Beled Sûresi14. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (6 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | أو | — | ev | yahut | Or |
| 2 | إطعام | ط ع مŦAM | iT'ǎāmun | doyurmaktır | feeding |
| 3 | في | — | fī | in | |
| 4 | يوم | ي و مYVM | yevmin | -gününde | a day |
| 5 | ذي | — | ƶī | of | |
| 6 | مسغبة | س غ بSĞB | mesğabetin | musibet/kıtlık- | severe hunger. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
او اطعم فى يوم ذى مسغبة
Arapça (Harekeli)
أَوْ إِطْعَامٌ فِي يَوْمٍ ذِي مَسْغَبَةٍ
Transliterasyon
Ev ıt’âmun fî yevmin zî mesgabeh(mesgabetin).
Transliteration (Eng.)
Aw i<span class="u">t</span>AA<span class="u">a</span>mun fee yawmin <span class="u">th</span>eemasghaba<span class="b">tin</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Yahut açlık, kıtlık gününde doyurmak.
Ali Bulaç
Ya da açlık gününde doyurmaktır,
Bayraktar Bayraklı
(11-16) Fakat insan, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin? Köle âzat etmektir veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut toprakta sürünen bir yoksulu doyurmaktır.
Diyanet İşleri
Veya açlık gününde yemek yedirmektir,
Edip Yüksel
Kıtlık anında doyurmaktır:
Elmalılı Hamdi Yazır
Veya salgın bir kıtlık gününde yemek yedirmektir,
Erhan Aktaş
Veya darlık ve yoklukta doyurmaktır;
Hakkı Yılmaz
(14,15)veya salgın bir kıtlık gününde yakında bulunan bir yetime
Muhammed Esed
yahut (kendi) aç iken (başkasını) doyurmaktır,
Mustafa İslamoğlu
veya açlık gününde (muhtaçları) doyurmaktır;
Suat Yıldırım
Kıtlık zamanında yemek yedirmektir.
Süleyman Ateş
Yahut açlık gününde doyurmaktır:
Şaban Piriş
Veya açlık gününde doyurmaktır.
Yaşar Nuri Öztürk
Yahut da açlık ve perişanlık gününde doyurmaktır o,
Edip-Layth-Martha
Or the feeding on a day of great hardship.
Muhammad Asad
or the feeding, upon a day of [one's own] hunger,
Rashad Khalifa
Feeding, during the time of hardship.,
The Monotheist Group
Or the feeding on a day of great hardship.