Haşr Sûresi8. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (18 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1للفقراءف ق رFGRlilfuḳarā'ifakirler içindirFor the poor
2المهاجرينه ج رHCRl-muhācirīnehicret edenemigrants,
3الذينelleƶīnethose who
4أخرجواخ ر جḢRCuḣricūçıkarılanwere expelled
5منmin-ndanfrom
6ديارهمد و رD̃VRdiyārihimyurtları-their homes
7وأموالهمم و لMVLve emvālihimve mallarındanand their properties,
8يبتغونب غ يBĞYyebteğūneararlarseeking
9فضلاف ض لFŽLfeDlenbir lutufbounty
10منmine-danfrom
11اللهllahiAllah-Allah
12ورضوانار ض وRŽVve riDvānenve rızasınıand pleasure
13وينصرونن ص رNṦRve yenSurūneve yardım ederlerand helping
14اللهllaheAllah'aAllah
15ورسولهر س لRSLve rasūlehuve Elçisineand His Messenger.
16أولئكulāikeişteThose,
17همhumuonlardırthey
18الصادقونص د قṦD̃GS-Sādiḳūnedoğru olanlar(are) the truthful.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

للفقراء المهجرين الذين اخرجوا من ديرهم وامولهم يبتغون فضلا من الله ورضونا وينصرون الله ورسوله اولئك هم الصدقون

Arapça (Harekeli)

لِلْفُقَرَاءِ الْمُهَاجِرِينَ الَّذِينَ أُخْرِجُوا مِن دِيَارِهِمْ وَأَمْوَالِهِمْ يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِّنَ اللَّهِ وَرِضْوَانًا وَيَنصُرُونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ أُولَئِكَ هُمُ الصَّادِقُونَ

Transliterasyon

Lil fukarâil muhâcirînellezîne uhricû min diyârihim ve emvâlihim yebtegûne fadlen minallâhi ve rıdvânen ve yensurûnallâhe ve resûleh|u|, ulâike humus sâdikûn|e|.

Transliteration (Eng.)

Lilfuqar<span class="u">a</span>-i almuh<span class="u">a</span>jireena alla<span class="u">th</span>eenaokhrijoo min diy<span class="u">a</span>rihim waamw<span class="u">a</span>lihim yabtaghoona fa<span class="u">d</span>lanmina All<span class="u">a</span>hi wari<span class="u">d</span>w<span class="u">a</span>nan wayan<span class="u">s</span>uroonaAll<span class="u">a</span>ha warasoolahu ol<span class="u">a</span>-ika humu a<span class="b">l</span><span class="u">ssa</span>diqoon<span class="b">a</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

O mallar, yurtlarından göçenlerin yoksullarına âittir; onlar, ülkelerinden çıkarılmışlar, mallarından ayrılmışlar, Allah'tan ancak bir lütuf ve râzılık dileyegelmişlerdir ve Allah'a ve Peygamberine yardım etmişlerdir; onlardır gerçeklerin ta kendileri.

Ali Bulaç

(Bundan başka bu mallar,) Hicret eden fakirleredir ki, onlar, Allah'tan bir fazl (lütuf ve ihsan) arayıp, Allah'a ve O'nun Resûlü’ne yardım ederlerken yurtlarından ve mallarından sürülüp-çıkarılmışlardır. İşte bunlar, sadık olanlar bunlardır.

Bayraktar Bayraklı

Allah'ın lütfunu ve rızasını kazanma arzusundan, Allah'a ve Peygamberine yardım ettiklerinden dolayı, yurtlarından çıkarılan ve mallarından mahrum edilen fakir muhâcirlere de verilir. İşte onlar özü-sözü doğru kimselerdir.

Diyanet İşleri

(Allah'ın verdiği bu ganimet malları,) yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılmış olan, Allah'tan bir lütuf ve rıza dileyen, Allah'ın dinine ve Peygamberine yardım eden fakir muhacirlerindir. İşte doğru olanlar bunlardır.

Edip Yüksel

ALLAH'ın lütuf ve rızasını aradıkları, ALLAH'ı ve elçisini destekledikleri için yurtlarından ve mallarından edilmiş bulunan göçmenlerin fakirlerine... Doğru olanlar bunlardır.*

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de göç eden fakirlere aittir ki yurtlarından ve mallarından çıkarılmışlardır, Allah'ın lütuf ve rızasını ararlar; Allah'a ve Resulüne yardım ederler. İşte doğru olanlar onlardır.

