Tevbe/Bara'e Sûresi42. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (23 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | لو | — | lev | eğer | If |
| 2 | كان | ك و نKVN | kāne | olsaydı | it had been |
| 3 | عرضا | ع ر ضARŽ | ǎraDan | bir menfaat | a gain |
| 4 | قريبا | ق ر بGRB | ḳarīben | yakın | near |
| 5 | وسفرا | س ف رSFR | ve seferan | ve bir yolculuk | and a journey |
| 6 | قاصدا | ق ص دGṦD̃ | ḳāSiden | orta | easy, |
| 7 | لاتبعوك | ت ب عTBA | lāttebeǔke | elbette sana tabi olurlardı | surely they (would) have followed you |
| 8 | ولكن | — | velākin | fakat | but |
| 9 | بعدت | ب ع دBAD̃ | beǔdet | uzak geldi | was long |
| 10 | عليهم | — | ǎleyhimu | kendilerine | for them |
| 11 | الشقة | ش ق قŞGG | ş-şuḳḳatu | aşılacak mesafe | the distance. |
| 12 | وسيحلفون | ح ل فḪLF | ve seyeHlifūne | bir de yemin edecekler | And they will swear |
| 13 | بالله | — | billahi | Allah'a | by Allah, |
| 14 | لو | — | levi | eğer (diye) | """If" |
| 15 | استطعنا | ط و عŦVA | steTaǎ'nā | gücümüz yetseydi | we were able, |
| 16 | لخرجنا | خ ر جḢRC | leḣaracnā | çıkardık | certainly we (would) have come forth |
| 17 | معكم | — | meǎkum | sizinle beraber | "with you.""" |
| 18 | يهلكون | ه ل كHLK | yuhlikūne | mahvediyorlar | They destroy |
| 19 | أنفسهم | ن ف سNFS | enfusehum | kendilerini | their own selves |
| 20 | والله | — | vallahu | ve Allah | and Allah |
| 21 | يعلم | ع ل مALM | yeǎ'lemu | biliyor | knows |
| 22 | إنهم | — | innehum | onların | (that) indeed, they |
| 23 | لكاذبون | ك ذ بKZ̃B | lekāƶibūne | yalancı olduklarını | (are) surely liars. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
لو كان عرضا قريبا وسفرا قاصدا لاتبعوك ولكن بعدت عليهم الشقة وسيحلفون بالله لو استطعنا لخرجنا معكم يهلكون انفسهم والله يعلم انهم لكذبون
Arapça (Harekeli)
لَوْ كَانَ عَرَضًا قَرِيبًا وَسَفَرًا قَاصِدًا لَّاتَّبَعُوكَ وَلَكِن بَعُدَتْ عَلَيْهِمُ الشُّقَّةُ وَسَيَحْلِفُونَ بِاللَّهِ لَوِ اسْتَطَعْنَا لَخَرَجْنَا مَعَكُمْ يُهْلِكُونَ أَنفُسَهُمْ وَاللَّهُ يَعْلَمُ إِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ
Transliterasyon
Lev kâne aradan karîben ve seferen kâsıden lettebeûke ve lâkin beudet aleyhimuş şukkah(şukkatu), ve seyahlifûne billâhi levisteta´nâ leharecnâ meakum, yuhlikûne enfusehum, vallâhu ya´lemu innehum le kâzibûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Law k<span class="u">a</span>na AAara<span class="u">d</span>an qareebanwasafaran q<span class="u">as</span>idan la<span class="b">i</span>ttabaAAooka wal<span class="u">a</span>kinbaAAudat AAalayhimu a<span class="b">l</span>shshuqqatu wasaya<span class="u">h</span>lifoona bi<span class="b">A</span>ll<span class="u">a</span>hilawi ista<span class="u">t</span>aAAn<span class="u">a</span> lakharajn<span class="u">a</span> maAAakumyuhlikoona anfusahum wa<span class="b">A</span>ll<span class="u">a</span>hu yaAAlamu innahum lak<span class="u">ath</span>iboon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Onları hazır bir ganîmete, yahut yakın bir yolculuğa çağırsaydın sana uyarlardı, fakat meşakkatle alınacak olan bu yol, onlara uzak geldi. Allah'a and içerek gücümüz yetseydi sizinle berâber çıkardık diyecekler. Onlar, kendilerini helâk ediyorlar ve Allah biliyor ki onlar yalancıdır.
