Tevbe/Bara'e Sûresi120. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (52 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ما | — | mā | Not | |
| 2 | كان | ك و نKVN | kāne | onlara yakışmaz | it was |
| 3 | لأهل | ا ه لEHL | liehli | halkının | (for) the people |
| 4 | المدينة | م د نMD̃N | l-medīneti | Medine | of the Madinah |
| 5 | ومن | — | ve men | ve kimselerin | and who |
| 6 | حولهم | ح و لḪVL | Havlehum | onların çevresinden | were around them |
| 7 | من | — | mine | -dan | of |
| 8 | الأعراب | ع ر بARB | l-eǎ'rābi | bedevi Araplar- | the bedouins, |
| 9 | أن | — | en | that | |
| 10 | يتخلفوا | خ ل فḢLF | yeteḣallefū | geri kalmaları | they remain behind |
| 11 | عن | — | ǎn | -nden | after |
| 12 | رسول | ر س لRSL | rasūli | Elçisi- | the Messenger |
| 13 | الله | — | llahi | Allah'ın | of Allah, |
| 14 | ولا | — | ve lā | ve | and not |
| 15 | يرغبوا | ر غ بRĞB | yerğabū | kaygısına düşmeleri | they prefer |
| 16 | بأنفسهم | ن ف سNFS | bienfusihim | kendi canlarının | their lives |
| 17 | عن | — | ǎn | to | |
| 18 | نفسه | ن ف سNFS | nefsihi | onun canından önce | his life. |
| 19 | ذلك | — | ƶālike | böyledir | That is |
| 20 | بأنهم | — | biennehum | çünkü | because [they] |
| 21 | لا | — | lā | yoktur ki | (does) not |
| 22 | يصيبهم | ص و بṦVB | yuSībuhum | onların çekmeleri | afflict them |
| 23 | ظمأ | ظ م اƵME | Zemeun | bir susuzluk | thirst |
| 24 | ولا | — | ve lā | ve yoktur ki | and not |
| 25 | نصب | ن ص بNṦB | neSabun | bir yorgunluk | fatigue |
| 26 | ولا | — | ve lā | ve yoktur | and not |
| 27 | مخمصة | خ م صḢMṦ | meḣmeSatun | yoksunluk | hunger |
| 28 | في | — | fī | in | |
| 29 | سبيل | س ب لSBL | sebīli | yolunda | (the) way |
| 30 | الله | — | llahi | Allah | (of) Allah, |
| 31 | ولا | — | ve lā | ve yoktur ki | and not |
| 32 | يطئون | و ط اVŦE | yeTaūne | ayak basmaları | they step |
| 33 | موطئا | و ط اVŦE | mevTien | bir yere | any step |
| 34 | يغيظ | غ ي ظĞYƵ | yeğīZu | öfkelendirecek | that angers |
| 35 | الكفار | ك ف رKFR | l-kuffāra | kâfirleri | the disbelievers |
| 36 | ولا | — | ve lā | ve yoktur ki | and not |
| 37 | ينالون | ن ي لNYL | yenālūne | sağlamaları | they inflict |
| 38 | من | — | min | on | |
| 39 | عدو | ع د وAD̃V | ǎduvvin | düşman karşısında | an enemy |
| 40 | نيلا | ن ي لNYL | neylen | bir başarı | an infliction |
| 41 | إلا | — | illā | mutlaka | except |
| 42 | كتب | ك ت بKTB | kutibe | yazıl(masın) | is recorded |
| 43 | لهم | — | lehum | kendileri için | for them |
| 44 | به | — | bihi | onunla | in it |
| 45 | عمل | ع م لAML | ǎmelun | bir amel | (as) a deed |
| 46 | صالح | ص ل حṦLḪ | SāliHun | salih | righteous. |
| 47 | إن | — | inne | şüphesiz | Indeed, |
| 48 | الله | — | llahe | Allah | Allah |
| 49 | لا | — | lā | zayi etmez | (does) not |
| 50 | يضيع | ض ي عŽYA | yuDīǔ | ecirlerini | allow to be lost |
| 51 | أجر | ا ج رECR | ecra | iyilik edenlerin | the reward |
| 52 | المحسنين | ح س نḪSN | l-muHsinīne | harcamaları | (of) the good-doers. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ما كان لاهل المدينة ومن حولهم من الاعراب ان يتخلفوا عن رسول الله ولا يرغبوا بانفسهم عن نفسه ذلك بانهم لا يصيبهم ظما ولا نصب ولا مخمصة فى سبيل الله ولا يطون موطئا يغيظ الكفار ولا ينالون من عدو نيلا الا كتب لهم به عمل صلح ان الله لا يضيع اجر المحسنين
Arapça (Harekeli)
