Tevbe/Bara'e Sûresi93. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (19 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | إنما | — | innemā | ancak | Only |
| 2 | السبيل | س ب لSBL | s-sebīlu | (kınanmasına) yol vardır | the way (blame) |
| 3 | على | — | ǎlā | (is) on | |
| 4 | الذين | — | elleƶīne | kimselerin | those who |
| 5 | يستأذنونك | ا ذ نEZ̃N | yeste'ƶinūneke | senden izin isteyen | ask your permission |
| 6 | وهم | — | vehum | onlar | while they |
| 7 | أغنياء | غ ن يĞNY | eğniyā'u | zengin oldukları halde | (are) rich. |
| 8 | رضوا | ر ض وRŽV | raDū | onlar razı oldular | They (are) satisfied |
| 9 | بأن | — | bien | to | |
| 10 | يكونوا | ك و نKVN | yekūnū | olmağa | be |
| 11 | مع | — | meǎ | beraber | with |
| 12 | الخوالف | خ ل فḢLF | l-ḣavālifi | geri kalan kadınlarla | those who stay behind, |
| 13 | وطبع | ط ب عŦBA | ve Tabeǎ | ve mühürledi | and Allah sealed |
| 14 | الله | — | llahu | Allah | and Allah sealed |
| 15 | على | — | ǎlā | üzerini | [on] |
| 16 | قلوبهم | ق ل بGLB | ḳulūbihim | onların kalbleri | their hearts, |
| 17 | فهم | — | fehum | artık onlar | so they |
| 18 | لا | — | lā | (do) not | |
| 19 | يعلمون | ع ل مALM | yeǎ'lemūne | bilmezler | know. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
انما السبيل على الذين يستذنونك وهم اغنياء رضوا بان يكونوا مع الخوالف وطبع الله على قلوبهم فهم لا يعلمون
Arapça (Harekeli)
إِنَّمَا السَّبِيلُ عَلَى الَّذِينَ يَسْتَأْذِنُونَكَ وَهُمْ أَغْنِيَاءُ رَضُوا بِأَن يَكُونُوا مَعَ الْخَوَالِفِ وَطَبَعَ اللَّهُ عَلَى قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
Transliterasyon
İnnemes sebîlu alellezîne yeste´zinûneke ve hum agniyâ’(agniyâu), radû bi en yekûnû meal havalifi ve tabeallâhu alâ kulûbihim fe hum lâ ya´lemûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Innam<span class="u">a</span> a<span class="b">l</span>ssabeelu AAal<span class="u">a</span>alla<span class="u">th</span>eena yasta/<span class="u">th</span>inoonaka wahum aghniy<span class="u">a</span>ora<span class="u">d</span>oo bi-an yakoonoo maAAa alkhaw<span class="u">a</span>lifi wa<span class="u">t</span>abaAAaAll<span class="u">a</span>hu AAal<span class="u">a</span> quloobihim fahum l<span class="u">a</span> yaAAlamoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Suçlu sayılanlar, ancak zengin oldukları halde gelip senden izin isteyenlerdir. Onlar, geri kalanlarla kalmaya râzı olmuşlardır ve Allah, kalplerini mühürlemiştir, fakat anlamaz onlar.
Ali Bulaç
Yol, ancak o kimseler aleyhinedir ki, zengin oldukları halde (savaşa çıkmamak için) senden izin isterler ve bunlar geride kalanlarla birlikte olmayı seçerler. Allah, onların kalplerini mühürlemiştir. Bundan dolayı onlar, bilmezler.
Bayraktar Bayraklı
Sorumluluk sadece, zengin oldukları halde senden izin isteyenleredir. Çünkü onlar geri kalan kadınlarla beraber olmaya razı oldular. Allah da onların kalplerini mühürledi; artık onlar neyin doğru olduğunu bilemezler.
Diyanet İşleri
Sorumluluk ancak, zengin oldukları halde senden izin isteyenleredir. Çünkü onlar geri kalan kadınlarla beraber olmaya razı oldular. Allah da onların kalplerini mühürledi, artık onlar (neyin doğru olduğunu) bilmezler.