Ali Bulaç
Eğer yakın bir yarar ve orta bir sefer olsaydı, onlar mutlaka seni izlerlerdi. Ama zorluk onlara uzak geldi. "Eğer güç yetirseydik muhakkak seninle birlikte (savaşa) çıkardık." diye sana Allah adına yemin edecekler. Kendi nefislerini helaka sürüklüyorlar. Allah onların gerçekten yalan söylediklerini biliyor.
Bayraktar Bayraklı
Eğer kolay elde edilebilecek bir dünya malı ve kısa sürecek bir yolculuk olsaydı, o münafıklar mutlaka sana uyup peşinden gelirlerdi. Fakat meşakkatli yol onlara uzun göründü. Gerçi onlar, “gücümüz yetseydi mutlaka sizinle beraber sefere çıkardık” diyerek kendilerini helâk edercesine, Allah'a yemin edecekler. Oysa Allah onların mutlaka yalan söylediklerini biliyor.
Diyanet İşleri
Eğer yakın bir dünya malı ve kolay bir yolculuk olsaydı (o münafıklar) mutlaka sana uyup peşinden gelirlerdi. Fakat meşakkatli yol onlara uzak geldi. Gerçi onlar, "Gücümüz yetseydi mutlaka sizinle beraber çıkardık" diye kendilerini helak edercesine Allah'a yemin edecekler. Halbuki Allah onların mutlaka yalancı olduklarını biliyor.
Edip Yüksel
Yakın bir menfaat ve orta uzunlukta bir yolculuk olsaydı seni izleyeceklerdi; ancak zorluk onlara fazla geldi. ALLAH'a yemin edeceklerdir: "Gücümüz yetseydi sizinle birlikte çıkacaktık!" Böylece kendilerini mahvediyorlar. ALLAH onların yalancı olduklarını bilir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Eğer o sefer, yakın bir ganimet ve kolay bir sefer olsaydı mutlaka peşine düşer gelirlerdi. Fakat o meşakkatli yolculuk kendilerine uzun bir sefer geldi. Bununla beraber, "Bizim de gücümüz yetseydi, sizinle beraber elbette sefere çıkardık." diyerek Allah'a yemin edecekler, nefislerini helake sürükleyecekler. Allah biliyor ki, onlar iyice yalancıdırlar.
Erhan Aktaş
Eğer kolay bir kazanç ve sıradan bir “sefer” olsaydı, arkandan gelirlerdi. Ancak bu zorlu yolculuk, onlara uzak geldi. “Eğer gücümüz yetseydi, biz de sizinle çıkardık.” diye Allah’a yemin edecekler. Kendilerini yok olmaya sürüklüyorlar. Kuşkusuz Allah, onların yalancı olduklarını en iyi bilendir.
Hakkı Yılmaz
Eğer sefer, yakın bir kazanç ve sıradan bir sefer olsaydı, onlar kesinlikle seni izlerlerdi. Fakat o yapılması zor olan iş kendilerine uzak geldi. Bununla beraber, “Bizim de gücümüz yetseydi, kesinlikle sizinle beraber elbette çıkardık” diye Allah'a yemin edecekler –kendilerini yıkıma uğratıyorlar– ve Allah biliyor ki onlar, kesinlikle yalancı kimselerdir.