مَا كَانَ لِأَهْلِ الْمَدِينَةِ وَمَنْ حَوْلَهُم مِّنَ الْأَعْرَابِ أَن يَتَخَلَّفُوا عَن رَّسُولِ اللَّهِ وَلَا يَرْغَبُوا بِأَنفُسِهِمْ عَن نَّفْسِهِ ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ لَا يُصِيبُهُمْ ظَمَأٌ وَلَا نَصَبٌ وَلَا مَخْمَصَةٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَلَا يَطَئُونَ مَوْطِئًا يَغِيظُ الْكُفَّارَ وَلَا يَنَالُونَ مِنْ عَدُوٍّ نَّيْلًا إِلَّا كُتِبَ لَهُم بِهِ عَمَلٌ صَالِحٌ إِنَّ اللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجْرَ الْمُحْسِنِينَ
Transliterasyon
Mâ kâne li ehlil medîneti ve men havlehum minel a’râbi en yetehallefû an resûlillâhi ve lâ yergabû bi enfusihim an nefsih|î|, zâlike bi ennehum lâ yusîbuhum zameun ve lâ nasabun ve lâ mahmesatun fî sebîlillâhi ve lâ yetaûne mevtıan yagîzul kuffâre ve lâ yenâlûne min aduvvin neylen illâ kutibe lehum bihî amelun sâlih(sâlihun), innallâhe lâ yudîu ecrel muhsinîn|e|.
Transliteration (Eng.)
M<span class="u">a</span> k<span class="u">a</span>na li-ahli almadeenatiwaman <span class="u">h</span>awlahum mina al-aAAr<span class="u">a</span>bi an yatakhallafooAAan rasooli All<span class="u">a</span>hi wal<span class="u">a</span> yarghaboo bi-anfusihimAAan nafsihi <span class="u">tha</span>lika bi-annahum l<span class="u">a</span> yu<span class="u">s</span>eebuhum<span class="i"><span class="u">th</span></span>amaon wal<span class="u">a</span> na<span class="u">s</span>abun wal<span class="u">a</span>makhma<span class="u">s</span>atun fee sabeeli All<span class="u">a</span>hi wal<span class="u">a</span> ya<span class="u">t</span>aoonamaw<span class="u">t</span>i-an yaghee<span class="i"><span class="u">th</span></span>u alkuff<span class="u">a</span>ra wal<span class="u">a</span>yan<span class="u">a</span>loona min AAaduwwin naylan ill<span class="u">a</span> kutiba lahumbihi AAamalun <span class="u">sa</span>li<span class="u">h</span>un inna All<span class="u">a</span>ha l<span class="u">a</span>yu<span class="u">d</span>eeAAu ajra almu<span class="u">h</span>sineen<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Medinelilerle çevrelerindeki bedevîlerin, Allah'ın Peygamberinden geri kalmaları ve onun katlandığı zahmetlere katlanmaları gerekmez. Çünkü Allah yolunda bir susuzluğa, bir yorgunluğa, bir açlığa düşerlerse, kâfirleri kızdırıp kinlendirecek bir yere ayak basarlarsa, herhangi bir düşmana karşı başarı elde ederlerse mutlaka karşılık olarak iyi bir iş yaptıkları yazılır; şüphe yok ki Allah iyilik edenlerin ecrini zâyi etmez.
Ali Bulaç
Medine halkına ve çevresindeki bedevilere, Allah’ın elçisinden geri kalmaları, kendi nefislerini onun nefsine tercih etmeleri yakışmaz. Bu, gerçekten onların Allah yolunda bir susuzluk, bir yorgunluk, 'dayanılmaz bir açlık' (çekmeleri), kafirleri 'kin ve öfkeyle ayaklandıracak' bir yere ayak basmaları ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları karşılığında, mutlaka onlara bununla salih bir amel yazılmış olması nedeniyledir. Şüphesiz Allah, iyilik yapanların ecrini kaybetmez.
Bayraktar Bayraklı
Medine halkına da, onların çevresindeki bedevîlere de Allah'ın Peygamberinden geri kalmak ve kendi canlarını onun canından önde tutmak yakışmaz. Çünkü Allah yolunda uğrayacakları bir susuzluk, bir yorgunluk, bir açlık, kâfirleri şaşırtan bir adım atmaları ve düşmana karşı herhangi bir başarı kazanmaları, kendileri için iyi bir amel olarak mutlaka yazılacaktır. Çünkü Allah iyi davrananların amellerini asla boşa çıkarmaz.
