En'am Sûresi75. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (9 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وكذلك | — | ve keƶālike | ve böylece | And thus |
| 2 | نري | ر ا يREY | nurī | biz gösteriyorduk | We show(ed) |
| 3 | إبراهيم | — | ibrāhīme | İbrahim'e | Ibrahim |
| 4 | ملكوت | م ل كMLK | melekūte | melekutunu | the kingdom |
| 5 | السماوات | س م وSMV | s-semāvāti | göklerin | (of) the heavens |
| 6 | والأرض | ا ر ضERŽ | vel'erDi | ve yerin | and the earth, |
| 7 | وليكون | ك و نKVN | veliyekūne | olsun diye | so that he would be |
| 8 | من | — | mine | -dan | among |
| 9 | الموقنين | ي ق نYGN | l-mūḳinīne | inananlar- | the ones who are certain. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وكذلك نرى ابرهيم ملكوت السموت والارض وليكون من الموقنين
Arapça (Harekeli)
وَكَذَلِكَ نُرِي إِبْرَاهِيمَ مَلَكُوتَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَلِيَكُونَ مِنَ الْمُوقِنِينَ
Transliterasyon
Ve kezâlike nurî ibrâhîme melekûtes semâvâti vel ardı ve li yekûne minel mûkınîn|e|.
Transliteration (Eng.)
Waka<span class="u">tha</span>lika nuree ibr<span class="u">a</span>heemamalakoota a<span class="b">l</span>ssam<span class="u">a</span>w<span class="u">a</span>ti wa<span class="b">a</span>l-ar<span class="u">d</span>iwaliyakoona mina almooqineen<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Biz, gerçek ve şüphesiz bilgiye sahip olması için İbrahîm'e, göklerdeki ve yeryüzündeki kudret ve saltanatı, tasarruf ve hikmeti böylece göstermedeydik.
Ali Bulaç
Böylece İbrahim'e, -kesin bilgiyle inananlardan olması için- göklerin ve yerin melekûtunu gösteriyorduk.
Bayraktar Bayraklı
Böylece biz İbrâhim'e, kesin inananlardan olsun diye göklerin ve yerin melekûtunu/ kainatın işleyiş kanunlarını gösteriyorduk.
Diyanet İşleri
Böylece biz, kesin iman edenlerden olması için İbrahim'e göklerin ve yerin melekutunu gösteriyorduk.*
Edip Yüksel
Kesin bir onaylamaya sahip olması için, İbrahim'e göklerin ve yerin yönetimini şöylece gösterdik:
Elmalılı Hamdi Yazır
Böylece biz İbrahim'e göklerin ve yerin melekûtunu (muhteşem varlıklarını) gösteriyorduk ki, kesin inananlardan olsun.
Erhan Aktaş
Böylece, göklerin ve yerin melekutunu* İbrahim’e gösteriyorduk ki kesin inanlardan olsun.
Hakkı Yılmaz
Ve Biz, kanıt elde etmesi ve kesin inananlardan olması için İbrâhîm'e göklerin ve yerin mülkiyeti ve yönetimini böylece gösteriyorduk.
Muhammed Esed
Böylece Biz İbrahim'e, (Allah'ın) gökler ve yer üzerindeki güçlü hükümranlığı ile ilgili (ilk) kavrayışı kazandırdık, ki kalben mutmain olan kimselerden olsun.
Mustafa İslamoğlu
İşte böylece Biz, İbrahim'e göklerin ve yerin hükümranlığı hakkında bir bakış açısı kazandırdık ki, kalben mutmain kimselerden olsun.
Suat Yıldırım
Biz İbrâhim'e (şirkin çirkinliğini gösterdiğimiz gibi) imanında yakîne, kesinliğe ulaşması için göklerin ve yerin muhteşem hükümranlığını da öylece gösteriyorduk. [3, 190-191; 7, 185; 10, 101; 23, 88; 34, 9; 36, 83]
Süleyman Ateş
Böylece biz İbrahim'e göklerin ve yerin melekutunu (büyük ve harikulade muhteşem varlıklarını) gösteriyorduk ki, kesin inananlardan olsun.
Şaban Piriş
İbrahime sağlam müminlerden olması için, göklerin ve yerin hükümranlığını da şöyle göstermiştik.
Yaşar Nuri Öztürk
Böylece biz İbrahim'e göklerin ve yerin melekutunu gösteriyorduk ki, gerçeği görüp bilerek inananlardan olsun.
Edip-Layth-Martha
Thus We showed Abraham the kingdom of heavens and earth, so that he will be of those who have certainty.
Muhammad Asad
And thus We gave Abraham [his first] insight into [God's] mighty dominion over the heavens and the earth - and [this] to the end that he might become one of those who are inwardly sure.
Rashad Khalifa
We showed Abraham the marvels of the heavens and the earth, and blessed him with certainty:,
The Monotheist Group
And it is such that We showed Abraham the kingdom of the heavens and the earth, so that he will be of those who have certainty.