Mücadele Sûresi8. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (38 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ألم | — | elem | Do not | |
| 2 | تر | ر ا يREY | tera | görmedin mi? | you see |
| 3 | إلى | — | ilā | [to] | |
| 4 | الذين | — | elleƶīne | kimseleri | those who |
| 5 | نهوا | ن ه يNHY | nuhū | menedilen(ler) | were forbidden |
| 6 | عن | — | ǎni | -tan | from |
| 7 | النجوى | ن ج وNCV | n-necvā | gizli gizli konuşmak- | secret counsels, |
| 8 | ثم | — | ṧumme | sonra yine | then |
| 9 | يعودون | ع و دAVD̃ | yeǔdūne | dönüyorlar | they return |
| 10 | لما | — | limā | şeye | to what |
| 11 | نهوا | ن ه يNHY | nuhū | menedildikleri | they were forbidden |
| 12 | عنه | — | ǎnhu | ondan | from [it], |
| 13 | ويتناجون | ن ج وNCV | ve yetenācevne | ve gizli gizli konuşuyorlar | and they hold secret counsels |
| 14 | بالإثم | ا ث مES̃M | bil-iṧmi | günah hususunda | for sin |
| 15 | والعدوان | ع د وAD̃V | vel'ǔdvāni | ve düşmanlık | and aggression |
| 16 | ومعصيت | ع ص يAṦY | ve meǎ'Siyeti | ve isyan | and disobedience |
| 17 | الرسول | ر س لRSL | r-rasūli | Elçiye | (to) the Messenger? |
| 18 | وإذا | — | ve iƶā | ve zaman | And when |
| 19 | جاءوك | ج ي اCYE | cā'ūke | sana geldikleri | they come to you, |
| 20 | حيوك | ح ي يḪYY | Hayyevke | seni selamlıyorlar | they greet you |
| 21 | بما | — | bimā | bir tarzda | with what |
| 22 | لم | — | lem | not | |
| 23 | يحيك | ح ي يḪYY | yuHayyike | selamlamadığı | greets you |
| 24 | به | — | bihi | onu | therewith |
| 25 | الله | — | llahu | Allah'ın | Allah, |
| 26 | ويقولون | ق و لGVL | ve yeḳūlūne | ve diyorlar | and they say |
| 27 | في | — | fī | içlerinde | among |
| 28 | أنفسهم | ن ف سNFS | enfusihim | kendi | themselves, |
| 29 | لولا | — | levlā | değil miydi? | """Why (does) not" |
| 30 | يعذبنا | ع ذ بAZ̃B | yuǎƶƶibunā | bize azab etmeli | Allah punish us |
| 31 | الله | — | llahu | Allah | Allah punish us |
| 32 | بما | — | bimā | ötürü | for what |
| 33 | نقول | ق و لGVL | neḳūlu | dediğimizden | "we say?""" |
| 34 | حسبهم | ح س بḪSB | Hasbuhum | onlara yeter | Sufficient (for) them |
| 35 | جهنم | — | cehennemu | cehennem | (is) Hell, |
| 36 | يصلونها | ص ل يṦLY | yeSlevnehā | oraya gireceklerdir | they will burn in it |
| 37 | فبئس | ب ا سBES | fe bi'se | ne kötü | and worst is |
| 38 | المصير | ص ي رṦYR | l-meSīru | gidilecek yerdir | the destination. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
الم تر الى الذين نهوا عن النجوى ثم يعودون لما نهوا عنه ويتنجون بالاثم والعدون ومعصيت الرسول واذا جاءوك حيوك بما لم يحيك به الله ويقولون فى انفسهم لولا يعذبنا الله بما نقول حسبهم جهنم يصلونها فبئس المصير
Arapça (Harekeli)
أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ نُهُوا عَنِ النَّجْوَى ثُمَّ يَعُودُونَ لِمَا نُهُوا عَنْهُ وَيَتَنَاجَوْنَ بِالْإِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَمَعْصِيَتِ الرَّسُولِ وَإِذَا جَاءُوكَ حَيَّوْكَ بِمَا لَمْ يُحَيِّكَ بِهِ اللَّهُ وَيَقُولُونَ فِي أَنفُسِهِمْ لَوْلَا يُعَذِّبُنَا اللَّهُ بِمَا نَقُولُ حَسْبُهُمْ جَهَنَّمُ يَصْلَوْنَهَا فَبِئْسَ الْمَصِيرُ
Transliterasyon
E lem tere ilellezîne nuhû aninnecvâ summe yeûdûne li mâ nuhû anhu ve yetenâcevne bil ismi vel udvâni ve ma’siyetir resûl|i|, ve izâ câûke hayyevke bi mâ lem yuhayyike bihillâhu, ve yekûlûne fî enfusihim lev lâ yuazzibunâllâhu bi mâ nekûl|u|, hasbuhum cehennem|u|, yaslevnehâ, febi’sel masîr|u|.
