En'am Sûresi25. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (32 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ومنهم | — | ve minhum | içlerinden vardır | And among them |
| 2 | من | — | men | kimseler | (are those) who |
| 3 | يستمع | س م عSMA | yestemiǔ | dinleyen | listen |
| 4 | إليك | — | ileyke | seni | to you, |
| 5 | وجعلنا | ج ع لCAL | veceǎlnā | fakat biz koyduk | but We have placed |
| 6 | على | — | ǎlā | üstüne | over |
| 7 | قلوبهم | ق ل بGLB | ḳulūbihim | kalblerinin | their hearts |
| 8 | أكنة | ك ن نKNN | ekinneten | perdeler | coverings |
| 9 | أن | — | en | lest | |
| 10 | يفقهوه | ف ق هFGH | yefḳahūhu | onu anlamalarına engel | they understand it, |
| 11 | وفي | — | ve fī | ve içine | and in |
| 12 | آذانهم | ا ذ نEZ̃N | āƶānihim | kulaklarının | their ears |
| 13 | وقرا | و ق رVGR | veḳran | ağırlık | deafness. |
| 14 | وإن | — | ve in | ve eğer | And if |
| 15 | يروا | ر ا يREY | yerav | görseler de | they see |
| 16 | كل | ك ل لKLL | kulle | her | every |
| 17 | آية | ا ي يEYY | āyetin | mu'cizeyi | sign |
| 18 | لا | — | lā | asla | not |
| 19 | يؤمنوا | ا م نEMN | yu'minū | inanmazlar | will they believe |
| 20 | بها | — | bihā | ona | in it. |
| 21 | حتى | — | Hattā | hatta | Until, |
| 22 | إذا | — | iƶā | zaman | when |
| 23 | جاءوك | ج ي اCYE | cā'ūke | sana geldikleri | they come to you |
| 24 | يجادلونك | ج د لCD̃L | yucādilūneke | seninle tartışırlar | and argue with you |
| 25 | يقول | ق و لGVL | yeḳūlu | derler | say |
| 26 | الذين | — | elleƶīne | kimseler | those who |
| 27 | كفروا | ك ف رKFR | keferū | inkar eden(ler) | disbelieved, |
| 28 | إن | — | in | """Not" | |
| 29 | هذا | — | hāƶā | bu | (is) this |
| 30 | إلا | — | illā | başka değildir | but |
| 31 | أساطير | س ط رSŦR | esāTīru | masallarından | (the) tales |
| 32 | الأولين | ا و لEVL | l-evvelīne | eskilerin | "(of) the former (people).""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ومنهم من يستمع اليك وجعلنا على قلوبهم اكنة ان يفقهوه وفى ءاذانهم وقرا وان يروا كل ءاية لا يومنوا بها حتى اذا جاءوك يجدلونك يقول الذين كفروا ان هذا الا اسطير الاولين
Arapça (Harekeli)
وَمِنْهُم مَّن يَسْتَمِعُ إِلَيْكَ وَجَعَلْنَا عَلَى قُلُوبِهِمْ أَكِنَّةً أَن يَفْقَهُوهُ وَفِي آذَانِهِمْ وَقْرًا وَإِن يَرَوْا كُلَّ آيَةٍ لَّا يُؤْمِنُوا بِهَا حَتَّى إِذَا جَاءُوكَ يُجَادِلُونَكَ يَقُولُ الَّذِينَ كَفَرُوا إِنْ هَذَا إِلَّا أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ
Transliterasyon
Ve minhum men yestemiu ileyk|e|, ve cealnâ alâ kulûbihim ekinneten en yefkahûhu ve fî âzânihim vakrâ(vakran), ve in yerev kulle âyetin lâ yu’minû bihâ, hattâ izâ câuke yucâdilûneke yekûlullezîne keferû in hâzâ illâ esâtîrul evvelîn|e|.
Transliteration (Eng.)
