Enfal Sûresi5. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (11 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | كما | — | kemā | gibi | As |
| 2 | أخرجك | خ ر جḢRC | eḣraceke | seni çıkardığı | brought you out |
| 3 | ربك | ر ب بRBB | rabbuke | Rabbinin | your Lord |
| 4 | من | — | min | -den/dan | from |
| 5 | بيتك | ب ي تBYT | beytike | Yapı'n | your home |
| 6 | بالحق | ح ق قḪGG | bil-Haḳḳi | gerçek'le | in truth, |
| 7 | وإن | — | veinne | ve Kİ | while indeed, |
| 8 | فريقا | ف ر قFRG | ferīḳan | bir kısmı | a party |
| 9 | من | — | mine | -den | among |
| 10 | المؤمنين | ا م نEMN | l-mu'minīne | mü'minler- | the believers |
| 11 | لكارهون | ك ر هKRH | lekārihūne | bundan hoşlanmıyordu | certainly disliked. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
كما اخرجك ربك من بيتك بالحق وان فريقا من المومنين لكرهون
Arapça (Harekeli)
كَمَا أَخْرَجَكَ رَبُّكَ مِن بَيْتِكَ بِالْحَقِّ وَإِنَّ فَرِيقًا مِّنَ الْمُؤْمِنِينَ لَكَارِهُونَ
Transliterasyon
Kemâ ahreceke rabbuke min beytike bil hakkı ve inne ferîkan minel mu’minîne le kârihûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Kam<span class="u">a</span> akhrajaka rabbuka min baytika bi<span class="b">a</span>l<span class="u">h</span>aqqiwa-inna fareeqan mina almu/mineena lak<span class="u">a</span>rihoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Nasıl ki Rabbin, seni hak uğruna evinden çıkarmıştı ve şüphe yok ki inananların bir kısmı bundan hoşlanmamıştı.
Ali Bulaç
Rabbin seni evinden hak uğrunda (savaşa) çıkardığında mü'minlerden bir grup isteksizdi.
Bayraktar Bayraklı
Hani, müminlerden bir grup tamamen isteksiz olmasına rağmen Rabbin seni hak uğruna öz yurdundan çıkartmıştı.
Diyanet İşleri
(Onların bu hali,) müminlerden bir gurup kesinlikle istemediği halde, Rabbinin seni evinden hak uğruna çıkardığı (zamanki halleri) gibidir.
Edip Yüksel
Nitekim Rabbin seni belli bir planın gerçekleşmesi için evinden çıkarmıştı. Gerçeği onaylayanlardan bir grup bundan hoşlanmamıştı.
Elmalılı Hamdi Yazır
Nitekim Rabbin seni, hak uğruna savaşmak için evinden çıkarmıştı. Oysa müslümanların bir kısmı o zaman bundan hoşlanmamışlardı.
Erhan Aktaş
Keza, Rabb’in hakk uğruna seni evinden çıkardı. Oysa mü’minlerden bir kısmı bundan hoşlanmamıştı.
Hakkı Yılmaz
(5,6)Ve onlar, gerçek açığa konduktan sonra, sanki göz göre göre –Rabbinin seni, gerçek ile evinden çıkardığı gibi, ki şüphesiz mü’minlerden bir kesim de kesinlikle hoşlanmıyorlardı– kendileri ölüme sürükleniyorlarmışçasına, gerçek hakkında seninle tartışıyorlardı.
Muhammed Esed
SANKİ Rabbin seni, inananlardan bazıları buna karşı oldukları halde, hak yolunda (savaşmak üzere) evinden çıkarmış gibi,
Mustafa İslamoğlu
Tıpkı, Rabbin seni hakikat yoluna (savaşmak için) evinden çıkardığında inananlardan kimileri bundan nasıl hoşlanmadılarsa;
Suat Yıldırım
5, 6. Nitekim pek yerinde ve gerekli bir iş için Rabbin seni evinden çıkardığı zaman da, müminlerden bir kısmı bundan hoşlanmamıştı. Gerçek apaçık meydana çıktıktan sonra bile, onlar bu hususta seninle münakaşa ediyorlardı; sanki göz göre göre ölüme sevk ediliyorlardı. [2, 216; 3, 123]*
Süleyman Ateş
(Ganimetlerin bölüştürülmesinde bazı kimselerin hoşnutsuzluk göstermesi, daha önce, Bedir Savaşı'na çıkmanı hoş görmeyenlerin durumuna benzer). Nitekim hak uğruna (savaşa gitmek için) Rabbin seni, evinden çıkardığı zaman, mü'minlerden birtakımı, bundan hoşlanmıyordu.
Şaban Piriş
Rabbin seni hak uğrunda evinden çıkardığı zaman da; müminlerden bir grup bundan hoşlanmamıştı.
Yaşar Nuri Öztürk
Bildiğin gibi, Rabbin seni hak uğruna, öz yurdundan çıkarmıştı. Ve müminlerden bir grup tamamen isteksizdi.
Edip-Layth-Martha
As your Lord made you go out from your home with the truth, but a party from among those who acknowledge opposed this.
Muhammad Asad
EVEN AS thy Sustainer brought thee forth from thy home [to fight] in the cause of the truth, although some of the believers were averse to it,
Rashad Khalifa
Then your Lord willed that you leave your home, to fulfill a specific plan, some believers became exposed as reluctant believers.,
The Monotheist Group
As your Lord made you go out from your home with the truth, but a party from among the believers disliked this.