Araf Sûresi123. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (19 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | قال | ق و لGVL | ḳāle | dedi | Said |
| 2 | فرعون | — | fir'ǎvnu | Fir'avn | Firaun, |
| 3 | آمنتم | ا م نEMN | āmentum | inandınız mı? | """You believed" |
| 4 | به | — | bihi | ona | in him |
| 5 | قبل | ق ب لGBL | ḳable | önce | before |
| 6 | أن | — | en | [that] | |
| 7 | آذن | ا ذ نEZ̃N | āƶene | ben izin vermeden | I give permission |
| 8 | لكم | — | lekum | size | to you. |
| 9 | إن | — | inne | muhakkak ki | Indeed, |
| 10 | هذا | — | hāƶā | bu | this |
| 11 | لمكر | م ك رMKR | lemekrun | bir tuzaktır | (is) surely a plot |
| 12 | مكرتموه | م ك رMKR | mekertumūhu | kurduğunuz | you have plotted it |
| 13 | في | — | fī | in | |
| 14 | المدينة | م د نMD̃N | l-medīneti | şehirde | the city |
| 15 | لتخرجوا | خ ر جḢRC | lituḣricū | çıkarmak için | so that you may drive out |
| 16 | منها | — | minhā | oradan | from it |
| 17 | أهلها | ا ه لEHL | ehlehā | halkını | its people. |
| 18 | فسوف | — | fesevfe | ama yakında | But soon |
| 19 | تعلمون | ع ل مALM | teǎ'lemūne | bileceksiniz | you will know. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
قال فرعون ءامنتم به قبل ان ءاذن لكم ان هذا لمكر مكرتموه فى المدينة لتخرجوا منها اهلها فسوف تعلمون
Arapça (Harekeli)
قَالَ فِرْعَوْنُ آمَنتُم بِهِ قَبْلَ أَنْ آذَنَ لَكُمْ إِنَّ هَذَا لَمَكْرٌ مَّكَرْتُمُوهُ فِي الْمَدِينَةِ لِتُخْرِجُوا مِنْهَا أَهْلَهَا فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ
Transliterasyon
Kâle fir’avnu âmentum bihî kable en âzene lekum, inne hâzâ le mekrun mekertumûhu fîl medîneti li tuhricû minhâ ehlehâ, fe sevfe ta’lemûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Q<span class="u">a</span>la firAAawnu <span class="u">a</span>mantum bihiqabla an <span class="u">ath</span>ana lakum inna h<span class="u">atha</span> lamakrunmakartumoohu fee almadeenati litukhrijoo minh<span class="u">a</span> ahlah<span class="u">a</span>fasawfa taAAlamoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Firavun, ben size izin vermeden önce ona inanıyor musunuz dedi, bu, şüphe yok ki halkını oradan çıkarmak için şehirde kurup düzdüğünüz bir düzen; yakında ne yapacağımı öğrenirsiniz.
Ali Bulaç
Firavun: "Ben size izin vermeden önce O'na iman ettiniz, öyle mi? Mutlaka bu, halkı buradan sürüp-çıkarmak amacıyla şehirde planladığınız bir tuzaktır. Öyleyse siz (buna karşılık ne yapacağımı) bileceksiniz."
Bayraktar Bayraklı
Firavun dedi ki: “Demek ben size izin vermeden ona inandınız ha! Bu, şehirde tezgâhladığınız bir tuzaktır ki, bununla şehir halkını oradan çıkarmak peşindesiniz. Yakında anlayacaksınız.”
Diyanet İşleri
Firavun dedi ki: "Ben size izin vermeden ona iman mı ettiniz? Bu, hiç şüphesiz şehirde, halkını oradan çıkarmak için kurduğunuz bir tuzaktır. Ama yakında (başınıza gelecekleri) göreceksiniz!
Edip Yüksel
Firavun: "Ben size izin vermeden mi onu onayladınız? Bu bir plandır. Şehirde bu planı kurdunuz ki halkını oradan çıkarasınız. Ama yakında bileceksiniz!" dedi,
Elmalılı Hamdi Yazır
Firavun: "Ben size izin vermeden iman ettiniz ha!" dedi. "Şüphesiz bu bir hiledir, siz bunu şehirde kurmuşsunuz, yerli halkı oradan çıkarmak istiyorsunuz, sonra anlayacaksınız!"
