Araf Sûresi176. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (30 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ولو | — | velev | ve şayet | And if |
| 2 | شئنا | ش ي اŞYE | şi'nā | dileseydik | We willed |
| 3 | لرفعناه | ر ف عRFA | lerafeǎ'nāhu | elbette onu yükseltirdik | surely, We (could) have raised him |
| 4 | بها | — | bihā | onlarla (ayetlerle) | with these |
| 5 | ولكنه | — | velākinnehu | fakat o | [and] but he |
| 6 | أخلد | خ ل دḢLD̃ | eḣlede | saplandı | adhered |
| 7 | إلى | — | ilā | to | |
| 8 | الأرض | ا ر ضERŽ | l-erDi | yere | the earth |
| 9 | واتبع | ت ب عTBA | vettebeǎ | ve peşine düştü | and followed |
| 10 | هواه | ه و يHVY | hevāhu | hevesinin | his (vain) desires. |
| 11 | فمثله | م ث لMS̃L | femeṧeluhu | onun durumu | So his example |
| 12 | كمثل | م ث لMS̃L | kemeṧeli | durumuna benzer | (is) like (the) example |
| 13 | الكلب | ك ل بKLB | l-kelbi | şu köpeğin | (of) the dog, |
| 14 | إن | — | in | eğer | if |
| 15 | تحمل | ح م لḪML | teHmil | varsan | you attack |
| 16 | عليه | — | ǎleyhi | üstüne | [on] him, |
| 17 | يلهث | ل ه ثLHS̃ | yelheṧ | dilini sarkıtıp solur | he lolls out his tongue |
| 18 | أو | — | ev | veyahut | or |
| 19 | تتركه | ت ر كTRK | tetrukhu | onu bıraksan | if you leave him, |
| 20 | يلهث | ل ه ثLHS̃ | yelheṧ | dilini sarkıtıp solur | he lolls out his tongue. |
| 21 | ذلك | — | ƶālike | işte budur | That |
| 22 | مثل | م ث لMS̃L | meṧelu | durumu | (is the) example |
| 23 | القوم | ق و مGVM | l-ḳavmi | toplumların | (of) the people |
| 24 | الذين | — | elleƶīne | who | |
| 25 | كذبوا | ك ذ بKZ̃B | keƶƶebū | yalanlayan | denied |
| 26 | بآياتنا | ا ي يEYY | biāyātinā | ayetlerimizi | [in] Our Signs. |
| 27 | فاقصص | ق ص صGṦṦ | feḳSuSi | anlat | So relate |
| 28 | القصص | ق ص صGṦṦ | l-ḳaSaSa | bu kıssayı | the story |
| 29 | لعلهم | — | leǎllehum | belki | so that they may |
| 30 | يتفكرون | ف ك رFKR | yetefekkerūne | düşünürler | reflect. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ولو شئنا لرفعنه بها ولكنه اخلد الى الارض واتبع هوىه فمثله كمثل الكلب ان تحمل عليه يلهث او تتركه يلهث ذلك مثل القوم الذين كذبوا بايتنا فاقصص القصص لعلهم يتفكرون
Arapça (Harekeli)
وَلَوْ شِئْنَا لَرَفَعْنَاهُ بِهَا وَلَكِنَّهُ أَخْلَدَ إِلَى الْأَرْضِ وَاتَّبَعَ هَوَاهُ فَمَثَلُهُ كَمَثَلِ الْكَلْبِ إِن تَحْمِلْ عَلَيْهِ يَلْهَثْ أَوْ تَتْرُكْهُ يَلْهَث ذَّلِكَ مَثَلُ الْقَوْمِ الَّذِينَ كَذَّبُوا بِآيَاتِنَا فَاقْصُصِ الْقَصَصَ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ
Transliterasyon
Ve lev şi’nâ le refa’nâhu bihâ ve lâkinnehû ahlede ilel ardı vettebea hevâh|u|, fe meseluhu ke meselil kelb|i|, in tahmil aleyhi yelhes ev tetrukhu yelhes, zâlike meselul kavmillezîne kezzebû bi âyâtinâ, faksusîl kasasa leallehum yetefekkerûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Walaw shi/n<span class="u">a</span> larafaAAn<span class="u">a</span>hu bih<span class="u">a</span>wal<span class="u">a</span>kinnahu akhlada il<span class="u">a</span> al-ar<span class="u">d</span>i wa<span class="b">i</span>ttabaAAahaw<span class="u">a</span>hu famathaluhu kamathali alkalbi in ta<span class="u">h</span>milAAalayhi yalhath aw tatruk-hu yalhath <span class="u">tha</span>lika mathalualqawmi alla<span class="u">th</span>eena ka<span class="u">thth</span>aboo bi-<span class="u">a</span>y<span class="u">a</span>tin<span class="u">a</span>fa<span class="b">o</span>q<span class="u">s</span>u<span class="u">s</span>i alqa<span class="u">s</span>a<span class="u">s</span>a laAAallahumyatafakkaroon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Dileseydik onu, delillerimizle yüceltirdik, fakat o, yeryüzüne sarıldı ve kendi isteğine uydu. O tıpkı köpeğe benzer; üstüne varıp kovsan da dilini çıkarıp solur, kendi haline bıraksan da dilini çıkarıp solur. İşte bu hal, delillerimizi yalanlayan topluluğun haline benzer; sen geçmişlerin hallerini anlat onlara da belki iyice bir düşünürler.
