Araf Sûresi95. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (18 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ثم | — | ṧumme | sonra | Then |
| 2 | بدلنا | ب د لBD̃L | beddelnā | değiştirip getirdik | We changed |
| 3 | مكان | ك و نKVN | mekāne | yerine | (in) place |
| 4 | السيئة | س و اSVE | s-seyyieti | kötülüğü | (of) the bad |
| 5 | الحسنة | ح س نḪSN | l-Hasenete | iyilik | the good, |
| 6 | حتى | — | Hattā | ta ki | until |
| 7 | عفوا | ع ف وAFV | ǎfev | çoğaldılar | they increased |
| 8 | وقالوا | ق و لGVL | ve ḳālū | ve dediler | and said, |
| 9 | قد | — | ḳad | muhakkak | """Verily," |
| 10 | مس | م س سMSS | messe | dokunmuştu | (had) touched |
| 11 | آباءنا | ا ب وEBV | ābā'enā | atalarımıza | our forefathers |
| 12 | الضراء | ض ر رŽRR | D-Derrā'u | darlık | the adversity |
| 13 | والسراء | س ر رSRR | ve sserrā'u | ve sevinç | "and the ease.""" |
| 14 | فأخذناهم | ا خ ذ EḢZ̃ | feeḣaƶnāhum | biz de onları yakaladık | So We seized them |
| 15 | بغتة | ب غ تBĞT | beğteten | ansızın | suddenly, |
| 16 | وهم | — | vehum | ve onlar | while they |
| 17 | لا | — | lā | değillerdi | (did) not |
| 18 | يشعرون | ش ع رŞAR | yeş'ǔrūne | farkında | perceive. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ثم بدلنا مكان السيئة الحسنة حتى عفوا وقالوا قد مس ءاباءنا الضراء والسراء فاخذنهم بغتة وهم لا يشعرون
Arapça (Harekeli)
ثُمَّ بَدَّلْنَا مَكَانَ السَّيِّئَةِ الْحَسَنَةَ حَتَّى عَفَوا وَّقَالُوا قَدْ مَسَّ آبَاءَنَا الضَّرَّاءُ وَالسَّرَّاءُ فَأَخَذْنَاهُم بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ
Transliterasyon
Summe beddelnâ mekânes seyyietil hasenete hattâ afev ve kâlû kad messe âbâenad darrâu ves serrâu fe ehaznâhum bagteten ve hum lâ yeş’urûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Thumma baddaln<span class="u">a</span> mak<span class="u">a</span>na a<span class="b">l</span>ssayyi-atial<span class="u">h</span>asanata <span class="u">h</span>att<span class="u">a</span> AAafaw waq<span class="u">a</span>loo qadmassa <span class="u">a</span>b<span class="u">a</span>an<span class="u">a</span> a<span class="b">l</span><span class="u">dd</span>arr<span class="u">a</span>owa<span class="b">al</span>ssarr<span class="u">a</span>o faakha<span class="u">th</span>n<span class="u">a</span>hum baghtatanwahum l<span class="u">a</span> yashAAuroon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Sonra da kötülük yerine iyilik verdik, çoğaldılar ve atalarımız da malca zarara uğramışlardı, genişliğe kavuşmuşlardı, bu, böyledir dediler de ansızın onları azâba uğrattık, anlamadılar bile.
Ali Bulaç
Sonra kötülüğün yerini iyilikle değiştirdik, öyle ki onlar, çoğaldılar ve: "Atalarımıza da (bazen) şiddetli sıkıntılar (bazen de) refah ve genişlikler dokunmuştu" dediler. Bunun üzerine, Biz de onları kendileri hiç şuurunda değilken apansız kıskıvrak yakalayıverdik.
Bayraktar Bayraklı
Sonra kötülüğü değiştirip yerine iyilik getirdik. Nihayet çoğaldılar ve “Atalarımız da böyle sıkıntı ve sevinç yaşamışlardı” dediler. Biz de onları, kendileri farkına varmadan ansızın yakaladık.
Diyanet İşleri
Sonra kötülüğü (darlığı) değiştirip yerine iyilik (bolluk) getirdik. Nihayet çoğaldılar ve: "Atalarımız da böyle sıkıntı ve sevinç yaşamışlardı" dediler. Biz de onları, kendileri farkına varmadan ansızın yakaladık.
