Maide Sûresi12. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (45 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ولقد | — | veleḳad | andolsun | And certainly |
| 2 | أخذ | ا خ ذ EḢZ̃ | eḣaƶe | almıştı | took |
| 3 | الله | — | llahu | Allah | Allah |
| 4 | ميثاق | و ث قVS̃G | mīṧāḳa | söz | a Covenant |
| 5 | بني | ب ن يBNY | benī | oğullarından | (from the) Children |
| 6 | إسرائيل | — | isrāīle | İsrail | (of) Israel |
| 7 | وبعثنا | ب ع ثBAS̃ | ve beǎṧnā | ve göndermiştik | and We appointed |
| 8 | منهم | — | minhumu | içlerinden | among them |
| 9 | اثني | ث ن يS̃NY | ṧney | iki (on iki) | two |
| 10 | عشر | ع ش رAŞR | ǎşera | on (on iki) | (and) ten |
| 11 | نقيبا | ن ق بNGB | neḳīben | başkan | leaders. |
| 12 | وقال | ق و لGVL | ve ḳāle | demişti ki | And said |
| 13 | الله | — | llahu | Allah | Allah, |
| 14 | إني | — | innī | şüphesiz ben | """Indeed, I (am)" |
| 15 | معكم | — | meǎkum | sizinle beraberim | with you, |
| 16 | لئن | — | lein | eğer | if |
| 17 | أقمتم | ق و مGVM | eḳamtumu | -doğrulur | you establish |
| 18 | الصلاة | ص ل وṦLV | S-Salāte | SaLâTe/Desteğe | the prayer |
| 19 | وآتيتم | ا ت يETY | ve āteytumu | ve -verirseniz | and give |
| 20 | الزكاة | ز ك وZKV | z-zekāte | zekatı- | the zakah |
| 21 | وآمنتم | ا م نEMN | ve āmentum | ve doğrularsanız/inanırsanız | and you believe |
| 22 | برسلي | ر س لRSL | birusulī | elçilerimle | in My Messengers |
| 23 | وعزرتموهم | ع ز رAZR | ve ǎzzertumūhum | ve onlara yardım ederseniz | and you assist them |
| 24 | وأقرضتم | ق ر ضGRŽ | ve eḳraDtumu | ve borç verirseniz | and you loan |
| 25 | الله | — | llahe | Allah'a | (to) Allah |
| 26 | قرضا | ق ر ضGRŽ | ḳarDan | bir borç | a loan |
| 27 | حسنا | ح س نḪSN | Hasenen | güzel | goodly |
| 28 | لأكفرن | ك ف رKFR | leukeffiranne | elbette örterim | surely I will remove |
| 29 | عنكم | — | ǎnkum | sizin | from you |
| 30 | سيئاتكم | س و اSVE | seyyiātikum | günahlarınızı | your evil deeds |
| 31 | ولأدخلنكم | د خ لD̃ḢL | veleudḣilennekum | ve sizi sokarım | and I will surely admit you |
| 32 | جنات | ج ن نCNN | cennātin | cennetlere | (to) gardens |
| 33 | تجري | ج ر يCRY | tecrī | akan | flow |
| 34 | من | — | min | from | |
| 35 | تحتها | ت ح تTḪT | teHtihā | altlarından | underneath them |
| 36 | الأنهار | ن ه رNHR | l-enhāru | ırmaklar | the rivers. |
| 37 | فمن | — | femen | kim | But whoever |
| 38 | كفر | ك ف رKFR | kefera | inkar ederse | disbelieved |
| 39 | بعد | ب ع دBAD̃ | beǎ'de | sonra | after |
| 40 | ذلك | — | ƶālike | bundan | that |
| 41 | منكم | — | minkum | sizden | among you, |
| 42 | فقد | — | feḳad | muhakkak | then certainly |
| 43 | ضل | ض ل لŽLL | Delle | sapmış olur | he strayed |
| 44 | سواء | س و يSVY | sevā'e | düz | (from) the way, |
| 45 | السبيل | س ب لSBL | s-sebīli | yoldan | the right. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ولقد اخذ الله ميثق بنى اسرءيل وبعثنا منهم اثنى عشر نقيبا وقال الله انى معكم لىن اقمتم الصلوة وءاتيتم الزكوة وءامنتم برسلى وعزرتموهم واقرضتم الله قرضا حسنا لاكفرن عنكم سياتكم ولادخلنكم جنت تجرى من تحتها الانهر فمن كفر بعد ذلك منكم فقد ضل سواء السبيل
Arapça (Harekeli)
