Tevbe/Bara'e Sûresi59. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (19 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ولو | — | velev | ve şayet | And if |
| 2 | أنهم | — | ennehum | onlar | [that] they |
| 3 | رضوا | ر ض وRŽV | raDū | razı olsalardı | (were) satisfied |
| 4 | ما | — | mā | şeye | (with) what |
| 5 | آتاهم | ا ت يETY | ātāhumu | kendilerine verdiğine | Allah gave them |
| 6 | الله | — | llahu | Allah'ın | Allah gave them |
| 7 | ورسوله | ر س لRSL | ve rasūluhu | ve Elçisinin | and His Messenger, |
| 8 | وقالوا | ق و لGVL | ve ḳālū | ve deselerdi | and said, |
| 9 | حسبنا | ح س بḪSB | Hasbunā | bize yeter | """Sufficient for us" |
| 10 | الله | — | llahu | Allah | (is) Allah, |
| 11 | سيؤتينا | ا ت يETY | seyu'tīnā | yakında bize verecek | Allah will give us |
| 12 | الله | — | llahu | Allah | Allah will give us |
| 13 | من | — | min | of | |
| 14 | فضله | ف ض لFŽL | feDlihi | bol lutfundan | His Bounty |
| 15 | ورسوله | ر س لRSL | ve rasūluhu | ve Elçisi de | and His Messenger. |
| 16 | إنا | — | innā | biz sadece | Indeed, we |
| 17 | إلى | — | ilā | to | |
| 18 | الله | — | llahi | Allah'a | Allah |
| 19 | راغبون | ر غ بRĞB | rāğibūne | rağbet ederiz | "turn our hopes.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ولو انهم رضوا ما ءاتىهم الله ورسوله وقالوا حسبنا الله سيوتينا الله من فضله ورسوله انا الى الله رغبون
Arapça (Harekeli)
وَلَوْ أَنَّهُمْ رَضُوا مَا آتَاهُمُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ وَقَالُوا حَسْبُنَا اللَّهُ سَيُؤْتِينَا اللَّهُ مِن فَضْلِهِ وَرَسُولُهُ إِنَّا إِلَى اللَّهِ رَاغِبُونَ
Transliterasyon
Ve lev ennehum radû mâ âtâhumullâhu ve resûluhu ve kâlû hasbunâllâhu se yu’tinâllâhu min fadlihî ve resûluhû innâ ilâllâhi râgıbûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Walaw annahum ra<span class="u">d</span>oo m<span class="u">a</span> <span class="u">a</span>t<span class="u">a</span>humuAll<span class="u">a</span>hu warasooluhu waq<span class="u">a</span>loo <span class="u">h</span>asbun<span class="u">a</span>All<span class="u">a</span>hu sayu/teen<span class="u">a</span> All<span class="u">a</span>hu min fa<span class="u">d</span>lihiwarasooluhu inn<span class="u">a</span> il<span class="u">a</span> All<span class="u">a</span>hi r<span class="u">a</span>ghiboon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ne olurdu şüpheden sıyrılıp Allah'ın ve Peygamberinin verdiğine hoşnut olsalardı ve Allah yeter bize, yakında lûtfeder bize de Allah da verir, Peygamberi de, şüphe yok ki biz, ümîdimizi Allah'a bağlamışız deselerdi.
Ali Bulaç
Eğer onlar, Allah'ın ve elçisinin verdiklerine hoşnut olsalardı ve: "Bize Allah yeter; Allah pek yakında bize fazlından verecek, O'nun elçisi de. Biz gerçekten ancak Allah'a rağbet edenleriz" deselerdi (ya).
Bayraktar Bayraklı
Eğer onlar, Allah ve Peygamberinin kendilerine verdiğine razı olup, “Allah bize yeter, yakında bize Allah da lütfundan verecek, Rasûlü de. Biz, Allah'a düşkün kimseleriz ” deselerdi kendileri için daha hayırlı olurdu.
Diyanet İşleri
Eğer onlar Allah ve Resulünün kendilerine verdiğine razı olup, "Allah bize yeter, yakında bize Allah da lütfundan verecek, Resulü de. Biz yalnız Allah'a rağbet edenleriz" deselerdi (daha iyi olurdu).
