Tahrim Sûresi8. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (46 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | يا | يY | yā | EY/HEY/AH | """O!" |
| 2 | أيها | أ ي هEYH | eyyuhā | SİZ! | You |
| 3 | الذين | — | elleƶīne | kimseler | (you) who believe |
| 4 | آمنوا | ا م نEMN | āmenū | inanan(lar) | believe! |
| 5 | توبوا | ت و بTVB | tūbū | tevbe edin | Turn |
| 6 | إلى | — | ilā | to | |
| 7 | الله | — | llahi | Allah'a | Allah |
| 8 | توبة | ت و بTVB | tevbeten | tevbe ile | (in) repentance |
| 9 | نصوحا | ن ص حNṦḪ | neSūHen | yürekten | sincere! |
| 10 | عسى | ع س يASY | ǎsā | umulur ki | Perhaps |
| 11 | ربكم | ر ب بRBB | rabbukum | Rabbiniz | your Lord |
| 12 | أن | — | en | will | |
| 13 | يكفر | ك ف رKFR | yukeffira | örter | remove |
| 14 | عنكم | — | ǎnkum | sizden | from you |
| 15 | سيئاتكم | س و اSVE | seyyiātikum | kötülüklerinizi | your evil deeds |
| 16 | ويدخلكم | د خ لD̃ḢL | ve yudḣilekum | sizi sokar | and admit you |
| 17 | جنات | ج ن نCNN | cennātin | cennetlere | (into) Gardens |
| 18 | تجري | ج ر يCRY | tecrī | akan | flow |
| 19 | من | — | min | from | |
| 20 | تحتها | ت ح تTḪT | teHtihā | altlarından | underneath it |
| 21 | الأنهار | ن ه رNHR | l-enhāru | ırmaklar | the rivers, |
| 22 | يوم | ي و مYVM | yevme | günde | (on the) Day |
| 23 | لا | — | lā | not | |
| 24 | يخزي | خ ز يḢZY | yuḣzī | utandırmayacağı | will be disgraced |
| 25 | الله | — | llahu | Allah'ın | (by) Allah |
| 26 | النبي | ن ب اNBE | n-nebiyye | peygamberi | the Prophet |
| 27 | والذين | — | velleƶīne | ve olanları | and those who |
| 28 | آمنوا | ا م نEMN | āmenū | inanmış | believed |
| 29 | معه | — | meǎhu | onunla beraber | with him. |
| 30 | نورهم | ن و رNVR | nūruhum | onların nuru | Their light |
| 31 | يسعى | س ع يSAY | yes'ǎā | koşar | will run |
| 32 | بين | ب ي نBYN | beyne | önleriden | before |
| 33 | أيديهم | ي د يYD̃Y | eydīhim | önleriden | their hands |
| 34 | وبأيمانهم | ي م نYMN | ve bieymānihim | ve sağ yanlarından | "and on their right;" |
| 35 | يقولون | ق و لGVL | yeḳūlūne | derler ki | they will say, |
| 36 | ربنا | ر ب بRBB | rabbenā | Rabbimiz | """Our Lord" |
| 37 | أتمم | ت م مTMM | etmim | tamamla | Perfect |
| 38 | لنا | — | lenā | bize | for us |
| 39 | نورنا | ن و رNVR | nūranā | nurumuzu | our light |
| 40 | واغفر | غ ف رĞFR | veğfir | ve bağışla | and grant forgiveness |
| 41 | لنا | — | lenā | bizi | to us. |
| 42 | إنك | — | inneke | doğrusu senin | Indeed, You |
| 43 | على | — | ǎlā | üzerine | (are) over |
| 44 | كل | ك ل لKLL | kulli | her | every |
| 45 | شيء | ش ي اŞYE | şey'in | şey | thing |
| 46 | قدير | ق د رGD̃R | ḳadīrun | gücün yeter | "All-Powerful.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
يايها الذين ءامنوا توبوا الى الله توبة نصوحا عسى ربكم ان يكفر عنكم سياتكم ويدخلكم جنت تجرى من تحتها الانهر يوم لا يخزى الله النبى والذين ءامنوا معه نورهم يسعى بين ايديهم وبايمنهم يقولون ربنا اتمم لنا نورنا واغفر لنا انك على كل شىء قدير
Arapça (Harekeli)
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا تُوبُوا إِلَى اللَّهِ تَوْبَةً نَّصُوحًا عَسَى رَبُّكُمْ أَن يُكَفِّرَ عَنكُمْ سَيِّئَاتِكُمْ وَيُدْخِلَكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ يَوْمَ لَا يُخْزِي اللَّهُ النَّبِيَّ وَالَّذِينَ آمَنُوا مَعَهُ نُورُهُمْ يَسْعَى بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَبِأَيْمَانِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَا أَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَاغْفِرْ لَنَا إِنَّكَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Transliterasyon
Yâ eyyuhellezîne âmenû tûbû ilâllâhi tevbeten nasûhâ(nasûhan), asâ rabbukum en yukeffire ankum seyyiâtikum ve yudhilekum cennâtin tecrî min tahtihel enhâru, yevme lâ yuhzîllâhun nebiyye vellezîne âmenû meah|u|, nûruhum yes´â beyne eydîhim ve bi eymânihim yekûlûne rabbenâ etmim lenâ nûrenâ vagfir lenâ, inneke alâ kulli şey´in kadîr(kadîrun).
