Araf Sûresi135. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (11 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فلما | — | felemmā | ne zaman | But when |
| 2 | كشفنا | ك ش فKŞF | keşefnā | biz kaldırsak | We removed |
| 3 | عنهم | — | ǎnhumu | onlardan | from them |
| 4 | الرجز | ر ج زRCZ | r-ricze | azabı | the punishment |
| 5 | إلى | — | ilā | kadar | till |
| 6 | أجل | ا ج لECL | ecelin | bir süreye | a (fixed) term |
| 7 | هم | — | hum | onlar | (which) they |
| 8 | بالغوه | ب ل غBLĞ | bāliğūhu | geçirecekleri | were to reach [it], |
| 9 | إذا | — | iƶā | hemen | then, |
| 10 | هم | — | hum | onlar | they |
| 11 | ينكثون | ن ك ثNKS̃ | yenkuṧūne | yeminlerini bozarlar | broke (the word). |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
فلما كشفنا عنهم الرجز الى اجل هم بلغوه اذا هم ينكثون
Arapça (Harekeli)
فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُمُ الرِّجْزَ إِلَى أَجَلٍ هُم بَالِغُوهُ إِذَا هُمْ يَنكُثُونَ
Transliterasyon
Fe lemmâ keşefnâ anhumur ricze ilâ ecelin hum bâligûhu izâ hum yenkusûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Falamm<span class="u">a</span> kashafn<span class="u">a</span> AAanhumu a<span class="b">l</span>rrijzail<span class="u">a</span> ajalin hum b<span class="u">a</span>lighoohu i<span class="u">tha</span> humyankuthoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Uğrayacakları son belâya dek üstlerine çöken musîbeti giderdik mi derhal yeminlerini bozuyorlardı.
Ali Bulaç
Ne zaman ki, onların erişebilecekleri bir süreye kadar, o iğrenç azabı çekip-giderdik, onlar yine andlarını bozdular.
Bayraktar Bayraklı
Ulaşacakları bir müddete kadar onlardan azabı kaldırınca, hemen sözlerinden dönüverdiler.
Diyanet İşleri
Biz, ulaşacakları bir müddete kadar onlardan azabı kaldırınca hemen sözlerinden dönüverdiler.
Edip Yüksel
Onları söz konusu felaketlerden herhangi bir süre için kurtarınca da sözlerinden dönüyorlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ne zaman ki, belli bir süreye kadar onlardan azabı kaldırdık, derhal yeminlerini bozdular.
Erhan Aktaş
Belli bir süreye kadar onlardan azabı kaldırınca da, hemen sözlerinden dönüverdiler.
Hakkı Yılmaz
Ne zaman ki, ulaşacakları belli bir süreye kadar onlardan cezayı kaldırdık, derhal sözlerinden cayıveriyorlar.
Muhammed Esed
Ama ne zaman ki sözlerini gereğince yerine getirmeleri için kendilerine süre verip de bu musibeti üzerlerinden kaldırsak, (hemen) sözlerinden geri dönerlerdi.
Mustafa İslamoğlu
Fakat ne zaman sözlerini gerçekleştirmeye yetecek bir süre musibeti kaldırsak, her seferinde gerisin geri sözlerinden dönerlerdi.
Suat Yıldırım
Biz, geçirecekleri bir süreye kadar onlardan azabı kaldırınca da yeminlerinden döndüler.
Süleyman Ateş
Biz onlardan, geçirecekleri bir süreye kadar azabı kaldırınca, hemen yeminlerini bozmağa başladılar.
Şaban Piriş
Onlardan azabı, onlara ulaşacak belirli bir süreye kadar kaldırdığımız zaman; onlar verdikleri sözü o an bozuyorlardı.
Yaşar Nuri Öztürk
Dolduracakları bir süreye kadar kendilerinden azabı kaldırdığımızda, hemen yeminlerini bozdular.
Edip-Layth-Martha
So when We removed from them the plague until a future time; they broke their pledge.
Muhammad Asad
But whenever We removed the plague from them, giving them time to make good their promise,* lo, they would break their word.
Rashad Khalifa
Yet, when we relieved the plague for any length of time, they violated their pledge.,
The Monotheist Group
So when We removed from them the affliction, until a future time, they broke their pledge.