Diyanet İşleri
Medine halkına ve onların çevresinde bulunan bedevi Araplara Allah'ın Resulünden geri kalmaları ve onun canından önce kendi canlarını düşünmeleri yakışmaz. İşte onların Allah yolunda bir susuzluğa, bir yorgunluğa ve bir açlığa duçar olmaları, kafirleri öfkelendirecek bir yere (ayak) basmaları ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları, ancak bunların karşılığında kendilerine salih bir amel yazılması içindir. Çünkü Allah iyilik yapanların mükafatını zayi etmez.
Edip Yüksel
Ne şehir halkı ne de onların çevresindeki Araplar ALLAH'ın elçisinden geri kalmamalı ve kendilerini ona tercih etmemelidir. Zira ALLAH yolunda uğrayacakları her bir susuzluk, bir yorgunluk ve bir açlık, kâfirleri öfkelendirecek her bir adım ve düşmana karşı kazandıkları her bir başarı, kendileri için iyi bir iş olarak yazılır. ALLAH iyi davrananların mükafatını yitirmez.
Elmalılı Hamdi Yazır
Medine halkına ve civardaki bedevilere, Resulullah'ın emrine aykırı hareket etmek uygun olmadığı gibi, onun katlandığı zahmetlere öbürlerinin katlanmaya yanaşmamaları da yakışık almaz. Çünkü onların Allah yolunda çektikleri hiçbir susuzluk, hiçbir yorgunluk ve hiçbir açlık, ayrıca kâfirleri öfkelendirecek ayak bastıkları hiçbir yer veya düşmana karşı elde ettikleri hiçbir başarı yoktur ki, karşılığında kendilerine salih bir amel yazılmış olmasın. Çünkü Allah, güzel iş yapanların mükafatını zayi etmez.
Erhan Aktaş
Ne Medine halkının ne de etrafındaki Bedevi Araplar’ın, Allah’ın Rasul’ünden geri kalmaları ve onun canından önce kendi canlarının kaygısına düşmeleri olacak şey değildir. Çünkü Allah, kendi yolunda katlanacakları susuzluk, yorgunluk, açlık ve kâfirleri kızdıracak bir yeri zapt etmeleri ve düşmana karşı elde ettikleri başarı, kendilerine salih bir amel olarak yazılacaktır. Zira Allah, muhsin* olanların kazanımlarını yok etmez.
Hakkı Yılmaz
(120,121)Medîne halkı ve bedevi Araplardan civardakiler için, Allah'ın Elçisi'nden geri kalmaları ve O’nun canından evvel kendi canlarını düşünmeleri olacak şey değildir. İşte bu, Allah yolunda isabet eden her susuzluk, her yorgunluk ve her açlık, kâfirleri; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddedenleri öfkelendirecek olması, ayak bastıkları her yer ve düşmana karşı elde ettikleri her başarı karşılığında kendilerine kesinlikle sâlih bir amel yazılmış olması, Allah yolunda yaptıkları küçük ve büyük her harcama ve geçtikleri her vadi karşılığında, kesinlikle kendileri için, yaptıkları işin daha güzeliyle Allah'ın kendilerini ödüllendirmesi yazılmış olması sebebiyledir. Şüphesiz Allah, iyilik-güzellik üretenlerin ödülünü kaybetmez.
Muhammed Esed
(Peygamber) şehrinin halkına da, onların çevresinde (yaşayan) bedevîlere de (seferde) Allah'ın Elçisi'ne katılmaktan kaçınmak ve kendi canlarını o'nunkinden fazla gözetmek yaraşmaz. Çünkü, onlar Allah yolunda ne zaman susuzluk, yorgunluk ya da açlık çekseler; ne zaman hakkı inkar edenleri şaşırtan bir adım atsalar; ve ne zaman başlarına gelmesi mukadder olan şeye düşman eliyle uğratılsalar (sonuç ne olursa olsun) bu onların lehine mutlaka kaydedilmektedir. Çünkü Allah, iyilik yapanların emeklerini asla boşa çıkarmaz!
