En'am Sûresi70. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (45 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وذر | و ذ رVZ̃R | ve ƶeri | ve bırak | And leave |
| 2 | الذين | — | elleƶīne | kimseleri | those who |
| 3 | اتخذوا | ا خ ذ EḢZ̃ | tteḣaƶū | yerine koyan(ları) | take |
| 4 | دينهم | د ي نD̃YN | dīnehum | dinlerini | their religion |
| 5 | لعبا | ل ع بLAB | leǐben | oyun | (as) a play |
| 6 | ولهوا | ل ه وLHV | velehven | ve eğlence | and amusement |
| 7 | وغرتهم | غ ر رĞRR | ve ğarrathumu | ve aldattığı kimseleri | and deluded them |
| 8 | الحياة | ح ي يḪYY | l-Hayātu | hayatının | the life |
| 9 | الدنيا | د ن وD̃NV | d-dunyā | dünya | (of) the world. |
| 10 | وذكر | ذ ك رZ̃KR | veƶekkir | ve öğüt ver | But remind |
| 11 | به | — | bihi | o (Kur'an) ile | with it, |
| 12 | أن | — | en | diye | lest |
| 13 | تبسل | ب س لBSL | tubsele | helake gider | is given up to destruction |
| 14 | نفس | ن ف سNFS | nefsun | bir kişi | a soul |
| 15 | بما | — | bimā | dolayı | for what |
| 16 | كسبت | ك س بKSB | kesebet | kazandığından | it (has) earned, |
| 17 | ليس | ل ي سLYS | leyse | olmaz | not |
| 18 | لها | — | lehā | onun | (is) for it |
| 19 | من | — | min | from | |
| 20 | دون | د و نD̃VN | dūni | başka | besides |
| 21 | الله | — | llahi | Allah'tan | Allah |
| 22 | ولي | و ل يVLY | veliyyun | ne bir dostu | any protector |
| 23 | ولا | — | ve lā | ne de | and not |
| 24 | شفيع | ش ف عŞFA | şefīǔn | bir yardımcısı | any intercessor. |
| 25 | وإن | — | ve in | ve eğer | And if |
| 26 | تعدل | ع د لAD̃L | teǎ'dil | verse | it offers ransom - |
| 27 | كل | ك ل لKLL | kulle | her türlü | every |
| 28 | عدل | ع د لAD̃L | ǎdlin | fidyeyi | ransom, |
| 29 | لا | — | lā | not | |
| 30 | يؤخذ | ا خ ذ EḢZ̃ | yu'ḣaƶ | kabul edilmez | will it be taken |
| 31 | منها | — | minhā | ondan | from it. |
| 32 | أولئك | — | ulāike | işte onlar | Those |
| 33 | الذين | — | elleƶīne | kimselerdir | (are) ones who |
| 34 | أبسلوا | ب س لBSL | ubsilū | helake uğrayan(lardır) | are given to destruction |
| 35 | بما | — | bimā | dolayı | for what |
| 36 | كسبوا | ك س بKSB | kesebū | kazandıklarından | they earned. |
| 37 | لهم | — | lehum | onlar için vardır | For them |
| 38 | شراب | ش ر بŞRB | şerābun | bir içki | (will be) a drink |
| 39 | من | — | min | -dan | of |
| 40 | حميم | ح م مḪMM | Hamīmin | kaynar su- | boiling water |
| 41 | وعذاب | ع ذ بAZ̃B | ve ǎƶābun | ve bir azab | and a punishment |
| 42 | أليم | ا ل مELM | elīmun | acıklı | painful |
| 43 | بما | — | bimā | dolayı | because |
| 44 | كانوا | ك و نKVN | kānū | olduklarından | they used to |
| 45 | يكفرون | ك ف رKFR | yekfurūne | inkar ediyor | disbelieve. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وذر الذين اتخذوا دينهم لعبا ولهوا وغرتهم الحيوة الدنيا وذكر به ان تبسل نفس بما كسبت ليس لها من دون الله ولى ولا شفيع وان تعدل كل عدل لا يوخذ منها اولئك الذين ابسلوا بما كسبوا لهم شراب من حميم وعذاب اليم بما كانوا يكفرون
Arapça (Harekeli)
