Tevbe/Bara'e Sûresi94. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (30 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1يعتذرونع ذ رAZ̃Ryeǎ'teƶirūneözür dilerlerThey will make excuses
2إليكمileykumsizdento you
3إذاiƶāzamanwhen
4رجعتمر ج عRCAraceǎ'tumgeri dönüp geldiğinizyou (have) returned
5إليهمileyhimonların yanınato them.
6قلق و لGVLḳulde kiSay,
7لاhiç"""(Do) not"
8تعتذرواع ذ رAZ̃Rteǎ'teƶirūözür dilemeyinmake excuse,
9لنlenaslanever
10نؤمنا م نEMNnu'mineinanmayızwe will believe
11لكمlekumsizeyou.
12قدḳadmuhakkakVerily,
13نبأنان ب اNBEnebbeenābize bildirdiAllah (has) informed us
14اللهllahuAllahAllah (has) informed us
15منminof
16أخباركمخ ب رḢBReḣbārikumsizin haberleriniziyour news,
17وسيرىر ا يREYve seyerāve görecektirand Allah will see
18اللهllahuAllahand Allah will see
19عملكمع م لAMLǎmelekumyaptığınızıyour deeds,
20ورسولهر س لRSLve rasūluhuve Elçisi deand His Messenger.
21ثمṧummesonraThen
22تردونر د دRD̃D̃turaddūnedöndürüleceksinizyou will be brought back
23إلىilāto,
24عالمع ل مALMǎālimibilene(the) Knower
25الغيبغ ي بĞYBl-ğaybigörülmeyeni(of) the unseen
26والشهادةش ه دŞHD̃ve şşehādetive görüleniand the seen,
27فينبئكمن ب اNBEfeyunebbiukumO size haber verecekthen He will inform you
28بماbimāneof what
29كنتمك و نKVNkuntumvarsayou used (to)
30تعملونع م لAMLteǎ'melūneyaptıklarınız"do."""

Mealler

Arapça (Harekesiz)

يعتذرون اليكم اذا رجعتم اليهم قل لا تعتذروا لن نومن لكم قد نبانا الله من اخباركم وسيرى الله عملكم ورسوله ثم تردون الى علم الغيب والشهدة فينبئكم بما كنتم تعملون

Arapça (Harekeli)

يَعْتَذِرُونَ إِلَيْكُمْ إِذَا رَجَعْتُمْ إِلَيْهِمْ قُل لَّا تَعْتَذِرُوا لَن نُّؤْمِنَ لَكُمْ قَدْ نَبَّأَنَا اللَّهُ مِنْ أَخْبَارِكُمْ وَسَيَرَى اللَّهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُ ثُمَّ تُرَدُّونَ إِلَى عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

Transliterasyon

Ya´tezirûne ileykum izâ reca´tum ileyhim, kul lâ ta´tezirû len nu´mine lekum kad nebbe enallâhu min ahbârikum, ve se yerallâhu amelekum ve resûluhu summe tureddûne ilâ âlimil gaybi veş şehâdetî fe yunebbiukum bi mâ kuntum ta´melûn|e|.

Transliteration (Eng.)

YaAAta<span class="u">th</span>iroona ilaykum i<span class="u">tha</span>rajaAAtum ilayhim qul l<span class="u">a</span> taAAta<span class="u">th</span>iroo lan nu/minalakum qad nabbaan<span class="u">a</span> All<span class="u">a</span>hu min akhb<span class="u">a</span>rikumwasayar<span class="u">a</span> All<span class="u">a</span>hu AAamalakum warasooluhu thummaturaddoona il<span class="u">a</span> AA<span class="u">a</span>limi alghaybi wa<span class="b">al</span>shshah<span class="u">a</span>datifayunabbi-okum bim<span class="u">a</span> kuntum taAAmaloon<span class="b">a</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Seferden dönüp de onlarla buluştuğunuz zaman size özürler getirecek onlar; de ki: Özür dilemeyin, kesin olarak size inanmıyoruz; Allah, sizin ahvâlinizi haber vermiştir bize ve bundan sonraki hareketlerinizi de Allah ve Peygamberi görecek, sonra da gizliyi ve açığı bilen Tanrının tapısına döneceksiniz de o, bütün yaptıklarınızı size bildirecek.

