Araf Sûresi96. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (18 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ولو | — | velev | ve şayet | And if |
| 2 | أن | — | enne | elbette | [that] |
| 3 | أهل | ا ه لEHL | ehle | halkı | people |
| 4 | القرى | ق ر يGRY | l-ḳurā | (O) ülkelerin | (of) the cities |
| 5 | آمنوا | ا م نEMN | āmenū | inansalardı | (had) believed |
| 6 | واتقوا | و ق يVGY | vetteḳav | ve korunsalardı | and feared Allah |
| 7 | لفتحنا | ف ت حFTḪ | lefeteHnā | açardık | surely We (would have) opened |
| 8 | عليهم | — | ǎleyhim | üzerlerine | upon them |
| 9 | بركات | ب ر كBRK | berakātin | bolluklar | blessings |
| 10 | من | — | mine | -ten | from |
| 11 | السماء | س م وSMV | s-semāi | gök- | the heaven |
| 12 | والأرض | ا ر ضERŽ | vel'erDi | ve yer(den) | and the earth |
| 13 | ولكن | — | velākin | fakat | but |
| 14 | كذبوا | ك ذ بKZ̃B | keƶƶebū | yalanladılar | they denied. |
| 15 | فأخذناهم | ا خ ذ EḢZ̃ | feeḣaƶnāhum | biz de onları yakaladık | So We seized them |
| 16 | بما | — | bimā | şeylerle | for what |
| 17 | كانوا | ك و نKVN | kānū | oldukları | they used to |
| 18 | يكسبون | ك س بKSB | yeksibūne | kazanıyor | earn. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ولو ان اهل القرى ءامنوا واتقوا لفتحنا عليهم بركت من السماء والارض ولكن كذبوا فاخذنهم بما كانوا يكسبون
Arapça (Harekeli)
وَلَوْ أَنَّ أَهْلَ الْقُرَى آمَنُوا وَاتَّقَوْا لَفَتَحْنَا عَلَيْهِم بَرَكَاتٍ مِّنَ السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ وَلَكِن كَذَّبُوا فَأَخَذْنَاهُم بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
Transliterasyon
Ve lev enne ehlel kurâ âmenû vettekav le fetahnâ aleyhim berekâtin mines semâi vel ardı ve lâkin kezzebû fe ehaznâhum bimâ kânû yeksibûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Walaw anna ahla alqur<span class="u">a</span> <span class="u">a</span>manoowa<span class="b">i</span>ttaqaw lafata<span class="u">h</span>n<span class="u">a</span> AAalayhim barak<span class="u">a</span>tinmina a<span class="b">l</span>ssam<span class="u">a</span>-i wa<span class="b">a</span>l-ar<span class="u">d</span>i wal<span class="u">a</span>kinka<span class="u">thth</span>aboo faakha<span class="u">th</span>n<span class="u">a</span>hum bim<span class="u">a</span> k<span class="u">a</span>nooyaksiboon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Memleketlerin halkı inansalar ve çekinselerdi gökyüzünden üstlerine bereket yağdırır, yeryüzünden bereket fışkırtırdık, fakat inkâr ettiler de kazandıkları suç yüzünden onları azâba uğrattık.
Ali Bulaç
Eğer o ülkeler halkı inansalardı ve korkup-sakınsalardı, gerçekten üzerlerine hem gökten, hem yerden (sayısız) bolluklar (bereketler) açardık; ancak onlar yalanladılar, Biz de onları kazanageldikleri nedeniyle yakalayıverdik.
Bayraktar Bayraklı
O peygamberlerin gönderildiği ülkelerin halkı inanıp günahtan sakınsalardı, elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereket kapıları açardık; fakat yalanladılar, biz de ettikleri yüzünden onları yakalayıverdik.
Diyanet İşleri
O (peygamberlerin gönderildiği) ülkelerin halkı inansalar ve (günahtan) sakınsalardı, elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereket kapıları açardık, fakat yalanladılar, biz de ettikleri yüzünden onları yakalayıverdik.*
Edip Yüksel
Ülkelerin halkları Gerçeği onaylayıp erdemli davransalardı, göklerden ve yerden üzerlerine bolluk kapısını açardık. Ama yalanladılar ve bunun üzerine kazandıklarıyla birlikte onları yakaladık.
Elmalılı Hamdi Yazır
(O) ülkelerin halkı inanıp (Allah'ın azabından) korunsalardı, elbette üzerlerine gökten ve yerden bolluklar açardık; fakat yalanladılar, biz de onları kazandıklarıyla yakaladık.
Erhan Aktaş
Eğer beldelerin halkı iman edip, takva sahibi olsalardı, muhakkak üzerlerine göğün ve yerin bereketini açardık. Ancak onlar yalanladılar, Biz de yaptıklarına karşılık onları kıskıvrak yakaladık.
Hakkı Yılmaz
Ve eğer o kentlerin halkı inansalardı ve Allah'ın koruması altına girselerdi, elbette üzerlerine gökten ve yerden olan bollukları açardık. Velâkin onlar yalanladılar. Biz de onları yapıp durmakta olduklarına karşılık yakalayıverdik.
Muhammed Esed
Oysa bu toplumların insanları imana erip de Bize karşı sorumluluk bilinci taşıyor olsalardı onların önünde göğün ve yerin bolluklarını açardık: ama gerçeği yalanlamaya kalktılar ve Biz de (kendi) yapıp-ettiklerinden ötürü onları kıskıvrak yakaladık.
Mustafa İslamoğlu
Oysa ki, eğer bu ülkelerin insanları inansalar ve sorumlu hareket etselerdi, onlara göklerin ve yerin bereketini ardına kadar açardık, fakat yalanladılar. Bunun üzerine biz de yaptıklarından dolayı onları kıskıvrak yakaldık.
Suat Yıldırım
Eğer o ülkelerin ahalisi iman edip Allah'a karşı gelmekten sakınsalardı, elbette Biz üzerlerine gökten, yerden nice bereket ve bolluk kapılarını açardık. Fakat onlar peygamberleri yalancı saydılar, Biz de işledikleri kötülükler sebebiyle kendilerini cezaya çarptırdık. [37, 147-148; 10, 98; 34, 34]
Süleyman Ateş
(O) ülkelerin halkı inanıp (kötülüklerden) korunsalardı, elbette üzerlerine gökten ve yerden bolluklar açardık; fakat yalanladılar, biz de onları kazandıklarıyle yakaladık.
Şaban Piriş
Eğer ülkelerin halkı iman edip, korunsalardı, biz de onlara gökten ve yerden bereket açardık. Fakat yalanladılar. Bu sebeple onları yapmakta olduklarıyla yakaladık.
Yaşar Nuri Öztürk
O medeniyetlerin halkı inanıp korunsalardı, elbette ki üzerlerine gökten ve yerden bereketler saçardık. Ama yalanladılar, biz de onları kazanır olduklarıyla yakalayıverdik.
Edip-Layth-Martha
If the people of the towns had only acknowledged and been aware, then We would have opened for them blessings from the sky and the land; but they denied, so We took them for what they used to earn.
Muhammad Asad
Yet if the people of those communities had but attained to faith and been conscious of Us, We would indeed have opened up for them blessings out of heaven and earth: but they gave the lie to the truth - and so We took them to task through what they [themselves] had been doing.*
Rashad Khalifa
Had the people of those communities believed and turned righteous, we would have showered them with blessings from the heaven and the earth. Since they decided to disbelieve, we punished them for what they earned.,
The Monotheist Group
And if only the people of the towns had believed and been aware, then We would have opened for them blessings from the heavens and the earth; but they denied, so We took them for what they had earned.