Transliteration (Eng.)
Y<span class="u">a</span> ayyuh<span class="u">a</span> alla<span class="u">th</span>eena <span class="u">a</span>manootooboo il<span class="u">a</span> All<span class="u">a</span>hi tawbatan na<span class="u">s</span>oo<span class="u">h</span>anAAas<span class="u">a</span> rabbukum an yukaffira AAankum sayyi-<span class="u">a</span>tikumwayudkhilakum jann<span class="u">a</span>tin tajree min ta<span class="u">h</span>tih<span class="u">a</span>al-anh<span class="u">a</span>ru yawma l<span class="u">a</span> yukhzee All<span class="u">a</span>hu a<span class="b">l</span>nnabiyyawa<span class="b">a</span>lla<span class="u">th</span>eena <span class="u">a</span>manoo maAAahu nooruhum yasAA<span class="u">a</span>bayna aydeehim wabi-aym<span class="u">a</span>nihim yaqooloona rabban<span class="u">a</span>atmim lan<span class="u">a</span> nooran<span class="u">a</span> wa<span class="b">i</span>ghfir lan<span class="u">a</span>innaka AAal<span class="u">a</span> kulli shay-in qadeer<span class="b">un</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ey inananlar, tövbe edin Allah'a hâlis bir tövbeyle; umulur ki Rabbiniz; kötülüklerinizi örter ve sizi, kıyılarından ırmaklar akan cennetlere sokar, o gün Allah, Peygamberi ve inananlardan onunla berâber bulunanları horlamaz, nurları, önlerinde ve sağ yanlarında koşar, parlar da Rabbimiz derler, nûrumuzu tamamla, kuvvetlendir bize ve ört suçlarımızı bizim, şüphe yok ki senin, her şeye gücün yeter.
Ali Bulaç
Ey iman edenler, Allah'a kesin (nasuh) bir tevbe ile tevbe edin. Olabilir ki, Allah sizin kötülüklerinizi örter ve altından ırmaklar akan cennetlere sokar. O gün Allah, Peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri küçük düşürmeyecektir. Nurları, önlerinde ve sağ yanlarında koşar-parıldar. Derler ki: "Rabbimiz nurumuzu tamamla, bizi bağışla. Şüphesiz Sen, herşeye güç yetirensin."
Bayraktar Bayraklı
“Ey iman edenler! Gönülden gelen bir tövbe ile Allah'a yöneliniz. Belki Rabbiniz kötülüklerinizi örter. Peygamberi ve onunla beraber iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Onların önlerinden ve sağlarından nurları aydınlatıp gider de, ‘Ey Rabbimiz! Nurumuzu bizim için tamamla, bizi affet, çünkü senin her şeye gücün yeter' derler.”
Diyanet İşleri
Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah'a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter. Peygamberi ve Onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların önlerinden ve sağlarından (amellerinin) nurları aydınlatıp gider de, "Ey Rabbimiz! Nurumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü sen her şeye kadirsin" derler.*
Edip Yüksel
Ey gerçeği onaylayanlar, ALLAH'a yürekten tövbe edin ki Rabbiniz kötülüklerinizi örtsün ve altından ırmaklar akan bahçelere soksun. ALLAH, o gün peygamberi ve beraberinde bulunanları utandırmaz. Işıkları, önlerinden sağ yanlarına doğru yayılır ve, "Rabbimiz, bizim için ışığımızı tamamla ve bizi bağışla; sen her şeye gücü yetensin" derler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah'a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, Peygamber'i ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Çünkü onların nurları, önlerinde ve yanlarında koşar da, "Ey Rabbimiz! Nurumuzu tamamla, bizi bağışla, çünkü sen her şeye kâdirsin." derler.
Erhan Aktaş
Ey iman edenler! Öğüt veren bir tövbe ile Allah’a tövbe edin. Umulur ki Rabb’iniz, kötülüklerinizi örter ve sizi altından nehirler akan Cennetlere koyar. O gün Allah, nebileri ve onlarla beraber olanları asla üzmeyecektir. Onların ışıkları önlerini ve yanlarını aydınlatır. “Rabb’imiz, bizim ışığımızı tamamla ve bizi bağışla. Kuşkusuz Sen, Her Şeye Güç Yetiren’sin.” derler.
Hakkı Yılmaz
Ey iman etmiş kimseler! Saf, katışıksız/ samimi bir hatadan dönüş ile Allah'a dönün. Umulur ki Rabbiniz, Peygamber'i ve o'nunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı, ışıklarının önlerinde ve sağlarında koşacağı, “Rabbimiz! Işığımızı tamamla, bizi bağışla, çünkü Sen her şeye güç yetirensin” diyecekleri günde sizin kötülüklerinizi örter ve sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar.