وَلَقَدْ أَخَذَ اللَّهُ مِيثَاقَ بَنِي إِسْرَائِيلَ وَبَعَثْنَا مِنْهُمُ اثْنَيْ عَشَرَ نَقِيبًا وَقَالَ اللَّهُ إِنِّي مَعَكُمْ لَئِنْ أَقَمْتُمُ الصَّلَاةَ وَآتَيْتُمُ الزَّكَاةَ وَآمَنتُم بِرُسُلِي وَعَزَّرْتُمُوهُمْ وَأَقْرَضْتُمُ اللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا لَّأُكَفِّرَنَّ عَنكُمْ سَيِّئَاتِكُمْ وَلَأُدْخِلَنَّكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ فَمَن كَفَرَ بَعْدَ ذَلِكَ مِنكُمْ فَقَدْ ضَلَّ سَوَاءَ السَّبِيلِ
Transliterasyon
Ve lekad ehazallâhu mîsâka benî isrâîl|e|, ve beasnâ minhumusney aşera nakîbâ(nakîben) ve kâlellâhu innî meakum lein ekamtumus salâte ve âteytumuz zekâte ve âmentum bi rusulî ve azzertumûhum ve akradtumullâhe kardan hasenen le ukeffirenne ankum seyyiâtikum ve le udhılennekum cennâtin tecrî min tahtıhel enhâr|u|, fe men kefere ba’de zâlike minkum fe kad dalle sevâes sebîl|i|.
Transliteration (Eng.)
Walaqad akha<span class="u">th</span>a All<span class="u">a</span>hu meeth<span class="u">a</span>qabanee isr<span class="u">a</span>-eela wabaAAathn<span class="u">a</span> minhumu ithnay AAasharanaqeeban waq<span class="u">a</span>la All<span class="u">a</span>hu innee maAAakum la-inaqamtumu a<span class="b">l</span><span class="u">ss</span>al<span class="u">a</span>ta wa<span class="u">a</span>taytumu a<span class="b">l</span>zzak<span class="u">a</span>tawa<span class="u">a</span>mantum birusulee waAAazzartumoohum waaqra<span class="u">d</span>tumuAll<span class="u">a</span>ha qar<span class="u">d</span>an <span class="u">h</span>asanan laokaffiranna AAankumsayyi-<span class="u">a</span>tikum walaodkhilannakum jann<span class="u">a</span>tin tajree minta<span class="u">h</span>tih<span class="u">a</span> al-anh<span class="u">a</span>ru faman kafara baAAda <span class="u">tha</span>likaminkum faqad <span class="u">d</span>alla saw<span class="u">a</span>a a<span class="b">l</span>ssabeel<span class="b">i</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve Allah İsrailoğullarından kuvvetli söz almıştı ve onlardan on iki emin adam göndermiştik ve Allah demişti ki: Ben, sizinleyim, namaz kılarsanız, zekât verirseniz, peygamberlerime inanır, onlara yardım edip ulularsanız ve Allah'a borç verircesine onun yolunda yoksulları doyurur, iyilik eder, para harcarsanız mutlaka kusurlarınızı örter ve mutlaka sizi, kıyılarından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Fakat bundan sonra içinizden kâfir olan, şüphe yok ki doğru yoldan sapmıştır artık.
Ali Bulaç
Andolsun, Allah İsrailoğulları'ndan kesin söz (misak) almıştı. Onlardan on iki güvenilir- gözetleyici göndermiştik. Ve Allah onlara: "Gerçekten Ben sizinle birlikteyim. Eğer namazı kılar, zekatı verir, elçilerime inanır, onları savunup-desteklerseniz ve Allah'a güzel bir borç verirseniz, şüphesiz sizin kötülüklerinizi örter ve sizi gerçekten, altından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim inkar ederse, cidden dümdüz bir yoldan sapmıştır."
Bayraktar Bayraklı
Andolsun ki Allah, İsrâiloğulları'ndan söz almıştı. İçlerinden on iki de başkan göndermiştik. Allah onlara şöyle demişti: “Ben sizinle beraberim. Namazı kılarsanız, zekâtı verirseniz, peygamberime inanır ve onları desteklerseniz, Allah'a güzel bir borç verirseniz, elbette kötülüklerinizi örteceğim ve sizi içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Artık bundan sonra kim inkâr ederse, doğru yoldan sapmış olur.”
