Kalem Sûresi44. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (10 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1فذرنيو ذ رVZ̃Rfeƶernībana bırakSo leave Me
2ومنve menkimseyiand whoever
3يكذبك ذ بKZ̃Byukeƶƶibuyalanlayandenies
4بهذاbihāƶābuthis
5الحديثح د ثḪD̃S̃l-HadīṧisözüStatement,
6سنستدرجهمد ر جD̃RCsenestedricuhumonları derece derece yaklaştıracağızWe will progressively lead them
7منminfrom
8حيثح ي ثḪYS̃Hayṧuyerdenwhere
9لاnot
10يعلمونع ل مALMyeǎ'lemūnebilmediklerithey know.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

فذرنى ومن يكذب بهذا الحديث سنستدرجهم من حيث لا يعلمون

Arapça (Harekeli)

فَذَرْنِي وَمَن يُكَذِّبُ بِهَذَا الْحَدِيثِ سَنَسْتَدْرِجُهُم مِّنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَ

Transliterasyon

Fe zernî ve men yukezzibu bi hâzel hadîs|i|, se nestedricuhum min haysu lâ ya’lemûn|e|.

Transliteration (Eng.)

Fa<span class="u">th</span>arnee waman yuka<span class="u">thth</span>ibubih<span class="u">atha</span> al<span class="u">h</span>adeethi sanastadrijuhum min <span class="u">h</span>aythul<span class="u">a</span> yaAAlamoon<span class="b">a</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Artık sen, bu sözü yalanlayanı bırak bana, biz onları yavaş yavaş, hiç bilmedikleri yerden cehenneme çeker dururuz.

Ali Bulaç

Artık bu sözü yalan sayanı sen Bana bırak. Biz onları, bilmeyecekleri bir yönden derece derece (azaba) yaklaştıracağız.

Bayraktar Bayraklı

Sen, bu Kur'ân'ı yalan sayanı bana bırak! Biz onları, bilmedikleri bir yönden yavaş yavaş azaba yaklaştırıyoruz.

Diyanet İşleri

(Resulüm!) Sen bu sözü (Kur'an'ı) yalan sayanı bana bırak (kendini üzme). Biz onları, bilmedikleri bir yönden yavaş yavaş azaba yaklaştırıyoruz.

Edip Yüksel

Bu hadisi (sözü) yalanlayanla Beni başbaşa bırak. Onları, bilmedikleri yerden yavaş yavaş yaklaştıracağız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bu sözü yalanlayanı bana bırak. Onları bilmedikleri yönden derece derece azaba yaklaştıracağız.

Erhan Aktaş

O halde bu sözü* yalanlayanları Bana bırak. Onları bilmedikleri bir yerden yavaş yavaş yaklaştıracağız.

Hakkı Yılmaz

O hâlde bu sözü/Kur’ân'ı yalanlayanları Bana bırak! Biz onları bilmedikleri yerden yakalayacağız.

Muhammed Esed

O halde bu haberi yalanlayanları Bana bırak. Onları, ne olup bittiğini fark etmeyecekleri şekilde, yavaş yavaş alçaltacağız:

Mustafa İslamoğlu

Artık bana bırak bu sözü yalanlayanları; hiç bilmedikleri bir yerden azar azar bitireceğiz onları.

Suat Yıldırım

44, 45. O halde sen bu şerefli sözü, Kur'ân'ı yalan sayanı Bana bırak! Biz onları, bilmedikleri, farkına varmadıkları bir yerden, yavaş yavaş azaba yaklaştırırız. Ben onlara mühlet veriyorum! Doğrusu Ben'im düzenim, pek sağlamdır. [23, 55-56; 6, 44; 3, 196-197; 7, 182-183]*

Süleyman Ateş

Bu sözü yalanlayanı bana bırak; onları bilmedikleri yerden derece derece (azaba) yaklaştıracağız.

Şaban Piriş

Bu sözü yalan sayanları bana bırak. Onları bilmedikleri bir yerden ağır ağır azaba yaklaştıracağız.

Yaşar Nuri Öztürk

Bu sözü yalanlayanla beni başbaşa bırak. Onları, bilmedikleri yerden yakalayacağız.

Edip-Layth-Martha

Therefore, let Me deal with those who reject this hadith; We will entice them from where they do not perceive.

Muhammad Asad

Hence, leave Me alone with such as give the lie to this tiding.* We shall bring them low, step by step, without their perceiving how it has come about:*

Rashad Khalifa

Therefore, let Me deal with those who reject this Hadith; we will lead them on whence they never perceive.,

The Monotheist Group

Therefore, let Me deal with those who reject this narrative; We will entice them from where they do not perceive.