Ali Bulaç

Onlara geri döndüğünüzde size özür belirttiler. De ki: "Özür belirtmeyiniz, size kesin olarak inanmıyoruz. Allah bize, durumunuzu haber vermiştir. Yaptıklarınızı Allah görecektir, O'nun elçisi de. Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilene döndürüleceksiniz ve O, yaptıklarınızı size haber verecektir."

Bayraktar Bayraklı

Seferden onlara döndüğünüz zaman, size özür beyan edecekler. De ki: “Boşuna özür dilemeyiniz! Size asla inanmayız; çünkü Allah, yaptıklarınızı bize bildirmiştir. Amellerinizi Allah da görecektir, Peygamberi de. Sonra, görüleni ve görülmeyeni bilene döndürüleceksiniz de, yapmakta olduklarınızı size haber verecektir.”

Diyanet İşleri

(Seferden) onlara döndüğünüz zaman size özür beyan edecekler. De ki: (Boşuna) özür dilemeyin! Size asla inanmayız; çünkü Allah, haberlerinizi bize bildirmiştir. (Bundan sonraki) amelinizi Allah da görecektir, Resulü de. Sonra görüleni ve görülmeyeni bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduklarınızı size haber verecektir.

Edip Yüksel

Kendilerine döndüğünüzde size özürler sayarlar. De ki: "Boşuna özür saymayın; sizi artık onaylamayız, ALLAH durumunuzu bize bildirmiş bulunuyor. ALLAH ve elçisi sizin işlerinizi görecek ve sonra da gizliyi ve açığı Bilenin huzuruna döndürüleceksiniz. O yaptıklarınız her şeyi size bildirecektir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Savaştan dönüp yanlarına geldiğinizde size özür beyan edecekler. De ki: "Özür beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Allah bize, sizin durumunuzdan haberler verdi". Bundan sonra da Allah ve Resulü yaptıklarınızı görecektir. Daha sonra da gizliyi ve âşikârı bilen Allah'a döndürüleceksiniz. O vakit O, size neler yapmış olduğunuzu tek tek haber verecektir.

Erhan Aktaş

Onlara döndüğünüz zaman size mazeret ileri sürecekler. De ki: “Mazeret ileri sürmeyin, size asla inanmayacağız. Allah, durumunuzdan bizi haberdar etti. Allah ve Rasul’ü yapacaklarınızı görecektir. Sonra, görüneni ve görünmeyeni bilene döndürüleceksiniz. O, bütün yaptıklarınızı size bildirecektir.”

Hakkı Yılmaz

Kendilerine döndüğünüz zaman size özür beyan edecekler. De ki: “Özür beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Allah bize, sizin haberlerinizden önemli haberler verdi.” Bundan sonra da Allah ve Elçisi işinizi görecektir. Daha sonra da görünmeyeni ve görüneni bilen Allah'a döndürüleceksiniz. Sonra da O, size yapmış olduklarınızı haber verecektir.

Muhammed Esed

(Ve) onlar, (seferden) döndüğünüzde size bahaneler arzedecekler! De ki: "(Asılsız) özürleri ileri sürmeyin, (çünkü) size inanmıyoruz: Allah bize hakkınızda gerekli bilgiyi vermiş bulunuyor zaten. (Bundan sonraki) yapıp-ettiklerinize bakacak Allah; ve O'nun Elçisi (de öyle); sonunda, yaratıkların görüş ve algı alanı dışında kalan şeyleri de, onların duyu ve tasavvur yoluyla tanıklık edebilecekleri şeyleri de bütün gerçeğiyle bilen O'nun karşısına çıkarılacaksınız; Ve O sizin (hayatta) ne yapıp-ettiğinizi tam olarak kavramanızı sağlayacak".