Edip Yüksel
Yalnız, zengin oldukları halde senden izin isteyenler kınanabilir. Geride kalanlarla birlikte olmayı istediler, ALLAH da kalplerini damgaladı. Bunun için bilmezler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kınamaya yol, ancak zengin oldukları halde geri kalmak için senden izin isteyenleredir. Bunlar geri kalanlarla beraber olmayı tercih ettiler. Allah da kalblerini mühürledi. Onlar, artık başlarına geleceği bilmezler.
Erhan Aktaş
Ancak imkânları olduğu halde senden izin isteyenler kınanmalıdır. Onlar, geride kalanlarla beraber olmayı istediler. Allah da onların kalplerini mühürledi. Bu yüzden artık onlar yaptıkları yanlışı idrak etmezler.
Hakkı Yılmaz
Yol, ancak zengin oldukları hâlde senden izin isteyen o kimselerin aleyhinedir. Bunlar, geride kalanlarla birlikte olmaya razı oldular. Allah da onların kalpleri üzerine damga/mühür bastı. Bundan dolayı onlar bilmezler.
Muhammed Esed
Yalnızca, (savaşa katılmak için) her bakımdan müsait ve varlıklı oldukları halde senden (katılmamak yönünde) izin isteyenler haklı olarak kınanıp sorumlu tutulabilir. Böyleleri evde kalanlarla birlikte oturmayı yeğlediler; Allah da bu yüzden onların kalplerini mühürledi; öyle ki, artık (ne yaptıklarını) bilmiyorlar.
Mustafa İslamoğlu
Sorumluluk ancak, yeterli varlık sahibi olduğu halde senden izin isteyen kimseler için geçerlidir. Onlar geri kalanlarla birlikte bulunmayı içlerine sindirdiler, Allah da onların yüreklerini mühürledi: öyle ki, artık onlar yaptıklarının farkına dahi varmıyorlar.
Suat Yıldırım
Ayıplamak gerekirse, zengin ve imkânlı olmalarına rağmen savaşa katılmamak için bahaneler ileri sürenler ayıplanmalıdır. İşte onlar geride kalan güçsüz kadınlarla beraber kalmaya razı oldular. Allah da onların kalblerini mühürledi. Artık onlar işlerin gerçek mahiyetini bilemezler.
Süleyman Ateş
Ancak şu kimselerin kınanmasına yol vardır ki, zengin oldukları halde (geri kalmak için) senden izin isterler. Geri kalan kadınlarla beraber olmağa razı oldular. Allah da onların kalblerini mühürledi; artık onlar bilmezler.
Şaban Piriş
Sorumluluk ancak, zengin oldukları halde senden izin isteyen, geride kalanlarla beraber bulunmaya razı olanlara ve Allah, kalplerini mühürlemiş olduğu için anlamayanlaradır.
Yaşar Nuri Öztürk
Ancak şu kimseler aleyhine yol vardır: Zengin oldukları halde senden izin isterler. Arkada kalan kadınlarla beraber oturmaya razı olmuştur bunlar. Ve Allah kalplerine mühür basmıştır, artık bilemezler.
Edip-Layth-Martha
Indeed, the argument is against those who sought your permission to stay while they had the means. They accepted to be with those who remained behind; God stamped their hearts, for they do not know.
Muhammad Asad
Only they may rightly be reproached who asked thee for exemption even though they were fully able [to go to war].* They were well-pleased to remain with those who were left behind -wherefore God has sealed their hearts, so that they do not know [what they are doing].
Rashad Khalifa
The blame is on those who ask your permission to stay behind, even though they have no excuse. They have chosen to be with the sedentary. Consequently, GOD has sealed their hearts, and thus, they do not attain any knowledge.,
The Monotheist Group
Indeed, the argument is against those who sought your leave while they were rich. They accepted to be with those who remained behind, and God stamps their hearts, for they do not know.