Tevbe/Bara'e Sûresi60. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (22 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | إنما | — | innemā | şüphesiz ancak | Only |
| 2 | الصدقات | ص د قṦD̃G | S-Sadeḳātu | sadakalar (zekatlar) | the charities |
| 3 | للفقراء | ف ق رFGR | lilfuḳarā'i | fakirlere mahsustur | (are) for the poor, |
| 4 | والمساكين | س ك نSKN | velmesākīni | ve düşkünlere | and the needy |
| 5 | والعاملين | ع م لAML | vel'ǎāmilīne | ve çalışan memurlara | and those who collect |
| 6 | عليها | — | ǎleyhā | onlar üzerinde | them, |
| 7 | والمؤلفة | ا ل فELF | velmu'ellefeti | ve ısındırılacak olanlara | and the ones inclined |
| 8 | قلوبهم | ق ل بGLB | ḳulūbuhum | kalbleri | their hearts, |
| 9 | وفي | — | ve fī | and in | |
| 10 | الرقاب | ر ق بRGB | r-riḳābi | ve kölelere | the (freeing of) the necks, |
| 11 | والغارمين | غ ر مĞRM | velğārimīne | ve borçlulara | and for those in debt |
| 12 | وفي | — | ve fī | and in | |
| 13 | سبيل | س ب لSBL | sebīli | ve yoluna | (the) way |
| 14 | الله | — | llahi | Allah | (of) Allah, |
| 15 | وابن | ب ن يBNY | vebni | ve oğluna (yolcuya) | and the wayfarer - |
| 16 | السبيل | س ب لSBL | s-sebīli | yol (yolcuya) | and the wayfarer - |
| 17 | فريضة | ف ر ضFRŽ | ferīDeten | bir farz olarak | an obligation |
| 18 | من | — | mine | -tan | from |
| 19 | الله | — | llahi | Allah- | Allah. |
| 20 | والله | — | vallahu | ve Allah | And Allah |
| 21 | عليم | ع ل مALM | ǎlīmun | bilendir | (is) All-Knowing, |
| 22 | حكيم | ح ك مḪKM | Hakīmun | hüküm ve hikmet sahibidir | All-Wise. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
انما الصدقت للفقراء والمسكين والعملين عليها والمولفة قلوبهم وفى الرقاب والغرمين وفى سبيل الله وابن السبيل فريضة من الله والله عليم حكيم
Arapça (Harekeli)
إِنَّمَا الصَّدَقَاتُ لِلْفُقَرَاءِ وَالْمَسَاكِينِ وَالْعَامِلِينَ عَلَيْهَا وَالْمُؤَلَّفَةِ قُلُوبُهُمْ وَفِي الرِّقَابِ وَالْغَارِمِينَ وَفِي سَبِيلِ اللَّهِ وَابْنِ السَّبِيلِ فَرِيضَةً مِّنَ اللَّهِ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
Transliterasyon
İnnemas sadakâtu lil fukarâi vel mesakîni vel âmilîne aleyhâ vel muellefeti kulûbuhum ve fîr rikâbi vel gârimîne ve fî sebîlillâhi vebnissebîl|i|, farîdaten minallâh|i|, vallâhu alîmun hakîm(hakîmun).
Transliteration (Eng.)
Innam<span class="u">a</span> a<span class="b">l</span><span class="u">ss</span>adaq<span class="u">a</span>tulilfuqar<span class="u">a</span>-i wa<span class="b">a</span>lmas<span class="u">a</span>keeni wa<span class="b">a</span>lAA<span class="u">a</span>mileenaAAalayh<span class="u">a</span> wa<span class="b">a</span>lmu-allafati quloobuhum wafee a<span class="b">l</span>rriq<span class="u">a</span>biwa<span class="b">a</span>lgh<span class="u">a</span>rimeena wafee sabeeli All<span class="u">a</span>hi wa<span class="b">i</span>bnia<span class="b">l</span>ssabeeli faree<span class="u">d</span>atan mina All<span class="u">a</span>hi wa<span class="b">A</span>ll<span class="u">a</span>huAAaleemun <span class="u">h</span>akeemun
Abdulbaki Gölpınarlı
Söz budur ancak; sadakalar, yoksulların, hiçbir şeyi bulunmayanların, o malı toplayıp devşirmeye memûr olanların, gönülleri Müslümanlıkla uzlaştırılmak istenen kişilerin, kölelerle tutsakların, borçluların, Allah yolunda savaşanların ve yolda kalmışların hakkıdır, Allah'ın hükmüdür bu ve Allah her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sâhibidir.
Ali Bulaç
Sadakalar, -Allah'tan bir farz olarak- yalnızca fakirler, düşkünler, (zekat) işinde görevli olanlar, kalpleri ısındırılacaklar, köleler, borçlular, Allah yolunda (olanlar) ve yolda kalmış(lar) içindir. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Bayraktar Bayraklı
Sadakalar/zekâtlar Allah'tan bir farz olarak ancak, yoksullara, düşkünlere, zekât memurlarına, gönülleri ısındırılmış olanlara, kölelere, borçlulara, Allah yolunda çalışıp cihad edenlere, yolda kalana/toplumun bitirilemeyen işlerine aittir. Allah hakkıyla bilen, işini yerli yerince yapandır.
Diyanet İşleri
Sadakalar (zekatlar) Allah'tan bir farz olarak ancak, yoksullara, düşkünlere, (zekat toplayan) memurlara, gönülleri (İslam'a) ısındırılacak olanlara, (hürriyetlerini satın almaya çalışan) kölelere, borçlulara, Allah yolunda çalışıp cihad edenlere, yolcuya mahsustur. Allah pek iyi bilendir, hikmet sahibidir.