Waminhum man yastamiAAu ilayka wajaAAaln<span class="u">a</span>AAal<span class="u">a</span> quloobihim akinnatan an yafqahoohu wafee <span class="u">atha</span>nihimwaqran wa-in yaraw kulla <span class="u">a</span>yatin l<span class="u">a</span> yu/minoo bih<span class="u">a</span><span class="u">h</span>att<span class="u">a</span> i<span class="u">tha</span> j<span class="u">a</span>ooka yuj<span class="u">a</span>diloonakayaqoolu alla<span class="u">th</span>eena kafaroo in h<span class="u">atha</span> ill<span class="u">a</span> as<span class="u">at</span>eerual-awwaleen<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Onlardan seni dinleyenler de var ve biz, dinledikleri sözleri anlamamaları için kalplerini perdeleriz, kulaklarını ağırlaştırırız da bütün delilleri görseler gene de inanmazlar onlara. Nihâyet de yanına geldiler mi çekişmeye başlarlar seninle ve bunlar, ancak evvelce gelip geçenlere ait masallar derler.
Ali Bulaç
Onlardan seni dinleyenler vardır; oysa Biz, onu kavrayıp anlamalarına (bir engel olarak) kalpleri üzerine kat kat örtüler ve kulaklarında bir ağırlık kıldık. Onlar, hangi 'apaçık-belgeyi' görseler, yine ona inanmazlar. Öyle ki, o inkar etmekte olanlar, sana geldiklerinde, seninle tartışmaya girerek: "Bu, öncekilerin uydurma masallarından başka bir şey değildir" derler.
Bayraktar Bayraklı
İçlerinden seni dinleyenler vardır; fakat biz onu anlamalarına engel olmak için kalplerinin üstüne kılıflar, kulaklarının içine de ağırlık koyduk. Onlar her mucizeyi görseler de yine ona inanmazlar. Hatta sana geldiklerinde, seninle tartışırlar. O kâfirler, “Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir” derler.
Diyanet İşleri
Onlardan seni (okuduğun Kur'an'ı) dinleyenler de vardır. Fakat onu anlamalarına engel olmak için kalplerinin üstüne perdeler, kulaklarına da ağırlık verdik. Onlar her türlü mucizeyi görseler bile yine de ona inanmazlar. Hatta o kâfirler sana geldiklerinde: "Bu Kur'an eskilerin masallarından başka bir şey değildir" diyerek seninle tartışırlar.
Edip Yüksel
Onların bir kısmı seni dinler. Fakat, kalpleri üzerine anlamalarına engel olacak örtüler, kulaklarına da ağırlık koyarız. Her bir mucizeyi görseler de onu onaylamazlar. Bundan ötürü sana geldiklerinde seninle tartışır ve inkârcılar, "Bu ancak bir efsanedir" der.*
Elmalılı Hamdi Yazır
İçlerinden seni dinleyenler de vardır, fakat biz, onu anlamalarına engel olmak için kalblerinin üstüne örtüler, kulaklarının içine de ağırlık koyduk. Onlar, bütün delilleri görseler bile yine ona inanmazlar. Hatta sana geldiklerinde seninle tartışırlar. Ve o kâfirler: "Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir" derler.
Erhan Aktaş
Onlardan seni dinleyenler* vardır; oysa onların kalplerine perde, kulaklarına ağırlık koyduk.* Onlar her türlü ayeti* görseler de yine de ona iman etmezler. Gerçeği yalanlayan nankörler sana geldiklerinde, “Bunlar ancak geçmişin masallarıdır.” diye seninle t artışırlar.
Hakkı Yılmaz
Onlardan sana kulak verenler vardır; oysa Biz, onu kavrayıp anlamalarına; kalpleri üzerine kat kat örtüler ve kulaklarında bir ağırlık oluşturduk. Onlar, bütün alâmetleri/göstergeleri görseler de ona inanmazlar. Öyle ki, o kâfirler; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddeden o kimseler, sana geldiklerinde, seninle tartışmaya girerek “Bu, öncekilerin uydurma masallarından başka bir şey değildir” derler.