Muhammed Esed
Ortada umulmadık türden bir kazanç ve kolay bir sefer (umudu) olsaydı, (ey Peygamber) kuşkusuz, arkadan gelirlerdi; fakat çıkılacak yol onlara çok uzun geldi. (Bu yetmiyormuş gibi), bir de (ey inananlar, sizin dönüşünüzden sonra) o (sefere katılmayan) kimseler, Allah'a yemin edip (bu yalan yeminle) kendilerini tehlikeye sokarak: "Gücümüz olsaydı, mutlaka sizinle beraber çıkardık" diyecekler: Oysa Allah, onların düpedüz yalan söylediklerini elbette biliyor.
Mustafa İslamoğlu
Eğer yakın bir menfaat ve kolay bir sefer olsaydı, senin ardına tereddütsüz takılırlardı. Fakat bu zorlu yolculuk onlara pek uzun geldi. Üstelik, "Eğer gücümüz olsaydı kesin sizinle çıkardık" diye Allah adına yemin ederek kişiliklerini mahvedecekler: Oysa ki, Allah onların yalancı olduğunu çok iyi biliyor.
Suat Yıldırım
Eğer dâvet olundukları seferde peşin bir ganimet bulunsa ve orta yollu bir mesafe olsaydı, mutlaka senin peşinden gelirlerdi; fakat meşakkatli yol onlara pek uzak geldi. Bununla beraber “Eğer gücümüz yetseydi muhakkak sizinle beraber sefere çıkardık. ” diye yemin edeceklerdir. Onlar bu yalanlarıyla kendilerini mahvediyorlar. Çünkü Allah onların yalancı olduklarını kesinlikle bilmektedir. *
Süleyman Ateş
Yakın bir dünya menfaati ve orta bir yolculuk olsaydı (savaşa katılmayan o münafıklar), elbette sana tabi olurlardı. Fakat güç aşılacak mesafe, kendilerine uzak geldi. Bir de "Gücümüz yetseydi, sizinle beraber çıkardık!"diye Allah'a yemin edecekler. Boşuna kendilerini mahvediyorlar. Allah, onların yalancı olduklarını biliyor.
Şaban Piriş
Kolay bir kazanç, normal bir yolculuk olsaydı sana uyarlardı. Fakat, meşakkat onlara uzak geldi. Gücümüz yetseydi sizinle beraber çıkardık. diye Allaha yemin edeceklerdir. Kendilerini helak ediyorlar. Allah, gerçekten onların yalancı olduğunu biliyor.
Yaşar Nuri Öztürk
Eğer o, yakın bir dünya menfaati yahut orta bir yolculuk olsa idi, elbette seni izleyeceklerdi. Ama o zorluklarla dolu yolculuk kendilerine uzak geldi. "Gücümüz yetseydi sizinle çıkacaktık" diye Allah'a yemin de ederler. Kendilerini mahvediyorlar. Allah biliyor ki onlar, kesinlikle yalancıdırlar.
Edip-Layth-Martha
If it were a near gain, or an easy journey, they would have followed you; but the distance was too much for them. They will swear by God: "If we could have, we would have come with you." They destroy themselves, and God knows they are liars.
Muhammad Asad
Had there been [a prospect of] immediate gain, and an easy journey, they would certainly have followed thee, [O Prophet:] but the distance was too great for them* . And yet, [after your return, O believers,] they will swear by God, "Had we been able to do so, we would certainly have set out with you!" - [and by thus falsely swearing] they will be destroying their own selves: for God knows indeed that they are lying!
Rashad Khalifa
If there were a quick material gain, and a short journey, they would have followed you. But the striving is just too much for them. They will swear by GOD: "If we could, we would have mobilized with you." They thus hurt themselves, and GOD knows that they are liars.,
The Monotheist Group
If it were a near gain, or an easy journey, they would have followed you; but the distance was too much for them. And they will swear by God: "If we could have, we would have gone with you." They destroy themselves, and God knows they are liars.