Araf Sûresi22. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (28 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1فدلاهماد ل لD̃LLfedellāhumāonları aşağı sarkıttıSo he made both of them fall
2بغرورغ ر رĞRRbiğurūrinaldatarakby deception.
3فلماfelemmāne zaman kiThen when
4ذاقاذ و قZ̃VGƶāḳātadıncathey both tasted
5الشجرةش ج رŞCRş-şecerateağac(ın meyvasın)ıthe tree,
6بدتب د وBD̃Vbedetgöründübecame apparent
7لهماlehumākendilerineto both of them
8سوآتهماس و اSVEsev'ātuhumāçirkin yerleritheir shame,
9وطفقاط ف قŦFGve Tafiḳāve başladılarand they began
10يخصفانخ ص فḢṦFyeḣSifāniüst üste yamayıp örtmeğe(to) fasten
11عليهماǎleyhimāüzerlerineover themselves
12منmin-ndanfrom
13ورقو ر قVRGveraḳiyaprakları-(the) leaves
14الجنةج ن نCNNl-cenneticennet(of) the Garden.
15وناداهمان د وND̃Vve nādāhumāve onlara seslendiAnd called them both
16ربهمار ب بRBBrabbuhumāRableritheir Lord,
17ألمelem"""Did not"
18أنهكمان ه يNHYenhekumāben sizi men'etmedim mi?I forbid you both
19عنǎnfrom
20تلكماtilkumābuthis
21الشجرةش ج رŞCRş-şeceratiağaçtan[the] tree
22وأقلق و لGVLve eḳulve demedim mi?and [I] say
23لكماlekumāsizeto both of you,
24إنinneşüphesizthat
25الشيطانش ط نŞŦNş-şeyTāneşeytan[the] Shaitaan
26لكماlekumāsizin içinto both of you
27عدوع د وAD̃Vǎduvvundüşmandır(is) an enemy,
28مبينب ي نBYNmubīnunapaçık"open?"""

Mealler

Arapça (Harekesiz)

فدلىهما بغرور فلما ذاقا الشجرة بدت لهما سوءتهما وطفقا يخصفان عليهما من ورق الجنة ونادىهما ربهما الم انهكما عن تلكما الشجرة واقل لكما ان الشيطن لكما عدو مبين

Arapça (Harekeli)

فَدَلَّاهُمَا بِغُرُورٍ فَلَمَّا ذَاقَا الشَّجَرَةَ بَدَتْ لَهُمَا سَوْآتُهُمَا وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِن وَرَقِ الْجَنَّةِ وَنَادَاهُمَا رَبُّهُمَا أَلَمْ أَنْهَكُمَا عَن تِلْكُمَا الشَّجَرَةِ وَأَقُل لَّكُمَا إِنَّ الشَّيْطَانَ لَكُمَا عَدُوٌّ مُّبِينٌ

Transliterasyon

Fedellâhumâ bi gurûr(gurûrin), fe lemmâ zâkâş şecerete bedet lehumâ sev´âtuhumâ ve tafikâ yahsıfâni aleyhimâ min varakıl cenneh(cenneti), ve nâdâhumâ rabbuhumâ e lem enhekumâ an tilkumeş şecereti ve ekul lekumâ inneş şeytâne lekumâ aduvvun mubîn(mubînun).

Transliteration (Eng.)

Fadall<span class="u">a</span>hum<span class="u">a</span> bighuroorin falamm<span class="u">a</span><span class="u">tha</span>q<span class="u">a</span> a<span class="b">l</span>shshajarata badat lahum<span class="u">a</span> saw-<span class="u">a</span>tuhum<span class="u">a</span>wa<span class="u">t</span>afiq<span class="u">a</span> yakh<span class="u">s</span>if<span class="u">a</span>ni AAalayhim<span class="u">a</span>min waraqi aljannati wan<span class="u">a</span>d<span class="u">a</span>hum<span class="u">a</span> rabbuhum<span class="u">a</span>alam anhakum<span class="u">a</span> AAan tilkum<span class="u">a</span> a<span class="b">l</span>shshajaratiwaaqul lakum<span class="u">a</span> inna a<span class="b">l</span>shshay<span class="u">ta</span>na lakum<span class="u">a</span>AAaduwwun mubeen<span class="b">un</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Onları böylece aldattı. Derken o ağacın meyvesinden tadınca avret yerlerini gördüler ve cennetteki ağaçların yapraklarıyla avret yerlerini örtmeye koyuldular. Rableri nidâ edip onlara dedi ki: Sizi, şu ağacın meyvesini yemeden menetmedim mi ve demedim mi ki Şeytan, hiç şüphe yok ki size apaçık bir düşmandır.

Ali Bulaç

Böylece onları aldatarak düşürdü. Ağacı tattıkları anda ise, ayıp yerleri kendilerine beliriverdi ve üzerlerini cennet yapraklarından örtmeye başladılar. (O zaman) Rableri kendilerine seslendi: "Ben sizi bu ağaçtan menetmemiş miydim? Ve şeytanın sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememiş miydim?"

Bayraktar Bayraklı

Böylece onları hile ile aldattı. Ağacın meyvesini tattıklarında ayıp yerleri kendilerine göründü ve cennet yapraklarından üzerlerine örtmeye başladılar. Rableri onlara, “Ben size o ağacı yasaklamadım mı ve şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?” diye seslendi.

Diyanet İşleri

Böylece onları hile ile aldattı. Ağacın meyvesini tattıklarında ayıp yerleri kendilerine göründü. Ve cennet yapraklarından üzerlerini örtmeye başladılar. Rableri onlara: Ben size o ağacı yasaklamadım mı ve şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi? diye nida etti.