Edip Yüksel
Sonra kötülüğün yerine iyiliği getirdik. Ne var ki anlayışlarını yitirdiler: "Sıkıntı ve refah atalarımıza da dokunmuştu" dediler. Bunun üzerine, haberleri olmadan onları ansızın yakaladık.
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra kötülüğü değiştirip yerine iyilik (bolluk) getirdik, nihayet çoğaldılar ve: "Atalarımıza da böyle darlık ve sevinç dokunmuştu." dediler ve hemen onları, hiç farkında olmadıkları bir sırada ansızın yakaladık.
Erhan Aktaş
Sonra kötülüğü iyiliğe çevirdik. Nihayet her şeyi unutarak: “Atalarımızın da sıkıntılı ve bolluk günleri olmuştu.” dediler. Bu yüzden, Biz de onları ansızın yakalayıverdik.
Hakkı Yılmaz
(94,95)Biz hangi kente bir peygamber gönderdiysek, onun halkını kesinlikle yalvarıp yakarsınlar diye yoksulluk ve darlıkla yakaladık. Sonra kötülüğün yerini iyiliğe değiştirdik; sonunda çoğaldılar ve “Atalarımıza da böyle darlık ve sevinç dokunmuştu” dediler. Bunun üzerine onları hemen, onlar hiç farkında değillerken ansızın yakalayıverdik.
Muhammed Esed
Sonra o darlığı genişliğe çevirmişizdir ki refahı tatsınlar da (kendi kendilerine): "Atalarımız da darlık ve sıkıntıya düşmüşler (ve genişliği görmüşler)di" desinler, işte ancak bundan sonradır ki, kendileri daha (ne olup bittiğinin) farkına varmadan, onları kıskıvrak yakaladık.
Mustafa İslamoğlu
Sonra (o) kötü durumu güzelliğe çevirmişizdir de, refaha kavuşup şımarmamışlar ve "(Bir zamanlar) atalarımız da sıkıntılı ve sevinçli günler yaşamışmış" demişlerdir. İşte bunun üzerine biz de onları, olup bitenin farkına dahi varmadan ansızın yakalayıvermişizdir.
Suat Yıldırım
Sonra o kötü durumları değiştirip güzellikleri yayarız. Zamanla ahali çoğalıp “Vaktiyle atalarımız gâh üzülmüş, gâh sevinmişlerdi. ” derler fakat olaylardan ibret alıp şükretmezler. Derken, o bilinçsiz halleriyle, hiç hatırlarından geçmezken, ansızın onları kıskıvrak yakalarız.
Süleyman Ateş
Sonra kötülüğü değiştirip yerine iyilik getirdik de (insanlar) çoğaldılar ve: "Atalarımıza da darlık ve sevinç dokunmuştu (onlar da üzüntülü ve sevinçli günler geçirmişlerdi)." dediler (de olaylardan ibret alıp şükretmediler). Biz de onları, hiç farkında olmadıkları bir sırada ansızın yakaladık.
Şaban Piriş
Sonra meşakkatin yerini iyilikle değiştirdik de (başlarına geleni unutarak) boş verdiler. Ve: -Atalarımız da hem darlık hem de bolluk görmüşlerdir, dediler. Biz de onları farkında değillerken ansızın yakaladık.
Yaşar Nuri Öztürk
Sonra zorluk ve sıkıntının yerine mutluluk ve güzelliği getirmişiz de çoğalmışlar ve şöyle demişlerdir: "Atalarımız da zorluk ve sevinçle yüzyüze gelmişlerdi." Nihayet biz onları farkında olmadıkları bir sırada ansızın enseleyiverdik.
Edip-Layth-Martha
Then We replaced the bad with the good until they had plenty and they said, "Our fathers were the ones afflicted by hardship, and adversity." We then take them suddenly, while they do not perceive.
Muhammad Asad
then We transformed the affliction into ease of life,* so that they throve and said [to themselves], "Misfortune and hardship befell our forefathers as well* -whereupon We took them to task, all of a sudden, without their being aware [of what was coming].*
Rashad Khalifa
Then we substituted peace and prosperity in place of that hardship. But alas, they turned heedless and said, "It was our parents who experienced that hardship before prosperity." Consequently, we punished them suddenly when they least expected.,
The Monotheist Group
Then We replaced the bad with good, until they neglected and said: "Our fathers were touched by both hardship and prosperity." We then take them suddenly, while they are unaware.