Transliteration (Eng.)
Alam tara il<span class="u">a</span> alla<span class="u">th</span>eena nuhooAAani a<span class="b">l</span>nnajw<span class="u">a</span> thumma yaAAoodoona lim<span class="u">a</span> nuhooAAanhu wayatan<span class="u">a</span>jawna bi<span class="b">a</span>l-ithmi wa<span class="b">a</span>lAAudw<span class="u">a</span>niwamaAA<span class="u">s</span>iyati a<span class="b">l</span>rrasooli wa-i<span class="u">tha</span> j<span class="u">a</span>ooka<span class="u">h</span>ayyawka bim<span class="u">a</span> lam yu<span class="u">h</span>ayyika bihi All<span class="u">a</span>huwayaqooloona fee anfusihim lawl<span class="u">a</span> yuAAa<span class="u">thth</span>ibun<span class="u">a</span>All<span class="u">a</span>hu bim<span class="u">a</span> naqoolu <span class="u">h</span>asbuhum jahannamu ya<span class="u">s</span>lawnah<span class="u">a</span>fabi/sa alma<span class="u">s</span>eer<span class="b">u</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Bakmaz mısın gizli ve fısıltıyla konuşmadan vazgeçmeleri emredilenlere, sonradan gene vazgeçmeleri emredilen şeye dönerler ve suça ve düşmanlığa ve Peygambere isyana ait şeyleri gizlice konuşurlar ve senin yanına gelince de Allah'ın, sana verdiği selamdan başka bir tarzda selam verirler sana ve birbirlerine de şu söylediklerimiz yüzünden derler, Allah'ın bizi azaplandırması gerekmez miydi? Cehennem yeter onlara, oraya atılıp yanacaklardır ve gerçekten de orası, dönülüp gidilecek ne de kötü yerdir.
Ali Bulaç
'Gizli toplantıların fısıldaşmalarından’ (kulis) men' edilip sonra men' edildikleri şeye dönenleri; günah, düşmanlık ve Peygamber’e isyanı (aralarında) fısıldaşanları görmüyor musun? Onlar sana geldikleri zaman, seni Allah'ın selamladığı biçimde selamlıyorlar. Ve kendi kendilerine: "Söylediklerimiz dolayısıyla Allah bize azap etse ya." derler. Onlara cehennem yeter; oraya gireceklerdir. Artık o, ne kötü bir gidiş yeridir.
Bayraktar Bayraklı
Gizli konuşmaktan yasaklandıktan sonra o yasaklananı yapmaya kalkışarak günah, düşmanlık ve Peygambere karşı gelmek hususunda gizlice toplananları görmedin mi? Onlar sana geldikleri zaman, seni Allah'ın selâmlamadığı bir şekilde selâmlıyorlar. İçlerinden de, “Söylediklerimiz yüzünden Allah'ın bizi cezalandırması gerekmez miydi?” diyorlar. Cehennem onlara yeter. Oraya gireceklerdir. Orası ne kötü varış yeridir!