Mustafa İslamoğlu

Seferden dönüp de karşılaştığınız zaman size bahaneler sıralayacaklar. De ki: "Boşuna bahane üretmeyin, kesinlikle size inanmayacağız! Allah sizin (gerçek) durumunuzdan bizi haberdar etmiştir. Allah da, Rasulü de yaptıklarınızın (hesabını) görecektir. En sonunda görülemeyeni ve görüleni ayrıntılarıyla Bilen'in huzuruna çıkartılacaksınız; ve O size, yapıp-ettiklerinizi bir bir haber verecektir.

Suat Yıldırım

Savaş dönüşü kendileriyle karşılaşınca, katılmamaları hakkında mazeretler, bahaneler ileri sürerler. De ki: “Boşuna özür dilemeyin, zira size inanmayacağız. Çünkü sizin aleyhimizde çevirdiğiniz hilelerden bir kısmını Allah bize bildirdi. Bundan böyle de, yapacağınız her şeyi Allah da, Resulü de görüp değerlendirecek, daha sonra da, gizli olsun açık olsun, her şeyi bilen Allah'ın huzuruna götürüleceksiniz. O da bütün yaptıklarınızı bir bir önünüze koyacaktır. ”

Süleyman Ateş

(Seferden) geri dönüp onların yanına geldiğiniz zaman sizden özür dilerler. De ki: "Hiç özür dilemeyin, size inanmayız! Allah bize sizin haberlerinizden (bize karşı çevirdiğiniz entrikalardan) bazılarını bildirdi. Yaptığınızı Allah da görecek, Elçiside. Sonra görülmeyeni ve görüleni bilenin huzuruna döndürüleceksiniz, O size yaptıklarınızı haber verecek."

Şaban Piriş

Geri döndüğünüzde size özür beyan ederler. De ki: -Özür beyan etmeyin, size inanmayacağız. Allah haberlerinizi bize bildirmiştir. Allah da yaptıklarınızı görecektir, Resulü de. Sonra gaybı ve görünenleri bilene döndürüleceksiniz. O da size yaptıklarınızı haber verecektir.

Yaşar Nuri Öztürk

Dönüp yanlarına geldiğinizde sizden özür dilerler. De ki: "Özür dilemeyin. Size asla inanmayacağız. Allah bize sizin hallerinizden birçoğunu haber vermiştir. Yapıp ettiğinizi Allah da resulü de görecektir. Sonra görünmeyen ve görünen alemleri bilenin huzuruna çıkarılacaksınız da O size yapmakta olduklarınızı haber verecektir."

Edip-Layth-Martha

They will apologize to you when you return to them. Say, "Do not apologize; we will no longer trust you, for God has told us of your news." God will see your work, as will His messenger, then you will be returned to the knower of the unseen and the seen, He will inform you of what you did.

Muhammad Asad

[And] they will [still] be offering excuses to you when you return to them ,[from the campaign]! Say: "Do not offer [empty] excuses, [for] we shall not believe you: God has already enlightened us about you. And God will behold your [future] deeds, and [so will] His Apostle; and in the end you will be brought before Him* who knows all that is beyond the reach of a created being's perception as well as all that can be witnessed by a creature's senses or mind,* and then He will make you truly understand what you were doing [in life]."

Rashad Khalifa

They apologize to you when you return to them (from battle). Say, "Do not apologize; we no longer trust you. GOD has informed us about you." GOD will see your works, and so will the messenger, then you will be returned to the Knower of all secrets and declarations, then He will inform you of everything you had done.,

The Monotheist Group

They will apologize to you when you return to them, say: "Do not apologize, we will not believe you, for God has told us of your news." And God will see your work, as will His messenger, then you will be returned to Knower of the unseen and the seen, He will inform you of what you did.