وَذَرِ الَّذِينَ اتَّخَذُوا دِينَهُمْ لَعِبًا وَلَهْوًا وَغَرَّتْهُمُ الْحَيَاةُ الدُّنْيَا وَذَكِّرْ بِهِ أَن تُبْسَلَ نَفْسٌ بِمَا كَسَبَتْ لَيْسَ لَهَا مِن دُونِ اللَّهِ وَلِيٌّ وَلَا شَفِيعٌ وَإِن تَعْدِلْ كُلَّ عَدْلٍ لَّا يُؤْخَذْ مِنْهَا أُولَئِكَ الَّذِينَ أُبْسِلُوا بِمَا كَسَبُوا لَهُمْ شَرَابٌ مِّنْ حَمِيمٍ وَعَذَابٌ أَلِيمٌ بِمَا كَانُوا يَكْفُرُونَ
Transliterasyon
Ve zerillezînettehazû dînehum leiben ve lehven ve garrethumul hayâtud dunyâ ve zekkir bihî en tubsele nefsun bimâ kesebet, leyse lehâ min dûnillâhi veliyyun ve lâ şefî’(şefîun), ve in ta’dil kulle adlin lâ yu’haz minhâ, ulâikellezîne ubsilû bimâ kesebû, lehum şarâbun min hamîmin ve azâbun elîmun bimâ kânû yekfurûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Wa<span class="u">th</span>ari alla<span class="u">th</span>eena ittakha<span class="u">th</span>oodeenahum laAAiban walahwan wagharrat-humu al<span class="u">h</span>ay<span class="u">a</span>tua<span class="b">l</span>dduny<span class="u">a</span> wa<span class="u">th</span>akkir bihi an tubsala nafsunbim<span class="u">a</span> kasabat laysa lah<span class="u">a</span> min dooni All<span class="u">a</span>hiwaliyyun wal<span class="u">a</span> shafeeAAun wa-in taAAdil kulla AAadlin l<span class="u">a</span>yu/kha<span class="u">th</span> minh<span class="u">a</span> ol<span class="u">a</span>-ika alla<span class="u">th</span>eenaobsiloo bim<span class="u">a</span> kasaboo lahum shar<span class="u">a</span>bun min <span class="u">h</span>ameeminwaAAa<span class="u">tha</span>bun aleemun bim<span class="u">a</span> k<span class="u">a</span>noo yakfuroon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Dinlerini bir oyundan, bir eğlenceden ibâret sayan ve dünyâ yaşayışına aldanan kişileri bırak kendi hallerine. Sen, ancak Kur'ân'la öğüt ver de hiç kimse, kazandığı suçlar yüzünden helâk olmasın. Ona, Allah'tan başka ne bir dost vardır, ne bir şefaatçi. Suçlu, varını-yoğunu, kurtuluşu için fedâ etse kabul edilmez. Kazançları yüzünden helâk olanlar, inkârlarından dolayı kaynar su içeceklerdir ve pek acı bir azap vardır onlara.
Ali Bulaç
Dinlerini bir oyun ve eğlence (konusu) edinenleri ve dünya hayatı kendilerini mağrur kılanları bırak. Onunla (Kur'an'la) hatırlat ki, bir nefis, kendi kazandıklarıyla helake düşmesin; (böylesinin) Allah'tan başka ne bir velisi, ne bir şefaatçisi vardır; her türlü fidyeyi verse de kabul olunmaz. İşte onlar, kazandıkları nedeniyle helake uğrayanlardır; küfre saptıklarından dolayı onlar için çılgınca kaynar sular ve acıklı bir azap vardır.
Bayraktar Bayraklı
Dinlerini bir oyuncak ve bir eğlence edinen ve dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak! Kazandıkları sebebiyle hiçbir nefsin felâkete dûçar olmaması için Kur'ân ile öğüt ver! O kimse için Allah'tan başka ne dost vardır, ne de şefaatçi. O, bütün varını fidye olarak verse, yine de ondan kabul edilmez. Onlar kazandıkları günahlar yüzünden helâke sürüklenmişlerdir. İnkâr ettiklerinden dolayı onlar için kaynar sudan ibaret bir içecek ve elem verici bir azap vardır.