Ali Bulaç
Eğer Biz dileseydik, onu bununla yükseltirdik. Ama o yere meyletti (veya yere saplandı), hevasına uydu. Onun durumu, üstüne varsan dilini sarkıtıp soluyan, kendi başına bıraksan dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalanlayan topluluğun durumu böyledir. Artık gerçek haberi onlara aktar. Ki düşünsünler.
Bayraktar Bayraklı
İnsanı âyetlerimizle yüceltmeyi diledik. Ama o yere çakılı kaldı, arzularına uydu. Onun durumu şu köpeğin durumuna benzer: Üstüne varsan da dilini sarkıtarak solur, kendi haline bıraksan da... Âyetlerimizi yalanlayan toplumun örneği işte budur. Bu hikâyeyi anlat ki, düşünsünler.
Diyanet İşleri
Dileseydik elbette onu bu ayetler sayesinde yükseltirdik. Fakat o, dünyaya saplandı ve hevesinin peşine düştü. Onun durumu tıpkı köpeğin durumuna benzer: Üstüne varsan da dilini çıkarıp solur, bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte ayetlerimizi yalanlayan kavmin durumu böyledir. Kıssayı anlat; belki düşünürler.
Edip Yüksel
Dileseydik onu ayetlerimizle yükseltirdik. Fakat o, dünyaya saplandı ve hevesinin ardına takıldı. Onun durumu, üstüne varsan da bıraksan da dili dışarıda soluyan huysuz bir köpeğin durumuna benzer. Ayetlerimizi yalanlayan toplulukların durumu işte böyledir. Bu olayı aktar, olur ki düşünürler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve eğer dileseydik onu o âyetlerle yüceltirdik, fakat o alçaklığa saplandı kaldı ve kendi keyfinin ardına düştü. Artık onun ibret verici hali o köpeğin haline benzer ki, üzerine varsan da dilini uzatır solur, bıraksan da solur. İşte bu, âyetlerimizi inkâr eden kavmin misalidir. Bu kıssayı iyice anlat, belki biraz düşünürler.
Erhan Aktaş
Dileseydik* onu bununla* yükseltirdik. Fakat o yere saplandı, tutku ve kuruntusuna uydu. Onun durumu, üzerine varsan da dilini sarkıtıp soluyan, varmasan da dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte âyetlerimizi yalanlayan toplumun durumu böyledir. Sen bu kıssayı anlat, belki düşünürler.
Hakkı Yılmaz
Ve eğer Biz, dileseydik onu o âyetlerle yüceltirdik, ama o, alçaklığa saplandı kaldı ve tutkusuna uydu. Artık onun durumu, üstüne varsan da dilini sarkıtıp soluyan, kendi hâline bıraksan da dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumuna benzer. İşte bu, âyetlerimizi yalanlayan toplumun durumudur. O nedenle sen iyice düşünsünler diye bu kıssayı iyice anlat.
