Maide Sûresi13. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (32 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فبما | — | febimā | sebebiyle | So for |
| 2 | نقضهم | ن ق ضNGŽ | neḳDihim | bozmaları | their breaking |
| 3 | ميثاقهم | و ث قVS̃G | mīṧāḳahum | sözlerini | (of) their covenant |
| 4 | لعناهم | ل ع نLAN | leǎnnāhum | onları la'netledik | We cursed them |
| 5 | وجعلنا | ج ع لCAL | ve ceǎlnā | ve yaptık | and We made |
| 6 | قلوبهم | ق ل بGLB | ḳulūbehum | kalblerini | their hearts |
| 7 | قاسية | ق س وGSV | ḳāsiyeten | kaskatı | hard. |
| 8 | يحرفون | ح ر فḪRF | yuHarrifūne | kaydırıyorlar | They distort |
| 9 | الكلم | ك ل مKLM | l-kelime | kelimeleri | the words |
| 10 | عن | — | ǎn | from | |
| 11 | مواضعه | و ض عVŽA | mevāDiǐhi | yerlerinden | their places, |
| 12 | ونسوا | ن س يNSY | ve nesū | ve unuttular | and forgot |
| 13 | حظا | ح ظ ظḪƵƵ | HaZZen | pay almayı | a part |
| 14 | مما | — | mimmā | şeyden | of what |
| 15 | ذكروا | ذ ك رZ̃KR | ƶukkirū | öğütlenen | they were reminded |
| 16 | به | — | bihi | kendilerine | of [it]. |
| 17 | ولا | — | ve lā | asla | And not |
| 18 | تزال | ز ي لZYL | tezālu | daima | will you cease |
| 19 | تطلع | ط ل عŦLA | teTTaliǔ | muttali olursun | to discover |
| 20 | على | — | ǎlā | üzerinde (olduklarına) | of |
| 21 | خائنة | خ و نḢVN | ḣāinetin | hainlik | treachery |
| 22 | منهم | — | minhum | onlardan | from them |
| 23 | إلا | — | illā | hariç | except |
| 24 | قليلا | ق ل لGLL | ḳalīlen | pek azı | a few |
| 25 | منهم | — | minhum | içlerinden | of them. |
| 26 | فاعف | ع ف وAFV | feǎ'fu | yine de affet | But forgive |
| 27 | عنهم | — | ǎnhum | onları | them |
| 28 | واصفح | ص ف حṦFḪ | veSfeH | ve aldırma | and overlook. |
| 29 | إن | — | inne | şüphesiz | Indeed, |
| 30 | الله | — | llahe | Allah | Allah |
| 31 | يحب | ح ب بḪBB | yuHibbu | sever | loves |
| 32 | المحسنين | ح س نḪSN | l-muHsinīne | güzel davrananları | the good-doers. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
فبما نقضهم ميثقهم لعنهم وجعلنا قلوبهم قسية يحرفون الكلم عن مواضعه ونسوا حظا مما ذكروا به ولا تزال تطلع على خائنة منهم الا قليلا منهم فاعف عنهم واصفح ان الله يحب المحسنين
Arapça (Harekeli)
فَبِمَا نَقْضِهِم مِّيثَاقَهُمْ لَعَنَّاهُمْ وَجَعَلْنَا قُلُوبَهُمْ قَاسِيَةً يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ عَن مَّوَاضِعِهِ وَنَسُوا حَظًّا مِّمَّا ذُكِّرُوا بِهِ وَلَا تَزَالُ تَطَّلِعُ عَلَى خَائِنَةٍ مِّنْهُمْ إِلَّا قَلِيلًا مِّنْهُمْ فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاصْفَحْ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ
Transliterasyon
Fe bimâ nakdihim mîsâkahum leannâhum ve cealnâ kulûbehum kâsiyet(kâsiyeten), yuharrifûnel kelime an mevâdııhî ve nesû hazzan mimmâ zukkirû bih|î|, ve lâ tezâlu tettaliu alâ hâınetin minhum illâ kalîlen minhum fa’fu anhum vasfah innallâhe yuhıbbul muhsinîn|e|.
Transliteration (Eng.)
