Haşr Sûresi9. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (31 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | والذين | — | velleƶīne | ve kimseler | And those who |
| 2 | تبوءوا | ب و اBVE | tebevve'ū | yerleşen(ler) | settled |
| 3 | الدار | د و رD̃VR | d-dāra | o yurda (Medine'ye) | (in) the home |
| 4 | والإيمان | ا م نEMN | vel'īmāne | ve imana (sarılanlar) | and (accepted) faith |
| 5 | من | — | min | from | |
| 6 | قبلهم | ق ب لGBL | ḳablihim | onlardan önce | before them |
| 7 | يحبون | ح ب بḪBB | yuHibbūne | severler | love |
| 8 | من | — | men | kimseleri | (those) who |
| 9 | هاجر | ه ج رHCR | hācera | hicret eden(leri) | emigrated |
| 10 | إليهم | — | ileyhim | kendilerine | to them, |
| 11 | ولا | — | ve lā | ve | and not |
| 12 | يجدون | و ج دVCD̃ | yecidūne | bulmazlar | they find |
| 13 | في | — | fī | in | |
| 14 | صدورهم | ص د رṦD̃R | Sudūrihim | göğüslerinde | their breasts |
| 15 | حاجة | ح و جḪVC | Hāceten | bir ihtiyaç | any want |
| 16 | مما | — | mimmā | ötürü | of what |
| 17 | أوتوا | ا ت يETY | ūtū | onlara verilelerden | they were given |
| 18 | ويؤثرون | ا ث رES̃R | veyu'ṧirūne | ve tercih ederler | but prefer |
| 19 | على | — | ǎlā | over | |
| 20 | أنفسهم | ن ف سNFS | enfusihim | öz canlarına | themselves, |
| 21 | ولو | — | velev | dahi | even though |
| 22 | كان | ك و نKVN | kāne | olsa | was |
| 23 | بهم | — | bihim | kendilerinin | with them |
| 24 | خصاصة | خ ص صḢṦṦ | ḣaSāSatun | ihtiyaçları | poverty. |
| 25 | ومن | — | ve men | ve kim | And whoever |
| 26 | يوق | و ق يVGY | yūḳa | korunursa | is saved |
| 27 | شح | ش ح حŞḪḪ | şuHHa | cimriliğinden | (from) stinginess |
| 28 | نفسه | ن ف سNFS | nefsihi | nefsinin | (of) his soul, |
| 29 | فأولئك | — | feulāike | işte | then those |
| 30 | هم | — | humu | onlar | [they] |
| 31 | المفلحون | ف ل حFLḪ | l-mufliHūne | başarıya erenlerdir | (are) the successful ones. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
والذين تبوءو الدار والايمن من قبلهم يحبون من هاجر اليهم ولا يجدون فى صدورهم حاجة مما اوتوا ويوثرون على انفسهم ولو كان بهم خصاصة ومن يوق شح نفسه فاولئك هم المفلحون
Arapça (Harekeli)
وَالَّذِينَ تَبَوَّءُوا الدَّارَ وَالْإِيمَانَ مِن قَبْلِهِمْ يُحِبُّونَ مَنْ هَاجَرَ إِلَيْهِمْ وَلَا يَجِدُونَ فِي صُدُورِهِمْ حَاجَةً مِّمَّا أُوتُوا وَيُؤْثِرُونَ عَلَى أَنفُسِهِمْ وَلَوْ كَانَ بِهِمْ خَصَاصَةٌ وَمَن يُوقَ شُحَّ نَفْسِهِ فَأُولَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
Transliterasyon
Vellezîne tebevveûd dâre vel îmâne min kablihim yuhıbbûne men hâcere ileyhim ve lâ yecidûne fî sudûrihim hâceten mimmâ ûtû ve yû’sirûne alâ enfusihim ve lev kâne bihim hasâsah(hasâsatun), ve men yûka şuhha nefsihî fe ulâike humul muflihûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Wa<span class="b">a</span>lla<span class="u">th</span>eena tabawwaoo a<span class="b">l</span>dd<span class="u">a</span>rawa<span class="b">a</span>l-eem<span class="u">a</span>na min qablihim yu<span class="u">h</span>ibboona man h<span class="u">a</span>jarailayhim wal<span class="u">a</span> yajidoona fee <span class="u">s</span>udoorihim <span class="u">ha</span>jatanmimm<span class="u">a</span> ootoo wayu/thiroona AAal<span class="u">a</span> anfusihim walaw k<span class="u">a</span>nabihim kha<span class="u">sas</span>atun waman yooqa shu<span class="u">hh</span>a nafsihi faol<span class="u">a</span>-ikahumu almufli<span class="u">h</span>oon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve onların göçmesinden önce yurtlarını hazırlayıp orasını bir îman konağı haline getirenlere ve yurtlarına göçenleri sevenlere ve onlara verilen şeylere karşı gönüllerinde bir ihtiyaç, bir istek duymayanlara ve ihtiyaçları bile olsa onları kendilerinden üstün tutanlara gelince: Ve kim, nefsinin hırsından, kıskançlık ve nekesliğinden geçerse gerçekten de o çeşit kimselerdir kurtulanların, muratlarına erenlerin ta kendileri.
Ali Bulaç
Kendilerinden önce o yurdu (Medine'yi) hazırlayıp imanı (gönüllerine) yerleştirenler ise, hicret edenleri severler ve onlara verilen şeylerden dolayı içlerinde bir ihtiyaç (arzusu) duymazlar. Kendilerinde bir açıklık (ihtiyaç) olsa bile (kardeşlerini) öz nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin 'cimri ve bencil tutkularından' korunmuşsa, işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır.
