Munafikun Sûresi4. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (22 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وإذا | — | ve iƶā | ve zaman | And when |
| 2 | رأيتهم | ر ا يREY | raeytehum | onları gördüğün | you see them |
| 3 | تعجبك | ع ج بACB | tuǎ'cibuke | hoşuna gider | pleases you |
| 4 | أجسامهم | ج س مCSM | ecsāmuhum | cisimleri | their bodies, |
| 5 | وإن | — | ve in | ve eğer | and if |
| 6 | يقولوا | ق و لGVL | yeḳūlū | konuşsalar | they speak, |
| 7 | تسمع | س م عSMA | tesmeǎ' | dinlersin | you listen |
| 8 | لقولهم | ق و لGVL | liḳavlihim | sözlerini | to their speech, |
| 9 | كأنهم | — | keennehum | onlar gibidirler | as if they (were) |
| 10 | خشب | خ ش بḢŞB | ḣuşubun | odunlar | pieces of wood |
| 11 | مسندة | س ن دSND̃ | musennedetun | dayatılmış | propped up. |
| 12 | يحسبون | ح س بḪSB | yeHsebūne | sanırlar | They think |
| 13 | كل | ك ل لKLL | kulle | her | every |
| 14 | صيحة | ص ي حṦYḪ | SayHatin | bağırtıyı | shout |
| 15 | عليهم | — | ǎleyhim | kendi aleyhlerinde | (is) against them. |
| 16 | هم | — | humu | onlar | They |
| 17 | العدو | ع د وAD̃V | l-ǎduvvu | düşmandır | (are) the enemy, |
| 18 | فاحذرهم | ح ذ رḪZ̃R | feHƶerhum | onlardan sakın | so beware of them. |
| 19 | قاتلهم | ق ت لGTL | ḳātelehumu | onları kahretsin | May destroy them |
| 20 | الله | — | llahu | Allah | Allah! |
| 21 | أنى | ا ن يENY | ennā | nasıl da? | How |
| 22 | يؤفكون | ا ف كEFK | yu'fekūne | döndürülüyorlar | are they deluded? |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
واذا رايتهم تعجبك اجسامهم وان يقولوا تسمع لقولهم كانهم خشب مسندة يحسبون كل صيحة عليهم هم العدو فاحذرهم قتلهم الله انى يوفكون
Arapça (Harekeli)
وَإِذَا رَأَيْتَهُمْ تُعْجِبُكَ أَجْسَامُهُمْ وَإِن يَقُولُوا تَسْمَعْ لِقَوْلِهِمْ كَأَنَّهُمْ خُشُبٌ مُّسَنَّدَةٌ يَحْسَبُونَ كُلَّ صَيْحَةٍ عَلَيْهِمْ هُمُ الْعَدُوُّ فَاحْذَرْهُمْ قَاتَلَهُمُ اللَّهُ أَنَّى يُؤْفَكُونَ
Transliterasyon
Ve izâ reeytehum tu’cibuke ecsâmuhum, ve in yekûlû tesma’, li kavlihim, ke ennehum huşubun musennedeh(musennedetun), yahsebûne kulle sayhatin aleyhim, humul aduvvu fahzerhum, kâtelehumullâhu ennâ yû’fekûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Wa-i<span class="u">tha</span> raaytahum tuAAjibuka ajs<span class="u">a</span>muhumwa-in yaqooloo tasmaAA liqawlihim kaannahum khushubunmusannadatun ya<span class="u">h</span>saboona kulla <span class="u">s</span>ay<span class="u">h</span>atinAAalayhim humu alAAaduwwu fa<span class="b">i</span><span class="u">hth</span>arhum q<span class="u">a</span>talahumuAll<span class="u">a</span>hu ann<span class="u">a</span> yu/fakoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve onları gördün mü, bedenleri hoşuna gider; ve konuşurlarsa sözlerini dinlersin; sanki onlar, dayanmış kerestelerdir; her bağrışı, kendi aleyhlerine sanırlar; onlar düşmandır, artık sakın onlardan, Allah gebertsin onları, nelere de kapılıyorlar.
Ali Bulaç
Sen onları gördüğün zaman cüsseli yapıları beğenini kazanmaktadır. Konuştukları zaman da onları dinlersin. (Oysa) Sanki onlar (sütun gibi) dayandırılmış ahşap-kütük gibidirler. (Bu dayanıksızlıklarından dolayı da) Her çağrıyı kendileri aleyhinde sanırlar. Onlar düşmandırlar, bu yüzden onlardan kaçınıp-sakının. Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar.
Bayraktar Bayraklı
Onları gördüğünde, bedenleri hoşuna gider. Konuşsalar sözlerini dinlersin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kütükler gibidir. Her sesi kendi aleyhlerine sayarlar. Onlar gerçek düşmanlardır. Onlardan sakının; Allah, onları kahretsin, nasıl da haktan döndürülüyorlar!
