, şüphesiz sen aziz ve hakimsin.
Yaşar Nuri Öztürk
"Onlara azap edersen, onlar senin kullarındır. Ama onları bağışlarsan hiç kuşkusuz sen tüm gücün sahibi, tüm hikmetlerin sahibisin."
Edip-Layth-Martha
"If You punish them, then they are Your servants, and if You forgive them, then You are the Noble, Wise."
Muhammad Asad
If thou cause them to suffer - verily, they are Thy servants; and if Thou forgive them - verily, Thou alone art almighty, truly wise!"
Rashad Khalifa
"If You punish them, they are Your constituents. If You forgive them, You are the Almighty, Most Wise.",
The Monotheist Group
"If You punish them, then they are Your servants, and if You forgive them, then You are the Noble, the Wise."