Diyanet İşleri
Dinlerini bir oyuncak ve bir eğlence edinen ve dünya hayatının aldattığı kimseleri (bir tarafa) bırak! Kazandıkları sebebiyle hiçbir nefsin felakete duçar olmaması için Kur'an ile nasihat et. O nefis için Allah'tan başka ne dost vardır, ne de şefaatçı. O, bütün varını fidye olarak verse, yine de ondan kabul edilmez. Onlar kazandıkları (günahlar) yüzünden helake sürüklenmiş kimselerdir. İnkâr ettiklerinden dolayı onlar için kaynar sudan ibaret bir içecek ve elem verici bir azap vardır.
Edip Yüksel
Dinlerini oyun eğlenceye alanları ve dünya hayatına aldananları bırak. Sen bununla hatırlat ki, bir kişi kazandığının felaketli sonucunu çekmesin. Onun ALLAH'tan başka bir sahibi ve şefaatçisi yoktur. Her türlü fidyeyi verse bile kendisinden kabul edilmez. Bunlar, kazandıklarından dolayı felaketli sonuca uğrayanlardır; inkârları yüzünden kaynar sudan bir içkiyi ve acı verici bir azabı hak etmişlerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Dinlerini bir oyun ve bir eğlence edinen ve kendilerini dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak! Ve hiçbir kimsenin kazandığı şey yüzünden kendisini helake atmamasını, kendisi için Allah'tan başka hiç bir dost ve hiçbir şefaatçi bulunmadığını Kur'ân ile hatırlat. O, azaptan kurtulmak için bütün varını feda etse, kendisinden alınmaz. Onlar kazandıkları şey yüzünden helake uğratılmışlardır. Onlar için, inkâr ettiklerinden dolayı kaynar bir içecek ve can yakıcı bir azab vardır.
Erhan Aktaş
Dinlerini oyun ve eğlence edinen, dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak. Hiçbir kimsenin kazandığı şeyle, bir felaket yaşamaması için onunla* uyar. O kimse için Allah’tan başka ne bir veli ne de bir şefaatçi vardır. O, bütün varlığını fidye olarak verse de ondan kabul edilmez. Onlar, kazandıklarından dolayı mahvolan kimselerdir. Gerçeği yalanlayarak nankörlük etmelerinden dolayı onlar için kaynar sudan bir içecek ve can yakıcı bir azap vardır.
Hakkı Yılmaz
Ve dinlerini oyun ve eğlence edinmiş/ oyun ve eğlenceyi kendilerine din edinmiş, dünya hayatı kendilerini aldatmış olan kimseleri bırak ve Kur’ân ile hatırlat/öğüt ver: Bir kişi, kendi elinin üretip kazandığıyla değişim ve yıkıma düşerse, onun için Allah'ın astlarından bir yardım eden, yol, gösteren koruyan bir yakın kimse ve destekçi, kayırıcı söz konusu olmaz. Suçuna karşı her türlü bedeli ödemeyi istese de ondan alınmaz. İşte bunlar, kazandıkları ile değişime/yıkıma uğrayan kimselerdir. İyilikbilmezlik ettiklerinden ötürü onlar için kaynar sudan bir içecek ve can yakıcı bir azap vardır.
Muhammed Esed
Dünya hayatının rahatına dalarak eğlenceyi ve geçici zevkleri dinleri haline getiren kimseleri kendi haline bırak; ama bu durumda (onlara) hatırlat ki (ahirette) her insan yaptığı yanlışlardan (ve haksızlıklardan) dolayı rehin tutulacak ve kendisini ne Allah'a karşı koruyacak, ne de kayırıp kollayacak bir kimse bulunmayacaktır. Ve düşünülebilecek her türlü fidyeyi vermek istese bile bu kendisinden kabul edilmeyecektir. İşte yaptıkları yanlışlardan dolayı rehin tutulacak olanlar bu (gibi insan)lardır; onlar için (ahirette) yakıcı bir ümitsizlik iksiri vardır ve onları, hakikati inatla inkar ettikleri için şiddetli bir azap beklemektedir.
Mustafa İslamoğlu
Dünya hayatına dalarak eğlenceyi ve geçici zevklerini din haline getiren kimseleri kendi haline bırak. Fakat şunu da onlara hatırlat ki, her insan işlediklerine karşılık ipotek altına alınacak, ve ne kendisini Allah'a karşı koruyacak, ne de kayıracak kimsesi olacaktır. Ve kendisi için en yüksek fidyeyi verse bile, bu ondan asla kabul edilmeyecektir. İşte bunlardır işlediklerine karşılık ipotek edilecekler; ısrarlı inkarları sebebiyle onlar (gelecek için) yakıp kavurucu bir (umutsuzluk) zehiri içecekler, (geçmiş için) şiddetli bir azap çekecekler.
