Teğabun Sûresi16. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (16 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فاتقوا | و ق يVGY | fetteḳū | öyle ise korkun | So fear |
| 2 | الله | — | llahe | Allah'tan | Allah |
| 3 | ما | — | mā | what | |
| 4 | استطعتم | ط و عŦVA | steTaǎ'tum | gücünüz yettiği kadar | you are able |
| 5 | واسمعوا | س م عSMA | vesmeǔ | ve dinleyin | and listen |
| 6 | وأطيعوا | ط و عŦVA | ve eTīǔ | ve ita'at edin | and obey |
| 7 | وأنفقوا | ن ف قNFG | ve enfiḳū | ve infak edin | "and spend;" |
| 8 | خيرا | خ ي رḢYR | ḣayran | en hayırlı olanı | (it is) better |
| 9 | لأنفسكم | ن ف سNFS | lienfusikum | kendiniz için | for yourselves. |
| 10 | ومن | — | ve men | ve kim | And whoever |
| 11 | يوق | و ق يVGY | yūḳa | korunursa | is saved |
| 12 | شح | ش ح حŞḪḪ | şuHHa | cimriliğinden | (from the) greediness |
| 13 | نفسه | ن ف سNFS | nefsihi | nefsinin | (of) his soul, |
| 14 | فأولئك | — | feulāike | işte | then those |
| 15 | هم | — | humu | onlar | [they] |
| 16 | المفلحون | ف ل حFLḪ | l-mufliHūne | başarıya erenlerdir | (are) the successful ones. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
فاتقوا الله ما استطعتم واسمعوا واطيعوا وانفقوا خيرا لانفسكم ومن يوق شح نفسه فاولئك هم المفلحون
Arapça (Harekeli)
فَاتَّقُوا اللَّهَ مَا اسْتَطَعْتُمْ وَاسْمَعُوا وَأَطِيعُوا وَأَنفِقُوا خَيْرًا لِّأَنفُسِكُمْ وَمَن يُوقَ شُحَّ نَفْسِهِ فَأُولَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
Transliterasyon
Fettekûllâhe mesteta’tum vesmeû ve etîû ve enfikû hayren li enfusikum, ve men yûka şuhha nefsihî fe ulâike humul muflihûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Fa<span class="b">i</span>ttaqoo All<span class="u">a</span>ha m<span class="u">a</span>ista<span class="u">t</span>aAAtum wa<span class="b">i</span>smaAAoo waa<span class="u">t</span>eeAAoo waanfiqookhayran li-anfusikum waman yooqa shu<span class="u">hh</span>a nafsihi faol<span class="u">a</span>-ikahumu almufli<span class="u">h</span>oon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Artık çekinin Allah'tan gücünüz yettiği kadar ve dinleyin ve itâat edin ve mallarınızı harcayın hayır yolunda, sizin için hayırlıdır ve kimler, nefsinin hırsından, nekesliğinden korunursa artık onlardır kurtulanların, muratlarına erenlerin ta kendileri.
Ali Bulaç
Öyleyse güç yetirebildiğiniz kadar Allah'tan korkup-sakının, dinleyin ve itaat edin. Kendi nefsinize hayır (en büyük yarar) olmak üzere infakta bulunun. Kim nefsinin bencil-tutkularından (ya da cimri tutumundan) korunursa; işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır.
Bayraktar Bayraklı
O halde gücünüz yettiğince Allah'a saygı duyunuz; dinleyiniz ve itaat ediniz. Kendi iyiliğiniz için infak ediniz. Nefsinin aşırı cimriliğinden korunanlar, işte onlar, kurtuluşa erenlerdir.
Diyanet İşleri
O halde gücünüz yettiğince Allah'a isyandan kaçının. Dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğinize olarak harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Edip Yüksel
Gücünüz yettiği kadar ALLAH'ı sayın. Dinleyin, itaat edin ve kendi yararınız için yardımda bulununuz. Nefsinin bencillik ve cimriliğinden korunanlar başaranlardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
O halde gücünüzün yettiği kadar Allah'tan korkun, dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğinize olarak harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Erhan Aktaş
Gücünüz yettiğince Allah karşı takva* sahibi olun. Dinleyin ve itaat edin. Kendi iyiliğiniz için karşılıksız yardımda bulunun. Kim benliğinin cimriliğinden korunursa, işte onlar; onlar kurtuluşa erenlerdir.
Hakkı Yılmaz
O nedenle gücünüz yettiğince Allah'ın koruması altına girin, dinleyin ve itaat edin. Ve mallarınızdan, kendinizin iyiliğine olarak Allah yolunda harcamada bulunun/ başta yakınlarınız olmak üzere başkalarının nafakalarını temin edin. Kim de benliğinin açgözlülüğünden korunursa işte onlar, başarıya ulaşanların ta kendileridir.
Muhammed Esed
O halde, elinizden geldiği kadar Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun, (O'nu) dinleyin ve itaat edin. Ve kendi iyiliğiniz için karşılıksız harcamada bulunun: böylece açgözlülüklerinden kurtulmuş olanlar, işte onlardır mutluluğa ulaşacak olanlar!
Mustafa İslamoğlu
Şu halde, ne kadar gücünüz yetiyorsa Allah'a karşı o kadar sorumlu davranın: hem (O'nu) dinleyin, hem (O'na) itaat edin! Ve kendi hayrınıza olmak üzere infak edin! Kim kişiliğinin (zaafı olan) açgözlülükten (infak ile) korunursa, ebedi kurtuluşa nail olanlar işte onlardır.
Suat Yıldırım
Onun için gücünüz yettiğince Allah'a karşı gelmekten, haramlara girmekten sakının, hakkı dinleyip, itaat edin ve kendi iyiliğinize olarak hayır yolunda mal harcayın. Kim nefsinin hırsından ve cimriliğinden kendini kurtarabilirse asıl felaha erenler işte onlardır. [59, 9]*
Süleyman Ateş
Öyle ise gücünüz yettiği kadar Allah'tan korkun, (O'nun öğütlerini) dinleyin, (O'na) ita'at edin ve kendi iyiliğinize olarak (mallarınızı Allah uğrunda) harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar, başarıya erenlerdir.
Şaban Piriş
Gücünüzün yettiğince Allahtan korkun, dinleyin ve itaat edin. Kendi iyiliğiniz için infakta bulunun. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar, kurtuluşa erenler onlardır.
Yaşar Nuri Öztürk
O halde, gücünüz ölçüsünde Allah'tan korkun, dinleyin, itaat edin. Ve benlikleriniz için bir hayır olarak infakta bulunun. Nefsinin cimrilik ve doymazlığından korunanlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
Edip-Layth-Martha
Therefore, be aware of God as much as you can, and listen, and obey, and give for charity for your own good. Whosoever is protected from his own hedonistic desires, then these are the successful ones.
Muhammad Asad
Remain, then, conscious of God as best you can, and listen [to Him], and pay heed. And spend in charity for the good of your own selves: for, such as from their own covetousness are saved it is they, they that shall attain to a happy state!*
Rashad Khalifa
Therefore, you shall reverence GOD as much as you can, and listen, and obey, and give (to charity) for your own good. Anyone who is protected from his own stinginess, these are the successful ones.,
The Monotheist Group
Therefore, be aware of God as much as you can, and listen, and obey, and give for your own good. And whoever is protected from his own stinginess, then these are the successful ones.