Erhan Aktaş

Bu mallarda; Allah’ın lütfu ve rızasını kazanmak arzusuyla, Allah’a* ve Rasul’üne yardım ettikleri için yurtlarından çıkarılan ve malları ellerinden alınan, hicret etmiş olan yoksulların da hakkı vardır. Çünkü onlar özü sözü bir olanlardır.

Hakkı Yılmaz

(7,8)Allah'ın, o kent halkından, Elçisi'ne verdiği fey'ler [savaşmadan zahmetsizce elde edilen gelirler], içinizden yalnız zenginler arasında devlet; gücün getirdiği refah olmasın diye Allah'a, Elçi'ye, yakınlık sahiplerine; göç eden fakirlere –ki onlar, Allah'ın armağan ve rızasını ararken yurtlarından ve mallarından çıkarılmışlardır, Allah'a ve Elçisi'ne yardım ederler. İşte onlar, doğruların ta kendileridir–, yetimlere, miskinlere, yolcuya aittir. Elçi, size ne verdiyse onu hemen alın. Sizi neden alıkoyduysa ondan geri durun. Allah'ın koruması altına da girin. Şüphesiz Allah, kovuşturması/azabı çok çetin olandır.

Muhammed Esed

(Böylece, bu ganimetlerin bir kısmı) zulüm ve kötülük diyarını terk etmiş olanlar arasındaki yoksullar(a verilecektir:) yurtlarından ve mülklerinden sürülmüş, Allah'ın lütfunu ve rızasını arayan ve Allah'a ve Elçisi(nin dâvâsı)na yardım edenler: sözlerinde duranlar işte onlardır!

Mustafa İslamoğlu

(Bu gelirler), yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan muhacirler arasındaki fakirlere (verilir); Allah'tan kendilerine ulaşacak bir lütuf ve rızanın peşine düşen, Allah'a ve Rasulüne yardım eden kimseler bunlardır: İşte onlar, evet onlar (iman) sözüne sadık olanlardır.

Suat Yıldırım

Allah'ın nasib ettiği bu ganimet malları o hicret eden fakirlere aittir ki, onlar Allah'ın lütfunu ve rızasını taleb etmek, Allah'ın dinine ve Resulüne destek vermek için yurtlarından ve mallarından edildiler. İşte imanlarında sadık ve samimi olanlar ancak onlardır.

Süleyman Ateş

(O mallar) Şu göçmen fakirlere aittir ki (onlar) yurtlarından ve mallarından (sürülüp) çıkarılmışlardır; Allah'ın lutuf ve rızasını ararlar; Allah'a ve Elçisine yardım ederler. İşte doğru olanlar onlardır.

Şaban Piriş

Bu, yurtlarından ve mallarından edilmiş, Allahtan bir lütuf ve rıza arayarak Allahın dinine ve Peygamberine yardım eden fakir muhacirler içindir. Ki Onlar, sadıkların ta kendileridir.

Yaşar Nuri Öztürk

Sözü edilen o mallar, göçmen yoksullar içindir. Onlar ki, yurtlarından çıkarılıp mallarından yoksun bırakılmışlardır; Allah'tan bir lütuf ve bir hoşnutluk peşindedirler; Allah'a ve resulüne yardım ederler. İşte onlardır, özü-sözü doğru olanlar.

Edip-Layth-Martha

For the immigrants who are poor and were driven out of their homes and deprived of their properties, they sought God's grace and pleasure, and they supported God and His messenger. They are the truthful ones.

Muhammad Asad

[Thus, part of such war-gains shall be given] to the poor among those who have forsaken the domain of evil:* those who have been driven from their homelands and their possessions, seeking favour with God and [His] goodly acceptance, and who aid [the cause of] God and His Apostle: it is they, they who are true to their word!

Rashad Khalifa

(You shall give) to the needy who immigrated. They were evicted from their homes and deprived of their properties, because they sought GOD's grace and pleasure, and because they supported GOD and His messenger. They are the truthful.,

The Monotheist Group

For the immigrants who are poor and were driven out of their homes and deprived of their properties; they were seeking a grace from God and acceptance, and they supported God and His messenger; these are the truthful ones.