Erhan Aktaş
Firavun: “Ben size izin vermeden mi ona inandınız?” dedi. “Doğrusu bu, halkı şehirden çıkarmak için kurduğunuz bir tuzaktır.” Ama yakında göreceksiniz!”
Hakkı Yılmaz
(123-126)Firavun dedi ki: “Ben size izin vermeden önce ona iman mı ettiniz? Şüphesiz bu, halkını şehirden çıkarmak için, şehirde kurduğunuz gizli bir tuzaktır. Yakında bileceksiniz. Kesinlikle ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, sonra da hepinizi kesinlikle asacağım.” Çok bilgili, büyüleyici, etkin bilginler de dediler ki: “Hiç şüphesiz biz sadece Rabbimize dönenleriz. Senin bizi, yakalayıp cezalandırman da sırf Rabbimizin âyetleri gelince onlara iman etmemizden dolayıdır.” –“Ey Rabbimiz! Bize çok çok sabır ver de gevşemeyelim, zaafa düşmeyelim, boyun eğmeyelim. Canımızı da Müslümanlar olarak al!”–
Muhammed Esed
Firavun: "Ben size izin vermeden ona inandınız, öyle mi?" dedi, "Bakın, bu sizin yaptığınız sinsice hazırlanmış bir tuzak; hem de bu (benim kendi) şehrimde, böylelikle ahalisini çekip götürmek için... Ama (bekleyin) yakında göreceksiniz:
Mustafa İslamoğlu
Firavun: "Demek siz ben izin vermeden ona inandınız ha?" dedi; "İyi dinleyin: Bu sizin kurduğunuz haince bir tuzaktır! (Üstelik bana ait) şehirde... Hem de şehrin ahalisini oradan çıkarmak için... Fakat yakında gününüzü göreceksiniz!
Suat Yıldırım
123, 124. Firavun dedi ki: “Demek siz, benden izin almadan ona iman ettiniz hâ! Şüphe yok ki bu, yerli olan kıbtî ahaliyi yurtlarından sürmek için, sizin şehirde beraberce planladığınız gizli bir oyundur. Ama yakında bileceksiniz başınıza gelecekleri! Evet, ellerinizi ve ayaklarınızı, değişik taraflardan olarak keseceğim, sonra da hepinizi toptan asacağım! ” [20, 71]
Süleyman Ateş
Fir'avn: "Ben size izin vermeden ona inandınız mı?" dedi. "Bu, bir tuzaktır, şehirde bu tuzağı kurdunuz ki, halkını oradan çıkarasınız, ama yakında (başınıza gelecekleri) bileceksiniz!"
Şaban Piriş
-Ben size izin vermeden önce, ona iman mı ettiniz? Bu kesin bir tuzaktır. Halkı şehirden çıkarmak için, bu tuzağı kurdunuz. Bu yüzden siz görürsünüz.
Yaşar Nuri Öztürk
Firavun dedi ki: "Demek ben size izin vermeden ona inandınız ha! Bu, şehirde tezgahladığınız bir tuzaktır ki, bununla şehir halkını oradan çıkarmak peşindesiniz. Yakında anlarsınız."
Edip-Layth-Martha
Pharaoh said, "Did you acknowledge him before I have given you permission? This is surely some scheme which you have schemed in the city to drive its people out; but soon you shall know."
Muhammad Asad
Said Pharaoh: "Have you come to believe in him* ere I have given you permission? Behold, this is indeed a plot which you have cunningly devised in this [my] city in order to drive out its people hence! But in time you shall come to know, [my revenge]:
Rashad Khalifa
Pharaoh said, "Did you believe in him without my permission? This must be a conspiracy you schemed in the city, in order to take its people away. You will surely find out.,
The Monotheist Group
Pharaoh said: "Have you become believers before I have given you permission? This is surely some scheme which you have schemed in the city to drive its people out; you will reveal what you know."