Diyanet İşleri
Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider, konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar sanki duvara dayanmış kütükler gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar. Düşman onlardır. Onlardan sakın. Allah onların canlarını alsın. Nasıl bu hale geliyorlar?*
Edip Yüksel
Onları gördüğün zaman, görünüşleri hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar, dikilip dayanmış kütükler gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanarlar; onlar gerçek düşmandır; onlardan sakın. ALLAH onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar!
Elmalılı Hamdi Yazır
Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider, konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar sanki dayanmış keresteler gibidirler. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın. Allah onları kahretsin! Nasıl olup da döndürülüyorlar?
Erhan Aktaş
Onlara baktığında, dış görünüşleri itibariyle, seni hayran bırakırlar. Konuştuklarında, sözlerine itibar edersin. Aslında, elbise giydirilmiş kütükler gibidirler. Her koşuşturmayı kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar, düşmandırlar, onlara karşı dikkatli ol. Allah, onları kahretsin! Nasıl da döndürülüyorlar!
Hakkı Yılmaz
Onları gördüğün zaman da cüsseli yapıları –sanki onlar, dayandırılmış/yarı giydirilmiş ahşap kütükler gibidirler– beğenini kazanmaktadır. Söyledikleri zaman da kulak verirsin. Her feryadı kendileri aleyhinde sanırlar. Onlar düşmandırlar, bu yüzden onlardan kaçınıp sakının. –Allah onları kahretti; nasıl da çevriliyorlar!–
Muhammed Esed
Şimdi sen onları gördüğünde dış görünüşleri hoşuna gider; ve konuştuklarında ne söylediklerine kulak vermek istersin. Onlar, yere (sağlam şekilde) dikilmiş kütükler gibi (olduklarına emin görünseler de) her çığlığı kendilerine (yönelik) sanırlar. Onlar (bütün inançlara) düşmandırlar, öyleyse onlara karşı dikkatli ol. (Ve bedduayı hak ederler:) "Allah onları kahretsin!" Akılları nasıl da (hakikatten) sapıyor!
Mustafa İslamoğlu
Sen onları gördüğünde kalıpları hoşuna gider; ve konuşacak olsalar sözlerine kulak verirsin: giydirilmiş kalaslar gibidir onlar. Her çığlığı kendi aleyhlerine sanırlar; onlar kökten düşmandırlar: artık onlara karşı dikkatli ol! Allah onları kahretsin: Nasıl da savruluyorlar!
Suat Yıldırım
Onları gördüğünde kalıpları kıyafetleri senin hoşuna gider, onları beğenirsin. Konuştuklarında sözlerine kulak verirsin. Gerçekte ise onlar, âdeta duvara dayatılan, ruhsuz kütüklere benzerler. İçleri boş, ödlek olduklarından çıkan her sesten pirelenir, her yeni haberi kendi aleyhlerinde sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın! Allah belalarını versin onların! Nasıl da hakikatten vazgeçiriliyorlar. [9, 30; 33, 19]*
Süleyman Ateş
Onları gördüğün zaman cisimleri hoşuna gider (çünkü gösterişli adamlardır,) konuşsalar sözlerini dinlersin, onlar dayatılmış odunlar gibidirler. Her bağırtıyı kendi aleyhlerinde sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın. Allah onları kahretsin, nasıl da (haktan) döndürülüyorlar?*
Şaban Piriş
Onları gördüğünde dıştan hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar elbise giydirilmiş kereste gibidir. Her çığlığı kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar, düşmandır, onlardan uzak dur. Allah onları kahretsin, nasıl da yalan söylüyorlar.
Yaşar Nuri Öztürk
Onları gördüğünde gövdeleri hoşuna gider. Birşey konuşsalar sözlerine kulak verirsin. Onlar birbirine dayandırılmış keresteler / Hint kumaşı giydirilmiş kütük parçaları gibidirler. Her bağırtıyı aleyhlerinde zannederler. Düşmandır onlar; sakın onlardan. Allah onları kahretsin! Nasıl da aldatılıp döndürülüyorlar!
Edip-Layth-Martha
When you see them, you are impressed by their physical stature; and when they speak, you listen to their eloquence. They are like blocks of wood propped up. They think that every call is against them. These are the enemies, so beware of them. May God condemn them; they have deviated.
Muhammad Asad
Now when thou seest them, their outward appearance may please thee; and when they speak, thou art inclined to lend ear to what they say.* [But though they may seem as sure of themselves] as if they were timbers [firmly] propped up, they think that every shout is [directed] against them. They are the [real] enemies [of all faith], so beware of them. [They deserve the imprecation,] "May God destroy them!"* How perverted are their minds!*
Rashad Khalifa
When you see them, you may be impressed by their looks. And when they speak, you may listen to their eloquence. They are like standing logs. They think that every call is intended against them. These are the real enemies; beware of them. GOD condemns them; they have deviated.,
The Monotheist Group
And when you see them, you are impressed by their physical stature; and when they speak, you listen to their eloquence. They are like blocks of wood propped-up. They think that every call is intended for them. These are the enemies, so beware of them. May God condemn them; they have deviated.