İnsan Sûresi8. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (7 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1ويطعمونط ع مŦAMve yuT'ǐmūneve yedirirlerAnd they feed
2الطعامط ع مŦAMT-Taǎāmeyemeğithe food
3علىǎlāin spite of
4حبهح ب بḪBBHubbihisevdiklerilove (for) it,
5مسكيناس ك نSKNmiskīnenyoksula(to the) needy,
6ويتيماي ت مYTMve yetīmenve yetimeand (the) orphan
7وأسيراا س رESRve esīranve esireand (the) captive,

Mealler

Arapça (Harekesiz)

ويطعمون الطعام على حبه مسكينا ويتيما واسيرا

Arapça (Harekeli)

وَيُطْعِمُونَ الطَّعَامَ عَلَى حُبِّهِ مِسْكِينًا وَيَتِيمًا وَأَسِيرًا

Transliterasyon

Ve yut’imûnet taâme alâ hubbihî miskînen ve yetîmen ve esîrâ(esîren.)

Transliteration (Eng.)

Wayu<span class="u">t</span>AAimona a<span class="b">l</span><span class="u">tt</span>aAA<span class="u">a</span>maAAal<span class="u">a</span> <span class="u">h</span>ubbihi miskeenan wayateeman waaseer<span class="u">a</span><span class="b">n</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve ona ihtiyaçları olduğu halde yemeklerini yoksula ve yetime ve tutsağa verirler, onları doyururlar.

Ali Bulaç

Kendileri, ona duydukları sevgiye rağmen yemeği, yoksula, yetime ve esire yedirirler.

Bayraktar Bayraklı

(7-10) Adaklarını yerine getirirler ve kötülüğü yaygın olan bir günden korkarlar. Sevdikleri gıdalardan yoksula, yetime ve esire yedirirler. “Biz, size sırf Allah rızası için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık, ne de teşekkür bekliyoruz. Çünkü biz suratsız, çok katı bir günün azabından ötürü Rabbimizden korkarız” derler.

Diyanet İşleri

Onlar, kendi canları çekmesine rağmen yemeği yoksula, yetime ve esire yedirirler.*

Edip Yüksel

Yoksula, öksüze ve tutsağa sevdikleri yiyecekleri yedirirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Düşküne, yetime ve esire seve seve yemek yedirirler.

Erhan Aktaş

İhtiyaçları olmasına rağmen yiyeceği; yoksula, öksüze ve tutsağa yedirirler.

Hakkı Yılmaz

(5-22)Şüphesiz, “iyi adamlar”, kâfur katılmış bir tastan içerler, fışkırtıldıkça fışkırtılacak bir pınardan ki ondan, verdikleri sözleri yerine getiren, kötülüğü yayılan bir günden korkan ve “Biz sizi, ancak Allah rızası için doyuruyoruz ve sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz; evet, biz asık suratlı ve çatık kaşlı bir günde Rabbimizden korkarız” diyerek Allah sevgisi için/sevmesine rağmen yiyeceği, yoksula ve öksüze ve tutsağa veren Allah'ın kulları içerler. Allah da, bu yüzden onları, o günün kötülüğünden korur; onlara aydınlık ve sevinç rastlayacak, sabretmelerine karşılık onlara cenneti ve ipekleri verecek; orada tahtlara kurulmuş olarak kalacaklar; orada bir güneş de, dondurucu bir soğuk da görmeyecekler ve bahçenin gölgeleri onların üzerlerine sarkacak ve alçaltıldıkça alçaltılacak. Ve aralarında gümüş bir kap ve billûr kâseler dolaştırılacak, -kendilerinin ayarladığı billûrları gümüştendir-. Ve orada onlar, karışımı zencefil olan bir tastan sulanırlar, orada Selsebil denilen bir pınardan... Ve aralarında büyümez, yaşlanmaz çocuklar dolaşır; onları gördüğünde, saçılmış birer inci sanacaksın! Orayı gördüğünde, mutluluk ve büyük bir mülk ve yönetim göreceksin; üzerlerinde ince, yeşil ipekli, parlak atlastan giysiler olacak; gümüş bileziklerle süslenmiş olacaklar; Rableri onlara tertemiz bir içecek içirecek. Şüphesiz ki bu, sizin için karşılıktır. Çalışmalarınız da karşılık ödenecek niteliktedir.

Muhammed Esed

Ve kendi istekleri ne kadar çok olursa olsun, muhtaçlara, yetimlere ve esirlere yedirirler,

Mustafa İslamoğlu

ve kendi istek ve arzularına rağmen muhtaçlara, yetimlere ve esirlere yedirirler;

Suat Yıldırım

Kendileri de ihtiyaç duydukları halde yiyeceklerini, sırf Allah'ın rızasına ermek için fakire, yetime ve esire ikram ederler.*

Süleyman Ateş

Yoksula, yetime ve esire sevdikleri yemeği yedirirler:

Şaban Piriş

Sevmelerine rağmen yemeği düşküne, yetime ve esire yedirirler.

Yaşar Nuri Öztürk

Yoksula, yetime ve esire, yemeği severek yedirirler.

Edip-Layth-Martha

They give food out of love to the poor and the orphan and the captive.

Muhammad Asad

and who give food - however great be their own want of it* - unto the needy, and the orphan, and the captive,*

Rashad Khalifa

They donate their favorite food to the poor, the orphan, and the captive.,

The Monotheist Group

And they give food out of love to the poor and the orphan and the captive.