Diyanet İşleri
Andolsun ki Allah, İsrailoğullarından söz almıştı. (Kefil olarak) içlerinden on iki de başkan göndermiştik. Allah onlara şöyle demişti: Ben sizinle beraberim. Eğer namazı dosdoğru kılar, zekatı verir, peygamberlerime inanır, onları desteklerseniz ve Allah'a güzel borç verirseniz (ihtiyacı olanlara Allah rızası için faizsiz borç verirseniz) andolsun ki sizin günahlarınızı örterim ve sizi, zemininden ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim inkâr yolunu tutarsa doğru yoldan sapmışolur.*
Edip Yüksel
ALLAH, İsrailoğullarından söz almıştı ve içlerinden on iki başkan göndermiştik. ALLAH demişti ki: "Namazı gözetirseniz, zekâtı verirseniz, elçilerimi onaylayıp onlara saygılı olursanız ve ALLAH'a güzel bir borç verirseniz sizinle beraberim. Günahlarınızı örter, içlerinden ırmaklar akan bahçelerde ağırlarım. Artık sizden kim bundan sonra inkâr ederse doğru yolu sapıtmış olur."
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah, İsrailoğularından söz almıştı. İçlerinden on iki müfettiş göndermiştik... Allah şöyle demişti: " Ben, muhakkak sizinle beraberim. Namazı dosdoğru kıldığınız, zekatı verdiğiniz, peygamberlerime iman ettiğiniz ve onlara yardımda bulunduğunuz, (mallarınızı) Allah yolunda güzelce sarfettiğiniz takdirde, günahlarınızı mutlaka örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere korum. Fakat sizden her kim de, bundan sonra küfrederse, dosdoğru yoldan sapmış olur.
Erhan Aktaş
Doğrusu Allah, İsrailoğulları’ndan kesin söz aldı. Onlardan on iki temsilci gönderdik. Ve Allah, “Sizinle beraberim.” dedi. Ant olsun eğer salâtı ikame eder, zekâtı verir*, rasullerime iman eder ve onlara yardımcı olur, böylece Allah’a iyi bir ödünç verirseniz, o zaman elbette kötülüklerinizi örterim, muhakkak içinden ırmaklar akan Cennetlere koyarım. Bundan sonra, sizden kim gerçeği yalanlayarak nankörlük ederse, düz yoldan sapmış olur.
Hakkı Yılmaz
Ve andolsun ki Allah, İsrâîloğulları'nın sağlam sözünü almıştı. Ve Biz, kendilerinden on iki müfettiş/başkan göndermiştik. Ve Allah demişti ki: “Ben, kesinlikle sizinle beraberim. Salâtı ikame eder [mâlî yönden ve zihinsel açıdan destek olma; toplumu aydınlatma kurumları oluşturur, ayakta tutar], zekâtı/verginizi verir, elçilerime iman eder, onları destekler ve Allah'a güzelce ödünç verirseniz, andolsun ki sizden kötülüklerinizi örteceğim ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere girdireceğim. İşte sizden her kim de, bundan sonra küfrederse; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddederse, artık kesinlikle yolun doğrusunu kaybetmiş olur.”
Muhammed Esed
VE GERÇEK ŞU Kİ, liderlerinden on ikisini (casus olarak Kenan'a) gönderdiğimiz zaman, Allah İsariloğulları'ndan (benzer) bir kesin taahhüt almıştı. Ve Allah demişti: "Bilin ki sizinle beraber olacağım! Eğer namazlarınızda dikkatli ve daim olur ve karşılıksız yardımda bulunursanız; Benim Peygamberlerime inanır ve onlara yardım ederseniz ve Allah'a büyük bir borç verirseniz kötü fiillerinizi mutlaka silerim ve sizi içinden ırmakların aktığı hasbahçelere koyarım. Ama bundan sonra içinizden kim, hakikati inkar ederse, doğru yoldan kesinlikle sapmış olacaktır!"
