Kalem Sûresi18. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (2 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ولا | — | ve lā | ve | And not |
| 2 | يستثنون | ث ن يS̃NY | yesteṧnūne | istisna da etmiyorlardı | making exception. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ولا يستثنون
Arapça (Harekeli)
وَلَا يَسْتَثْنُونَ
Transliterasyon
Ve lâ yestesnûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Wal<span class="u">a</span> yastathnoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve Tanrı dilerse de dememişlerdi.
Ali Bulaç
(Bu konuda) Hiçbir istisna yapmıyorlardı.
Bayraktar Bayraklı
“İnşallah” dememişlerdi.
Diyanet İşleri
Onlar istisna da etmiyorlardı.*
Edip Yüksel
Bundan hiçbir kuşkuları yoktu.
Elmalılı Hamdi Yazır
İstisna da etmiyorlardı ("inşaallah" demiyorlardı).
Erhan Aktaş
Bir istisna da yapmıyorlardı.*
Hakkı Yılmaz
(17-24)Şüphesiz Biz, o çiftlik sahiplerine belâ verdiğimiz gibi onlara belâ vereceğiz: Hani onlar, sabah olunca kesinlikle çiftliğin ürünlerini devşireceklerine yemin etmişlerdi. Bir istisna da yapmıyorlardı. Ama onlar uyurken Rabbin tarafından bir tayfun çiftliğin üzerinden dolaşıverdi. Sabaha, çiftlik, biçilmiş/devşirilmiş gibi oluverdi. Sabahladıkları vakit birbirlerine seslendiler: “Haydi, devşirecekseniz sabahleyin erkence gidin!” dediler. Hemen yola koyuldular, aralarında fısıldaşıyorlardı: Sakın bugün aranıza bir yoksul sokulmasın!
Muhammed Esed
ve onlar (Allah'ın iradesi ile ilgili) hiçbir istisnaî kayıt da koymamışlardı:
Mustafa İslamoğlu
Ancak Allah'ın hayata müdahil olduğu gerçeğine dair istisnai bir kayıt da düşmemiştiler.
Suat Yıldırım
17, 18. Biz tıpkı o bahçe sahiplerini sınadığımız gibi, bunları da sınadık. Onlar sabah erken mahsulü devşireceklerini yeminle pekiştirip kesin söylemiş, (inşaallah dememiş), Allah'ın iznine bağlamamışlardı. Ayrıca fakirlerin payını düşünmemişlerdi.
Süleyman Ateş
İstisna da etmiyorlar(Allah dilerse biçeriz demiyorlar)dı.
Şaban Piriş
Hiç bir istisna da yapmıyorlardı
Yaşar Nuri Öztürk
Hiçbir istisna tanımıyorlardı.
Edip-Layth-Martha
They were without doubt.
Muhammad Asad
and made no allowance [for the will of God]:*
Rashad Khalifa
They were so absolutely sure.,
The Monotheist Group
They were without doubt.