Kalem Sûresi17. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (10 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1إناinnāelbette bizIndeed, We
2بلوناهمب ل وBLVbelevnāhumbunlara da bela verdikhave tried them
3كماkemāgibias
4بلوناب ل وBLVbelevnābela verdiğimizWe tried
5أصحابص ح بṦḪBeSHābesahiplerine(the) companions
6الجنةج ن نCNNl-cennetibahçe(of) the garden,
7إذhaniwhen
8أقسمواق س مGSMeḳsemūonlar yemin etmişlerdithey swore
9ليصرمنهاص ر مṦRMleyeSrimunnehābahçeyi mutlaka devşireceklerineto pluck its fruit
10مصبحينص ب حṦBḪmuSbiHīnesabah olunca(in the) morning,

Mealler

Arapça (Harekesiz)

انا بلونهم كما بلونا اصحب الجنة اذ اقسموا ليصرمنها مصبحين

Arapça (Harekeli)

إِنَّا بَلَوْنَاهُمْ كَمَا بَلَوْنَا أَصْحَابَ الْجَنَّةِ إِذْ أَقْسَمُوا لَيَصْرِمُنَّهَا مُصْبِحِينَ

Transliterasyon

İnnâ belevnâhum ke mâ belevnâ ashâbel cenneh(cenneti), iz aksemûle yasri munnehâ musbihîn|e|.

Transliteration (Eng.)

Inn<span class="u">a</span> balawn<span class="u">a</span>hum kam<span class="u">a</span>balawn<span class="u">a</span> a<span class="u">s</span>-<span class="u">ha</span>ba aljannati i<span class="u">th</span> aqsamoolaya<span class="u">s</span>rimunnah<span class="u">a</span> mu<span class="u">s</span>bi<span class="u">h</span>een<span class="b">a</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve biz, onları açlıkla, kıtlıkla sınarız, nitekim o bahçe sâhiplerini de sınamıştık; hani, sabahleyin erkenden, bahçelerindeki mahsûlü kesmeye ant içmişlerdi.

Ali Bulaç

Gerçek şu ki, Biz o bahçe sahiplerine bela verdiğimiz gibi, bunlara da bela verdik. Hani onlar, sabah vakti (erkenden ve kimseye haber vermeden) onu (bahçeyi) mutlaka devşireceklerine dair and içmişlerdi.

Bayraktar Bayraklı

Biz, bahçe sahiplerini sınadığımız gibi onları da sınıyoruz. Hani bir vakit onlar, sabahleyin kesinlikle meyvelerini toplayacaklarına yemin etmişlerdi.

Diyanet İşleri

Biz, vaktiyle "bahçe sahipleri" ne bela verdiğimiz gibi, onlara da bela verdik. Hani onlar (bahçe sahipleri), sabah olurken (kimse görmeden) onu (mahsullerini) devşireceklerine yemin etmişlerdi.

Edip Yüksel

Onları sınadık; tıpkı bahçe sahiplerini sınadığımız gibi. Sabahleyin devşireceklerine yemin etmişlerdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz onlara da belâ verdik, bahçe sahiplerine verdiğimiz gibi. Hani onlar sabah olunca bahçeyi mutlaka devşireceklerine yemin etmişlerdi.

Erhan Aktaş

Gerçek şu ki, Biz onları sınava tabi tuttuk. Tıpkı, bahçelerinin ürünlerini sabah erkenden* toplayacaklarına dair sözleşen* bahçe sahiplerini sınava tabi tuttuğumuz gibi.

Hakkı Yılmaz

(17-24)Şüphesiz Biz, o çiftlik sahiplerine belâ verdiğimiz gibi onlara belâ vereceğiz: Hani onlar, sabah olunca kesinlikle çiftliğin ürünlerini devşireceklerine yemin etmişlerdi. Bir istisna da yapmıyorlardı. Ama onlar uyurken Rabbin tarafından bir tayfun çiftliğin üzerinden dolaşıverdi. Sabaha, çiftlik, biçilmiş/devşirilmiş gibi oluverdi. Sabahladıkları vakit birbirlerine seslendiler: “Haydi, devşirecekseniz sabahleyin erkence gidin!” dediler. Hemen yola koyuldular, aralarında fısıldaşıyorlardı: Sakın bugün aranıza bir yoksul sokulmasın!

Muhammed Esed

Ve Biz o (günahkar)ları (sadece) sınayacağız, tıpkı ağaçtaki meyveleri ertesi gün kesinlikle toplayacağına yemin eden bazı bahçe sahiplerini sınadığımız gibi;

Mustafa İslamoğlu

Şüphesiz şu (yukarıdakileri) sınamıştık, tıpkı malum bahçe sahiplerini sınadığımız gibi: Hani onlar, ertesi sabah kesinlikle hasat yapacaklarına dair sözleşmiştiler.

Suat Yıldırım

17, 18. Biz tıpkı o bahçe sahiplerini sınadığımız gibi, bunları da sınadık. Onlar sabah erken mahsulü devşireceklerini yeminle pekiştirip kesin söylemiş, (inşaallah dememiş), Allah'ın iznine bağlamamışlardı. Ayrıca fakirlerin payını düşünmemişlerdi.

Süleyman Ateş

Biz bunlara da bela verdik, şu bahçe sahiplerine bela verdiğimiz gibi: Hani onlar, sabah olunca bahçeyi mutlaka devşireceklerine yemin etmişlerdi.

Şaban Piriş

Biz onları, sabahleyin meyvelerini toplamaya yemin eden bahçe sahiplerini denediğimiz gibi denedik.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz onları, o bahçe sahiplerini belalandırdığımız gibi belalandırdık. Hani, onlar sabaha çıktıklarında, bahçeyi mutlaka kesip biçeceklerine yemin etmişlerdi.

Edip-Layth-Martha

We have tested them like We tested those who owned the farms, when they swore that they will harvest it in the morning.

Muhammad Asad

[As for such sinners,] behold, We [but] try them* as We tried the owners of a certain garden who vowed that they would surely harvest its fruit on the morrow,

Rashad Khalifa

We have tested them like we tested the owners of the garden who swore that they will harvest it in the morning.,

The Monotheist Group

We have tested them like We tested those who owned the farm, when they swore that they will harvest it in the morning.