Talak Sûresi6. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (32 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | أسكنوهن | س ك نSKN | eskinūhunne | onları oturtun | Lodge them |
| 2 | من | — | min | from | |
| 3 | حيث | ح ي ثḪYS̃ | Hayṧu | yerde | where |
| 4 | سكنتم | س ك نSKN | sekentum | oturduğunuz | you dwell, |
| 5 | من | — | min | (out) of | |
| 6 | وجدكم | و ج دVCD̃ | vucdikum | gücünüz ölçüsünde | your means |
| 7 | ولا | — | ve lā | ve | and (do) not |
| 8 | تضاروهن | ض ر رŽRR | tuDārrūhunne | onlara zarar vermeyin | harm them |
| 9 | لتضيقوا | ض ي قŽYG | lituDeyyiḳū | sıkıntıya sokmak için | to distress |
| 10 | عليهن | — | ǎleyhinne | onları | [on] them. |
| 11 | وإن | — | ve in | ve şayet | And if |
| 12 | كن | ك و نKVN | kunne | iseler | they are |
| 13 | أولات | ا و لEVL | ūlāti | onlar | those (who are) |
| 14 | حمل | ح م لḪML | Hamlin | gebe | pregnant, |
| 15 | فأنفقوا | ن ف قNFG | feenfiḳū | geçimini sağlayın | then spend |
| 16 | عليهن | — | ǎleyhinne | onların | on them |
| 17 | حتى | — | Hattā | kadar | until |
| 18 | يضعن | و ض عVŽA | yeDeǎ'ne | bırakıncaya | they deliver |
| 19 | حملهن | ح م لḪML | Hamlehunne | yüklerini | their burden. |
| 20 | فإن | — | fein | eğer | Then if |
| 21 | أرضعن | ر ض عRŽA | erDeǎ'ne | (çocuğunuzu) emzirirlerse | they suckle |
| 22 | لكم | — | lekum | sizin için | for you, |
| 23 | فآتوهن | ا ت يETY | fe ātūhunne | onlara verin | then give them |
| 24 | أجورهن | ا ج رECR | ucūrahunne | ücretlerini | their payment, |
| 25 | وأتمروا | ا م رEMR | ve te'mirū | ve konuşup anlaşın | and consult |
| 26 | بينكم | ب ي نBYN | beynekum | aranızda | among yourselves |
| 27 | بمعروف | ع ر فARF | bimeǎ'rūfin | güzellikle | with kindness, |
| 28 | وإن | — | vein | eğer | but if |
| 29 | تعاسرتم | ع س رASR | teǎāsertum | güçlük çekerseniz | you disagree, |
| 30 | فسترضع | ر ض عRŽA | feseturDiǔ | o zaman emzirecektir | then may suckle |
| 31 | له | — | lehu | onu | for him |
| 32 | أخرى | ا خ رEḢR | uḣrā | başka biri | another (women). |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
اسكنوهن من حيث سكنتم من وجدكم ولا تضاروهن لتضيقوا عليهن وان كن اولت حمل فانفقوا عليهن حتى يضعن حملهن فان ارضعن لكم فاتوهن اجورهن واتمروا بينكم بمعروف وان تعاسرتم فسترضع له اخرى
Arapça (Harekeli)
أَسْكِنُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ سَكَنتُم مِّن وُجْدِكُمْ وَلَا تُضَارُّوهُنَّ لِتُضَيِّقُوا عَلَيْهِنَّ وَإِن كُنَّ أُولَاتِ حَمْلٍ فَأَنفِقُوا عَلَيْهِنَّ حَتَّى يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّ فَإِنْ أَرْضَعْنَ لَكُمْ فَآتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ وَأْتَمِرُوا بَيْنَكُم بِمَعْرُوفٍ وَإِن تَعَاسَرْتُمْ فَسَتُرْضِعُ لَهُ أُخْرَى
Transliterasyon
Eskinû hunne min haysu sekentum min vucdikum ve lâ tudârrûhunne li tudayyikû aleyhinn|e|, ve in kunne ulâti hamlin fe enfikû aleyhinne hattâ yeda’ne hamle hunn|e|, fe in erda’ne lekum fe âtûhunne ucûre hunn|e|, ve’temirû beynekum bi ma’rûf(ma’rûfin), ve in teâsertum fe se turdıu lehû uhrâ.
Transliteration (Eng.)