Mustafa İslamoğlu
(Peygamber) şehrinin halkına ve çevresindeki bedevilere, ne Allah'ın Elçisi'nden geriye kalmak, ne de kendi canlarını onunkinden fazla sakınmak yaraşır. Şöyle ki; ne zaman onların başına Allah yolunda bir susuzluk, yorgunluk ve şiddetli açlık gelse; ne zaman inkara gömülenleri öfkelendiren bir hamle yapsalar ve ne zaman mukadder olan sonuca düşman eliyle ulaşsalar; mutlaka bu onların lehine üretilmiş bir değer olarak yazılmaktadır: Elbette Allah iyilerin hakkını zayi edecek değildir.
Suat Yıldırım
Ne Medine halkının, ne de etrafındaki bedevîlerin, Allahın Resulünden geri kalmaları ve ona ihtimam göstermeyip kendi canlarının derdine düşmeleri olacak şey değildir (Bunu yapacak bir tek kişi bile çıkmasın). Bu böyledir, çünkü onların Allah yolunda uğrayacakları hiçbir susuzluk, yorgunluk, açlık, kâfirleri öfkelendirecek tarzda bir yere ayak basıp ele geçirmeleri ve düşmana karşı başarı kazanmaları yoktur ki, mutlaka o sebeple kendilerine güzel bir iş ve sevap yazılmış olmasın. Çünkü Allah iyi davrananların mükâfatlarını zayi etmez. [18, 30]
Süleyman Ateş
Ne Medine halkının, ne de onların çevresinde bulunan bedevi Arapların, Allah'ın Elçisinden geri kalmaları ve onun canından önce kendi canlarının kaygısına düşmeleri, onlara yakışmaz. Böyledir, çünkü Allah yolunda uğrayacakları hiçbir susuzluk, yorgunluk, açlık; kafirleri öfkelendirecek bir yeri çiğne(yip zaptet)meleri ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları yoktur ki mutlaka bunlarla kendilerine iyi bir amel yazılmış olmasın. Allah güzel davrananların ecrini zayi etmez.*
Şaban Piriş
Medine halkına ve çevrelerinde bulunan bedevilere Resulullahtan geri kalmaları ve kendilerini Ona tercih etmeleri yaraşmaz. Bu, onların Allah yolunda susuzluğa, yorgunluğa, açlığa ve kafirleri kızdıracak bir yere ayak basmaları ve düşmana karşı zafer kazanmaları karşılığında, onların doğru bir iş yaptıklarının yazıldığı içindir. Şüphesiz Allah, iyilik yapanların ecrini zayi etmez.
Yaşar Nuri Öztürk
Medine halkına ve çevrelerindeki Bedevi Araplara, Allah resulünden geri kalmaları ve onu bırakıp da kendi canlarının derdine düşmeleri yakışmaz. Çünkü Allah yolunda uğrayacakları bir susuzluk, bir yorgunluk, bir açlık, kafirleri öfkelendirmek üzere bir yere ayak basmaları, düşmana karşı herhangi bir başarı kazanmaları, kendileri için "iyi bir amel" olarak mutlaka yazılacaktır. Allah, güzel davrananların ödülünü yitirmez.
Edip-Layth-Martha
It is not advisable for the city dwellers and those around them of the Arabs that they should lag behind after God's messenger, nor should they yearn for themselves above him. That is because any thirst, fatigue, or hunger that afflicts them in the cause of God, or any step that they take which will annoy the ingrates, or any gain they have over any enemy; it will be recorded as a good deed for them. God does not waste the reward of the good doers.
Muhammad Asad
It does not behove the people of the [Prophet's] City and the bedouin [who live] around them to hold back from following God's Apostle, or to care for their own selves more than for him* -for, whenever they suffer from thirst or weariness or hunger in God's cause, and whenever they take any step which confounds* those who deny the truth, and whenever there comes to them from the enemy whatever may be destined for them* -[whenever anything thereof comes to pass,,] a good deed is recorded in their favour.* Verily, God does not fail to requite the doers of good!
Rashad Khalifa
Neither the dwellers of the city, nor the Arabs around them, shall seek to stay behind the messenger of GOD (when he mobilizes for war). Nor shall they give priority to their own affairs over supporting him. This is because they do not suffer any thirst, or any effort, or hunger in the cause of GOD, or take a single step that enrages the disbelievers, or inflict any hardship upon the enemy, without having it written down for them as a credit. GOD never fails to recompense those who work righteousness.,
The Monotheist Group
It is not advisable for the dwellers of the city and those around them of the Nomads that they should lag behind after the messenger of God, nor should they yearn for themselves above him. That is because any thirst that will come to them, or fatigue, or hunger in the cause of God, or any step that they take which will annoy the rejecters, or any gain they have over any enemy; it will be recorded as a good deed for them. God does not waste the reward of the good doers.