Tevbe/Bara'e Sûresi90. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (17 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1وجاءج ي اCYEve cā'eve geldilerAnd came
2المعذرونع ذ رAZ̃Rl-muǎƶƶirūneözür bahane edenthe ones who make excuses
3منmineof
4الأعرابع ر بARBl-eǎ'rābibedevi Araplarthe bedouins,
5ليؤذنا ذ نEZ̃Nliyu'ƶeneizin verilmesi içinthat permission be granted
6لهمlehumkendilerineto them,
7وقعدق ع دGAD̃ve ḳaǎdeve oturdularand sat,
8الذينelleƶīnekimselerthose who
9كذبواك ذ بKZ̃Bkeƶebūyalan söyleyen(ler)lied
10اللهllaheAllah'a(to) Allah
11ورسولهر س لRSLve rasūlehuve Elçisineand His Messenger.
12سيصيبص و بṦVBseyuSībuerişecektirWill strike
13الذينelleƶīnekimselerethose who
14كفرواك ف رKFRkeferūinkar eden(lere)disbelieved
15منهمminhumonlardanamong them
16عذابع ذ بAZ̃Bǎƶābunbir azaba punishment
17أليما ل مELMelīmunacıklıpainful.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

وجاء المعذرون من الاعراب ليوذن لهم وقعد الذين كذبوا الله ورسوله سيصيب الذين كفروا منهم عذاب اليم

Arapça (Harekeli)

وَجَاءَ الْمُعَذِّرُونَ مِنَ الْأَعْرَابِ لِيُؤْذَنَ لَهُمْ وَقَعَدَ الَّذِينَ كَذَبُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ سَيُصِيبُ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

Transliterasyon

Ve câel muazzirûne minel a’râbi lî yu’zene lehum ve ka’adellezîne kezebûllâhe ve resûleh|u|, se yusîbullezîne keferû minhum azâbun elîm(elîmun).

Transliteration (Eng.)

Waj<span class="u">a</span>a almuAAa<span class="u">thth</span>iroona minaal-aAAr<span class="u">a</span>bi liyu/<span class="u">th</span>ana lahum waqaAAada alla<span class="u">th</span>eenaka<span class="u">th</span>aboo All<span class="u">a</span>ha warasoolahu sayu<span class="u">s</span>eebu alla<span class="u">th</span>eenakafaroo minhum AAa<span class="u">tha</span>bun aleem<span class="b">un</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Bedevîlerin bir kısmı özür dilemek ve izin almak için geldi, Allah'a ve Peygamberine yalan söyleyenler de oturup kaldı. İçlerinden kâfir olanlar, elemli bir azâba uğrayacak.

Ali Bulaç

Bedevilerden özür belirtenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah'a ve elçisine yalan söyleyenler de oturup kaldı. Onlardan inkar edenlere pek acı bir azap isabet edecektir.

Bayraktar Bayraklı

Bedevîlerden kendilerine izin verilmesi için özür beyan edenler geldi. Allah'a ve Peygamberine yalan söyleyenler ise, özür bile beyan etmeden geri kalıp oturdular. Onlardan inkâr edenlere, can yakıcı azap gelecektir.

Diyanet İşleri

Bedevilerden, (mazeretleri olduğunu) iddia edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah ve Resulüne yalan söyleyenler de oturup kaldılar. Onlardan kafir olanlara elem verici bir azap erişecektir.

Edip Yüksel

Araplardan özür uyduranlar, izin almak için sana geldiler. AL-LAH ve elçisini yalanlayanlar böylece oturdular. İnkârcılarına acı bir azap dokunacaktır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bedevilerden özür bahane edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Resulüne yalan söyleyenler de oturdular kaldılar. Bunlardan kâfir olanlara acıklı bir azap isabet edecektir.

Erhan Aktaş

Özür beyan eden Bedevi Araplar, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah’a ve Rasul’üne yalan söyleyenler ise oturup kaldılar. Onlardan kâfir olanlara yakında can yakıcı bir azap dokunacaktır.

Hakkı Yılmaz

Bedevi Araplardan özür beyan edenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah'a ve Elçisi'ne yalan söyleyenler de oturup kaldılar. Bunlardan Kâfirlere; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddeden biri olan kimselere, yakında çok acıklı bir azap dokunacaktır.

Muhammed Esed

VE BU ARADA savaşta bağışık tutulmaları yönünde arzedilecek bir takım özürleri olan bedevîler (Elçi'ye) geldiler; Allah'ı ve O'nun Elçisi'ni yalanlamaya kalkışanlarsa (sadece) evde kalmakla yetindiler. Hakkı inkara yeltenen böylelerine pek çetin bir azap gelip çatacak.

Mustafa İslamoğlu

Bedevilerden beyan edecek özrü olanlar, hiç değilse gelip kendilerine (savaşa katılmama) izni verilmesini talep ettiler; Allah ve Rasulü'nü yalanlayanlar ise oturup kaldılar. Onlardan nankörlükte ısrar edenlere, er geç acıklı bir azap dokunacak.

Suat Yıldırım

Bedevîlerden savaşa katılmamak için özürler uyduranlar, hiç değilse kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Resulüne bağlılık iddiasında yalancı olanlar ise oturdular. Ne geldiler, ne de özür dilediler. O bedevîlerden kâfir olanlar, gayet acı bir azaba mâruz kalacaklardır.

Süleyman Ateş

Özür bahane eden bedevi Araplar, kendilerin(in savaşa katılmamasın)a izin verilmesi için geldiler; Allah'a ve Elçisine yalan söyleyenler oturdular. Onlardan inkar edenlere, acı bir azab erişecektir.

Şaban Piriş

Bedevilerden özür beyan eden kimseler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allaha ve Resulüne yalan söyleyenler öte oturup kaldılar. Onlardan kafir olanlara acı bir azap dokunacaktır.

Yaşar Nuri Öztürk

Göçebe Arapların özür bahane edenleri kendilerine izin verilmesi için geldiler; Allah'a ve resulüne yalan söyleyenler oturdular. Onların küfre sapanlarına korkunç bir azap erişecektir.

Edip-Layth-Martha

Those who made excuses from among the Arabs came to get permission. Thus, those who denied God and His messenger stayed behind. Those who rejected from them will be inflicted with a painful retribution.

Muhammad Asad

AND THERE came [unto the Apostle] such of the bedouin as had some excuse to offer, [with the request] that they be granted exemption,* whereas those who were bent on giving the lie to God and His Apostle [simply] remained at home.* [And] grievous suffering is bound to befall such of them as are bent on denying the truth!

Rashad Khalifa

The Arabs made up excuses, and came to you seeking permission to stay behind. This is indicative of their rejection of GOD and His messenger - they stay behind. Indeed, those who disbelieve among them have incurred a painful retribution.,

The Monotheist Group

And those who had an excuse from among the Nomads came so leave would be given to them, and those who denied God and His messenger simply stayed behind. Those who rejected from them will be inflicted with a painful retribution.