İnsan Sûresi7. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (7 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | يوفون | و ف يVFY | yūfūne | yerine getirirler | They fulfill |
| 2 | بالنذر | ن ذ رNZ̃R | bin-neƶri | adaklarını | the vows |
| 3 | ويخافون | خ و فḢVF | ve yeḣāfūne | ve korkarlar | and fear |
| 4 | يوما | ي و مYVM | yevmen | bir günden | a Day - |
| 5 | كان | ك و نKVN | kāne | olan | (which) is |
| 6 | شره | ش ر رŞRR | şerruhu | şerri | its evil |
| 7 | مستطيرا | ط ي رŦYR | musteTīran | salgın | widespread. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
يوفون بالنذر ويخافون يوما كان شره مستطيرا
Arapça (Harekeli)
يُوفُونَ بِالنَّذْرِ وَيَخَافُونَ يَوْمًا كَانَ شَرُّهُ مُسْتَطِيرًا
Transliterasyon
Yûfûne bin nezri ve yehâfûne yevmen kâne şerruhu mustetîrâ(mustetîren).
Transliteration (Eng.)
Yoofoona bi<span class="b">al</span>nna<span class="u">th</span>ri wayakh<span class="u">a</span>foonayawman k<span class="u">a</span>na sharruhu musta<span class="u">t</span>eer<span class="u">a</span><span class="b">n</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Adaklarını yerine getirir onlar ve şerri, her yanı saran, kaplayan günden korkarlar.
Ali Bulaç
Adaklarını yerine getirirler ve şerri (kötülüğü) yaygın olan bir günden korkarlar.
Bayraktar Bayraklı
(7-10) Adaklarını yerine getirirler ve kötülüğü yaygın olan bir günden korkarlar. Sevdikleri gıdalardan yoksula, yetime ve esire yedirirler. “Biz, size sırf Allah rızası için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık, ne de teşekkür bekliyoruz. Çünkü biz suratsız, çok katı bir günün azabından ötürü Rabbimizden korkarız” derler.
Diyanet İşleri
O kullar, şiddeti her yere yayılmış olan bir günden korkarak verdikleri sözü yerine getirirler.
Edip Yüksel
Onlar sözlerini yerine getirirler ve alabildiğine kötü olan bir günden korkarlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
O kullar adaklarını yerine getirirler ve fenalığı salgın (olan) bir günden korkarlar.
Erhan Aktaş
Verdikleri sözü yerine getirirler, kötülüğü salgın bir günden korkarlar.
Hakkı Yılmaz
(5-22)Şüphesiz, “iyi adamlar”, kâfur katılmış bir tastan içerler, fışkırtıldıkça fışkırtılacak bir pınardan ki ondan, verdikleri sözleri yerine getiren, kötülüğü yayılan bir günden korkan ve “Biz sizi, ancak Allah rızası için doyuruyoruz ve sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz; evet, biz asık suratlı ve çatık kaşlı bir günde Rabbimizden korkarız” diyerek Allah sevgisi için/sevmesine rağmen yiyeceği, yoksula ve öksüze ve tutsağa veren Allah'ın kulları içerler. Allah da, bu yüzden onları, o günün kötülüğünden korur; onlara aydınlık ve sevinç rastlayacak, sabretmelerine karşılık onlara cenneti ve ipekleri verecek; orada tahtlara kurulmuş olarak kalacaklar; orada bir güneş de, dondurucu bir soğuk da görmeyecekler ve bahçenin gölgeleri onların üzerlerine sarkacak ve alçaltıldıkça alçaltılacak. Ve aralarında gümüş bir kap ve billûr kâseler dolaştırılacak, -kendilerinin ayarladığı billûrları gümüştendir-. Ve orada onlar, karışımı zencefil olan bir tastan sulanırlar, orada Selsebil denilen bir pınardan... Ve aralarında büyümez, yaşlanmaz çocuklar dolaşır; onları gördüğünde, saçılmış birer inci sanacaksın! Orayı gördüğünde, mutluluk ve büyük bir mülk ve yönetim göreceksin; üzerlerinde ince, yeşil ipekli, parlak atlastan giysiler olacak; gümüş bileziklerle süslenmiş olacaklar; Rableri onlara tertemiz bir içecek içirecek. Şüphesiz ki bu, sizin için karşılıktır. Çalışmalarınız da karşılık ödenecek niteliktedir.
Muhammed Esed
(Gerçek erdem sahipleri) onlar(dır ki,) sözlerini yerine getirirler ve şiddeti yayılıp genişleyen bir Gün'ün korkusunu duyarlar.
Mustafa İslamoğlu
(O has kullar ki;) üzerlerine vacip kıldıkları hayrı yerine getirirler ve şerri kahredici bir virüs gibi yayılan günün kaygısını taşırlar;
Suat Yıldırım
Bu kullar, dünya hayatında iken sözlerinde durur, adadıkları şeyi yerine getirir ve felaketi bütün ufukları tutan kıyamet gününden endişe ederlerdi. *
Süleyman Ateş
Adaklarını yerine getirirler ve şerri salgın olan bir günden korkarlar.
Şaban Piriş
Adaklarını yerine getirenler ve şerri çok yaygın olan bir günden korkarlar.
Yaşar Nuri Öztürk
Onlar verdikleri sözü tam bir biçimde yerine getirirler ve kötülüğü salgın olan bir günden korkarlar.
Edip-Layth-Martha
They fulfill their vows, and they fear a day whose consequences are widespread.
Muhammad Asad
[The truly virtuous are] they [who] fulfil their vows,* and stand in awe of a Day the woe of which is bound to spread far and wide,
Rashad Khalifa
They fulfill their pledges, and reverence a day that is extremely difficult.,
The Monotheist Group
They fulfill their vows, and they fear a Day whose consequences are wide-spread.