Edip Yüksel
Sadakalar, ALLAH'tan bir yükümlülük olarak, yoksullara, düşkünlere, bu konuda çalışan görevlilere, sempatizanlara, kölelerin özgürlüğü için, borçlulara, ALLAH yoluna ve yolda kalmışlara verilmeli. ALLAH Bilendir, Bilgedir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Sadakalar ancak şunlar içindir: Fakirler, yoksullar, o işte çalışan görevliler, müellefei kulûb (kalbleri İslâm'a ısındırılacaklar), köleler, borçlular, Allah yolundakiler, yolda kalmışlar. Allah tarafından böyle farz kılındı. Allah her şeyi bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Erhan Aktaş
Sadakalar*, Allah’tan bir farz olarak; ancak yoksullara, düşkünlere, bununla ilgili görevlilere*, kalpleri kazanılacak kimselere*, kölelere*, borçlulara, Allah yoluna ve yolda kalmışlara* aittir. Allah, Her Şeyi Bilen’dir, En İyi Hüküm Veren’dir.
Hakkı Yılmaz
Kesinlikle, Allah tarafından bir taksim/zorunlu görev olarak sadakalar/ kamunun gelirleri ancak fakirler, miskinler/ yoksullar, işsizler, o iş üzerine çalışan görevliler/ kamu görevlileri, kalpleri İslâm'a ısındırılacaklar, özgürlüğü olmayan köleler, ağır borç altındakiler, Allah yolundakiler [askerler, öğrenci ve öğretmenler], yolda kalmışlar içindir. Allah, her şeyi en iyi bilendir ve en iyi yasa koyandır.
Muhammed Esed
Allah için sunulan şeyler, yalnızca yoksul ve düşkünler, bu konuyla ilgilenen görevliler, kalpleri kazanılacak olan kimseler içindir; ve insanları boyunduruklarından kurtarmak için; ve borçlarını ödeyemeyecek durumda olanlar için; ve Allah uğruna girişilebilecek her türlü çaba için ve yolda kalmış kimseler için: bu, Allah'tan (uyulması zorunlu) bir yönergedir; çünkü Allah, doğru hüküm ve hikmetle yön gösteren mutlak ve sınırsız bilgi sahibidir.
Mustafa İslamoğlu
Zekatlar yalnızca yoksullara ve düşkünlere, bu işi yapan görevlilere ve kalpleri kazanılacak kimselere, özgürlükleri elinden alınanlar ve borç yükü altında ezilenler için, Allah yolunda gösterilen her türlü faaliyet ve yolda kalmışlar için verilir: bu Allah'ın koyduğu bir kuraldır. Ve Allah her şeyi bilir, her hükmünde tam isabet sahibidir.
Suat Yıldırım
Zekâtlar sadece fakirlere, düşkünlere, zekât toplayan görevlilere, kalpleri İslâm'a ısındırılacak olanlara, esirlik ve kölelikten kurtulmak isteyenlere, borçlulara, Allah yoluna ve bir de muhtaç kalmış yolcu ve gariplere mahsustur. Allah tarafından kesin olarak böyle farz buyuruldu. Allah alîmdir, hakîmdir (her şeyi bilir, tam hüküm ve hikmet sahibidir). [2, 177. 215]*
Süleyman Ateş
Sadakalar, (zekatlar) Allah'tan bir farz olarak ancak fakirlere, düşkünlere, onlar üzerinde çalışan (zekat toplayan) memurlara, kalbleri (İslam'a) ısındırılacak olanlara, kölelik altında bulunanlara, borçlulara, Allah yoluna ve yolcuya mahsustur (toplanan zekat, ancak bu sayılanlara verilir). Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Şaban Piriş
Sadakalar, Allahtan bir farz olarak fakirler, düşkünler, onu toplayan memurlar, kalpleri (İslama) ısındırılanlar, köle ve esirler, borçlular, Allah yolunda ve yolda kalanlar içindir. Allah alimdir, hakimdir.
Yaşar Nuri Öztürk
Sadakalar / zekat malları Allah'tan bir farz olarak sadece şunlar içindir: Fakirler, düşkünler, sadakalarla ilgilenmeye memur edilenler, kalpleri yakınlaştırılıp ısındırılacak olanlar, özgürlüğünü yitirmiş olanlar, borçlular, Allah yolundakiler, yolda kalmış kişi. Allah Alim'dir, Hakim'dir.
Edip-Layth-Martha
The charities are to go to the poor, the needy, those who work on their collection, those whose hearts are to be reconciled, free the slaves, those in debt, in the cause of God, and to the wayfarer. A duty from God; God is Knowledgeable, Wise.
Muhammad Asad
The offerings given for the sake of God* are [meant] only for the poor and the needy, and those who are in charge thereof,* and those whose hearts are to be won over, and for the freeing of human beings from bondage, and [for] those who are over burdened with debts, and [for every struggle] in God's cause, and [for] the wayfarer: [this is] an ordinance from God - and God is all-knowing, wise.*
Rashad Khalifa
Charities shall go to the poor, the needy, the workers who collect them, the new converts, to free the slaves, to those burdened by sudden expenses, in the cause of GOD, and to the traveling alien. Such is GOD's commandment. GOD is Omniscient, Most Wise.,
The Monotheist Group
Indeed, the charities are for the poor, and the needy, and those who work to collect them, and those whose hearts have been united, and to free the slaves, and those in debt, and in the cause of God, and the wayfarer. A duty from God, and God is Knowledgeable, Wise.