Askinoohunna min <span class="u">h</span>aythu sakantum minwujdikum wal<span class="u">a</span> tu<span class="u">da</span>rroohunna litu<span class="u">d</span>ayyiqooAAalayhinna wa-in kunna ol<span class="u">a</span>ti <span class="u">h</span>amlin faanfiqooAAalayhinna <span class="u">h</span>att<span class="u">a</span> ya<span class="u">d</span>aAAna <span class="u">h</span>amlahunnafa-in ar<span class="u">d</span>aAAna lakum fa<span class="u">a</span>toohunna ojoorahunnawa/tamiroo baynakum bimaAAroofin wa-in taAA<span class="u">a</span>sartum fasatur<span class="u">d</span>iAAulahu okhr<span class="u">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Onları, gücünüz yeterse oturduğunuz yerin bir kısmında oturtun ve onları sıkıştırarak zararlandırmayın ve gebeyseler doğuruncaya dek doyurun onları ve çocuklarınızı emziriyorlarsa da artık ücretlerini verin ve karı koca; güzelce danışıp görüşerek yapın bu işleri ve bir güçlük çıkarsa çocuğu başka bir kadın emzirir artık.
Ali Bulaç
(Boşadığınız) Kadınları, gücünüz oranında oturmakta olduğunuz yerin bir yanında oturtun, onlara 'darlık ve sıkıntıya düşürmek amacıyla' zarar vermeyin. Eğer onlar hamile iseler, yüklerini bırakıncaya (doğumlarını yapıncaya) kadar onlara nafaka verin. Şayet sizler için (çocuğu) emzirirlerse, onlara ücretlerini ödeyin. (Durum ve ilişkilerinizi) Kendi aranızda maruf (güzellikle ve İslam'a uygun bir tarz) üzere görüşüp-konuşun. Eğer güçlük içine girerseniz, bu durumda (çocuğu) onun (babası) için bir başkası emzirebilir.
Bayraktar Bayraklı
O kadınları imkanınıza göre kendi oturduğunuz yerde oturtunuz ve onları baskı altına almak için kendilerine zarar vermeye kalkışmayınız. Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını karşılayınız. Sizin hesabınıza çocuğunuzu emzirirlerse onlara karşılığını ödeyiniz ve aranızda güzelce konuşup anlaşınız. Anlaşmakta zorlanırsanız bu durumda çocuğu, o erkeğin hesabına başka bir kadın emzirecektir.
Diyanet İşleri
Onları gücünüz ölçüsünde oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun, onları sıkıştırıp (gitmelerini sağlamak için) kendilerine zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını verin. Sizin için çocuğu emzirirlerse onlara ücretlerini verin, aranızda uygun bir şekilde anlaşın. Eğer anlaşamazsanız çocuğu, başka bir kadın emzirecektir.
Edip Yüksel
O kadınları, gücünüz oranında, oturduğunuz yerde oturtun. Ayrılmaya zorlamak için onları rahatsız etmeyin. Gebe iseler, yüklerini bırakıncaya kadar onların geçimlerini sağlayın. Sizin için emzirirlerse ücretlerini ödeyin. Aranızda güzel bir ilişki kurun. Güçlükle karşılaşırsanız, onu başka bir kadın emzirecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır
O kadınları, gücünüz ölçüsünde oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun ve onları sıkıştırmak için kendilerine zarar vermeye kalkışmayın. Şayet gebe iseler, yüklerini bırakıncaya kadar onları besleyin. Sonra sizin için emzirirlerse ücretlerini verin ve aranızda güzellikle konuşup danışın. Güçlük çekerseniz çocuğu, başka bir kadın emzirecektir.
Erhan Aktaş
Oturduğunuz yerin bir bölümünde gücünüz yettiğince onları oturtun. Onları sıkıntıya sokmak için, onlara zarar verecek bir şey yapmayın. Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar onlara karşılıksız yardımda bulunun. Sonra emzirirlerse ücretlerini verin. Aranızda konuşarak ma’ruf* bir şekilde anlaşın. Eğer bir zorlukla karşılaşırsanız o zaman emzirme işini başkasına yaptırın.
Hakkı Yılmaz
O kadınları, gücünüz ölçüsünde oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun ve onları sıkıştırmak için onlarla birbirinizin zararına olacak herhangi bir şey yapmayın. Şâyet gebe iseler, yüklerini bırakıncaya kadar onlara harcama yapın/nafaka verin. Sonra sizin için emzirirlerse, onlara ücretlerini verin ve aranızda örfe uygun/ herkesçe kabul gören bir şekilde müşavere yapın. Ve eğer güçlük çekerseniz, artık ücreti babaya ait olmak üzere, başka bir kadın emzirecektir.
Muhammed Esed
(O halde, iddetlerinin içinde bulunan) kadınların, sizinle aynı yerde, aynı imkanları kullanarak geçinmelerini sağlayın; ve onları rahatsız edip hayatlarını çekilmez hale getirmeyin. Eğer hamile kalırlarsa, doğumlarını yapıncaya kadar onlar için her türlü harcamayı yapın; (boşanma kesinleştikten sonra) çocuğunuzu emzirirlerse onlara (hak ettikleri) karşılığı verin; ve kendi aranızda (çocuğun geleceğini) uygun bir şekilde konuşun. Eğer ikiniz de (annenin çocuğu emzirmesi ihtimalini) zor görürseniz onu (babasının) adına başka bir kadın emzirsin.