Muhammed Esed
Onlar arasında öyleleri var ki (ey Peygamber) seni dinler (görünür)ler: Ama kalplerinin üstünü, onları hakikati kavramaktan alıkoyan perdeler yerleştirdik, kulaklarına da sağırlık. Ve (hakikatin) bütün işaretleri(ni) görselerdi yine de ona inanmazlardı; o kadar ki, onlar tartışmak için sana geldiklerinde, hakikati inkara şartlanmış olanlar, "Bu, eski zamanların masallarından başka bir şey değil!" derler.
Mustafa İslamoğlu
Onlar arasında öyleleri var ki, sana kulak verir(miş gibi yapar). Fakat kalplerinin üzerine, onları hakikati kavramaktan aciz bırakan örtüler yerleştirdik, kulaklarına da kurşun. Ve hakikatin bütün belgelerini görseler dahi artık iman etmezler. Öyle ki, tartışmak için sana geldiklerinde inkara saplanmış olanlar derler ki: "Bu eskilerin masallarından başka bir şey değildir."
Suat Yıldırım
Onlardan seni Kur'ân okurken dinleyenler de vardır. Fakat Biz onu lâyık olduğu şekilde anlamalarına mani olmak için, onların kalplerine kat kat örtüler gerdik. Kulaklarının içine de, gereği gibi işitmelerini engelleyen ağırlıklar koyduk. Artık onlar her türlü mûcize ve belgeyi de görseler yine iman etmezler. O kadar ki yanına geldikleri zaman seninle münakaşaya girişerek “Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir. ” derler. [17, 46; 18, 57; 31, 7] [KM, İşaya 6, 10; Matta 13, 13]
Süleyman Ateş
İçlerinden seni dinleyenler vardır; fakat biz onu anlamalarına engel olmak için kalblerinin üstüne kılıflar, kulaklarının içine de ağırlık koyduk. (Onlar) her mu'cizeyi görseler de yine ona inanmazlar. Hatta sana geldiklerinde seninle tartışırlar; o kafirler: "Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir" derler.
Şaban Piriş
İçlerinden seni dinleyenler vardır. Biz onların kalpleri üzerine, anlamamaları için örtüler, kulaklarına da ağırlık koyduk. Her mucizeyi görseler de ona yine inanmazlar. Seninle tartışmak için sana geldiklerinde, o küfredenler derler ki: - Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir.
Yaşar Nuri Öztürk
İçlerinden sana kulak verenler vardır; ama biz onu gereğince anlamamaları için kalplerine kılıflar geçirmiş, kulaklarına bir ağırlık koymuşuzdur. Tüm mucizeleri görseler de onlara inanmazlar. Nihayet sana gelip seninle çekişerek şöyle derler küfre sapanlar: "Bu, eskilerin masallarından başka birşey değildir."
Edip-Layth-Martha
Among them are those who listen to you; and We have made covers over their hearts to prevent them from understanding it, and deafness in their ears; and if they see every sign they will not acknowledge; even when they come to you they argue, those who reject say, "This is nothing but the tales from the past!"*
Muhammad Asad
And there are among them such as [seem to] listen to thee [O Prophet]: but over their hearts We have laid veils which prevent them from grasping the truth, and into their ears, deafness.* And were they to see every sign [of the truth], they would still not believe in it-so much so that when they come unto thee to contend with thee, those who are bent on denying the truth say, "This is nothing but fables of ancient times!"
Rashad Khalifa
Some of them listen to you, but we place veils on their hearts to prevent them from understanding, and deafness in their ears. Thus, no matter what kind of proof they see, they cannot believe. Thus, when they come to argue with you, the disbelievers say, "These are tales from the past.",
The Monotheist Group
And from them are those who listen to you; and We have made covers over their hearts to prevent them from understanding it, and a deafness in their ears; and if they see every sign they will not believe; even when they come to you they argue, those who reject say: "This is nothing except fictional tales of old!"