Diyanet İşleri
Gizli konuşmaktan menedildikten sonra yine o yasaklananı yapmaya kalkışarak günah, düşmanlık ve Peygamber'e karşı gelmek hususunda gizlice konuşanları görmedin mi? Onlar sana geldikleri zaman seni, Allah'ın selamlamadığı bir şekilde selamlıyorlar. Kendi içlerinden de: Bu söylediklerimiz yüzünden Allah'ın bize azap etmesi gerekmez miydi? derler. Cehennem onlara yeter. Oraya gireceklerdir. Ne kötü dönüş yeridir orası!*
Edip Yüksel
Gizli toplantılar yapmaktan menedildikleri halde hâlâ menedildikleri işte ısrar edenler dikkatini çekmedi mi? Onlar günah işlemek, düşmanlıkta bulunmak ve elçiye itaatsizlik etmek amacıyla kulis yapıyorlar. Sana geldiklerinde, ALLAH'ın seni selamlamadığı bir biçimde selamlıyorlar. Kendi aralarında, "Söylediklerimizden ötürü ALLAH bizi cezalandırsa ya!" derler. Cehennem onlara yeter. Orada yanarlar; ne kötü bir duraktır orası.
Elmalılı Hamdi Yazır
Gizli konuşmaktan menedildikten sonra yine o menedildikleri şeyi yapmaya kalkışarak günah, düşmanlık ve Peygamber'e karşı gelmek hususunda gizlice konuşanları görmedin mi? Onlar sana geldikleri zaman seni, Allah'ın selamlamadığı bir tarzda selamlıyorlar. Kendi içlerinden de "bu söylediklerimiz yüzünden Allah'ın bize azap etmesi gerekmez miydi?" derler. Cehennem onlara yeter. Oraya gireceklerdir, ne kötü dönüş yeridir orası!
Erhan Aktaş
Gizlilik içinde konuşmaktan* yasaklandıkları halde, bu yasağa uymayarak günah, düşmanlık ve Rasul’e karşı gelmek amacıyla gizlilik içinde bir araya gelenlerden haberin var mı? Sana geldikleri zaman, Allah’ın seni selamlamadığı şeyle seni selamlarlar.* Kendi aralarında da: “Söylediğimiz şeylerden dolayı Allah bize azap etse ya!”* diyorlar. Onlara Cehennem yeter. Ona yaslanacaklar. Orası ne kötü varış yeridir.
Hakkı Yılmaz
Fısıldaşmaktan yasaklandıktan sonra yine o yasaklananı yapmaya kalkışanları ve günah, düşmanlık ve Elçi'ye karşı gelmek hususunda fısıldaşanları görmedin mi? Onlar, sana geldikleri zaman seni, Allah'ın selâmlamadığı ile selâmlıyorlar. Kendi içlerinden de: “Bu söylediklerimiz yüzünden Allah'ın bize azap etmesi gerekmez miydi?” derler. Cehennem onlara yeter. Oraya yaslanacaklardır. Ne kötü dönüş yeridir!
Muhammed Esed
(Ve sen ey Muhammed!) gizli konuşmalar (yoluyla dolap çevirmek)ten men edilen, ama men edildikleri şeye (tekrar) başvurmaktan kaçınmayanların ve kötülükte bulunmaya, saldırganlığa ve Elçi'ye karşı gelmeye niyetlenerek fesatlık kuranların farkında değil misin? Bu (insan)lar, sana ne zaman yaklaşsalar Allah'ın asla hoş görmeyeceği tarzda seni selâmlarlar; ve birbirlerine: "Allah neden söylediklerimizden dolayı bizi cezalandırmıyor?" derler. Cehennemdir onların payına düşecek olan: onlar işte oraya girecekler; o, ne kötü bir duraktır!
Mustafa İslamoğlu
(Ey Peygamber!) Gizli görüşmeden men edilen, sonra da men edildikleri şeye tekrar dönenleri görmedin mi? İşte onlar günah, düşmanlık ve Rasul'e isyan hususunda gizli kapaklı işler çeviriyorlar. Ne zaman sana gelseler, Allah'ın seni selamlamadığı biçimde seni selamlıyorlar ve kendi aralarında "Hadi bakalım, Allah sözlerimizden dolayı bizi cezalandırsa ya!" diyorlar. Cehenneme kadar yolları var! Oraya dikilecekler! O ne kötü son duraktır.