Edip Yüksel
Onlar, ALLAH'ın ve elçisinin kendilerine verdikleri paya razı olmalı ve "ALLAH bize yeter. ALLAH elçisi yoluyla kendi lütfundan bize verecektir. Biz sadece ALLAH'ı arzularız" demeliydiler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ne olurdu bunlar, Allah ve Resulünün kendilerine verdiğine razı olsalar da "Bize Allah yeter. Allah bize lütuf ve ihsanından yine lutfeder, verir. Bizim bütün rağbetimiz Allah'adır" deselerdi.
Erhan Aktaş
Ne olurdu! Onlar, Allah’ın ve Rasulü’nün verdiklerine razı olsalar ve: “Allah’ın lütfu bize yeter, Allah bize lütfundan yine verir, Rasul’ü de. Bizim isteğimiz yalnızca Allah’ın rızasıdır.” deselerdi.
Hakkı Yılmaz
Ve keşke onlar, Allah ve Elçisi'nin kendilerine verdiğine razı olsalardı. Ve “Bize Allah yeter. Allah, yakında bize armağanlar verecektir, Elçisi de. Şüphesiz biz, sadece Allah'a rağbet edenleriz” deselerdi.
Muhammed Esed
Oysa, Allah'ın kendilerine verdiği O'nun Elçisi'nin de verilmesini (sağladığı) şeylerle yetinip hoşnut olsalardı ve "Allah bize yeter! Allah, bolluk ve bereketinde bize (dilediğini) verecektir; O'nun Elçisi ise bize verilmesini (sağlayacaktır); doğrusu, biz umutla ve yürekten Allah'a yönelmişiz," deselerdi, (bu onlar için elbette daha iyi olurdu.)
Mustafa İslamoğlu
Ah keşke onlar Allah'ın ve O'nun Elçisi'nin kendilerine verdikleriyle yetinselerdi; ve "Allah bize yeter; gün gelir de Allah lutfundan bize (bir pay) verirse, O'nun Elçisi de (bize takdim eder); elbet biz ta gönülden Allah'a yönelmişiz" deselerdi.
Suat Yıldırım
Eğer onlar Allah'ın ve Resûlünün kendilerine verdiklerine razı olsalar ve: “Allah'ın lütfu bize yeter. Allah bize lütfundan yine verir, Resûlü de. Bizim isteğimiz sadece Allah'ın rızasıdır! ” deselerdi, kendileri için elbette daha iyi olurdu.
Süleyman Ateş
(Ne olur) onlar, Allah'ın ve Elçisinin kendilerine verdiğine razı olup: "Allah bize yeter, yakında Allah da bize bol lutfundan verecek, Elçisi de; biz sadece Allah'a rağbet ederiz (yalnız O'ndan umarız)." deselerdi!
Şaban Piriş
Eğer onlar, Allah ve Peygamberin kendilerine verdiğinden hoşnut olup: Allah bize yeter, Allah bize bol nimetinden verecektir. Resulü de. deselerdi, daha hayırlı olurdu.
Yaşar Nuri Öztürk
Ne olurdu bunlar, Allah ve resulünün kendilerine verdiklerine razı olsalardı da şöyle deselerdi: "Allah bize yeter. Allah bize lütfundan verecektir; resulü de. Zaten biz, gönlümüzü yalnız Allah'a bağlamışız."
Edip-Layth-Martha
If only they were content with what God and His messenger had given them, and had said, "God suffices us; God will give us from His bounty, and so His messenger; it is to God that we desire."
Muhammad Asad
And yet, [it would be but for their own good] if they were to content themselves with what God has given them and [caused] His Apostle [to give them],* and would say, "God is enough for us! God will give us [whatever He wills] out of His bounty, and [will cause] His Apostle [to give us, too]: verily, unto God alone do we turn with hope!"
Rashad Khalifa
They should be satisfied with what GOD and His messenger have given them. They should have said, "GOD suffices us. GOD will provide for us from His bounties, and so will His messenger. We are seeking only GOD.",
The Monotheist Group
And if they had only been content with what God and His messenger had given them, and they had said: "God suffices; God will give us from His bounty, and His messenger; it is towards God that we desire."