Mustafa İslamoğlu
İşte onlar arasından her deliğe girecek on iki kişiyi gönderdiğimiz zaman, Allah İsrailoğulları'ndan da kesin taahhüd almış ve buyurmuştu ki: Kuşkusuz Ben sizinleyim: Eğer salat'ı doğru-dürüst eda eder, arınmak için karşılıksız yardımda bulunur, düşmanlarını engelleyerek elçilerimi desteklerseniz; Allah'a da (güveninizi isbat etmek için) gönüllü olarak borç verirseniz, kesinlikle kötülüklerinizi örterim ve sizi zemininden ırmaklar çağlayan cennetlere koyarım. İçinizden her kim de bundan sonra inkar ederse, kesinlikle o doğru yoldan sapmış olur.
Suat Yıldırım
Allah İsrail oğullarından kesin söz aldı. Biz onlardan (on iki boydan her birinden bir kefil olmak üzere) on iki de kefil tayin etmiştik. Allah buyurdu ki: “İyi bilin ki Ben sizinle beraberim. Eğer siz namazı dikkatli bir şekilde tamtamına eda eder, zekâtı verir, resullerime iman eder, onlara sahip çıkar, Allah rızası için gerekli yerlere harcayarak Allah'a güzel bir tarzda ödünç verirseniz, Ben elbette sizin kusurlarınızı örter ve elbette sizi içinden ırmaklar akan cennetlere yerleştiririm. Ama kim bundan sonra nankörlük edip küfre saparsa, doğru yoldan sapmış, kendini zayi etmiş olur. ”*
Süleyman Ateş
Allah, İsrail oğullarından söz almıştı ve içlerinden on iki başkan göndermiştik. Allah demişti ki: "Ben sizinle beraberim, eğer namazı kılar, zekatı verirseniz; elçilerime inanır, onlara yardım eder ve Allah'a güzel borç verirseniz, elbette sizin günahlarınızı örterim ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim nankörlük ederse, düz yoldan sapmış olur.
Şaban Piriş
Allah İsrailoğullarından söz almıştı. Onlardan on iki temsilci seçtik. Allah:-Ben sizinleyim; namaz kılarsanız, zekat verirseniz, Peygamberlerime inanır ve onlara yardım ederseniz, Allaha güzel bir ödünçte bulunursanız, elbette sizin kötülüklerinizi örterim. Sizi altından nehirler akan cennetlere girdiririm. Bundan sonra sizden kim küfrederse,doğru yoldan sapmış olur, dedi.
Yaşar Nuri Öztürk
Yemin olsun ki, Allah İsrailoğullarının misakını almıştı da içlerinden oniki temsilci / başkan göndermiştik. Allah şöyle demişti: "Ben sizinle beraberim. Namazı kılarsanız, zekatı verirseniz, resullerime inanır, onları desteklerseniz ve Allah'a güzel bir biçimde borç verirseniz, kötülüklerinizi elbette örteceğim ve sizi, altlarından ırmaklar akan cennetlere elbette koyacağım. Artık bundan sonra küfre gideniniz yolun denge noktasından sapmış olur."
Edip-Layth-Martha
God took the covenant of the Children of Israel and sent from them twelve representatives, and God said, "I am with you if you hold the contact prayer, contribute towards betterment, acknowledge My messengers, support them, and give God a loan of righteousness; then I will cancel your sins and admit you into gardens with rivers flowing beneath." Whoever rejects after this from you, then he has strayed from the path.
Muhammad Asad
AND, INDEED, God accepted a [similar] solemn pledge* from the children of Israel when We caused twelve of their leaders to be sent [to Canaan as spies].* And God said: "Behold, I shall be with you! If you are constant in prayer, and spend in charity, and believe in My apostles and aid them, and offer up unto God a goodly loan,* I will surely efface your bad deeds and bring you into gardens through which running waters flow. But he from among you who, after this, denies the truth, will indeed have strayed from the right path!"
Rashad Khalifa
GOD had taken a covenant from the Children of Israel, and we raised among them twelve patriarchs. And GOD said, "I am with you, so long as you observe the Contact Prayers (Salat), give the obligatory charity (Zakat), and believe in My messengers and respect them, and continue to lend GOD a loan of righteousness. I will then remit your sins, and admit you into gardens with flowing streams. Anyone who disbelieves after this, has indeed strayed off the right path." Consequences of Violating God's Covenant,
The Monotheist Group
God has taken the covenant of the Children of Israel and raised from them twelve representatives, and God said: "I am with you if you hold the contact prayer, and contribute towards purification, and believe in My messengers, and support them, and lend God a loan of righteousness; then I will cancel your sins and admit you into estates with rivers flowing beneath them." Whoever rejects after this from you, then he has strayed from the path.