Mustafa İslamoğlu
(İddet bekleyen kadınlarınızı), imkanlarınız nisbetinde barındığınız şartlara uygun olarak barındırın; onlar üzerinde baskı kurup hayatlarını çekilmez hale getirmeyin; eğer hamileyseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını üstlenin; eğer (çocuğunuzu) sizin hesabınıza emzirirlerse, onlara hak ettikleri karşılığı verin ve (çocuğun geleceğini) kendi aranızda ortak değerler çerçevesinde istişare edin; eğer (emzirme konusunda) karşılıklı zorlanırsanız, bu takdirde (baba) hesabına bir başkasının emzirmesi gerekecektir.
Suat Yıldırım
Boşadığınız eşlerinizi, imkânlarınız nisbetinde oturduğunuz meskenlerin bir bölümünde iddetlerini tamamlayıncaya kadar oturtun! Onlar üzerinde çıkıp gitmelerini sağlamak için bir baskı kurmak niyetiyle onlara zarar vermeye kalkışmayın. Eğer onlar hamile iseler, çocuklarını doğuruncaya kadar nafakalarını verin. Sonra boşadığınız eşlerle ilginiz kesilince sizin hesabınıza çocuklarınızı emzirirlerse, ücretlerini verin. Aranızda ücret işini meşrû çerçevede, örfe uygun olarak güzellikle görüşüp sonuçlandırın! Eğer annesinin çocuğu emzirmemesi sebebiyle sıkıntıya düşerseniz, bu takdirde baba, ücret vererek bir başka emziren kadın bulacaktır. [2, 233]
Süleyman Ateş
(Boşadığınız) O kadınları, gücünüz ölçüsünde oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun ve onları sıkıştır(ıp evden çıkmağa zorla)mak için kendilerine zarar vermeğe kalkışmayın. Şayet gebe iseler, yüklerini bırakıncaya kadar onların geçimini sağlayın. Sonra sizin için (çocuğunuzu) emzirirlerse onlara ücretlerini verin ve aranızda güzellikle konuşup anlaşın. Eğer (anlaşmakta) güçlük çekerseniz (o zaman) çocuğu, başka bir kadın emzirecektir.
Şaban Piriş
Boşadığınız kadınları, gücünüz ölçüsünde oturduğunuz yerde oturtun. Onları sıkıntıya düşürmek için zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hamile iseler doğuruncaya kadar nafakalarını verin. Eğer sizin için emzirirlerse, onlara ücretlerini verin. Aranızda uygun bir şekilde anlaşın. Eğer bir güçlükle karşılaşırsanız, çocuğu bir başkası emzirir.
Yaşar Nuri Öztürk
O kadınları, imkanlarınız ölçüsünde, barındığınız yerin bir kısmında barındırın. Onları baskı altında tutmak için onlara zarar verme yönüne gitmeyin. Eğer hamile iseler yüklerini bırakıncaya kadar onlara nafaka verin. Eğer sizin için çocuk emziriyorlarsa, ücretlerini de verin. Aranızda örfe uygun biçimde konuşup tartışın. Eğer anlaşmakta zorluk çekerseniz o zaman, doğmuş olan çocuğu baba hesabına başka bir kadın emzirecektir.
Edip-Layth-Martha
You shall let them reside in the home you were in when you were together, and do not coerce them to make them leave. If they are pregnant, you shall spend on them until they give birth. Then, if they nurse the infant for you, you shall pay them their due for such. You shall maintain the amicable relations between you. If you disagree, then another woman may nurse the child.
Muhammad Asad
[Hence,] let the women [who are undergoing a waiting-period] live in the same manner as you live yourselves,* In accordance with your means; and do not harass them with a view to making their lives a misery. And if they happen to be with child, spend freely on them until they deliver their burden; and if they nurse your offspring [after the divorce has become final], give them their [due] recompense; and take counsel with one another in a fair manner [about the child's future]. And if both of you find it difficult [that the mother should nurse the child],* let another woman nurse it on behalf of him [who has begotten it].*
Rashad Khalifa
You shall allow them to live in the same home in which they lived with you, and do not make life so miserable for them that they leave on their own. If they are pregnant, you shall spend on them until they give birth. If they nurse the infant, you shall pay them for this service. You shall maintain the amicable relations among you. If you disagree, you may hire another woman to nurse the child.,
The Monotheist Group
You shall let them reside in the dwelling you were in when you were together, and do not coerce them to make them leave. And if they are pregnant, you shall spend on them until they give birth. Then, if they nurse the infant, you shall give them their due payment. And you shall maintain the amicable relations between you. If you disagree, then another woman may nurse the child.