Tevbe/Bara'e Sûresi10. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (10 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1لاNot
2يرقبونر ق بRGByerḳubūnene gözetirlerthey respect (the ties)
3فيkarşıtowards
4مؤمنا م نEMNmu'mininbir mü'minea believer
5إلاا ل لELLillenbir yakınlık(of) kinship
6ولاve lāne deand not
7ذمةذ م مZ̃MMƶimmetenbir andlaşmacovenant of protection.
8وأولئكve ulāikeve işteAnd those
9همhumuonlardır[they]
10المعتدونع د وAD̃Vl-muǎ'tedūnesaldırganlar(are) the transgressors.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

لا يرقبون فى مومن الا ولا ذمة واولئك هم المعتدون

Arapça (Harekeli)

لَا يَرْقُبُونَ فِي مُؤْمِنٍ إِلًّا وَلَا ذِمَّةً وَأُولَئِكَ هُمُ الْمُعْتَدُونَ

Transliterasyon

Lâ yerkubûne fî mu´minin illen ve lâ zimmeh(zimmeten), ve ulâike humul mu´tedûn|e|.

Transliteration (Eng.)

L<span class="u">a</span> yarquboona fee mu/minin illan wal<span class="u">a</span><span class="u">th</span>immatan waol<span class="u">a</span>-ika humu almuAAtadoon<span class="b">a</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

İnanan birisine karşı ne bir yakınlık gözetirler, ne bir ahde riâyet ederler ve onlardır haddi aşanların ta kendileri.

Ali Bulaç

Onlar (hiç) bir mü'mine karşı ne 'akrabalık bağlarını', ne de 'sözleşme hükümlerini' gözetip tanırlar. İşte bunlar, haddi aşmakta olanlardır.

Bayraktar Bayraklı

Bir mümine karşı ne and ne de antlaşma gözetirler. İşte saldırganlar onlardır.

Diyanet İşleri

Bir mümin hakkında ne ahit tanırlar ne de antlaşma. Çünkü onlar saldırganların kendileridir.

Edip Yüksel

Gerçeği onaylamış birisi hakkında ne bir akrabalık bağı ne de bir anlaşma gözetmezler; saldırganlar ve haddi aşanlar onlardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir mümin hakkında ne bir yemin gözetirler, ne de bir antlaşma. Bunlar işte böyle haddi aşan kimselerdir.

Erhan Aktaş

Onlar, bir mü’min hakkında ne bir antlaşma ne de bir yükümlülük gözetirler. İşte saldırganlar, onlardır.

Hakkı Yılmaz

(8-10)Nasıl olabilir ki? Ve eğer onlar, size üstünlük sağlarlarsa, sizin hakkınızda bir yemin ve antlaşma gözetmezler. Ağızlarıyla sizi hoşnut etmeye çalışırlar, kalpleri ise dayatır. Ve onların çoğu hak yoldan çıkmış kimselerdir: Onlar, Allah'ın âyetlerini çok az bir bedelle sattılar da Allah'ın yolundan alıkoydular. Şüphesiz onlar, yapmış oldukları kötü olanlardır. Onlar, herhangi bir mü’min hakkında yemin ve antlaşma gözetmezler. Ve işte bunlar, sınırı aşanların ta kendileridir.

Muhammed Esed

inanan kimseye karşı bu hiçbir sorumluluk, hiçbir koruma yükümlülüğü tanımayarak (işleyip durdukları): doğru yoldan çıkıp çizgiyi aşanlar işte böyleleridir.

Mustafa İslamoğlu

Bir mü'min için ne bağlayıcı bir yükümlülük, ne de anlaşma ve yakınlıktan doğan bir sorumluluk gözetiyorlar. İşte böyleleri, haddi aşanların ta kendisidirler.

Suat Yıldırım

Müminler hakkında ne ahit, ne yemin, ne hukuk, hiçbir şey gözetmezler. Bunlar öyle saldırgan kimselerdir!

Süleyman Ateş

Bir mü'mine karşı ne and, ne de andlaşma gözetmezler. İşte saldırganlar onlardır.

Şaban Piriş

Onlar, bir mümin hakkında akrabalık da antlaşma da gözetmezler. İşte onlar taşkınlık edenlerdir.

Yaşar Nuri Öztürk

Bir mümin hakkında onlar ne bir yemine saygı gösterirler ne de bir antlaşma şartına. Onlar düşmanlık dolu, azmış kişilerin ta kendileridir.

Edip-Layth-Martha

They neither respect the ties of kinship nor a pledge for any those who acknowledge. These are the transgressors.

Muhammad Asad

respecting no tie and no protective obligation with regard to a believer; and it is they, they who transgress the bounds of what is right!*

Rashad Khalifa

They never observe any rights of kinship towards any believer, nor do they uphold their covenants; these are the real transgressors.,

The Monotheist Group

They do not respect those who are believers, nor a kinship, nor a pledge. These are the transgressors.