Tevbe/Bara'e Sûresi86. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (18 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1وإذاve iƶāzamanAnd when
2أنزلتن ز لNZLunziletindirildiğiwas revealed
3سورةس و رSVRsūratunbir surea Surah
4أنendiye"that;"
5آمنواا م نEMNāminūinanınbelieve
6باللهbillahiAllah'ain Allah
7وجاهدواج ه دCHD̃ve cāhidūve cihadedinand strive
8معmeǎberaberwith
9رسولهر س لRSLrasūlihiElçisiyleHis Messenger,
10استأذنكا ذ نEZ̃Nste'ƶenekesenden izin istedilerask your permission
11أولوا و لEVLūlūsahibi olanlar(the) men
12الطولط و لŦVLT-Tavliservet(of) wealth
13منهمminhumiçlerindenamong them
14وقالواق و لGVLve ḳālūve dedilerand said,
15ذرناو ذ رVZ̃Rƶernābizi bırak"""Leave us,"
16نكنك و نKVNnekunolalım(to) be
17معmeǎberaberwith
18القاعدينق ع دGAD̃l-ḳāǐdīneoturanlarla"those who sit."""

Mealler

Arapça (Harekesiz)

واذا انزلت سورة ان ءامنوا بالله وجهدوا مع رسوله استذنك اولوا الطول منهم وقالوا ذرنا نكن مع القعدين

Arapça (Harekeli)

وَإِذَا أُنزِلَتْ سُورَةٌ أَنْ آمِنُوا بِاللَّهِ وَجَاهِدُوا مَعَ رَسُولِهِ اسْتَأْذَنَكَ أُولُو الطَّوْلِ مِنْهُمْ وَقَالُوا ذَرْنَا نَكُن مَّعَ الْقَاعِدِينَ

Transliterasyon

Ve izâ unzilet sûretun en âminû billâhi ve câhidû mearesûlihiste’zeneke ulût tavli minhum ve kâlûzernâ nekun meal kâ’ıdîn|e|.

Transliteration (Eng.)

Wa-i<span class="u">tha</span> onzilat sooratun an <span class="u">a</span>minoobi<span class="b">A</span>ll<span class="u">a</span>hi waj<span class="u">a</span>hidoo maAAa rasoolihi ista/<span class="u">th</span>anakaoloo a<span class="b">l</span><span class="u">tt</span>awli minhum waq<span class="u">a</span>loo <span class="u">th</span>arn<span class="u">a</span>nakun maAAa alq<span class="u">a</span>AAideen<span class="b">a</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Allah'a inanın ve Peygamberinin maiyetinde savaşın diye bir sûre indirilince içlerinden malı, kudreti olanlar, senden izin isterler ve bırak bizi de oturanlarla kalalım derler.

Ali Bulaç

"Allah'a iman edin, O'nun elçisi ile cihad etmeye çıkın" diye bir sûre indirildiği zaman onlardan servet sahibi olanlar, senden izin isteyip: "Bizi bırakıver, oturanlarla birlikte olalım" dediler.

Bayraktar Bayraklı

“Allah'a inanınız ve Peygamberinin yanında savaşınız” diye bir sûre indirildiği zaman, onların güçlüleri savaşa gitmemek için senden izin isterler ve “Bizi bırak, oturanlarla beraber kalalım” derler.

Diyanet İşleri

"Allah'a inanın, Resulü ile beraber cihad edin" diye bir sure indirildiği zaman, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin istediler ve: Bizi bırak (evlerinde) oturanlarla beraber olalım, dediler.

Edip Yüksel

"ALLAH'ı onaylayın, elçisiyle birlikte cihat edin" diye bir sure indiği zaman, onların güçlü ve varlıklı olanları bile senden izin istediler ve "Bizi bırak oturanlarla beraber olalım" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

"Allah'a iman edin ve Resulü ile birlikte cihada gidin." diye bir sûre indirildiği zaman, içlerinden mal mülk sahibi olanlar senden izin istediler ve "Bırak bizi oturanlarla beraber oturalım." dediler.

Erhan Aktaş

“Allah’a iman edin, Rasulü ile birlikte cihat edin.” diye bir sure indirildiği zaman, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin istediler: “Bırak bizi oturanlarla beraber oturalım.” dediler.

Hakkı Yılmaz

(86,87)Ve “Allah'a iman edin ve Elçisi ile birlikte çaba harcayın” diye bir sûre indirildiği zaman, onlardan güç [mal, mülk, evlat] sahibi olanlar senden izin istediler ve “Bırak bizi oturanlarla beraber olalım” dediler. Geri kalanlarla birlikte olmayı seçtiler. Onların kalpleri de damgalandı/ mühürlendi. Artık onlar iyice kavrayıp anlamazlar.

Muhammed Esed

(Gerçekten de hakkı inkâr ediyor onlar:) çünkü vahiy yoluyla: "Allah'a inanın ve O'nun Elçisi'yle beraber (O'nun yolunda savaşın" diye çağrıldıklarında, onlardan (savaşa katılmaya) pekâlâ güç yetirebilecek durumda olanlar (bile), "bizi bırak, evde kalanlarla birlikte kalalım" diyerek senden izin istediler.

Mustafa İslamoğlu

Hem, ne zaman "Allah'a güvenip iman edin ve Elçisi'yle birlikte cihad edin!" diyen bir pasaj indirilse; içlerinden durumu gayet müsait olanlar (bile) senden izin isteyerek derler ki: "Bırak bizi, oturanlarla birlikte oturalım!"

Suat Yıldırım

“Allah'a iman edin ve Resulü ile birlikte cihada gidin. ” diye bir sûre indiği zaman, onlardan servet ve imkân sahibi kimseler senden sefere katılmamak için izin istediler ve “Bırak, biz de evlerinde oturan kadınlar ve özürlülerle birlikte oturalım” dediler.

Süleyman Ateş

Allah'a inanın, Elçisiyle beraber cihadedin! diye bir sure indirildiği zaman içlerinden servet sahibi olanlar, senden izin istediler: "Bizi bırak, oturanlarla beraber oturalım." dediler.

Şaban Piriş

Allaha iman edin ve Onun Resulünün yanında cihad edin! diye bir sûre indirilse; onlardan gücü yetenler: Bizi bırak, oturanlarla beraber olalım! diyerek senden izin isterler.

Yaşar Nuri Öztürk

"Allah'a inanın, O'nun resulüyle beraber savaşa çıkın" anlamında bir sure indirildiği zaman, onların imkan ve servet sahibi olanları, senden izin isteyerek şöyle demişlerdi: "Bırak bizi, oturanlarla beraber olalım."

Edip-Layth-Martha

If a chapter is sent down: "That you shall acknowledge God and strive with His messenger," those with wealth and influence ask your permission and they say, "Let us be with those who remain behind."

Muhammad Asad

[They are indeed denying it:] for, when they were called upon through revelation,* "Believe in God, and strive hard [in His cause] together with His Apostle," [even] such of them as were well able [to go to war] asked thee for exemption, saying, "Allow us to stay behind with those who remain at home!"*

Rashad Khalifa

When a sura is revealed, stating: "Believe in GOD, and strive with His messenger," even the strong among them say, "Let us stay behind!",

The Monotheist Group

And if a chapter is sent down: "That you shall believe in God and strive with His messenger," those with wealth and influence ask your leave and they say: "Let us be with those who remain behind."