Suat Yıldırım
Dinlerini bir oyuncak ve eğlence haline getiren, kendilerini dünya hayatı aldatmış olan kimseleri kendi hallerine bırak! Sen yalnız Kur'ân ile va'z et ki, Allah'tan başka yardımcısı ve şefaatçisi bulunmayan hiçbir nefis, işlediği günahlar yüzünden helâke teslim edilmesin. O, her türlü fidyeyi denkleştirse bile, yine ondan kabul edilmez. İşledikleri günahları yüzünden helâke sürüklenenler, mahvolanlar, işte bunlardır. İnkârlarından dolayı onlara kaynar sudan bir içecek ve acı veren bir azap vardır. [74, 38-39; 3, 91; 10, 3; 32, 4]
Süleyman Ateş
Bırak o dinlerini oyun, eğlence yerine koyan ve dünya hayatının aldattığı kimseleri de, sen o (Kur'an) ile (şunu) hatırlat ki, bir kişi, yaptığı işin eline teslim edilmeye görsün, (yoksa) Allah'tan başka onun ne bir dostu, ne de bir yardımcısı olmaz. (Amelinin elinden kurtulmak için) her türlü fidyeyi verse de ondan kabul edilmez. İşte onlar, kazandıklarının eline teslim edilmişlerdir. Onlar için kaynar sudan bir içki ve inkarlarından dolayı da acı bir azab vardır!
Şaban Piriş
Dinlerini oyun ve eğlence edinen ve dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak; sen Kuran ile, kişinin, kendi kazancı yüzünden, Allahtan başka bir dost ve şefaatçinin bulunmadığı ahirette tehlikeye düşmemesi için öğüt ver. Zira o kişi, bütün varlığını fidye olarak verse bile, kendisinden alınıp kabul edilmez. işte bunlar, kendi kazandıkları yüzünden tehlikeye girmiş kimselerdir. Kafir olmaları dolayısıyla onlar için kaynar bir içecek ve acı bir azap vardır.
Yaşar Nuri Öztürk
Dinlerini oyun ve eğlence haline getirmiş, dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak da o Kur'an ile şunu hatırlat: Bir kişi, kendi elinin üretip kazandığına teslim edilirse onun, Allah dışında ne bir dostu kalır ne de şefaatçısı. Her türlü fidyeyi verse de ondan kabul edilmez. İşte bunlar, kazandıklarına teslim edilmişlerdir. Nankörlük ettiklerinden ötürü onlar için kaynar sudan bir içki ve korkunç bir azap vardır.
Edip-Layth-Martha
Leave alone those who have taken their system as a game and diversion, and this worldly life has tempted them. Remind with it that a person will suffer for what s/he has earned, s/he will not have besides God any supporter nor intercessor; and even if s/he offers every ransom, none will be accepted from it. These are the ones who have suffered with what they have earned; for them will be a boiling drink, and a painful retribution for what they had rejected.
Muhammad Asad
And leave to themselves all those who, beguiled by the life of this world, have made play and passing delights their religion;* but remind [them] herewith that [in the life to come] every human being shall be held in pledge for whatever wrong he has done, and shall have none to protect him from God, and none to intercede for him; and though he offer any conceivable ransom,* it shall not be accepted from him. It is [people such as] these that shall be held in pledge for the wrong they have done; for them there is [in the life to come] a draught of burning despair* and grievous suffering awaits them because of their persistent refusal to acknowledge the truth.
Rashad Khalifa
You shall disregard those who take their religion in vain, as if it is a social function, and are totally absorbed in this worldly life. Remind with this (Quran), lest a soul may suffer the consequences of its evil earnings. It has none beside GOD as a Lord and Master, nor an intercessor. If it could offer any kind of ransom, it would not be accepted. They suffer the consequences of the evil works they earn; they have incurred hellish drinks, and a painful retribution because of their disbelief.,
The Monotheist Group
Leave alone those who have taken their system for play and distraction, and this worldly life has tempted them. And remind with it that a soul will suffer for what it has earned, it will not have besides God any supporter nor intercessor; and even if it brings all justice, none will be accepted from it. These are the ones who have suffered with what they have earned; for them will be a boiling drink, and a painful retribution for what they had rejected.