Tevbe/Bara'e Sûresi87. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (11 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | رضوا | ر ض وRŽV | raDū | razı oldular | They (were) satisfied |
| 2 | بأن | — | bien | to | |
| 3 | يكونوا | ك و نKVN | yekūnū | olmaya | be |
| 4 | مع | — | meǎ | beraber | with |
| 5 | الخوالف | خ ل فḢLF | l-ḣavālifi | geride kalan kadınlarla | those who stay behind, |
| 6 | وطبع | ط ب عŦBA | ve Tubiǎ | ve mühürlendi | and were sealed |
| 7 | على | — | ǎlā | üzeri | [on] |
| 8 | قلوبهم | ق ل بGLB | ḳulūbihim | kalbleri | their hearts, |
| 9 | فهم | — | fehum | artık onlar | so they |
| 10 | لا | — | lā | (do) not | |
| 11 | يفقهون | ف ق هFGH | yefḳahūne | anlamazlar | understand. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
رضوا بان يكونوا مع الخوالف وطبع على قلوبهم فهم لا يفقهون
Arapça (Harekeli)
رَضُوا بِأَن يَكُونُوا مَعَ الْخَوَالِفِ وَطُبِعَ عَلَى قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَفْقَهُونَ
Transliterasyon
Radû bi en yekûnû meal havâlifi ve tubia alâ kulûbihim fe hum lâ yefkahûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Ra<span class="u">d</span>oo bi-an yakoonoo maAAa alkhaw<span class="u">a</span>lifiwa<span class="u">t</span>ubiAAa AAal<span class="u">a</span> quloobihim fahum l<span class="u">a</span>yafqahoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Onlar, oturup kalanlarla berâber olmaya râzı olmuşlardır ve kalplerine mühür vurulmuştur onların, muhakkak ki onlar anlamazlar.
Ali Bulaç
(Savaştan) Geri kalanlarla birlikte olmayı seçtiler. Onların kalpleri mühürlenmiştir. Bundan dolayı kavrayıp-anlamazlar.
Bayraktar Bayraklı
Geride kalan kadınlarla beraber bulunmaya razı oldular. Artık kalpleri mühürlenmiştir ve bu yüzden anlamazlar.
Diyanet İşleri
Geride kalan kadınlarla beraber olmaya razı oldular, onların kalplerine mühür vuruldu. Bu yüzden onlar anlamazlar.*
Edip Yüksel
Geride kalanlarla birlikte olmaya razı oldular. Sonunda kalpleri mühürlendi. Bundan ötürü anlayamazlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlar, oturanlarla beraber oturmaktan hoşlandılar. Kalblerine mühür vuruldu. Bundan dolayı onlar anlayışsızdırlar.
Erhan Aktaş
Onlar, geride kalanlarla beraber olmayı tercih ettiler. Kalpleri mühürlendi, artık onlar anlamazlar.
Hakkı Yılmaz
(86,87)Ve “Allah'a iman edin ve Elçisi ile birlikte çaba harcayın” diye bir sûre indirildiği zaman, onlardan güç [mal, mülk, evlat] sahibi olanlar senden izin istediler ve “Bırak bizi oturanlarla beraber olalım” dediler. Geri kalanlarla birlikte olmayı seçtiler. Onların kalpleri de damgalandı/ mühürlendi. Artık onlar iyice kavrayıp anlamazlar.
Muhammed Esed
Geride kalanlarla birlikte olmayı yeğlediler ve bu yüzden de onların kalpleri mühürlendi; öyle ki, artık hakkı kavrayamazlar.
Mustafa İslamoğlu
Geri kalanlarla birlikte olmayı gönülden kabullendiler; sonunda kalplerine mühür basıldı: artık onlar gerçeği kavrayamazlar.
Suat Yıldırım
Savaştan geri kalan kadınlarla birlikte oturmaya razı oldular. Kalplerine mühür vuruldu, artık onlar (cihattaki hikmeti, Resullullaha itaat etmedeki mutluluğu) anlayamazlar. [47, 20; 33, 19]
Süleyman Ateş
Geride kalan kadınlarla beraber olmağa razı oldular, kalbleri mühürlendi, artık onlar anlamazlar.
Şaban Piriş
Geri kalan aciz kadınlarla beraber olmaya razı oldular. Kalpleri kapanmıştır. Bu yüzden anlamazlar.
Yaşar Nuri Öztürk
Geride kalan kadınlarla beraber olmayı yeğlediler. Kalpleri üzerine mühür basılmıştır. Artık anlayıp kavrayamazlar.
Edip-Layth-Martha
They were content to stay with those who remained behind, and it was stamped on their hearts, for they do not reason.
Muhammad Asad
They were well-pleased to remain with those who were left behind - where for their hearts have been sealed,* so that they cannot grasp the truth.
Rashad Khalifa
They chose to be with the sedentary. Consequently, their hearts were sealed, and thus, they cannot comprehend.,
The Monotheist Group
They were content to stay with those who remained behind, and it was imprinted on their hearts, for they do not understand.