Fabim<span class="u">a</span> naq<span class="u">d</span>ihim meeth<span class="u">a</span>qahumlaAAann<span class="u">a</span>hum wajaAAaln<span class="u">a</span> quloobahum q<span class="u">a</span>siyatanyu<span class="u">h</span>arrifoona alkalima AAan maw<span class="u">ad</span>iAAihi wanasoo <span class="u">h</span>a<span class="i"><span class="u">thth</span></span>anmimm<span class="u">a</span> <span class="u">th</span>ukkiroo bihi wal<span class="u">a</span> taz<span class="u">a</span>lu ta<span class="u">tt</span>aliAAuAAal<span class="u">a</span> kh<span class="u">a</span>-inatin minhum ill<span class="u">a</span> qaleelan minhumfa<span class="b">o</span>AAfu AAanhum wa<span class="b">i</span><span class="u">s</span>fa<span class="u">h</span> inna All<span class="u">a</span>hayu<span class="u">h</span>ibbu almu<span class="u">h</span>sineen<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ahitlerini bozdukları, verdikleri sözden döndükleri için lânet ettik onlara ve kalplerini katılaştırdık. Onlar, sözlerin yerini değiştirirler, kendilerine verilen öğütten bir hisse de almazlar. Pek azı müstesna daima hainliklerini duyarsın, gene de bağışla onları, geç suçlarından. Şüphe yok ki Allah, iyilik edenleri sever.
Ali Bulaç
Sözleşmelerini bozmaları nedeniyle, onları lanetledik ve kalplerini kaskatı kıldık. Onlar, kelimeleri konuldukları yerlerden saptırırlar. (Sık sık) Kendilerine hatırlatılan şeyden (yararlanıp) pay almayı unuttular. İçlerinden birazı dışında, onlardan sürekli ihanet görür durursun. Yine de onları affet, aldırış etme. Şüphesiz Allah, iyilik yapanları sever.
Bayraktar Bayraklı
Antlaşmalarını bozduklarından dolayı onları lânetledik ve kalplerini katılaştırdık. Kelimelerin yerlerini değiştiriyorlar. Kendilerine öğretilen hükümlerin önemli bir bölümünü de unuttular. İçlerinden pek azı hariç, onlardan daima bir hainlik görürsün. O halde sıkı dur, iyi düşünüp, reddet! Şüphesiz Allah, iyilik edenleri sever.
Diyanet İşleri
Sözlerini bozmaları sebebiyle onları lanetledik ve kalplerini katılaştırdık. Onlar kelimelerin yerlerini değiştirirler (kitaplarını tahrif ederler). Kendilerine öğretilen ahkamın (Tevrat'ın) önemli bir bölümünü de unuttular. İçlerinden pek azı hariç, onlardan daima bir hainlik görürsün. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.*
Edip Yüksel
Sözlerini bozdukları için onları lanetledik, kalplerini katılaştırdık. Sözlerin anlamını bağlamından kaydırırlar. Uyarıldıkları şeylerin bir kısmını unuttular. Onların çoğundan sürekli ihanet göreceksin. Onları affet ve aldırma. ALLAH güzel davrananları sever.
Elmalılı Hamdi Yazır
Sözlerini bozdukları için onları lanetledik ve kalblerini katılaştırdık. Kelimeleri yerlerinden değiştiriyorlar. Uyarıldıkları şeyden pay almayı unuttular. İçlerinden pek azı hariç, daima onlardan hainlik görürsün. Yine de onları affet, aldırma. Çünkü Allah güzel davrananları sever.
Erhan Aktaş
Anlaşmalarını bozmalarından dolayı onlara lânet ettik ve kalplerini katılaştırdık. Kelimeleri bağlamlarından kopararak çarpıtıyorlar, öğütlendikleri şeyden nasiplenmeyi unuturlar, içlerinden çok azı hariç, daima onların hainlik ettiklerini görürsün. Yine de vazgeç ve yaptıklarına aldırma. Kuşkusuz Allah, iyi davrananları sever.
Hakkı Yılmaz
Sonra da sözlerini bozmaları sebebiyle onları dışladık ve kalplerine katılık koyduk. Onlar kelimeyi/ sözcüğü yerlerinden/ öz anlamlarından değiştirirler. Öğütlendiklerinin önemli bir bölümünü de terk ettiler. İçlerinden pek azı hariç, onlardan daima bir hainlik görürsün. Yine de sen, onları affet ve aldırış etme. Şüphesiz Allah, iyilik-güzellik üretenleri sever.
