Mearic Sûresi11. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (9 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1يبصرونهمب ص رBṦRyubeSSarūnehumbirbirlerine gösterilirlerThey will be made to see each other.
2يودو د دVD̃D̃yevedduisterWould wish
3المجرمج ر مCRMl-mucrimusuçlu olanthe criminal
4لوlevkeşkeif
5يفتديف د يFD̃Yyeftedīfidye versinhe (could be) ransomed
6منmin-ndan (kurtarmak için)from
7عذابع ذ بAZ̃Bǎƶābiazabı-(the) punishment
8يومئذyevmiiƶino günün(of) that Day
9ببنيهب ن يBNYbibenīhioğullarınıby his children,

Mealler

Arapça (Harekesiz)

يبصرونهم يود المجرم لو يفتدى من عذاب يومئذ ببنيه

Arapça (Harekeli)

يُبَصَّرُونَهُمْ يَوَدُّ الْمُجْرِمُ لَوْ يَفْتَدِي مِنْ عَذَابِ يَوْمِئِذٍ بِبَنِيهِ

Transliterasyon

Yubassarûnehum yeveddul mucrimu lev yeftedî min azâbi yevmi izin bi benîh|i|.

Transliteration (Eng.)

Yuba<span class="u">ss</span>aroonahum yawaddu almujrimu lawyaftadee min AAa<span class="u">tha</span>bi yawmi-i<span class="u">th</span>in bibaneeh<span class="b">i</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Birbirlerini görüp tanırlar da ve suçlu, o günün azâbına karşılık oğlunu da vermek ister.

Ali Bulaç

Onlar birbirlerine gösterilirler. Bir suçlu-günahkar, o günün azabına karşılık olmak üzere, oğullarını fidye olarak vermek ister;

Bayraktar Bayraklı

(11-14) Onlar birbirlerine gösterilecekler. Günahkâr, o günün azabından kurtulmak için çocuklarını fidye vermeyi temenni edecek. Eşini ve kardeşini, mensubu olduğu aşiretini, yeryüzündeki herkesi verip sonunda kendini kurtarmak ister.

Diyanet İşleri

Birbirlerine gösterilirler (fakat herkes kendi derdindedir). Günahkar kimse ister ki, o günün azabından (kurtuluş için), oğullarını,

Edip Yüksel

Birbirlerine gösterilirler. Suçlu, o günün azabından kurtulmak için fidye vermek ister: Oğullarını,

Elmalılı Hamdi Yazır

Birbirlerine gösterilirler. Suçlu o günün azabından kurtulmak için fidye vermek ister; oğullarını,

Erhan Aktaş

Onlar, birbirleriyle yüzleşecekler. Mücrim* olan, İzin Günü’nün* azabından kurtulmak için mümkün olsa oğullarını fidye olarak verebilmeyi ister;

Hakkı Yılmaz

(11-14)Birbirlerine gösterilmiş oldukları hâlde suçlu, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, eşini ve kardeşini, kendisini barındıran, içinde yetiştiği tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye/kurtulmalık versin sonra da kendini kurtarabilsin ister.

Muhammed Esed

ama onların birbirlerinin gözü önünde olacaklar(ı gün): (çünkü,) her suçlu, o Gün çocuklarını feda ederek kendisini kurtarmak ister,

Mustafa İslamoğlu

Onlar birbirlerinin görüş alanında olacakları (halde böyle olacak). O gün günahı tabiat edinmiş kişi, azaptan kurtulmak için fidye vermek isteyecek öz evladını,

Suat Yıldırım

10, 11, 12, 13, 14. Birbirlerine gösterildikleri halde hiçbir candan dost, dostunun hâlini sormaz. Her mücrim o günkü azaptan kurtulmak için fidye olarak oğullarını, eşini, kardeşini, kendisine sahip çıkan sülalesini, hatta dünyada olanların tamamını verip de kurtulmak ister. [31, 33; 40, 18; 23, 101; 80, 34-37]

Süleyman Ateş

Birbirlerine gösterilirler (fakat herkes kendi derdine düştüğünden, başkasıyle ilgilenemez). Suçlu ister ki o günün azabından (kurtulmak için) fidye versin: Oğullarını,

Şaban Piriş

Onlar birbirlerine gösterilirler. Suçlular o günün azabından kurtulmak için oğullarını fidye olarak vermek ister.

Yaşar Nuri Öztürk

Birbirlerine gösterilirler. Suçlu, o günün azabından kurtulmak için oğullarını fidye vermeyi bile ister.

Edip-Layth-Martha

When they see it, the criminal will wish he can ransom his children against the retribution.

Muhammad Asad

though they may be in one another's sight: [for,] everyone who was lost in sin will on that Day but desire to ransom himself from suffering at the price of his own children,

Rashad Khalifa

When they see them, the guilty will wish he could give his own children as ransom, to spare him the retribution of that day.,

The Monotheist Group

When they see it, the criminal will wish he can ransom his children against the retribution.