Nuh Sûresi4. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (18 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | يغفر | غ ف رĞFR | yeğfir | bağışlasın | He will forgive |
| 2 | لكم | — | lekum | sizin için | for you |
| 3 | من | — | min | bir kısmını | [of] |
| 4 | ذنوبكم | ذ ن بZ̃NB | ƶunūbikum | günahlarınızdan | your sins |
| 5 | ويؤخركم | ا خ رEḢR | ve yu'eḣḣirkum | ve sizi ertelesin | and give you respite |
| 6 | إلى | — | ilā | kadar | for |
| 7 | أجل | ا ج لECL | ecelin | bir süreye | a term |
| 8 | مسمى | س م وSMV | musemmen | belli | specified. |
| 9 | إن | — | inne | zira | Indeed, |
| 10 | أجل | ا ج لECL | ecele | süresi | (the) term, |
| 11 | الله | — | llahi | Allah'ın | (of) Allah, |
| 12 | إذا | — | iƶā | zaman | when |
| 13 | جاء | ج ي اCYE | cā'e | geldiği | it comes |
| 14 | لا | — | lā | not | |
| 15 | يؤخر | ا خ رEḢR | yu'eḣḣaru | ertelenmez | is delayed, |
| 16 | لو | — | lev | keşke | if |
| 17 | كنتم | ك و نKVN | kuntum | olsaydınız | you |
| 18 | تعلمون | ع ل مALM | teǎ'lemūne | bilenlerden | "know.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
يغفر لكم من ذنوبكم ويوخركم الى اجل مسمى ان اجل الله اذا جاء لا يوخر لو كنتم تعلمون
Arapça (Harekeli)
يَغْفِرْ لَكُم مِّن ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرْكُمْ إِلَى أَجَلٍ مُّسَمًّى إِنَّ أَجَلَ اللَّهِ إِذَا جَاءَ لَا يُؤَخَّرُ لَوْ كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
Transliterasyon
Yagfir lekum min zunûbikum ve yûahhırkum ilâ ecelin musemmâ(musemmen), inne ecelallâhi izâ câe lâ yuahhar(yûahharu), lev kuntum ta’lemûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Yaghfir lakum min <span class="u">th</span>unoobikumwayu-akhkhirkum il<span class="u">a</span> ajalin musamman inna ajala All<span class="u">a</span>hii<span class="u">tha</span> j<span class="u">a</span>a l<span class="u">a</span> yu-akhkharu law kuntumtaAAlamoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Suçlarınızı yarlıgasın ve sizi, muayyen bir vakte dek geciktirsin. Şüphe yok ki Allah'ın takdîr ettiği vakit geldi mi gecikmesine imkân yoktur eğer biliyorsanız.
Ali Bulaç
"Ki günahlarınızı bağışlasın ve sizi adı konulmuş bir ecele kadar ertelesin. Elbette Allah'ın eceli geldiği zaman, o ertelenmez. Bir bilmiş olsaydınız."
Bayraktar Bayraklı
(2-4) Nûh, onlara şöyle demişti: “Ey kavmim! Ben size gönderilen apaçık bir uyarıcıyım. Allah'a kulluk ediniz. Onun emirlerine karşı gelmekten sakınınız ve bana itaat ediniz ki, Allah günahlarınızı affetsin ve size belli bir zamana kadar süre tanısın. Şüphesiz, Allah'ın belirlediği süre dolunca ertelenmez. Keşke bunu bilseydiniz!”
Diyanet İşleri
"Ki Allah bir kısım günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vadeye kadar tehir etsin (muaheze etmeden yaşatsın)" Bilinmeli ki Allah'ın tayin ettiği vade gelince, artık o ertelenmez. Keşke bilseydiniz!"*
Edip Yüksel
"Ki günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin. Kuşkusuz, ALLAH'ın verdiği süre gelince ertelenmez; bir bilseydiniz."
Elmalılı Hamdi Yazır
"Günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin. Kuşkusuz Allah'ın takdir ettiği süre gelince ertelenmez. Eğer bilseydiniz.." (inanırdınız).
Erhan Aktaş
Ki Allah, suçlarınızı bağışlasın ve size belirlenmiş bir sürenin sonuna kadar zaman versin. Kuşkusuz Allah’ın belirlediği süre dolunca, ertelenmez. Keşke bilenlerden olsaydınız.
Hakkı Yılmaz
(2-4)Nûh, dedi ki: “Ey toplumum! Şüphesiz ben, sizin için apaçık bir uyarıcıyım. Allah'a kulluk edin, O'nun koruması altına girin ve bana itaat edin ki, günahlarınızdan sizi yarlıgasın ve sizi adı konmuş bir sürenin sonuna kadar ertelesin. Şüphesiz Allah'ın ayarladığı/belirlediği sürenin sonu, gelince ertelenmez. Eğer bilseydiniz.”
Muhammed Esed
ki Allah bir kısım günahlarınızı bağışlasın ve (yalnız O'na) malum olan bir zamana kadar size mühlet tanısın; ama bilin ki Allah'ın belirlediği vade gelip çattığında hiçbir şekilde ertelenemez. Keşke bunu bilseydiniz!"
Mustafa İslamoğlu
geçmiş günahlarınızı bağışlasın ve adı konulmuş bir vakte kadar size süre tanısın; ama unutmayın ki, Allah'ın belirlediği süre gelip çattığında asla ertelenemez: keşke bunu kavrasaydınız.
Suat Yıldırım
2, 3, 4. O da: “Ey benim milletim! Ben size gönderilen kesin bir uyarıcıyım. Şöyle ki: Yalnız Allah'a ibadet edin, O'na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki: Sizin günahlarınızı affetsin ve sizi belirli bir vakte, yani ölüm anına kadar azap çektirmeksizin hayatta bıraksın. Çünkü Allah'ın takdir ettiği vâde gelince, asla ertelenmez. Keşke bunu bir bilseniz!
Süleyman Ateş
Ki (Allah) günahlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin. Zira Allah'ın süresi geldiği zaman ertelenmez. Bilir(kişiler) olsaydınız (bunu anlardınız).
Şaban Piriş
O, sizin günahlarınızı bağışlasın ve belli bir süreye kadar sizi ertelesin. Allahın belirlediği süre gelince artık o geri bırakılmaz, eğer bilmiş olursanız...
Yaşar Nuri Öztürk
Allah, günahlarınızı affetsin ve sizi belirli bir süreye kadar ertelesin. Çünkü Allah'ın eceli geldiğinde ertelenmez. Ah! Bir bilebilseydiniz."
Edip-Layth-Martha
"He shall forgive your sins and delay you to a predetermined time. When God's time comes, then it cannot be delayed, if you know."
Muhammad Asad
so that He may forgive you some of your sins, and grant you respite until a term known [to Him alone]:* but, behold, when the term appointed by God does come, it can never be put back - if you but knew it!"
Rashad Khalifa
"He will then forgive you your sins and respite you for a predetermined period. Most assuredly, GOD's appointment can never be delayed, once it is due, if you only knew.",
The Monotheist Group
"He shall forgive your sins and delay you to a predetermined time. When the time of God comes, then it cannot be delayed, if you know."