Muhammed Esed
Daha sonra, kesin taahhütlerinden caydıkları için onları lânetledik ve kalplerini katılaştırdık; (öyle ki, şimdi) onlar, (vahyedilmiş) sözleri, asıl bağlamlarından kopararak çarpıtıyorlar; ve onlar, akıllarından çıkarmamaları emredilen şeylerin çoğunu unutmuşlar; birkaçı dışında onlarım hepsinden daima ihanet göreceksin. Ama onları bağışla ve (yaptıklarına) katlan: şüphe yok ki Allah iyilik yapanları sever.
Mustafa İslamoğlu
Daha sonra, bu kesin taahhütlerimi bozdukları için onları rahmetimizden dışladık ve kalplerini katılaştırdık; (şimdi onlar) kelimeleri bağlamlarından kopararak çarpıtıyorlar; üstelik kendilerine hatırlatılan hakikatlerden bir kısmını da unutmuş durumdalar. Çok azı dışında hep onların ihanetine uğrayacaksın. Onları bağışla ve hoş gör! İyi bil ki Allah güzel davrananları sever.
Suat Yıldırım
İşte o Yahudileri, verdikleri kesin sözü bozduklarındandır ki lânetledik, onların kalplerini katılaştırdık. Böylece onlar kelimeleri yerlerinden oynatarak tahrif ederler. Kendilerine tebliğ edilen hususlardan pek çoğunu unuttular. Onların pek azı hariç olmak üzere, onlar tarafından devamlı olarak hainlik görürsün. Yine de sen onları affet, aldırma. Çünkü Allah iyilik edenleri sever. [2, 75; 3, 7; 4, 46]
Süleyman Ateş
Sözlerini bozdukları için onları la'netledik ve kalblerini katılaştırdık. Kelimeleri yerlerinden kaydırıyorlar. Kendilerine öğütlenen şeyden pay almayı unuttular. İçlerinden pek azı hariç, daima onlardan hainlik görürsün. Yine de onları affet, aldırma, çünkü Allah güzel davrananları sever.
Şaban Piriş
Sözlerini bozdukları için onları lanetledik, kalplerini katılaştırdık. Kelimelerin anlamlarını kaydırıyorlar, kendilerine hatırlatılandan ders almayı unuttular. İçlerinden çok azı dışında onların daima hainliklerini görürsün. Yine de onları bırak ve önemseme, Allah, iyilik yapanları sever.
Yaşar Nuri Öztürk
Sonunda verdikleri misakı bozdukları için onları lanetledik de kalplerini kaskatı yaptık. Kelimeleri yerlerinden kaydırıyorlar. Öğütlenmek üzere çağırıldıkları şeyden nasiplenmeyi unuttular. İçlerinden çok azı hariç, sen onlardan hep hainlik görürsün. Bununla birlikte onları affet, ellerini tut. Çünkü Allah güzellik sergileyenleri sever.
Edip-Layth-Martha
But because of them breaking their covenant, We have cursed them, made their hearts become hardened. They take the words out of context; and they forgot much of what they were reminded of. You will still discover betrayal in them except for a few; so pardon them and overlook; God loves the good doers.
Muhammad Asad
Then, for having broken their solemn pledge,* We rejected them and caused their hearts to harden-[so that now] they distort the meaning of the [re-vealed] words, taking them out of their context;* and they have forgotten much of what they had been told to bear in mind; and from all but a few of them thou wilt always experience treachery. But pardon them, and forbear: verily, God loves the doers of good.
Rashad Khalifa
It was a consequence of their violating the covenant that we condemned them, and we caused their hearts to become hardened. Consequently, they took the words out of context, and disregarded some of the commandments given to them. You will continue to witness betrayal from them, excepting a few of them. You shall pardon them, and disregard them. GOD loves those who are benevolent.,
The Monotheist Group
But because of them breaking their covenant, We have cursed them, and made their hearts become hardened; they take the words out of context; and they forgot much of what they were reminded of. And you will still discover betrayal in them except for a few; so pardon them and overlook; God loves the good doers.