Edip Yüksel

Böylece onları yalanlarla aldattı. Ağacı tadınca bedenleri kendilerine göründü. Üzerlerini bahçe yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rab'leri kendilerini çağırdı: "O ağaçtan ikinizi menetmedim mi ve sapkının ikinize düşman olduğunu söylemedim mi?"*

Elmalılı Hamdi Yazır

Böylece onları aldatarak aşağı sarkıttı (önceki mevkilerinden indirdi). Ağacı(n meyvesini) tadınca, çirkin yerleri kendilerine göründü ve cennet yapraklarını üst üste yamayıp üzerlerini örtmeğe başladılar. Rableri onlara seslendi: "Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi ve şeytan size apaçık düşmandır, demedim mi?"

Erhan Aktaş

Böylece ikisini aldatıp baştan çıkardı. O ağaçtan tadınca, her ikisinin de örtülmüş çirkinlikleri açığa çıktı.* Cennet yapraklarını* üst üste koyup örtünmeye başladılar.* Rabb’leri onlara: “Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi? Bu şeytan size apaçık bir düşmandır demedim mi?” diye seslendi.

Hakkı Yılmaz

Böylece onları aldatarak aşağılığa düşürdü. Onlar girift, çekişmenin kaynağı olan şeyin; malın-mülkün, paranın-pulun tadına varınca, hırsları, doyumsuzlukları devreye girdi ve mal-mülk, para-pul istifçiliğine başladılar. Rableri onlara seslendi: “Ben, size mal-mülk, para-pul tutkunu olmayı yasaklamadım mı ve size, ‘Bu şeytân, kesinlikle sizin için apaçık düşmandır’ demedim mi?”

Muhammed Esed

Ve böylece onları yanıltıcı düşüncelerle yönlendirdi. Fakat o ikisi, sözü geçen ağacın meyvesinden tadar tatmaz birden çıplaklıklarının farkına vardılar; ve bahçeden topladıkları yapraklarla üzerlerini örtmeye koyuldular. Bunun üzerine Rableri onlara (şöyle) seslendi: "Ben sizi o ağaçtan menedip de, 'Şeytan sizin gerçekten apaçık düşmanınızdır' dememiş miydim?".

Mustafa İslamoğlu

İşte böylece onları aldanışa sürükleyecek telkinlerde bulundu. Bunun üzerine onlar o bitkiden tadar tatmaz cinselliklerinin farkına vardılar ve başladılar has bahçenin yapraklarından topladıklarıyla üzerlerini örtmeye. Rableri de ikisine birden şöyle seslendi: "Ben ikinizi de o ağaçtan men etmemiş miydim? Ve ben ikinize 'Kesinlikle Şeytan sizin için ayan açık bir düşmandır!' dememiş miydim?"

Suat Yıldırım

Böylece onları aldatarak mevkilerinden düşürdü. Şöyle ki: O ağacın meyvesini tadar tatmaz, edep yerlerinin açık olduğunu fark ettiler. Derhal, buldukları cennet yapraklarıyla edep yerlerini örtmeye başladılar. Onların Rabbi ise nida edip buyurdu: “Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi? Ben şeytanın sizin besbelli düşmanınız olduğunu söylemedim mi? Niçin Beni dinlemediniz de bu perişan duruma düştünüz? ” [20, 121] {KM, Tekvin 3, 7}

Süleyman Ateş

Böylece onları aldatarak aşağı sarkıttı, (önceki mevkilerinden indirdi). Ağac(ın meyvasın)ı tadınca çirkin yerleri kendilerine göründü ve cennet yapraklarını üst üste yamayıp üzerlerine örtmeğe başladılar. Rableri onlara ünledi: "Ben sizi o ağaçtan men'etmedim mi ve şeytan size apaçık düşmandır, demedim mi?"

Şaban Piriş

Böylece onları hile ile aldattı. Ağacın meyvesinden tattıklarında, avret yerleri kendilerine göründü ve oraları cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rableri, O ikisine:-Size bu ağacı yasaklamadım mı, şeytan sizin apaçık düşmanınızdır demedim mi? diye seslendi.

Yaşar Nuri Öztürk

Nihayet onları kandırarak aşağı çekti. O ikisi ağaçtan tadınca çirkin yerleri kendilerine açıldı. Bahçenin yapraklarından yamalar yapıp üzerlerine örtmeye başladılar. Rableri onlara seslendi: "Ben size bu ağacı yasaklamadım mı, ben size, şeytan sizin için açık bir düşmandır demedim mi?"

Edip-Layth-Martha

So he misled them with deception; and when they tasted the tree, their bodies became apparent to them, and they rushed to cover themselves with the leaves of the paradise; and their Lord called to them: "Did I not forbid you from that tree, and tell you that the devil is your clear enemy?"*

Muhammad Asad

-and thus he led them on with deluding thoughts. But as soon as the two had tasted [the fruit] of the tree, they became conscious of their nakedness; and they began to cover themselves with pieced-together leaves from the garden. And their Sustainer called unto them: "Did I not forbid that tree unto you and tell you, `Verily, Satan is your open foe'?"

Rashad Khalifa

He thus duped them with lies. As soon as they tasted the tree, their bodies became visible to them, and they tried to cover themselves with the leaves of Paradise. Their Lord called upon them: "Did I not enjoin you from that tree, and warn you that the devil is your most ardent enemy?",

The Monotheist Group

So he misled them with deception; and when they tasted the tree, their bodies became apparent to them, and they rushed to cover themselves with the leaves of the paradise; and their Lord called to them: "Did I not prohibit you from that tree, and tell you that the devil is your clear enemy?"