Suat Yıldırım
Böyle kulis yapmaları men edilmişken, kendilerine yasaklanan bir işi tekrar yapıp günah, zulüm, Peygambere isyan hususunda kulis yapan, fısıldaşan kimseleri görmüyor musun? Senin yanına vardıklarında, sana Allah'ın öğrettiği selâmdan başka bir şekilde selâm verirler. Kendi içlerinden de: “Allah bizi bu söylediklerimizden dolayı cezalandırsa ya! ” diye alay ederler. Onların hakkından ancak cehennem gelir! Muhakkak onlar oraya girecekler. Orası gidilecek ne fena yerdir!
Süleyman Ateş
Görmedin mi şu adamları ki gizli gizli konuşmaktan menedildikleri halde yine o menedildikleri işe dönüyorlar; günah, düşmanlık, Elçiye isyan hususunda gizli gizli konuşuyorlar. Sana geldikleri zaman seni, Allah'ın selamlamadığı bir tarzda selamlıyorlar ve kendi içlerinde de: "Bu dediğimizden ötürü Allah bize azab etse ya" diyorlar. Cehennem onlara yeter. Oraya gireceklerdir, ne kötü gidilecek yerdir orası!
Şaban Piriş
Gizli toplantıları yasaklanıp da sonra yine de yasaklandıkları şeye dönenleri görmez misin? Günah, düşmanlık ve peygambere isyan hususunda gizlice fısıldaşıyorlar. Senin yanına geldiklerinde seni Allahın selamlamadığı bir şekilde selamlıyorlar. Kendi kendilerine de:-Bu söylediklerimiz sebebiyle Allahın bizi cezalandırması gerekmez miydi? diyorlar. Onlara Cehennem yeter. Oraya atılacaklar. Ne kötü bir yer!
Yaşar Nuri Öztürk
Görmedin mi fısıldaşmaktan yasaklananları ki, biraz sonra, yasaklanmış oldukları şeye dönüyorlar ve günah, düşmanlık, peygambere isyan konusunda fısıldaşıyorlar. Sana geldiklerinde, seni Allah'ın selamladığı biçimde selamlıyorlar. Kendi içlerinde ise şöyle diyorlar: "Söylediğimiz şey yüzünden Allah bize azap etse ya!" Cehennem yeter onlara. Girecekler oraya. Ne kötü dönüş yeridir o!
Edip-Layth-Martha
Have you noted those who were forbidden from holding meetings in secret, but then insist on it? They meet secretly to commit sin, transgression, and disobedience of the messenger. When they come to you, they greet you with a greeting other than what God greets you with. They say inside themselves: "Why does God not punish us for our utterances?" Hell will be sufficient for them, wherein they burn; what a miserable destiny.
Muhammad Asad
Art thou not aware of such as have been for­bidden [to intrigue through] secret confabulations,* and yet [always] revert to that which they have been forbidden, and conspire with one another with a view to sinful doings, and aggressive conduct, and dis­obedience to the Apostle?* Now whenever such [people] approach thee, [O Muhammad,]* they salute thee with a greeting which God has never countenanced;* and they say to themselves, Why does not God chastise us for what we are saying?"* Hell shall be their allotted portion: they shall [in­deed] enter it - and how vile a journey's end!
Rashad Khalifa
Have you noted those who were enjoined from conspiring secretly, then insist on conspiring? They conspire to commit sin, transgression, and disobedience of the messenger. When they come to you, they greet you with a greeting other than that decreed by GOD. They say inside themselves, "GOD will not punish us for our utterances." Their only requital is Gehenna, wherein they burn; what a miserable destiny.,
The Monotheist Group
Have you noted those who were prohibited from holding meetings in secret, but then they go back to what they have been prohibited from? They meet secretly to commit sin, transgression, and disobedience of the messenger. When they come to you, they greet you with a greeting other than that which God greets you with. They say inside themselves: "Why does God not punish us for our utterances?" Hell will be sufficient for them, wherein they burn; what a miserable destiny.