Maide Sûresi62. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (13 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وترى | ر ا يREY | ve terā | ve görürsün | And you see |
| 2 | كثيرا | ك ث رKS̃R | keṧīran | çoğunun | many |
| 3 | منهم | — | minhum | onlardan | of them |
| 4 | يسارعون | س ر عSRA | yusāriǔne | (birbirleriyle) yarıştıklarını | hastening |
| 5 | في | — | fī | into | |
| 6 | الإثم | ا ث مES̃M | l-iṧmi | günahta | [the] sin |
| 7 | والعدوان | ع د وAD̃V | vel'ǔdvāni | ve düşmanlıkta | and [the] transgression |
| 8 | وأكلهم | ا ك لEKL | ve eklihimu | ve yemede | and eating |
| 9 | السحت | س ح تSḪT | s-suHte | haram | the forbidden. |
| 10 | لبئس | ب ا سBES | lebi'se | ne kötüdür | Surely evil |
| 11 | ما | — | mā | şey | (is) what |
| 12 | كانوا | ك و نKVN | kānū | oldukları | they were |
| 13 | يعملون | ع م لAML | yeǎ'melūne | yapmakta | doing. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وترى كثيرا منهم يسرعون فى الاثم والعدون واكلهم السحت لبئس ما كانوا يعملون
Arapça (Harekeli)
وَتَرَى كَثِيرًا مِّنْهُمْ يُسَارِعُونَ فِي الْإِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَأَكْلِهِمُ السُّحْتَ لَبِئْسَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Transliterasyon
Ve terâ kesîran minhum yusâriûne fîl ismi vel udvâni ve eklihimus suht|i| lebi’se mâ kânû ya’melûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Watar<span class="u">a</span> katheeran minhum yus<span class="u">a</span>riAAoonafee al-ithmi wa<span class="b">a</span>lAAudw<span class="u">a</span>ni waaklihimu a<span class="b">l</span>ssu<span class="u">h</span>talabi/sa m<span class="u">a</span> k<span class="u">a</span>noo yaAAmaloon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Onların çoğunu görürsün ki suç işlemekte, düşmanlık etmekte, haram yemekte birbirleriyle yarışa girerler. Yaptıkları şey, ne de kötüdür.
Ali Bulaç
Onlardan çoğunun günahta, düşmanlıkta ve haram yiyicilikte çabalarına hız kattıklarını görürsün. Yapmakta oldukları ne kötüdür
Bayraktar Bayraklı
Onların çoğunun günah işlemede, düşmanlık ve haram yemede yarıştıklarını görürsünüz. Yaptıkları ne kadar kötüdür!
Diyanet İşleri
Onlardan birçoğunun günah, düşmanlık ve haram yemede yarıştıklarını görürsün. Yaptıkları ne kadar kötüdür!
Edip Yüksel
Onların çoğunu günahta, düşmanlıkta ve haram yemekte koşuşurken görürsün. Yaptıkları ne kötü!
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlardan çoğunu, günah işlemede, düşmanlıkta ve haram yemede yarış ederken görürsün. Bu yaptıkları şeyler ne kötüdür!
Erhan Aktaş
Ve onlardan pek çoğunun, günah işlemede, düşmanlık yapmada ve haram yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Yapmakta oldukları şey ne kadar kötüdür!
Hakkı Yılmaz
Onlardan pek çoğunun, günah işlemede, düşmanlıkta ve haram yemede yarıştıklarını görürsün. Bu yaptıkları şeyler ne kadar da kötüdür!
Muhammed Esed
Onların çoğunun, günah işlemede, gaddarca davranmada ve her kötülüğü boğazlarına indirmekte birbirleriyle yarıştıklarını görebilirsin. Yaptıkları şey ne kadar kötüdür.
Mustafa İslamoğlu
Onların çoğunun günahta, saldırganlıkta ve haramilikte yarıştıklarını görürsün; yaptıkları şey pek fenadır.
Suat Yıldırım
Onlardan birçoğunun günaha, başkasının hakkına tecavüz etmeye, haram yemeye yarışırcasına koştuklarını görürsün. Yaptıkları şey ne kadar kötü!
Süleyman Ateş
Onlardan çoğunun günah, düşmanlık ve haram yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Yaptıkları şey ne kötüdür!
Şaban Piriş
Onlardan çoğunun günaha, haksızlığa ve haram yemeğe koştuklarını görürsün, yaptıkları ne kötüdür!
Yaşar Nuri Öztürk
Onların bir çoğunun günahta, düşmanlıkta, haram yemede yarıştıklarını görürsün. Ne kötüdür o yapmakta oldukları!
Edip-Layth-Martha
You see many of them hasten to sin, animosity, and consuming money illicitly. Miserable indeed is what they were doing.
Muhammad Asad
And thou canst see many of them vie with one another in sinning and tyrannical conduct and in their swallowing of all that is evil.
Rashad Khalifa
You see many of them readily committing evil and transgression, and eating from illicit earnings. Miserable indeed is what they do.,
The Monotheist Group
And you see many of them hasten to sin and transgression and consuming money illicitly. Miserable indeed is what they were doing.