Bayraktar Bayraklı
Daha önce Medine'yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine hicret edenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık hissetmezler. Kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile muhâcirleri kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin kıskançlığından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Diyanet İşleri
Daha önceden Medine'yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık hissetmezler. Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.*
Edip Yüksel
Onlardan önce yurt ve onay sahibi olanlar, kendilerine göç edenleri severler ve verdiklerinden ötürü içlerinde bir burukluk duymazlar. Hatta kendileri ihtiyaç içinde bile olsalar onları kendilerinden önde tutarlar. Doğrusu, nefislerinin bencilliğinden korunanlar kurtulanlardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve onlardan önce o yurda yerleşen imana sarılanlar kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilenlerden ötürü göğüslerinde bir ihtiyaç duymazlar. Kendilerinin ihtiyaçları olsa dahi, onları öz canlarına tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar umduklarına erenlerdir.
Erhan Aktaş
Onlardan önce Medine’yi yurt edinen ve kalplerine iman yerleşmiş olanlar, kendilerine hicret edenleri severler. Onlara verilen ganimetlerden dolayı, -kendileri muhtaç olsa bilekalplerinde bir kaygı, kıskançlık duymazlar. Onları kendilerine tercih ederler. Kim, kendisini cimrilikten korursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Hakkı Yılmaz
Onlardan önce o yurda ve imana yerleşen kimseler de, kendilerine göç edenleri severler ve onlara verilenlerden ötürü göğüslerinde bir ihtiyaç duymazlar. Kendilerinin ihtiyaçları olsa dahi, onları kendilerine tercih ederler. Kim de nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar, başarıya erenlerin ta kendileridir.
Muhammed Esed
Onlardan önce bu yöreyi yurt edinmiş ve (gönüllerine) imanı yerleştirmiş olanlar (arasındaki yoksullara da ganimetin bir kısmı verilecektir), bir sığınak arayışı içinde kendilerine gelenlerin hepsini seven ve başkasına verilmiş olanlara karşı kalplerinde hiçbir haset olmayan, aksine kendileri yoksulluk içinde bulunsalar bile diğerlerini kendilerine tercih edenler: işte böyleleri, açgözlülükten korunanlardır, onlardır mutluluğa ulaşacak olanlar!
Mustafa İslamoğlu
Bir de, onlar (gelmeden) önce kendilerine yurdu hazırlayan ve imanı (yerleştiren) kimselere (verilir); onlar kendilerine sığınan muhacirleri severler, diğerlerine verilenlerden dolayı içlerinde bir hasislik duymazlar; dahası kendileri çok muhtaç halde bulunsalar da, başkalarını kendilerine tercih ederler. Evet, başkasının elindekine göz dikmekten korunanlar var ya: işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
Suat Yıldırım
Bunlardan önce Medine'yi yurt edinip imana sarılanlar ise, kendi beldelerine hicret edenlere sevgi besler, onlara verilen ganimetlerden ötürü içlerinde bir kıskanma veya istek duymazlar. Hatta kendileri ihtiyaç duysalar bile o kardeşlerine öncelik verir, onlara verilmesini tercih ederler. Her kim nefsinin hırsından ve mala düşkünlüğünden kendini kurtarırsa, işte felah ve mutluluğa erenler onlar olacaklardır. [76, 8; 2, 177]
Süleyman Ateş
Ve onlardan önce o yurda (Medine'ye) yerleşen, imana sarılanlar kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilen(ganimet)lerden ötürü göğüslerinde bir ihtiyaç (eğilimi) duymazlar. Kendilerinin ihtiyaçları olsa dahi, (göç eden yoksul kardeşlerini) öz canlarına tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar başarıya erenlerdir.*
Şaban Piriş
Onlardan önce o diyarı yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olanlar, kendilerine hicret edenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir ihtiyaç duymazlar. Kendi ihtiyaçları olsa bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin tamahkârlığından korunursa, işte onlar, kurtuluşa erenlerdir.
Yaşar Nuri Öztürk
Onlardan önce yurda konmuş ve imana sarılmış olanlar, kendilerine hicret edenleri severler. Onlara verilenlerden ötürü göğüslerinde bir ihtiyaç duymazlar. Kendilerinin ihtiyaçları olsa bile, ötekileri kendi nefslerine tercih ederler. Nefsinin cimriliğinden / doymazlığından korunanlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
Edip-Layth-Martha
Those who provided them with shelter, and were those who acknowledge before them; they love those who immigrated to them, and they find no hesitation in their hearts in helping them, and they readily give them priority over themselves, even when they themselves need what they give away. Indeed, those who overcome their hedonism are the successful ones.
Muhammad Asad
And [it shall be offered, too, unto the poor from among] those who, before them,* had their abode in this realm and in faith - [those] who love all that come to them in search of refuge, and who harbour in their hearts no grudge for whatever the others may have been given, but rather give them preference over themselves, even though poverty be their own lot:* for, such as from their own covetousness are saved - it is they, they that shall attain to a happy state!*
Rashad Khalifa
As for those who provided them with a home and a refuge, and were believers before them, they love those who immigrated to them, and find no hesitation in their hearts in helping them. In fact, they readily give them priority over themselves, even when they themselves need what they give away. Indeed, those who overcome their natural stinginess are the successful ones.,
The Monotheist Group
And those who provided them with shelter, and were believers before them; they love those who immigrated to them, and they find no hesitation in their hearts in helping them, and they readily give them priority over themselves, even when they themselves need what they give away. Indeed, those who overcome their desires are the successful ones.