Muhammed Esed
İmdi, Biz eğer dileseydik, onu ayetlerimizle yüceltir, üstün kılardık: fakat o hep dünyaya sarıldı ve yalnızca kendi arzu ve heveslerinin peşinden gitti. Bu bakımdan, böyle birinin durumu (kışkırtılan) bir köpeğin durumu gibidir: öyle ki, onun üzerine korkutarak varsan da dilini sarkıtıp harlar, kendi haline bıraksan da. Bizim ayetlerimizi yalanmaya kalkan kimselerin hali işte böyledir. Öyleyse, bu kıssayı anlat, ki belki derin derin düşünürler.
Mustafa İslamoğlu
Ki, eğer Biz isteseydik onu mesajlarımızla yüceltirdik, ne ki o dünyaya sarıldı ve ihtirasının peşine düştü. İşte bu yüzden böyle birinin durumu, üstüne varsan da kendi haline bıraksan da hırlayıp duran köpeğe benzer. Mesajlarımızı yalanlamaya kalkanların durumu işte böyledir. Şu halde bu kıssaları aktar, belki üzerinde düşünürler.
Suat Yıldırım
175, 176. Onlara, kendisine âyetlerimiz hakkında ilim nasib ettiğimiz kimsenin de kıssasını anlat: Evet, o adam bu ilme rağmen o âyetlerin çerçevesinden sıyrıldı, şeytan da onu peşine taktı, derken azgınlardan biri olup çıktı. Eğer dileseydik, onu o âyetler sayesinde yüksek bir mevkiye çıkarırdık, lâkin o, dünyaya saplandı ve hevasının esiri oldu. Onun hali tıpkı köpeğin durumuna benzer: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi haline bıraksan da yine dilini salar solur! İşte bu, tıpkı âyetlerimizi yalan sayan kimselerin misalidir. Sen olayı onlara anlat, olur ki düşünüp kendilerine çekidüzen verirler.
Süleyman Ateş
Dileseydik elbette onu o ayetlerle yükseltirdik, fakat o, yere saplandı ve hevesinin peşine düştü. Onun durumu, tıpkı şu köpeğin durumuna benzer: Üstüne varsan da dilini sarkıtıp solur, onu bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte ayetlerimizi yalanlayanların durumu budur. Bu kıssayı anlat, belki düşünür(öğüt alır)lar.
Şaban Piriş
Dileseydik onu ayetlerimizle yükseltirdik. Fakat o yeryüzünü ebedi zannetti, heveslerine tabi oldu. onun misali, üzerine yürüsen de kendi haline bıraksan da dilini çıkartıp soluyan köpeğe benzer. Ayetlerimizi yalanlayan kavmin misali budur. Hikayeyi onlara anlat umulur ki düşünürler.
Yaşar Nuri Öztürk
Dileseydik onu, o ayetlerle yüceltirdik. Ama o, yere saplandı, iğreti arzularına uydu. Onun durumu şu köpeğin durumuna benzer: üstüne varsan dilini sarkıtarak solur, kendi haline bırakırsan dilini sarkıtarak solur. Ayetlerimizi yalanlayan toplumun örneği işte budur. Bu hikayeyi anlat ki düşünüp taşınabilsinler.
Edip-Layth-Martha
Had We willed, We could have elevated him by it, but he stuck to the earth and he followed his wishful thinking. His example is like the dog; if you scold him he pants, and if you leave him he pants; such is the example of the people who deny Our signs. Relate the stories, perhaps they will think.
Muhammad Asad
Now had We so willed, We could indeed have exalted him by means of those [messages]: but he always clung to the earth and followed but his own desires. Thus, his parable is that of an [excited] dog: if thou approach him threateningly, he will pant with his tongue lolling; and. if thou leave him alone, he will pant with his tongue lolling.* Such is the parable of those who are bent on giving the lie to Our messages. Tell [them], then, this story, so that they might take thought.
Rashad Khalifa
Had we willed, we could have elevated him therewith, but he insisted on sticking to the ground, and pursued his own opinions. Thus, he is like the dog; whether you pet him or scold him, he pants. Such is the example of people who reject our proofs. Narrate these narrations, that they may reflect.,
The Monotheist Group
And if We had wished, We could have raised him with it, but he stuck to the earth and he followed his desire. His example is like the dog, if you scold him he pants, and if you leave him he pants; such is the example of the people who deny Our revelations. So tell the stories, perhaps they will think.