Muhammed Esed
Siz ey imana ermiş olanlar! Gönülden tevbe ederek Allah'a yönelin: umulur ki Rabbiniz kötü fiilerinizi yok eder ve Allah'ın Peygamberi ile o'nun inancını paylaşanları utandırmayacağı o Gün, sizi içinden ırmaklar akan bahçelere koyar: onlar, önlerinden ve sağ taraflarından hızla ışık yayarlar ve "Ey Rabbimiz!" diye yalvarırlar, "Bu ışığımızı ebediyyen parlat ve günahlarımızı bağışla: çünkü Sen her şeye kâdirsin!"
Mustafa İslamoğlu
Siz ey iman edenler! Samimi bir kalp ile tevbe ederek içten bir sadakatle Allah'a yönelin! Umulur ki Rabbiniz günahlarınızı örter ve Allah'ın peygamber ve ona katılarak iman edenleri mahcup etmeyeceği o gün, sizi zemininden ırmakların çağladığı cennetlere koyar: Onlar önlerinden ve sağlarından ışık saçarlar ve şöyle dua ederler: "Rabbimiz! Nurumuzu tamamla ve bizi bağışla: çünkü sen her şeye kadirsin!
Suat Yıldırım
Ey iman edenler! Samimî ve kesin bir dönüşle Allah'a tövbe ediniz! Böyle yaparsanız Rabbinizin sizin günahlarınızı affedeceğini, sizi içinden ırmaklar akan cennetlere yerleştireceğini umabilirsiniz. O gün Allah, Peygamberini ve onun beraberindeki müminleri utandırmaz. Onların nûru, önlerinden ve sağ taraflarından sür'atle ilerler. Şöyle derler onlar: “Ey Kerim Rabbimiz! Nûrumuzu daha da artır, tamamına erdir, kusurlarımızı affet, çünkü Sen her şeye kadirsin. ”*
Süleyman Ateş
Ey inananlar, Allah'a yürekten tevbe edin. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter; Allah'ın, peygamberi ve onunla beraber inanmış olanları utandırmayacağı günde, sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. (O gün) onların nuru, önleridenve sağ yanlarından koşar. Derler ki: "Rabbimiz, nurumuzu tamamla, bizi bağışla. Doğrusu, senin herşeye gücün yeter!"
Şaban Piriş
-Ey iman edenler, tam arınarak Allaha tevbe edin. Umulur ki Rabbiniz, günahlarınızı örter ve sizi alt tarafından ırmaklar akan cennetlere girdirir. O gün, Allah, Peygamberi ve onunla beraber iman etmiş olanları utandırmaz. Nurları önlerinden ve yanlarından koşar. Rabbimiz, derler. Bizim nurumuzu tamamla ve bizi bağışla. Şüphesiz senin her şeye gücün yeter.
Yaşar Nuri Öztürk
Ey iman edenler! Etkili öğüt veren bir tövbe ile Allah'a yönelin. Umulur ki Rabbiniz çirkinliklerinizi ve günahlarınızı örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere yerleştirir. O gün Allah, peygamberi ve onunla birlikte inananları utandırmayacaktır. Onların ışığı önlerinden ve sağ yanlarından koşup gelir. Şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Işığımızı tamamla ve bizi bağışla! Sen herşeye Kadir'sin, herşeye gücün yeter."
Edip-Layth-Martha
O you who acknowledge, you shall repent to God a sincere repentance. It may be that your Lord will remit your sins and admit you into paradises with rivers flowing beneath. On that day, God will not disappoint the prophet and those who acknowledged with him. Their light will radiate around them and to their right. They will say, "Our Lord, keep perfect our light for us, and forgive us; You are able to do all things."
Muhammad Asad
O you who have attained to faith! Turn unto God in sincere repentance:* it may well be .that your Sustainer will efface from you your bad deeds, and will admit you into gardens through which running waters flow, on a Day on which God will not shame the Prophet and those who share his faith:* their light will spread rapidly before them, and on their right;* [and] they will pray: "O our Sustainer! Cause this our light to shine for us forever,* and forgive us our sins: for, verily, Thou hast the power to will anything!"
Rashad Khalifa
O you who believe, you shall repent to GOD a firm repentance. Your Lord will then remit your sins and admit you into gardens with flowing streams. On that day, GOD will not disappoint the prophet and those who believed with him. Their light will radiate in front of them and to their right. They will say, "Our Lord, perfect our light for us, and forgive us; You are Omnipotent.",
The Monotheist Group
O you who believe, you shall repent to God a sincere repentance. It may be that your Lord will forgive your sins and admit you into estates with rivers flowing beneath them. On that Day, God will not disappoint the prophet and those who believed with him. Their light will radiate around them and to their right. They will say: "Our Lord, keep perfect our light for us, and forgive us; You are able to do all things."